Şiir, Sadece: Belki Yine Gelirim
Belki Yine Gelirim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Belki Yine Gelirim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ocak 2022 Cumartesi

Mapusane Günlüğü'nden

“Buraya da hoş gelinir miymiş deme, geldin işte
Hepimiz için son olsun ve merhaba diyoruz sana
Bu yazdıkların bir karşılık olsun isterim size
Ve selam olsun “hepimiz”e feride şaziye fatma


1.

Onuncu gününü de tamamladı tecritteki
Hep aynı türküyü söylüyormuş akşama doğru
Şimdi bir gül göndersek çayla birlikte
Ve bir paket sigara, üstüne “merhaba” yazsak


2.

Güdüllü ali koğuşumuzun tarihini anlatıyor bana
Gülek şurda yatmış fi tarihinde, bölükbaşı da şurda
Şu ranza toker’in, onu burda ziyaret etmiş inönü
Ve hepsi, bizi yatırmanın kursunu görmüşler burda abi

…………


12.

“Müşahede” bitti mi, derin miymiş yarası
Olur olmaz şeyler mi sayıklıyormuş hep
Bir kitap göndersek yarın okuyabilse
Darağacından notlar’ımı julius fuçik’in


13.

Şiir yazıyor canı sıkıldıkça ve okuyor bize
Pranga parmaklık zincir kelepçe şakırtıları
Sürüp giderken dizelerde, araya giriyor ali
-Hey şiirci, mapusanede miyiz hırdavatçıda mı

…………


18.

Üç fare birden ısırmış şah’ın eski polisini
(Esrardan yatıyor, daha yatacak ömrü yeterse)
On iki santimlik iğneyi yerken münasip yerine
Allahvekil, diyorki humeyni gönderdi bu fareleri


19.

Bir şiir yaz ozansan eğer diyor
Ekliyeyim mektubuma ağlasın anam
Diyorum ki mahpus arkadaşıma
Şiirimiz analar ağlamasın diyedir

…………



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim



Çektiğim cevr ü cefânın sebebinden sorma,
Deme kim: “Bâdıhavâ menkabe delâlı budur”
Habs ile, neyf ile, işkence ile ömrü geçer,
İşte Türkiyye’de şâir olanın hâli budur.


EŞREF
Deccâl, I. Kitap - 1904

Söylence

Söğütlerin hışırtısında bir su sesi
serin otlarda dingin kımıltılar
ve ay bulutun ince sularındayken
gizlice buluştular iki ince su gibi
Bir söylence dolaşır o geceden sonra
kurt kuş bilir bunu, dağ taş bilir
Bir dal bir ağaca bir ağaç bir ormana
fısıldar onu rüzgâr suya değende
Ve o gün bugün bir su devinir
ay buluta usulca girende



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

31 Aralık 2021 Cuma

Çingeneler

Gün biterken çingeneler
inecek ovaya çengilerle
Ateş yakılacak ve birer
yalım düşecek kızların yüzüne
Dinle ve sorular sor kendine
Doğayı, insan ve geceyi
neydi güzelleştiren böyle
Yolculukları güzelleştiren neydi
Tam atımına gelince vakit
istersen bir kolunu dağların omzuna at
Unutma geceyi bütün bir ömür
Buruşturulup atılıvermiş
uzak ve anısız bir bakış
uzak bir buluttur şimdi keder



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

Kurtlar

Bastıkça çatırdıyor otlar
sanki eylül yürümüş buraya
sinsi ve gözüpek canavar
Bir rüzgâr esse usulca
belki nefes alacak orman
doğrulup kalkacak ayağa
Ama dağ taş bir duman
örtüsü içinde kalmış şimdi
hiç ses gelmiyor uzaktan
Aç kurtlar basıyor ovayı



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

29 Aralık 2021 Çarşamba

Güz Esmerliği

Bu kıpırtısız ovada
kuşların kuşlar gibi
cansız düşüştükleri
günler geçiyor usulca
Geçip gidiyor yorgun
ve serseri ikindiler
Toprak ve su durgun
dağların yüzünde keder
Bir türlü silinmiyor
Gökyüzünde çığlıklar
ve bu güz esmerliği
Kuş tüyleri kaplıyor
ve kırılmış kanatlar
bütün bir ovayı şimdi



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

27 Aralık 2021 Pazartesi

Gizlenir mi?

