Şiir, Sadece: şiir
şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Kasım 2021 Pazartesi

İlk Çağa

Mermer köpüklü kumsallara doğarsın yeniden;
Defneli rüzgârlarda kurur tuzlu saçların.
Tanrılar tanrısı sütunlar içinde uzayan gölgen,
Dokunulmaz gibi sonsuz baharı sevdaların.
Mutluluklar boz bulanık akışında zamanın,
Umut kesilir kara yelkenler üstünden,
Sunak taşlarına adağı ben olurum büyük duanın
Dağlar dereler kana bulanır senin yüzünden.
Kıyıdan uzaklaştıkça sınırsız büyüyen deniz,
Sevmeler, sevişmeler ülkesinin pişmanlığı Helena;
Yayılmasın Pandora’nın kutusunda saklanan giz,
Ölümsüzlerle savaştım nice yıllar uğruna.


Sabahattin Batur

1 Kasım 2021 Pazartesi

İsmet Paşa Mahallesi

Ve ağayı ve ırgatı ayırışım o zaman 
Hırsız damgasını vurdukları kocaman 
Bağbozumu ak ninemdi ağlayan 
Nasıl olur hatırlamam? 
Namussuz olmayışım o zaman 
Sonra gâvur işgali 
Hâlâ düşlerimdedir 
Hâlâ uyanışlarımdadır 
Kıtlığın boynunadır susmuşluğun vebali.

Bir eli yoksa adamın vardır yüreği 
Sürür bedeni kollarında sürür 
Ya dilenir kahrından ölür 
İster çatı temel direği 
Taş üstüne taş bulamam, 
İki eli yoksa adamın vardır yüreği. 
Kan ağlıyor besbelli 
Ve sonra gâvur işgali 
Babamın apoleti yüzbaşı 
Ve sonra sonralardan çok sonra 
Dedemin yüzükoyun altmışında ölüşü 
Nasıl olur hatırlamam? 
Ve ayakları yoksa adamın vardır yüreği.

Sinan'ın köprüsünde gün batar 
90'ında nine'm var 60'ında ölü'm var 
Ve bir gazete haberi, 
Nasıl olur hatırlamam? 
Hürriyet meydanında açlık* 
İsmet Paşa Sokağı'nda 
Necati Çelik adında 
Bir işçi çocuğunu sekiz aylık 
Gece fareler yedi, 
Kıtlık, 
Bu bir gâvur eziyeti, 
Nasıl olur hatırlamam? 
Duyarlığım uygarlığım üstüne 
Bir şeyler koymalıyım, 
Koyamam.


Cahit Irgat
Yaşadım

* 30 Mayıs 1969, "Akşam"

22 Ekim 2021 Cuma

Mutsuz Dünya Türküsü I

İşte öldü, oldu olan 
Çıldırdı cesetleri mahmuzlayan 
Aç ırmaklar çatırdayan 
İskeletler ağızları güneşli.

Bin pencere gözlerindi 
Sıcak kalçalar yangın yeri zifiri, 
Yüzükoyun abanmış toprağa biri 
Dünya otelinde bir adam 
Ağlardı sabah akşam 
Ve Ermeni, ve Yahudi, ve Müslüman 
Karıncalar meydanlara üşüştü 
Atlar ürktü karıncadan.

Ağız kuru buruş buruş kefeni 
Ne çağıranı ne türkü söyleyeni 
Üstünde çimenlerin en serini 
Yoğunlaşan iç karartan.

Sürüngenler iç kemiren 
Zamanı büyülemiş gezegen 
Son nefesi, çıldırdı tren 
Akşam paramparça kara cam 
İnsandan insana bulaşmış cüzzam.

Gecenin bıçakları ters bilenmiş 
Anahtarlar kilitlerde pas tutmuş 
Osmanlıdan bu yana titreyen erkek eli 
Bundan böylesine açar çiçeği 
Ve gencecikler vurulmuş.

İki kere iki dörtler yıkılan 
Naklimekân edilen kadın pazarı 
Ve Ermeni, ve Yahudi, ve Müslüman 
Çarpışmalar diyalektik 
Ve düşmüşlük, kurtulmuşluk, iyilik 
Kan kardeşlik susmuşluğu 
Kara uyku.

Köpüklü at denizi nallarını unutmuş 
Kıyılar ak gergedan şapka dolu 
Mavi insan kılığı caddeleri akşamın 
Ak gergedan sırtında gördüğüm kadın 
Sütünü veren söğüt dün öldü 
Güneşe ver gözlerini bulurum seni.

