Şiir, Sadece

4 Kasım 2011 Cuma

Dörtlükler IV

Dün geldi: Nedir aradığın? dedi bana: 
Bensem, ne bakarsın o yana bu yana? 
Kendine gel de düşün, içine iyi bak: 
Ben senim, sen ben; aranıp durma boşuna! 


Sabah doldu göklere mavi mavi; 
Doldur, ışık döker gibi, kaseyi! 
Acı olmasına acıdır şarap: 
Ama gerçek acıdır demezler mi? 


Adam olduysan hesap ver kendine: 
Getirdiğin ne? Götüreceğin ne? 
Şarap içersem ölürüm diyorsun: 
İçsen de öleceksin, içmesen de! 


Camiye gittim, ama Allah bilir niye: 
Ne namaz kılmaya, ne dua etmeye. 
Eskiden bir kilim aşırmıştım camiden: 
O eskidi gittim yenisini yürütmeye. 


Kimi dinde imanda buldu yolu 
Kimi akıl, bilim yolunu tuttu. 
Derken ses geldi karanlıklardan: 
Gafiller! Doğru yol ne odur, ne bu! 


Her gece aklım dalar gider engine. 
Ağlarım, inciler  dolar eteğime. 
Sevdalıyım, şarap dayanmıyor bana: 
Kafam baş aşağı çevrik bir tas mı ne! 


Dünya ne verdi sana? Hep dert, hep dert! 
Güzel canın da bir gün elbet. 
Toprağında yeşillikler bitmeden 
Uzan yeşilliğe, gününü gün et. 


Şarap sen benim günüm güneşimsin! 
Öyle bir dolsun ki seninle içim. 
Bir bildik görünce beni sokakta: 
Ne o şarap nereye böyle? desin. 


Ben ne camiye yararım, ne hayvana! 
Bir başka hamur benimki, başka maya. 
Yoksul gavur, çirkin orospu gibiyim: 
Ne din umrumda, ne cennet, ne dünya! 


Bir kuş gördüm yüce Tus kalesinde, 
Keykavus'un kafa tası pençesinde. 
Sorup duruyor kafaya: Hani? Nerde? 


Ömer HAYYAM