Dönüp dolaşıp aynı şeyleri
konuşuyor gibiyiz bu akşam
ve yüreğimizdeki bir yalım
aralıksız büyütüyor kederi
Dalıp gidiyoruz durmadan
kolluyor gibiyiz birşeyleri
Yaşayıp sakladığımız neydi
neydi yalnızlığımızı çoğaltan
Her sigara ayrılıklar gibi
genzimizi yakıyor büsbütün
çekiyor anıların ağıyla bizi
Gizleyebiliyor muyuz dersin
sıkıntıları ve tedirginliği
bütün bir akşam kendimizden



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

24 Aralık 2021 Cuma

Kaos

Ay inceldi ve orman
bir tortu gibi çöktü dibe
Buğusu yoktu toprağın
büsbütün balçıktı yeryüzü
Irmaklar sağırdı ve dağlar
birer aptaldı o hantal gövdeleriyle
Gittikçe büyüyordu rüzgârın beynindeki ur
Öfkemizden şimşeği yarattık
İnsan yarattık
(hayır, balçıktan değil)
O gün bugün arayıp dururuz onu
hangi cehenneme gitti, bilmeyiz



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

22 Aralık 2021 Çarşamba

Sığınak

Sözün yine hep aşktan yanaysa
sevgilim sen sakla bir kaçağı
Belki yorgun ve yaralıdır hâlâ
ölüm basmıştır son sığınağı
Sus ve sadece dinle sessizliği
perdeleri çek ışıkları söndür
bir selam bir haber gönderir belki
sesleri hiç duyulmayan dostlar
Bir cigara sar bitlis tütününden
bir çay demle sonra, anısı kalsın
bekle başında onun sabahadek
Belki demin sana böyle sığınan
yapayalnız ve öylesine yorgun
kimliği duvarlarda kalan bir kaçak



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

20 Aralık 2021 Pazartesi

İsmail'in Kitabını Okurken

İsmail’in kitabını okuyorum üç gecedir
ateşler içindeki dünyada bir neferin
ölüme at koşturan rüzgârını duyuyorum
Managna yanıyor, her yanım ateşler içinde
yanıyor bir çocuk sevgiyle okşanmaktan
ve temkinli olmak yakışmazdı sana zaten augusto
ve sen ey idris
ismail’in ölümü küçümseyen dostu
“yediğin kurşundan
bir gümbürtü kaldı ki bana!..”
Roma’da navona alanında burakıp ismail’i
telzaatar’a dönüyorum gecikmiş bir martı gibi
Yurdum diyebileceğim
her yer kan-revan içinde, görüyorum
ve boğazlanmış bir ceylan gibi
serilivermiş denizler ortasına
Önce ismail orda, ne zaman gelmiştir
“gümbür gümbür ve sonuna kadar, taa-sonuna
sonuna kadar sevdaya, sonuna kadar kavgaya
çatlayacak kadar sabırsızlıkla…”
İsmail’in kitabını okuyorum üç gecedir
ve alnımı seher rüzgârına dayayıp
sesleniyorum
“- Ey usta
nerde benim payım içtiğin baldırandan!..”



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

17 Aralık 2021 Cuma

Savrulan Külleri Ömrümüzün

Bir kızın kocaman gözlerinde gördüm
bulutların dağlara sessizce çöküşünü
Çocuksu susuşları gördüm, kırılan sevinci
ve kalbimi puslu yamaçlardaki pusulara saldım
çobanlar çoktan inmişlerdi ovaya
bense yapayalnız bir ağaçtım doruklarda
Harelenen sularda bir yanık kokusu
ve uzun boyunlu bir kızın gülümseyişi
Işık zamana bağlı zamansa onun
kocaman gözleridir artık
Anladım tarih de yazılmaz
bir aşkın sayfalarına düşmüyorsa gün
Yalnızdım, yapraklarım dökülmüştü bir bir
deryalara savrulup çöllere düşmüştü
Bir duman tütüyor yine hangi kent yandı
hangi sokakta vuruldu sevgilim
Bir demet menekşe bir avuç toprak
burkulan bir yürek miyim hep
Sesimde bir yanma bir kekrelik
uzayıp giden bir çöl yalnızlığı
Gazeteleri okumuyorum başım dönüyor
sulanmamış çiçek gibi kuruyor her şey
her şey bir yolculuğun hüznünü taşıyor
gidip de gelmemek üzere bütün yüzler
Puslu yamaçlarda bir çakal gölgesi
bir dağ suskunluğu yürüyor kentlere
yenilen biz miyiz yoksa aşklar mı
bir kızın kocaman gözlerinde görüyorum
savrulan küllerini ömrümüzün
Bu kenti ayrılıklar yıkacak birgün biliyorum
Ölümden şikâyeti yok ölüp gidenlerin
ama bir kızın kocaman gözlerinde yangınlar çıkıyor
Acılar dehşetli kinlendiriyor beni
Kabarıp duruyor içimde, kararıp duran bir okyanus
yurdumu arıyorum batık bir tekne değilim
yurdumu arıyorum kızgın küller ortasında