İbrişim beyazlığı kızlığın 
Bekâretin son perdesi 
Rezaletler üstünde kırmızılığın 
Bir ekmek parasına, 
Akşam olmuş, olmuş olmasına 
İçimizde bir şeyler bıngıldayan solucan 
Var bir dünya bir gereken özlenen 
Var söz eden kandırmaca seslenen 
Vermece yok almacadır beklenen

Mutluluklar erdemler olmamışları 
Uysallığı getiren kurnaz parmak uçları 
Nice soylar toprak olmuş sürüngen 
Hastalıklar ve bitler doymamışları 
Baş eğdirme çabaları, ustabaşları 
Topraktan gelinmiş, toprağa dönüş 
Olmuş düşmüş bir yemiş 
Sen okyanus ben gemi 
Bir deha gökçekimi, bir bela yerçekimi 
Adı kötü niceleri 
Kefenlerin dikilmemiş cepleri 
Torunlarınız öldürdüğünüz 
Mezarlarınız gömdüğünüz.

Kimi binek, kimi yük, kimi aygır 
İşi bitmiş atları kovmuşlar köy dışına 
Ölüm bekleniyor mağrur 
Bir düşünce salt, ne şikâyet, ne kişneme.

Son kişneme yalvarıştır allaha 
İnsanı şiir eden şiir yazıda 
Dirilir yeniden şiirde hasta 
Tarçın zencefil çay kokusu kahvede 
Yaşanan sakat felçli düşünce 
Bodur yolculuklar arpa boyu karınca 
Sevinçler durgun suda masaldır 
Kuru konca sarı bahçe 
Çekişen canda umut insandır 
Işığa varacaktır ağır.

Öten kuştur açan daldır 
Deliye döndü fışkırdı süt 
Çekişen canda umut 
İnsandır.

İnsan külçe yamalı bohça 
Kara elde kara akça 
Paslı nallara takılmış gece 
Kara yılan sabahlara tırmanan.

Beni insan bilsin insan 
Ne tutsağım ne hürüm 
Ne selamın ersin bana 
Ne selamım varsın sana 
Çiçekle de taşlama 
İncinirim ölürüm.

Uyuz Kuduz 
Salyalı ağız 
Yıldız sessiz 
Kimsesiz 
Çiçekle de taşlama 
İncinirim ölürüm.

Yağmur yağıyor eğri 
Irgatlar yönetiyor vinçleri 
O rıhtımda bu meydanda 
Katı ve sert bir anı akan sıcacık kanda 
Sarmaş dolaş kilitli 
Göz çapaklı urba bitli

Karanlıkta akşamüstü 
Karanlıkta akşamüstü 
Gelir kapımı çalar 
Gelir kapımı çalar 
Elinde bir kova su 
Elinde bir kova su 
Bir elinde testeresi 
Bir elinde testeresi 
Ölüm kokar derisi 
Ölüm kokar derisi 
Gökte güvercin sürüsü 
Gökte güvercin sürüsü 
Zeytin dalı gagası 
Zeytin dalı gagası 
Dörtnala parlar atlar 
Dörtnala parlar atlar 
Yangın yeri bulutlar 
Yangın yeri bulutlar 
Gecede baş ağrısı 
Gecede baş ağrısı 
Bir elinde kovası 
Bir elinde testeresi 
Suya düşer gölgesi 
Suya düşer gölgesi 
Dirisi değil ölüsü 
Dirisi değil ölüsü 
Dilde ölüm türküsü 
Dilde ölüm türküsü 
Gecede ölüm korkusu 
Gecede ölüm korkusu

Ağaçlarda küme küme susmuşluk 
Ağaçlarda küme küme susmuşluk 
Omuzlarda yorgan döşek yolculuk 
Omuzlarda yorgan döşek yolculuk 
Kan batağı terden kandan 
Kan batağı terden kandan 
Saç dipleri yılan çıyan 
Saç dipleri yılan çıyan 
Alacakaranlıkta ezan 
Alacakaranlıkta ezan 
İşte öldü, oldu olan 
Alacakaranlıkta çan 
Alacakaranlıkta çan 
Gelir kapımı çalar 
Gelir kapımı çalar 
Dövünen dönen insan 
Dövünen dönen insan 
Bir elinde kovası 
Bir elinde testeresi 
Ölüm kokar derisi 
Dörtnala parlar atlar 
Küsmüş ağlıyor halklar 
Dilde ölüm türküsü 
Gecede ölüm korkusu 
Alacakaranlık sokaklar 
Sokaklar dolusu insan ölüsü 
Susmuş halklar, küsmüş halklar 
Gecede kan kokusu 
Gecede kan kokusu, 
Bir dünya türküsü 
Bir dünya türküsü.


Cahit Irgat
Yaşadım

18 Ekim 2021 Pazartesi

Figüran

Geceye gömülmüş bir gemi gibi 
Donmuş soğuklarda iliği 
Bedende ne setresi ne yeleği 
Tek umudu tiyatrodan. 

