Şiir, Sadece

1 Nisan 2019 Pazartesi

Son Yazıları - Şimdi

I

Tarihin sonuna yaklaşıyoruz, ve tarihin sonu yaşamın sonunu işaret ediyor
şimdi...

Okunacak çok şey var belki ama yazılacak yeni bir şey yok, söylenecek yeni bir
şey. Okumalar, bilmeler de çok anlamlı değil, çünkü gidilecek bir rota yok, hatta
yürünecek bir yol. Çıkılacak bir yolculuk olmadığı için de ne bilgiye ne de
tecrübeye ihtiyacımız var artık.

Hızlılığımıza ise bitkinliğimiz sebep, ne garip(!)


II

Ebedi düşmanını yitirmiş bir savaşçının körelen kaslarını taşıyoruz şimdi…

Savaşılanı olmayan savaşlara soyunuyoruz.
Korkuyor, titriyoruz.
Kaslarımızı tekrar diriltecek,
kılıcımızı tekrar biletecek nedenler arıyoruz.
Her beyhude arayışın sonunda biraz daha anlamsızlaşıyor,
durduğumuz anda ise yaşamı kaldıramıyoruz.

Durup etrafa bakacak vaktimiz olduğunda gidiyoruz.
Hep o dönüşsüz gitmeleri düşlüyoruz...
Oysa kimimiz doktorlara,
kimimiz sokak satıcılarına…

Hiç birimizin ruh hali iyi sayılmaz, biliyoruz.
Koşan, susan, haykıran,
hiçbirimizin…


III

Sözünü tutmayan bir babanın gururlu evlatları gibiyiz şimdi…

Karnemizin iyiliğine karşılık bir bisiklet vaat etmiş,
ve almamış gibi.
Bisiklet alınmadığı için de çok önceleri bırakmışız çalışmayı,
yaşamayı(!)
Binlerce yıldır buradayız ve elimizde onca şey olmasına rağmen,
bütün bu olan biteni anlamlı kılacak o bisiklet yok.
Bunca hüznün, bunca kaybın ardından geriye kalanlar ise,
yalnızca şaşkınlık ve karmaşa…

“Bisiklette direten çocuk babasından dayak yer, ölse de kurtulsam dediği an da
babası oracıkta ölür. Mucize yalnızca budur. Tek gerçek ise, titreyişi son
bulmayan babasız bir çocuktur.”


IV

Titreyişimiz büyük ve dönüşsüz bir sessizlikle mi son bulacak şimdi?

Yaptıklarımız, belki de yapamadıklarımız böylesi bir sonun habercisi. Öyle ya,
yenisi olduğumuz hiçbir şey duygularda karşılık bulmuyor. Üretilen hiçbir şey
beraberinde mutluluk getirmediği gibi yaşamı da kolaylaştırmıyor. Hepsi ayrı
birer yük yaşamlarımızda; anlayamamanın, sahip olamamanın ve bunlardan
sebep, yaşamdan kopamamanın yükü(!) Yorgunluğumuza, umutsuzluğumuza ve
hızlılığımıza sebep işte bunlar. Yaptığımız şeylerden sonra nerede olduğumuzu
kestirememek, yorgun düşmek ve yapacak başka bir şey, sığınacak başka bir yer
bulamamak. Unutmak, unutulmak ve bir süreliğine de olsa var olmak arzusu
sadece…


Selçuk Gürkan