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

15 Aralık 2021 Çarşamba

Gün Kararmasın Geldiğinde

Güz yakmadan gülün pembesini
avuçlarımda ol, sokul yanıma
gülüşünle ısınsın bedenim
ve dudaklarımda acılaşan ıslık
adımla çiçeklensin
Serçeler göçe dayanmaz bilirsin
ne özleyen bir bakış kalır
ne de sımsıcaklığın
sular donar yürek üşür
sende kalır seni yakan
Uçurumlar açılır yollarında
buharlaşır çiy damlaları
Terli bir kısrak gibi gel kapıma
savrulsun saçların
yastığım kekik koksun
Uzağı yakın et
pembeleşsin çarşafın
ölüm kapımın tokmağında
ayrılığı iyi bilirim
ferhat olmayayım dağlarda
Ey gülün pembesiyle
bir gülümseyişi paylaşan
kar yağıyor yatağıma
avuçlarım kutuplara döndü
gün kararmasın geldiğinde



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

13 Aralık 2021 Pazartesi

Özlemedim Seni

Hiç özlemedin seni
Özlemek dostluktandır
dostluğundan öte bulmalıyım seni
Sıcaklığını bulmalıyım
dokunuşları, kenetlenişi
Terimizle sulanmalı yeryüzü
güneş terimizde ışıldamalı sabah olunca
Apansız fırtınalar çıkmalı
sarsılmalıyım
Özlemek
yanında olmak isteğidir
gülüşünü görmek biraz da
Hiç özlemedim seni
Saçlarına gül takmam
bir ırmak gibi akıtırım ovaya
soluğunla yanar
dudaklarımın bozkırı
Akkor halindeki ufuk
bakır bir tel gibi eriyip gider
kraterler ortasında kalırım
Toprak yarılır birde
su kirlenir
Ürpertir bu coğrafya
bu serüven
ikimizi bir anda
yaşadığımı duyarım
Hiç özlemedim seni
Özlemek dostluktandır
dostluğundan öte bulmalıyım seni



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

10 Aralık 2021 Cuma

Eski Bir Hüzünle

Günlerdir eski bir hüzünle çıkıyorum voltaya
(kötüye işaret bu, üstelik yalnızlığa sığınıyorum)
Unutup gitmişim ezberimdeki bütün şiirleri
bulutlara bakıyorum uzun uzun, yalnız bulutlara
O uzak kasaba akşamları düşerken aklıma
tecrit’teki yine bir türkü tutturuyor
Ey kalbim sana denk düşüyor bütün acılar
acılar tek ve mutlak olan bir şeyi anlatıyor
Yağmur kuşları geçiyor avludan sürü sürü
dalların hışırtısını duyuyorum, üşüytüyor beni
Ötede, kentin üstünde bir şimşek çakıyor birden
suretin yansıyor göğe ve her yağmur damlasına
Uzak bir anı oluyor her şey, silikleşiyor
ve alnım ateşler içinde, bir tutabilsen
unutup gitmişim bütün türküleri artık
(kötüye işaret bu, üstelik yalnız sana sığınıyorum)
Kısa süren hastalıklar vardır ya, işte öyle
geçip gidiyor akşama doğru hüzün bulutu
resmini asıyorum ranzamın başucuna yine
ve bir türkü tutturuyorum günün son çayında
-Teslim olmayalım Halilim kurşun atalım!



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

8 Aralık 2021 Çarşamba

Akşamı Geciktirebilirsin Belki

Gün batarken sula fesleğenleri
balkonun kokusu sokağa taşsın
sokaklar kayıp çocuklar gibi
hırçındır, ürkek ve biraz şaşkın
Sular bulutlanır sen susarsın
ve kent çıngıraklı bir yılan kadar
zehirlidir artık sevgilin mahpustayken
üstelik kirli bir lekeye döner umutlar
Acılar katlanır mendil yerine
sarışınlaşırsın bu kaçıncı göz
ellerin üşür, çiy düşe çiçeklere
beklediğin mektuplar da gelmez
Bomboş sayfalara dönerken aklın
tecrit’teki kitabı fareler kemiriyor
ve düşlerin sonsuz bir boşluktayken
bir sigara yakıyorsun, tutuşuyor sular
Akşamı geciktirebilirsin belki
suladığın fesleğenlerle, kimbilir
ama vaktin ayırdındadır şimdi
kuşlar, çocuklar ve mahpuslar
Usulca inse de koldemirleri



