Sayfalar

22 Ekim 2021 Cuma

Mutsuz Dünya Türküsü I

İşte öldü, oldu olan 
Çıldırdı cesetleri mahmuzlayan 
Aç ırmaklar çatırdayan 
İskeletler ağızları güneşli.

Bin pencere gözlerindi 
Sıcak kalçalar yangın yeri zifiri, 
Yüzükoyun abanmış toprağa biri 
Dünya otelinde bir adam 
Ağlardı sabah akşam 
Ve Ermeni, ve Yahudi, ve Müslüman 
Karıncalar meydanlara üşüştü 
Atlar ürktü karıncadan.

Ağız kuru buruş buruş kefeni 
Ne çağıranı ne türkü söyleyeni 
Üstünde çimenlerin en serini 
Yoğunlaşan iç karartan.

Sürüngenler iç kemiren 
Zamanı büyülemiş gezegen 
Son nefesi, çıldırdı tren 
Akşam paramparça kara cam 
İnsandan insana bulaşmış cüzzam.

Gecenin bıçakları ters bilenmiş 
Anahtarlar kilitlerde pas tutmuş 
Osmanlıdan bu yana titreyen erkek eli 
Bundan böylesine açar çiçeği 
Ve gencecikler vurulmuş.

İki kere iki dörtler yıkılan 
Naklimekân edilen kadın pazarı 
Ve Ermeni, ve Yahudi, ve Müslüman 
Çarpışmalar diyalektik 
Ve düşmüşlük, kurtulmuşluk, iyilik 
Kan kardeşlik susmuşluğu 
Kara uyku.

Köpüklü at denizi nallarını unutmuş 
Kıyılar ak gergedan şapka dolu 
Mavi insan kılığı caddeleri akşamın 
Ak gergedan sırtında gördüğüm kadın 
Sütünü veren söğüt dün öldü 
Güneşe ver gözlerini bulurum seni.

İbrişim beyazlığı kızlığın 
Bekâretin son perdesi 
Rezaletler üstünde kırmızılığın 
Bir ekmek parasına, 
Akşam olmuş, olmuş olmasına 
İçimizde bir şeyler bıngıldayan solucan 
Var bir dünya bir gereken özlenen 
Var söz eden kandırmaca seslenen 
Vermece yok almacadır beklenen

Mutluluklar erdemler olmamışları 
Uysallığı getiren kurnaz parmak uçları 
Nice soylar toprak olmuş sürüngen 
Hastalıklar ve bitler doymamışları 
Baş eğdirme çabaları, ustabaşları 
Topraktan gelinmiş, toprağa dönüş 
Olmuş düşmüş bir yemiş 
Sen okyanus ben gemi 
Bir deha gökçekimi, bir bela yerçekimi 
Adı kötü niceleri 
Kefenlerin dikilmemiş cepleri 
Torunlarınız öldürdüğünüz 
Mezarlarınız gömdüğünüz.

Kimi binek, kimi yük, kimi aygır 
İşi bitmiş atları kovmuşlar köy dışına 
Ölüm bekleniyor mağrur 
Bir düşünce salt, ne şikâyet, ne kişneme.

Son kişneme yalvarıştır allaha 
İnsanı şiir eden şiir yazıda 
Dirilir yeniden şiirde hasta 
Tarçın zencefil çay kokusu kahvede 
Yaşanan sakat felçli düşünce 
Bodur yolculuklar arpa boyu karınca 
Sevinçler durgun suda masaldır 
Kuru konca sarı bahçe 
Çekişen canda umut insandır 
Işığa varacaktır ağır.

Öten kuştur açan daldır 
Deliye döndü fışkırdı süt 
Çekişen canda umut 
İnsandır.

İnsan külçe yamalı bohça 
Kara elde kara akça 
Paslı nallara takılmış gece 
Kara yılan sabahlara tırmanan.

Beni insan bilsin insan 
Ne tutsağım ne hürüm 
Ne selamın ersin bana 
Ne selamım varsın sana 
Çiçekle de taşlama 
İncinirim ölürüm.

Uyuz Kuduz 
Salyalı ağız 
Yıldız sessiz 
Kimsesiz 
Çiçekle de taşlama 
İncinirim ölürüm.

Yağmur yağıyor eğri 
Irgatlar yönetiyor vinçleri 
O rıhtımda bu meydanda 
Katı ve sert bir anı akan sıcacık kanda 
Sarmaş dolaş kilitli 
Göz çapaklı urba bitli

Karanlıkta akşamüstü 
Karanlıkta akşamüstü 
Gelir kapımı çalar 
Gelir kapımı çalar 
Elinde bir kova su 
Elinde bir kova su 
Bir elinde testeresi 
Bir elinde testeresi 
Ölüm kokar derisi 
Ölüm kokar derisi 
Gökte güvercin sürüsü 
Gökte güvercin sürüsü 
Zeytin dalı gagası 
Zeytin dalı gagası 
Dörtnala parlar atlar 
Dörtnala parlar atlar 
Yangın yeri bulutlar 
Yangın yeri bulutlar 
Gecede baş ağrısı 
Gecede baş ağrısı 
Bir elinde kovası 
Bir elinde testeresi 
Suya düşer gölgesi 
Suya düşer gölgesi 
Dirisi değil ölüsü 
Dirisi değil ölüsü 
Dilde ölüm türküsü 
Dilde ölüm türküsü 
Gecede ölüm korkusu 
Gecede ölüm korkusu

Ağaçlarda küme küme susmuşluk 
Ağaçlarda küme küme susmuşluk 
Omuzlarda yorgan döşek yolculuk 
Omuzlarda yorgan döşek yolculuk 
Kan batağı terden kandan 
Kan batağı terden kandan 
Saç dipleri yılan çıyan 
Saç dipleri yılan çıyan 
Alacakaranlıkta ezan 
Alacakaranlıkta ezan 
İşte öldü, oldu olan 
Alacakaranlıkta çan 
Alacakaranlıkta çan 
Gelir kapımı çalar 
Gelir kapımı çalar 
Dövünen dönen insan 
Dövünen dönen insan 
Bir elinde kovası 
Bir elinde testeresi 
Ölüm kokar derisi 
Dörtnala parlar atlar 
Küsmüş ağlıyor halklar 
Dilde ölüm türküsü 
Gecede ölüm korkusu 
Alacakaranlık sokaklar 
Sokaklar dolusu insan ölüsü 
Susmuş halklar, küsmüş halklar 
Gecede kan kokusu 
Gecede kan kokusu, 
Bir dünya türküsü 
Bir dünya türküsü.


Cahit Irgat
Yaşadım

20 Ekim 2021 Çarşamba

Sesten Öfkeden Öte

En güzelinden öte en güzeli kadının 
Sesten öfkeden öte 
İç içe uçurumu doğunun ve batının 
En güzel dil güzel anlam kadehte. 

Baş döndüren en çirkin doğruda biteviye 
En yanlışı en doğruyu bilen kim 
Ucuz kadehlerde kırıldı sevgim 
Buyurun en karamsar dökülün meyhaneye. 

İster sabah olsun akşam ha öğle 
Seslerden öfkelerden öte 
Işık ve aşk dost kadının eline 
Kollarımız sarmaş dolaş kelepçe. 

Kana konan kuşlar değil bayındır insan 
Sağır eden kör eden 
Yaralayan öldüren 
Yüreğime zift döken. 

Ve alkol tarihsel tad, sevda rengi bir alkol 
İnsanda başlayan insanda biten 
Çölü boğan yeşille elimde en küçük göl 
Sesten öfkeden beri tükendi güzel insan. 

Işık ve aşk dost bahçe 
Ellerimiz sarmaş dolaş kelepçe.


Cahit Irgat
Yaşadım

18 Ekim 2021 Pazartesi

Figüran

Geceye gömülmüş bir gemi gibi 
Donmuş soğuklarda iliği 
Bedende ne setresi ne yeleği 
Tek umudu tiyatrodan. 

Gelsin piyaz, yüz sapsarı 
Bir lokmadır çıkan 
Bir düş Eski Roma, Eski Yunan 
Çıktı tiyatrodan figüran. 

İlk sevgi merhamette dönenen 
Sevgiler çerden çöpten 
Kaçılmaz saplanılmış bir kez 
Müttehidülmerkez.


Cahit Irgat
Yaşadım