Gelsin piyaz, yüz sapsarı 
Bir lokmadır çıkan 
Bir düş Eski Roma, Eski Yunan 
Çıktı tiyatrodan figüran. 

İlk sevgi merhamette dönenen 
Sevgiler çerden çöpten 
Kaçılmaz saplanılmış bir kez 
Müttehidülmerkez.


Cahit Irgat
Yaşadım

27 Eylül 2021 Pazartesi

Sokak

Sokaklarda çöp tenekeleri 
Çöp tenekelerinde kedi 
Kedi sokağı yedi. 

Sokaklar alık bunak 
Sokaklar insana yalak 
Sokaklar yalınayak. 

Sokaklarda in cin yok 
Sokaklarda ben'im 
Sokaklarda yüreğim.


Cahit Irgat
Yaşadım

24 Eylül 2021 Cuma

Ara Sokak

Gözlerim kan denizi, 
Geleceğe sıçrıyor geçmişteki sızı. 

Bir lokma bir hırka olmasa da olur, 
İnsanoğlu ancak acılarla yoğrulur. 

Dost, düşman yan yanalaştı; 
Trafiği zor bir çamur kavşaktayız: 
Yaşamak geç, ölüm dur!


Cahit Irgat
Yaşadım

22 Eylül 2021 Çarşamba

Karakedi

Bir kuru öğürtü gibi yaşıyoruz 
Yalnız gecesi olanların sabah öğürtüsü gibi. 
Çirkef dostlukların göründü dibi 
Ve hâlâ yaşadığımıza şaşıyoruz. 

Saçak altına sığınmış bir karakedi 
İnsanlık adı.


Cahit Irgat
Yaşadım

20 Eylül 2021 Pazartesi

Bir Dalda İki Salıncak

Yürümüş otlar dizine 
Kentin ışıkları gözüne 
Herkes cümbüşüne sazına 
İlmik senin boğazına. 

Vardı elbet bir merhaban bu kente 
Geldiler gördüler mi sallandığını acaba 
Salıncaklar kuruldu şimdi başka ağaca 
Dirin kaça? ölün kaça? 

Ne dört kitap, nice mezhep, nice din 
Bu ağacı insana insan diye gösterin.


Cahit Irgat
Yaşadım

17 Eylül 2021 Cuma

Davul ve Tokmak

Küstüğün başka akşam ben yokum 
İnançlardan güzelinde gel ara 
Vardığında istediğin sabaha 
Bu yaşam zehir zıkkım. 

Davula aynı tokmak aynı yere vurmuş gibi 
Hep o çürük insan alnına 
Dünyanın doğuşundan bu yana 
Ağlayan ağlayana. 

Filler tepişe dursun otlara olan 
Hâlâ çamur ve batak topraktan gelen insan 
Çürüdük dört kitaptan 
Davula aynı tokmak aynı yere vurmuş gibi. 

Yıkıldı sevginin tüm güzelliği 
Vakit yok ağlamaya 
Davula aynı tokmak aynı yere vurmuş gibi 
Doğarken öğretmişler insana köleliği. 

Ne akıl yeterince, ne sığınacak mağara 
Ha koptu ha kopacak fırtına 
Umut dağı kayıyor, büyüyor umut yeli 
Davula aynı tokmak aynı yere vurmuş, deli. 

Küstüğün başka akşam ben yokum 
İnançların güzelini bul 
Ne yaşanacak doğal, ne yeterince akıl 
Bu yaşam zehir zıkkım. 

Davula aynı tokmak aynı yere vurmuş gibi 
Doğarken öğretmişler insana köleliği.



Cahit Irgat
Yaşadım

13 Eylül 2021 Pazartesi

Dolap

ONARDILAR AĞILI, 
BİR DOLAP DÖNÜYOR 
GÖZÜMÜZ BAĞLI.


Cahit Irgat
Yaşadım

10 Eylül 2021 Cuma

Boğuk Yaşantı

Aş kendini kentten 
Gökyüzleri ak keten 
Arınsın kirden beden 
Kuşbakışı da görünür memleketin hali. 

Olsaydı insanın insan yüreği 
Bölüşürdü teri ekmeği 
Öğrenirdi sevmeyi 
Yırtılırdı kefen. 

Kopardılar kütüğünden salkımı 
Ne boğuk yaşantı bu, yazık 
Altta çalışan ezik 
Kat araba altın bilezik. 

Beş yüz bine bir kat 
Bir lokmaya ana avrat 
Bu aç sürü bu toprağın halkı mı 
Haraç mezat?



Cahit Irgat
Yaşadım

28 Haziran 2021 Pazartesi

Tahta At

Kadehini yere vurdular
Bir adam ağlıyordu, deli
Kendine tahta bir at yaptılar
Özgürdü bu at, kırdılar.