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

6 Aralık 2021 Pazartesi

Kuş Ölümleri

Gittikçe yalnızlaşıyor bir sen varsın
karşılığı olmayan sorular düşüyor aklıma
ve kuşların intihar tasarısından söz ediliyor kentte
soğuyan ellerinde kalıyorum bir kırlangıç gibi
Ellerin bir mecnun yurdu, upuzun bir sessizlik
birlikte okuduğumuz kitaplar kadar sımsıcak
Biz bu kitapları ne zaman okuduk ve niçin
her satırını çizip notlar düştük kıyılarına
Dünya upuzun bir çöl sanki, bir buzul kütlesi
karşılık bulamıyorsun aklıma düşen sorulara
ve düşüşüp duruyor kırlangıçlar, üşüyorum
bir yolcu hüznüyle geçip gidiyor ömrümüz
Sesine bir esmerlik düşüyor parçalanıyor yüzün
kayıp gidiyor parmaklarımın arasından
bir aşkı anlatmak için seçtiğim sözcükler
Hep yanlış numaralar düşüyor telefonlara
kaçıyor korkulu bakışlarını eski tanıdıklar
Bir sen varsın kurtulursam bu aşkla kurtulurum
Gülüşü süt mavisi insanlar vardı / nerdeler şimdi
çoğunun adını unuttum çoğunun kimliğinde kazınmış adresler
Nevin canına kıydı geçen gün, şiir gibi bir kızdı bilirsin
Öner enfarktüs geçirmiş içerde, kesik kesik öksürürdü eskiden
Ayşe ise acemi bir sokak yosması artık
Üşüyorum, ama sen anılarla sarma beni ve anlat yalnızlığımızı
Bu kent kuşların intiharını umursamıyor artık
ve göğsüm buz kesmiş bu üşüten yalnızlıkta
Birlikte çay içtiğimiz sokaklarda yürüdüğümüz
o süt mavisi gülüşler güz solgunluğunda şimdi
unuttum çoğunun adını çoğu voltalarda yıllardır
nasıl da sessiz yaşanıyor gürültüler ortasında
Bir daha hiç öpüşmeyecek gülçin
o çok sevdiği porselen fincanla çay içmeyecek
uzatamayacak saçlarını, sevgilisinin istediği gibi
gittikçe yalnızlaşıyorum, üşüyorum, unuttum sanıyordum
yazılsa destan olacak bir aşkın serüveni
şiirimde bir dipnot olacak şimdilik



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

1 Aralık 2021 Çarşamba

Belki Yine Gelirim

Cemil Çakır hocaya


Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
her sözcük dilimin ucunda küfre dönüşüyor çünkü
Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse
ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de
yırtılan ve parçalanan bir şeyler olmalı mutlaka
hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler
Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent
ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü
Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki
onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan
kadınları güzelleştiren herhalde onlardı
“Tükürsem cinayet sayılıyor” diyordu birisi
tükürsek cinayet sayılıyor artık
ama nerde kaldılar, özledim gülüşlerini onların
Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara
tek yaprak bile kıpırdamıyor nedense
ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar
alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor
kanımın pıhtılarında güllerin serinliği
ve fakat bir cellat gibi yetişiyor pusudaki
Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük
Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum
okuduğum bütün kitaplar paramparça
çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri birbaşıma
bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent
bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum
sırnaşık aydınlar, arabesk hüzünler
bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma
Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor
ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere
kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak
Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık
biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri
ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu
ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük
İçimde zaptedilemez bir karma isteği
dizginlerini koparan bir at sanki bu
soluk soluğa kalıyorum her sonbahar
ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa
bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum
bütün gençliğim böylece geçip gitti işte
ama hâlâ bir şeyler var vazgeçemediğim
Hangi duvar yılıkmaz sorular doğruysa
birgün gelirsek hangi kent güzelleşmez
şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı
geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye
Devriyeler çıkar şimdi, bütün ışıklarını söndür
sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak
ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük
Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
oysa ne kadar sakin sokaklar, kent ve bütün yeryüzü
ipince bir su gibi sızıyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

29 Kasım 2021 Pazartesi

Kalbim Unut Bu Şiiri

Uğuldayan ve hep uğuldayan
bir orman kadar üşüyorum şimdi
yanlış rüzgârlar esiyor dallarımda
yanlış ve zehirli çiçekler açıyor
Kanımda kocaman gözleriyle çığlık
Su ve ses kadar beklediğim
ne kaldı geride, bilmiyorum
uzanıp uyumak istiyorum gölgene
ve sarınmak o kocaman gözlerin
uğuldayan rüzgârlarına
Bir acıyı yaşarım ve zehrinden
çiçekler üretirim kömür karası
uçurum kadar bir yalnızlık
yaratırım kendime, atlarım
Anısı yoktur küçük rüzgârların
Yapraklarım yok artık kuşlarım yok
büsbütün viran oldu dağlarım
ezberimdeki türküler de savrulup gitti
ömrümün karşılığı kalmadı sesimde
sesimde yalnız ormanların gümbürtüsü
Yanlış, daha baştan yanlış
bir şiirdi bu, biliyorum
ve belki ömrümüzün yakın geçmişi
bu kadar doğruydu ancak, kimbilir
Kalbim unut bu şiiri



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim