Şiir, Sadece: 2012-05-13

15 Mayıs 2012 Salı

Sabaha Kadar

Şu şairler sevgililerden beter;
Nedir bu adamlardan çektiğim?
Olur mu böyle, bütün bir geceyi
Bir mısraın mahremiyetinde geçirmek?

Dinle bakalım, işitebilir misin
Türküsünü damların, bacaların
Yahut da karıncaların buğday taşıdıklarını
Yuvalarına?

Beklemesem olmaz mı güneşin doğmasını
Kullanılmış kafiyeleri yollamak için,
Kapıma gelecek çöpçülerle,
Deniz kenarına?

Şeytan diyor ki: «Aç pencereyi;
Bağır, bağır, bağır; sabaha kadar.»


Orhan Veli
(Varlık 1939/Varlık, 15.3.1940)

Hay-Kay

Yosun kokusu

Ve bir tabak karides

Sandıkburnu'nda.








Şairin şiir el defterinde bu hay-kay'ın altında ve yine «hay-kay» başlığıyla şu şiiri bulunmaktadır:


Gemliğe doğru

Denizi göreceksin

Sakın şaşırma!


Orhan Veli

Fena Çocuk

Mektepten kaçıyorsun,

Kuş tutuyorsun.

Deniz kenarına gidip

Fena çocuklarla konuşuyorsun,

Duvarlara fena resimler yapıyorsun;

Bir şey değil,

Beni de baştan çıkaracaksın.

Sen de fena çocuksun!


Orhan Veli
(Nisan 194l/Vatan, 16.11.1952)

Çok Şükür

Bir insan daha var, çok şükür, evde;

Nefes var,

Ayak sesi var;

Çok şükür, çok şükür.


Orhan Veli
(Yeni Ufuklar. Mayıs 1958)

Beyaz Maşlahlı Hanım

Kalender'den sandala bindi

Beyaz maşlahlı hanım.

Birelinde şemsiye,

Bir eliyle açtı yelpazesini;

Cuma günü Göksu'ya gitti

Beyaz maşlahlı hanım...


Orhan Veli
(Eylül 1940/Vatan,. 16.11.1952)

Kuş Ve Bulut

Kuşçu amca!

Bizim kuşumuz da var,

Ağacımız da.

Sen bize bulut ver sade

Yüz paralık.


Orhan Veli
(Varlık, 15.3.1940)

Resimler

Hiçbiri ona ait değil,

Fakat ne hazin isimleri var

Şu resimlerin:

«Nisan sabahı»,

«Yağmurdan sonra»

Ve «Dansöz».

Baktıkça ağlamak geliyor içimden.


Orhan Veli
(Nisan 1940/Papirüs, 1.6.1967)

Manzara

Karşı evin arkasından ay doğdu.

Akşam serinliğiçıktı.

Tramvay sesleri geliyor,

Deniz kokusu geliyor uzaktan.

Manzaradan pek fazla mütehassisim.


Orhan Veli
(Nisan 1940/Papirüs. 1.6.1967)

Hardalname

Ne budala şeymişim meğer,
Senelerdenberi anlamamışım
Hardalın cemiyet hayatındaki mevkiini.
«Hardalsız yaşanmaz.»
Bunu Abidin de söylüyordu geçende.
Daha büyük hakikatlere
Ermiş olanlara.

Biliyorum, lâzım değil ama hardal
Allah kimseyi hardaldan etmesin.


Orhan Veli
(Mart 1940/Vatan. 16.11.1952)

Ben Orhan Veli

Ben Orhan Veli,
«Yazık oldu Süleyman Efendiye»
Mısra-ı meşhurunun mübdii..
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvelâ adamım, yani
Sirk hayvanı filân değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Bir evde otururum,
Bir işte çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kıralı kadar
Mütevazıyım,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim.
Puf böreğine hele
Biterim.
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Oktay Rıfat'la Melih Cevdet'tir
En yakın arkadaşlarım.
Bir de sevgilim vardır pek muteber;
İsmini söyleyemem,
Edebiyat tarihçisi bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Meşgul olmadığım ehemmiyetsiz
Sadece üdeba arasındadır.
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya?
Onlar da bunlara benzer.


Orhan Veli
(Nisan 1940/İnkılâpçı Gençlik, 15.8.1942)

Tenezzüh

Böyle gece yansından sonra,
Ne diye ışık yanar bu dağ evinde?
Ne yaparlar acaba içerdekiler?
Konuşurlar mı, tombala mı oynarlar?
Belki o, belki bu..
Konuşurlarsa ne konuşurlar?
Muharebeden mi, vergilerden mi?
Belki de hiçbir şey yapmazlar;
Çocuklar uyumuştur,
Efendi gazete okur;
İyâli dikiş dikmektedir.
Onu da yapmazlar belki de.
Kimbilir,
Belki de yazılmaz
Ne yaptıkları.


Orhan Veli
(Şubat 1940/Vatan. 16.11.1952)

Gangster

Hitler, kendini edebiyata verecek


Şiir yazdım bunca senedir,
Ne buldum?
Eşkıyalık edeceğim bundan sonra.

Haberi olsun yol kesenlerin:
İş yok artık kendilerine
Dağ başlarında.

Mademki ekmeklerini alıyorum
Ellerinden,
Buyursunlar onlar da benim yerime.
Münhal var edebiyat âleminde.


Orhan Veli
(Eylül 1939/Vatan. 10.11.1952)

Veda

Yolum asfalt,
Yolum toprak,
Yolum meydan,
Yolum gökyüzü
Ve ben neler düşünüyorum!..
Aşkı, yağmuru,
Tramvay sesini,
Otelciyi...
Ve bir mısra mırıldanıyorum
Sıcak bir yemek lezzetinde..

*

Postacı, jandarma ve işsiz
Hâlâ gidip geliyorlar.
Yalnız Niyazi oturuyor,
Rahmetli Süleyman Efendinin oğlu,
Kahvede.
Ajans dinliyor, düşünüyor.-
«Harp olur mu,
Kıtlık olur mu?» diye.
Yahut o da biliyor,
Yakında muharebeye gideceğini.


Orhan Veli
(Ekim 1939/Vatan, 16.11.1952)

Tereyağı

Hitler amca!

Bir-gün de bize buyur.

Kâkülünle bıyıklarını

Anneme göstereyim.

Karşılık olarak ben de sana

Mutfaktaki dolaptan aşırıp

Tereyağı veririm.

Askerlerine yedirirsin.


Orhan Veli
(Eylül 1939/Vatan, 16.11.1952)

Bizim Gibi

Arzulu mudur acaba
Bir tank, rüyasında?
Ve ne düşünür tayyare
Yalnız kaldığı zaman?

Hep bir ağızdan şarkı söylemesini,
Sevmez mi acaba gaz maskeleri,
Ay ışığında?
Ve tüfeklerin merhameti yok mudur
Biz insanlar kadar olsun?


Orhan Veli
(Eylül 1939/Varlık, 15.10.1039)

Lakırdılarım

1914'de doğdum
15'de konuştum
Hâlâ konuşuyorum.

Lakırdılarım ne oldu,
Gökyüzüne mi gitti?
Belki de hepsi geri gelecek
Tayyare biçimine girip
1939'da.

Allah varsa eğer
Başka bir şey istemem ondan.
Bununla beraber istemem
Ne Allahın olmasını,
Ne de işimin
Allaha kalmasını.


Orhan Veli
(Eylül 1939/Varlık. 15.10.1939)

Karanfil

Hakkınız var, güzel değildir ihtimal

Mübalâğa sanatı kadar

Varşova'da ölmesi on bin kişinin

Ve benzememesi

Bir motorlu kıtanın bir karanfile,

«Yârin dudağından getirilmiş».


Orhan Veli
(Eylül 1939/Varlık. 15.10.1939)

Rönesans

Yarın rıhtıma gitmeli,

Rönesans çıkacak vapurdan

Bakalım, nasıl şey Rönesans?

Kılığı, kıyafeti nasıl?

Şık mı, sünepe mi?

Siyasî mi, bastonu var mı elinde?