Kapalıydı tüm kapılar
Çok uzakta beyaz bir at ufuklar
Dörtnal gökyüzüne uçabilirdi
Elleri yelesinde, tahta atı kırdılar.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969 

21 Haziran 2021 Pazartesi

Rüzgârkıran I

Yaşamak bu, nesi bilmece?
Neden bu dev, bu karınca?
Her tomurcuk, her konca
Çarpar yaprağını açınca.

Ağlaşmalar iç içe
Tüm kapıları aça.

Binde bir gülen durdu
Başını eğdi,
(Boş) dedi,
Ters işliyor burgu.

Gökler altında ıslık,
Çığlık,
Şangır şungur.

Billur tabakalardan,
Batak,
Bunca güzel yamadan.

Kalker tortuları, kilit-düğüm,
Bin bir ışıklı ölüm.

Posası çıkmış insan,
Sessiz büyüyor fidan,
Ölümü duyduğum şu an
Kaçmalı balçık yığınından.

Birden diklendi uçak
Rüzgârkıran'dan bak:
Okyanuslar ortasındayım
Kayalık her yanım,

Rotayı çevir dünyadan
Tüm vaatler yalan.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969 

14 Haziran 2021 Pazartesi

Sevmek

Bin belayı yardım vardım ellime
Bunca aşkın zirvesindeyim,
Yaşadım, dostluklar lime
Mayalı küs insanın dibindeyim.

Ve ayırmak karaları akları
Olmak itilmiş tabandan yana,
Sevmek en katıyı, en sivriyi uğruna
Ve akmak ve okşamak yalınayakları.

Ağzımda senin tadın
Ekşili, tuzlu, buruk,
İnmiş tarlalara bunca ırgadın
Bir masala bürünmüş gözlerinde yorgunluk.

En geniş sarıyı kesmiş en yeşil
Kırmış belini en yükseğin en derin
Vur kendini sarılara, yeşile koşul
Kapa, açık kalmasın ellerin.

Dağ dağa kavuşur, insan toprağa
At sırtında kırbaç, insan sırtında ağa
Ve ayırmak karaları akları
Ve sevmek ve okşamak yalınayakları.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969

2 Haziran 2021 Çarşamba

Hani

Hani insan birdi?
İnsanı iflas sandılar,
Ağlamayı bilse insanlar,
Gülmeyi öğrenirdi.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969 

24 Mayıs 2021 Pazartesi

Mazi Kalbimde

Büyük ses büyük şehirden
Her yere adımı yazdım, sen,
Şu taşa bak, varım,
Suya bak, akıyorum,
Sus, ölürüm,
Her yere adını yazdım.

Şu akan, şu akmayan şu terli
En son yutacak beni
Binlerce mavi,
Mavi mavi olsun yeter ki.

Her yere adını yazdım, sen,
Büyük ses büyük şehirden.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969 

17 Mayıs 2021 Pazartesi

Aldatmaca

Neden yalnız değil bu çığlık?
Yalnız siz mi rahatsınız dünyada?
Yalnız siz mi rahatsınız dünyada?
Neden yalnız değil bu çığlık?

Dünyada insanlar ölüyor şu anda,
Yalnız siz mi rahatsınız dünyada?
Yalnız siz mi rahatsınız dünyada?
Dünyada insanlar ölüyor şu anda.

Aldatılmış insanlar aldatılmakta
Ortada her şey ortada
Ortada her şey ortada
Aldatılmış insanlar aldatılmakta.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969

10 Mayıs 2021 Pazartesi

Tiki Tak

Atlar nallı gider
İnsanlar yalın
Tiki tak tiki tak.
Yaşamamız cakalı
Tiki tak tiki tak
Yaşa arslan Cinotri.
Amerikan bezidir
Giydiğimiz don
Tiki tak tiki tak.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969

3 Mayıs 2021 Pazartesi

Bacak

Yakacak odun kalmadı ocakta
Kör olası gözüm tahta bacakta
Seni de sarsın alev
Kül etsin ocak
Yan tahta bacak.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969

30 Nisan 2021 Cuma

Irgatın Türküsü

Ben ben değilim artıkben
İnan bu son gülüşüm
Toprağa gömülüşüm
Sana çiçek vermemden.

El tarlasında kırıldı beden
Mezar bu fabrika, bu urba kefen
Ben ben değilim artık ben
Soyulmuşum

Boşa işlemiş zaman
Bankalar kurulmuş sırtımdan
Dik dünyayı tırman tırman
Koşulmuşum.

Boşa dönmüş değirmen
Ben ben değilim artık ben
Dünya kara kapkara
Yanmış yenmiş etimden.

Kutsal yürek tutuşmuşum
Gün kıpkızıl bir yara
Ben ben değilim artık ben
Umut gülüyor çocuklara.

İçten içe yanan yarın
Çığlık çığlığa yaralıların.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969