Yoksa kâküllü, bıyıklı;

Hokkabaza mı benziyor?

Ambardan mı çıkacak, kamaradan mı?

Yoksa ateşçi filân mı?

Çalışarak mı geliyor gemide?


Orhan Veli
(Temmuz 1939/Vatan. 16.11.1952)

14 Mayıs 2012 Pazartesi

Hayat Böyle Zaten

Bu evin bir köpeği vardı;

Kıvır kıvırdı, adı Çinçon'du, öldü.

Bir de kedisi vardı: Maviş,

Kayboldu.

Evin kızı gelin oldu,

Küçük Bey sınıfı geçti.

Daha böyle acı, tatlı

Neler oldu bir yıl içinde!

Oldu ya, olanların hepsi böyle...

Hayat böyle zaten!..


Orhan Veli
(Haziran 1939/Vatan. 16.11.1952)

Şehir Haricinde

Çatlamak üzre olan tomurcuklar

Güzel günler vadetmededir.

Ve bir kadın, şehir haricinde;

Otların üstünde,

Güneşin altında,

Yüzükoyun uzanmış;

Göğsünde ve karnında

Baharı hissetmededir.


Orhan Veli
(Mayıs 1939/Vatan, 16.11.1052)

Üstüne

Kuşlar geçer bulutun üstünden,
Yağmur yağar bulutun üstüne.

Kuşlar geçer trenin üstünden,
Yağmur yağar trenin üstüne.

Kuşlar geçer gecenin üstünden,
Yağmur yağar gecenin üstüne.

Ve ay gelir, kuşlar nereye giderse..
Güneş doğar yağmurun üstüne.


Orhan Veli
(Mart 1939/Vatan, 16.11.1952)

Mangal

Akşam karanlığında bir şey görünmezmiş

Ateşten ve dumandan başka.

Kıtlık senelerinde kömürün bolluğu

Huzur ve saadet verirmiş çocuk ruhuna

Şair arkadaşım Oktay Rifat'ın...

Ve Münevver Hanım, validesi,

Balık pişirirmiş mangalda ve dumanını

Mukavvadan yelpazesiyle

Genzine doldururmuş arkadaşım.


Orhan Veli
(1938/İnsan, 1.10.1938)

Küçük Bir Kalp

Jules Supervielle'den mülhem


Asfaltın üzerinden
Bisikletle geçen kızın
Bacaklarının arasında
Bir güvercin çırpınmada
Ve küçük bir kalp,
Küçük bir kalp çarpmadadır.


Orhan Veli
(1938/Papirüs, 1.6.1967)

İçkiye Benzer Bir Şey

İçkiye benzer bir şey var bu havalarda
Kötü ediyor insanı, kötü...
Hele bir de hasretlik oldu mu serde;
Sevdiğin başka yerde,
Sen başka yerde;
Dertli ediyor insanı, dertli.

İçkiye benzer bir şey var bu havalarda,
Sarhoş ediyor insanı, sarhoş.


Orhan Veli
(Varlık, 1.9.1951)

Ali Rıza İle Ahmed'in Hikayesi

Ne tuhaftır Ali Rıza ile
Ahmedin hikâyesi!..
Birisi köyde oturur,
Birisi şehirde
Ve her sabah
Şehirdeki köye gider,
Köydeki şehire.


Orhan Veli
(1938/ İnsan. 1.10.1938)

Quantitatif

Güzel kadınları severim,
İşçi kadınları da severim,
Güzel işçi kadınları
Daha çok severim.


Orhan Veli
(Ocak 1938/Varlık, 15.3.1940)

Yatağım

Ben ki her akşam, yatağımda
Onu düşünüyorum,
Onu sevdiğim müddetçe
Yatağımı da seveceğim.


Orhan Veli
(Ocak 1938/İnsan, 1.10.1938)

Sokaktan Giderken

Sokakta giderken, kendi kendime
Gülümsediğimin farkına vardığım zaman
Beni deli zannedeceklerini düşünüp
Gülümsüyorum.


Orhan Veli
(1937/Varlık. 15.3.1940)

İntihar

Kimse duymadan ölmeliyim
Ağzımın kenannda bir parça kan bulunmalı.
Beni tanımayanlar
«Mutlak birini seviyordu» demeliler.
Tanıyanlarsa, «Zavallı, demeli,
Çok sefalet çekti...»
Fakat hakiki sebep bunlardan hiçbirisi olmamalı.


Orhan Veli
(Aralık 1937/Varlık, 15.12.1937)

Oktay'a Mektuplar

I

Ankara, 8. 12. 37 Saat 21

Kış, kıyamet
Macar Lokantası'nda yazıyorum
İlk mektubumu.Oktay'cığım
Bu gece sana bütün sarhoşlarınSelâmı var

II

Ankara. 10. 12. 37 Saat 14.30

Şu anda dışarda yağmur yağıyor
Ve bulutlar geçiyor aynadan
Ve bugünlerde Melih'le ben
Aynı kızı seviyoruz.

III

Ankara. 1.1.38 Saat 10

Bir aydanberi iş arıyorum, meteliksiz.
Ne üstte var ne başta.
Onu sevmeseydim
Belki de beklemezdim
İnsanlar için öleceğim günü.


Orhan Veli
(Varlık, 15.1,1938)

Bir Şehri Bırakmak

Bu şehirde yağmur altında dolaşılır
Limandaki mavnalara bakıp
Şarkılar mırıldanılır geceleri.
Bu şehrin sokakları çoktur,
Binlerce insan gelir gider sokaklarında...

Her akşam çayımı getiren
Ve bir beyaz Rus olmasına rağmen
Hoşuma giden garson kadın bu şehirdedir.

Bu şehirdedir
Valsler, fokstrotlar arasında
Şuman'dan, Brams'dan
Parçalar çaldığı zaman dönüp
Bana bakan ihtiyar piyanist.

Doğduğum köye müşteri taşıyan
Şirket vapurları bu şehirdedir.
Hâtıralarım bu şehirdedir.
Sevdiklerim,
Ölmüşlerimin mezarları.

Bu şehirdedir işim, gücüm,
Ekmek param...

Fakat bütün bunlara mukabil
Yine budur başka bir şehirdeki
Bir kadın yüzünden
Bıraktığım şehir.


Orhan Veli
(18 Kasım 1937/Papirüs, 1.6.1967)

İş Olsun Diye

Bütün güzel kadınlar zannettiler ki
Aşk üstüne yazdığım her şiir
Kendileri için yazılmıştır.
Bense daima üzüntüsünü çektim
Onları iş olsun diye yazdığımı
Bilmenin.


Orhan Veli
(Kasım 1937/İnsan, Ekim 1938)

Montör Sabri

Montör Sabri ile
Daima geceleyin
Ve daima sokakta
Ve daima sarhoş konuşuyoruz.
O her seferinde,
«Eve geç kaldım» diyor.
Ve her seferinde
Kolunda iki okka ekmek.


Orhan Veli
(Kasım 1937/Varlık, 1.1.1938)

Bebek Suite'i

Sekiz parçadan müteşekkildir.


Yol
Düzdür.
Üzerinden tramvay geçer.
Adamlar geçer
Kadınlar geçer.
Kadınlar
Kadınlar...
Akşam, sabah
Tramvayı beklerler
Rejinin önünde...
Yeşil
Sevdikleri renk
Yeşildir.
Ellerinde
Yemek çıkınları.
Vatman
Hep karşıya bakar,
Cıgara içmez
Vatman
Ömür adamdır.

Peyzaj
Evler, dükkânlar, duvarlar,
Kömür depoları,
Deniz,
Çatanalar, mavnalar, kayıklar.
Deniz
Denizi kim sevmez
Üstünde ve kenarlarında
Balık
Tutulduktan sonra.
Balıkçılar
Bizim balıkçılar
Kitaplardaki balıkçılar gibi
Şarkıyı
Bir ağızdan söylemezler.
Senin Evin
Bütün bu yollardan
Tramvayla geçilir.
Halbuki senin evin
Daha ötededir.


Orhan Veli
(Ekim 1937/Papirüs, Haziran 1967)

Sabah

Elimi çok dallı bir ağaç gibi
Tutarım gölün yüzüne
Ve seyrederim bulutları
Bir deve gürültüler içinde koşar, koşar, koşarken
Güneş doğmadan evvel varmak için
Ufka...


Orhan Veli
(Ekim 1937/Varhk, 15.12.1937)

Seyahat Üstüne Şiirler

I

Seyahat edildiği zamanlarda
Yıldızlar konuşur
Söyledikleri şeyler
Ekseriya hüzünlüdür.

II

Sarhoş olunduğu akşamlar
Islıkla çalınan şarkı
Neşelidir.
Halbuki aynı şarkı
Bir trenin penceresinde
Neşeli değil.


Orhan Veli
(Ekim 1937/Varlık, 15.12.1937)

Seyahat

Söğüt ağacı güzeldir.
Fakat trenimiz
Son istasyona vardığı zaman
Ben dere olmayı
Söğüt olmaya
Tercih, ederim.


Orhan Veli
(Ekim 1937/Varlık, 1. 11 1937)

Şaheserim

Aşık olduğum zamanlarda
Şiir yazmak âdetim değildir
Halbuki asıl şaheserimi
Onu en çok sevdiğimi
Anladığım zaman yazdım.
Onun için bu şiiri
İlk önce ona okuyacağım.


Orhan Veli
(Eylül 1937/Papirüs, 1.6.1937)

İnsanlar

II

Her zaman, fakat, bilhassa
Beni sevmediğini
Anladığım zamanlarda
Görmek isterim seni de
Annemin kucağından
Seyrettiğim insanlar gibi,
Küçüklüğümde...


Orhan Veli
(Eylül 1937/Varlık, 1.11.1937)

Meyhane

Madem ki sevmiyorum artık,
O halde, her akşam
Onu düşünerek içtiğim
Meyhanenin önünden
Ne diye geçeyim?..


Orhan Veli
(Eylül 1937/Varlık, 1.11.1937)

Mahzun Durmak

Sevdiğim İnsanlara,
Kızabilirdim,
Eğer sevmek bana
Mahzun durmayı
Öğretmeseydi.


Orhan Veli
(Eylül 1937/Varlık, 1.11.1937)

Edith Almera

İhtimal ki şu anda o,
Brüksel'e yakın
Bir gölün kenarında
Edith Almera'yı düşünmektedir.

Edith Almera
Kafeşantanlarda muhabbet toplayan
Bir Çigan orkestrasının
Birinci kemancısıdır.

O,
Kendisini alkışlayanlara
Selâm verirken
Gülümser.

Kafeşantanlar güzeldir;
İnsan,
Orada çalışan kemancı kızlara
Âşık olabilir.


Orhan Veli
(Eylül 1937/Varlık. 15.10.1937)

Asfalt Üzerine Şiirler

I

Ne kadar güzel şey:
Yolun üstündeki bina
Yıkıldığı zaman
Bilinmeyen bir ufuk görmek.

II

Kaldırımın kenarına dizilip
Bacası olan silindirin
Yürüyüşünü seyreden
Çocuklara imreniyorum.

III

Onun sesi
Bir arkadaşıma
Denizden geçen
Motorları hatırlatıyor.

IV

Kırık taşlara bakıp
Işıklı bir asfalt düşünmek
Acaba yalnız
Şairlere mi mahsus?


Orhan Veli
(Eylül 1937/Varlık. 15.10.1037)

Saka Kuşu

Güzel kız sen, küçüklüğümde,
Bahçemizdeki erik ağacının
En yüksek dalına kurduğum
Öksenin üstünde dolaşan
Saka kuşu kadar Sevimli değilsin.


Orhan Veli
(Eylül 1937/Varlık, 15.12.1937)









Irmak Kenarında Esvap Yuyanlar

Irmak kenarında esvap yuyanlar
Yuyup yuyup gül dalına serenler
Ceylan gibi tatlı cana kıyanlar
Allı gelin Han Aslı'ma benzersin

Yiğit senin sözün canıma okur
Arasam cihanda menendin yoktur
Gelin kız bir değil gayetlen çoktur
Var git oğlan aradığın değilem

Aramızda dalga vardır dal vardır
Başımızda türlü türlü hal vardır
Aslı'm gibi yanağında gül vardır
Allı gelin Han Aslı'ma benzersin

Yiğit sana bu söz namustur ardır
Halk içinde cihan başıma dardır
Ben hali değilem sahibim vardır
Var git oğlan aradığın değilem

Dua edin Kerem muradın alsın
Beni yardan ayıran tutuşsun yansın
Kimin yari isen mübarek olsun
Allı gelin Han Aslı'ma benzersin

Kaldır yiğit başın bakam yüzüne
Kurban olam ayağının tozuna
Sen kulak ver Urkiye'nin sözüne
Gel git oğlan ben Aslı Han değilem


Aşık Kerem

Bir Han Köşesinde Kalmışım Hasta

Bir han köşesinde kalmışım hasta
Gözlerim kapalı kulağım seste
Kendim gurbet ilde gönlüm heveste

Gelme ecel gelme üç gün ara ver
Al benim sevdamı götür yare ver

Erzurum dağları duman dildedir
Başım yastıktadır gözüm yoldadır
Aslı hayın yardır adam daldadır

Gelme ecel gelme üç gün ara ver
Al benim sevdamı götür yare ver

Erzurum dağları kardır geçilmez
Gizli sırlar her adama açılmaz
Ayrılık şerbeti zehir içilmez

Gelme ecel gelme üç gün ara ver
Al benim sevdamı götür yare ver

Felek sen mi kaldın bana gülecek
Akıttın göz yaşım kimler silecek
Kerem'e dediler Aslı'n gelecek

Gelme ecel gelme üç gün ara ver
Al benim sevdamı götür yare ver


Aşık Kerem

İşte Kırdım Putum İle Haçımı

İşte kırdım putum ile haçımı
Yedi yılda duydum senin acını
Şimdi nuş eyledim Hak Din ilacını
Aman Kerem beni rüsvay eyleme

Yedi yıldır ne getirdin başıma
Genç yaşımda ağu kattın aşıma
Sail oldum düştüm senin peşine
Zalim seni nice rüsvay etmeyim

Ne hikmettir ben murada ermedim
Hiç ömrümde böyle sevda görmedim
Kerem bana yar olduğun bilmedim
Aman Kerem beni rüsvay eyleme

Şimdi bildim Hak dinlerin ahdını
Taktırmadın kır atımın rahtını
Terk ettirdin Şah babamın tahtını
Zalim seni nice rusvay etmeyim

Aman Kerem sana kullar olayım
Çektiğin dertlere derman bulayım
Getir dört kitabı elim vurayım
Aman Kerem beni rüsvay eyleme

Beni destan ettin dilden dillere
Susuz ceylan gibi attın göllere
Ahir beni muhtaç ettin illere
Zalim seni nice rüsvay etmeyim

Allah için olsun beni kınama
Çünkü ol adular kondu haneme
Gönül ister saram seni sineme
Aman Kerem beni rüsvay eyleme

Hasret olan hasret muradın alır
Sanma ki bu ahım mahşere kalır
Benim çektiğimi bir Mevla bilir
Zalim seni nice rüsvay etmeyim

Aman Kerem bu sözleri atalım
Bal ile kaymağı bile katalım
Senin ile gizli sohbet tutalım
Aman Kerem beni rüsvay eyleme

Bu aşk beni üryan edip soymadan
Kerem hışma gelip cana kıymadan
Kalk gidelim ol adular duymadan
Aslı seni gayri rüsvay etmeyim

Ağa Kerem Paşa Kerem Han Kerem
Hasret Kerem Öksüz Kerem Kul Kerem
Aslı sana kurban olsun can Kerem
Aman Kerem beni rüsvay eyleme


Aşık Kerem

Gurbet Elde Yaman Oldu Halimiz

Gurbet elde yaman oldu halimiz
Sılaya varmaya nice çağlar var
Ah ederim elim erişmez yare
Aramızda yıkılası dağlar var

Ne yaman eğlenip kaldık burada
Dilerim Mevla'dan erem murada
Bana derler neyin kaldı sılada
Demezler ki bir ciğerim dağlar var

Bir yiğit düşünce kaldıran olmaz
Eyilik dururken kem demek olmaz
Bu kadar gurbette eğlenmek olmaz
Ne diyeyim ayağımı bağlar var

Bozulmaz mı alnındaki yazılar
Göz göz oldu yaralarım sızılar
Kerem'im der dinleyin hey gaziler
Derdin koyup benim için ağlar var


Aşık Kerem

Adamı Hayvan Tanıyıp Bilmez

Adamı hayvanı tanıyıp bilmez
Vakıtlar gelende abdestin almaz
Ezanlar okunur namazın kılmaz
Camilere gider minber beğenmez

Günde seyyah eder dağ ile taşı
Aklına getirmez cehennem ateşi
Balta ile tıraş ederler başı
Şehire gelende berber beğenmez

İnsansız dağlardır senin otağın
Cahillik yoluna kaynamış yağın
Evinde bulunmaz bir kat yatağın
Kahvelere gider minder beğenmez

İçer rakıyı mest olam deyi
Konuşur eşekle dost olam deyi
İki söz bellemiş usta olam deyi
Kamiller önünde şiir beğenmez

Sefil Kerem çeker ah ile zarı
Ana yardım etsin Yaradan Barı
Acep kim getirmiş bu sert hımarı
Koparmış yuları urgan beğenmez




Aşık Kerem

Nicedeyim Gönül Senden

Nicedeyim gönül senden
Ben dönerim gönül dönmez
Bir yavruya düştü gönül
Ben dönerim gönül dönmez

Keklik gibi sekişinden
Elvan elvan nakışından
Bir harami bakışından
Ben dönerim gönül dönmez

Kaş oynadırsa gözünden
Beni isterse özünden
Aslı bir kafir kızından
Ben dönerim gönül dönmez

Yoluna koymuşum canı
Didemden akıttım kanı
Kerem sevdi Aslı Han'ı
Ben dönerim gönül dönmez


Aşık Kerem

Şakı Bülbül Şakı Bahar Erişti

Şakı bülbül şakı bahar erişti
Şakıyıp ötmenin zamanı geldi
Kırmızı gül budağına erişti
Koparıp kokmanın zamanı geldi

Benim sevdiceğim gelir naz ile
Bağrımı deliyor sitem söz ile
Kırmızı badeler çihe saz ile
Çağırıp içmenin zamanı geldi

Benim sevdiceğim ince bellidir
Gamzesinde siyah çifte benlidir
İçinde aşkı olan bellidir
Aşık aşk kılmanın zamanı geldi

Öksüz Kerem bunu şöyle söyledi
İndi aşkın deryasını boyladı
Selvi boylu bizi abdal eyledi
Sarılıp yatmanın zamanı geldi


Aşık Kerem

Name Geldi Vatanımdan

Name geldi vatanımdan
Vaktı yarayım gideyim
Kanlı yaşlar gözlerimden
Aktı varayım gideyim

Ol mürüvvet keremkani
Kuluna çoktur ihsanı
Gurbet elin kahrı beni
Yaktı varayım gideyim

Aşık Garip bilir kendin
Yiğit olan döker kanın
Felek boynuma kemendin
Taktı varayım gideyim


Aşık Garip

Gurbet Elde Baş Yastığa Gelende

Gurbet elde baş yastığa gelende
Gayet yaman olur işi garibin
Gelen olmaz giden olmaz yanına
Siyah toprağıyla taşı garibin

Yazık oldu şu Garib'in haline
Doymak olmaz lezzetine tadına
Her geldikçe yarenleri yadına
Dinmez asla çeşmi yaşı garibin

Gurbet ele garip giden bilinmez
Ağlayınca çeşmi yaşı silinmez
Garip nedir halin diye sorulmaz
Bulunmaz yareni eşi garibin

Gülmez nere gitse garibin yüzü
Kirlidir yakası yaşlıdır gözü
Açmaz bir yol kimseye gizli sözü
Muhabbettir hep sırdaşı garibin

Gurbet elde ben Garib'e kim baksın
Anam yoktur gelip gözyaşı döksün
Sanem yoktur mezarıma taş diksin
Bir çalıdır mezar taşı garibin


Aşık Garip

Bir Sözile Ben Tuzağa Tutuldum

Bir sözile ben tuzağa tutuldum
Bu garip ellerde yaktı nar beni
Hasretin narına yandım kül oldum
Ahu gözlüm ne haldeyim gör beni

Ne sabra takat var ne dilde mecal
Gönül Mecnun olmuş Leyla'sın arar
Vazgeçersem seni yad eller sarar
Görünce abdal eyledi yar beni

Aşık Garip gönüllerin uğrusu
Geçmez imiş bu sevdanın ağrısı
Sana ben söyleyim sözün doğrusu
Al sevdiğim gel sineme sar beni




Aşık Garip

Koluna Bağladım Teli

Garip: 1-Koluna bağladım teli
Konuşurdun yetmiş dili
Unuttun mu sazım beni
Konuş sazım benim ile

Saz: 2-Vasf-ı halimden bilmedin
Sen gideli ben gülmedim
Yedi yıl haber almadım
Konuşamam senin ile

Garip: 3-Koluna bağladım perde
Sen uğrattın beni derde
Yedi yıldır Garip nerde
Konuş sazım benim ile

Saz: 4-Sinem duvara yaslandı
Kolumda teller paslandı
Garip ölmüştür seslendi
Konuşamam senin ile

Garip: 5-Garip kurbandır soyuna
Sanem'in selvi boyuna
Gidek Sanem'in toyuna
Konuş sazım benim ile

Saz: 6-Kar kuşandı gönül dağı
Çürüdü sinemin bağı
Sanem'in destinde ağu
Konuşamam senin ile


Aşık Garip

İşte Geldim Gidiyorum

İşte geldim gidiyorum
Şen olasın Halep şehri
Çok ekmeğin tuzun yedim
Helal eyle Halep şehri

Sana derler Arabistan
Dört tarafın bağ u bostan
Haber geldi nazlı dosttan
Durmak olmaz Halep şehri

Aşık Garip düştü yola
Hızır yardımcısı ola
Göründü gözümüze sıla
Sen kal bunda Halep şehri


Aşık Garip

Murat Reis Geldi Gülbenk Çektirdi

Murat Reis geldi gülbenk çektirdi
Din-İslam sancağın diktiği vaktın
Padişah uğruna niyet eyledi
Çıkıp Cezayir'den gittiği vaktın

Gaziler cenk için gördü yarağı
Doymaz muhannesin buna yüreği
Hep kafirler koyuverdi küreği
Yezid gelip kıçtan çattuğu vaktın

Yiğit beyler hep küreğe yapıştı
Kaçtı top oduna ödü tutuştu
Muhammed'in şefaati yetişti
Gemi yandı deyip gördüğü vaktın

Murat Reis eydür zahir batında
Ya Rab hacetim kabul et katında
Gök duman içinde kaldık tütünde
Kafir beş topunu attığı vaktın

Armutlu eydür, be Sultan'ım hakla
Hemen yezidlerin fendi top ile
Alarga ettirdik tüfek top ile
Beş pare kadırga çattığı vaktın


Armutlu

Zahid Bizi Taneyleme

Zahid bizi ta'neyleme
Hak ismin okur dilimiz
Sakın efsane söyleme
Hazret'e varır yolumuz

Sayılmayız parmağ ile
Tükenmeyiz kırmağ ile
Taşramızdan sormağ ile
Kimse bilmez ahvalimiz

Erenler yolun güderiz
Çekilip Hakk'a gideriz
Gaza-yı ekber ederiz
İmam Ali'dir ulumuz

Erenlerin çoktur yolu
Cümlesine dedik beli
Gören bizi sanır deli
Usludan yeğdir delimiz

Tevhid eden deli olmaz
Allah deyen mahrum kalmaz
Her seher açılır solmaz
Bahara erer gülümüz

Muhyi sana olan himmet
Aşık isen cana minnet
Elif Allah Mim Muhammed
Kisvemizdir dalımız


Muhyi