Şiir, Sadece: Ahmet Telli Şiirleri
Ahmet Telli Şiirleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ahmet Telli Şiirleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ocak 2022 Cuma

Beklenen

Reklam spotlarının kirli ışıkları
ve çamur gibi bir yağmur altında
köşeleri tutmuş çiçek satıcıları
baharı getirmek istercesine kente

İstesen kucağına yığacaklar gülleri
Al götür, dağıt bekleyenlere
menekşe, karanfil ve nergis demetlerini
çağır insanları bahar kokusuna

Hele o dokuz on yaşlarındaki çocuk
nerden bulmuş bu çiğdemleri böyle
ve nasıl getirmiş çarpılmadan
kentin bu en işlek alanına

Kitap gibi kokuyor her demet
çiçek gibi kokuyor şiirler
- Sakın soldurma evlat
git biraz yakınımda dur

Gün kararmadan tükeniyor çiçekler
demet demet taşıyor birileri
- Demek ki bu kente bahar
gürül gürül gelecek ey oğul



Ahmet Telli
Kalbim Unut Bu Şiiri

19 Ocak 2022 Çarşamba

Anlatıp Durdum

Acının tutanakçısıydım
anlatıp durdum aşkları
ayrılıkları ve o destan
yalnızlığını ömrümüzün

Göçebe, gezgin ve aylak
biri miydim aklıma gelmedi
bir çingeneyle bir bilici
hep aynı şeydi bildiğim

Ve serseriliğimdi aşklar
bir masalcıydım belki de
yaşadım o büyük serüvenleri
yolculuklar tarihimdi benim

Acılar yaşanıyordu yurdumda
peşpeşe yakılıyordu kentler
Bense hep oralardaydım
daha yangın başlamadan önce

Hayır! yetmiyor aşkları
ayrılıkları ve büyük
serüvenleri anlatmaya
iyi bir şiir bile bazan

Ama ben yine de hep
anlatıp durdum ne varsa
ve neyi yaşamışsam
dövüşmesini bildiğim kadar



Ahmet Telli
Kalbim Unut Bu Şiiri

17 Ocak 2022 Pazartesi

Gülüşün Eklenir Kimliğime

Gün biter gülüşün kalır bende
anılar gibi sürüklenir bulutlar
Ömrümüz ayrılıklar toplamıdır
yarım kalan bir şiir belki de

Aykırı anlamlar arayıp durma
güz biter sular köpürür de
kapanmaz gülüşünün açtığı yara
uçurum olur cellat olur her gece

Her gece yeniden bir talan başlar
acı ses olur, ses deli bir yağmur
eski bir eylüle gireriz böylece

Sığındığım her yer adınla anılır
ben girerim, sokağı devriyeler basar
bir de gülüşün eklenir kimliğime



Ahmet Telli
Kalbim Unut Bu Şiiri

14 Ocak 2022 Cuma

Anısı Biz Olalım Bu Sokakların

Anısı biz olalım bu sokakların
öpüşmediğimiz tek saçak altı
hiçbir otobüs durağı kalmasın

Biz yürüyelim kent güzelleşsin
gürültüsüz sözcükler bulalım
yeni sevinçlere benzeyen

Biz gelince bir yağmur başlar
yüzün çizilir buğulanan camlara
bir uzun karartma biter
akasyalar köpürür birdenbire
ve her avluda adınla anılan
çiçekler sulanır akşamüstleri

Bir arkadaş evine uğrarız yolüstü
bir fincan kahve içeriz, ısıtır bizi
başını sessizce omzuma koyarsın
gülüreyhan olur soluğun

Biz kalırız kuşlar dönüp gelir
her balkonda bir menekşe sesi

Belki yeniden güzelleştiririz
adları değiştirilen parkları
perdeleri hiç açılmayan evlerde
ışıklar yanar çocuk sesleri duyulur
tanıdık sevinçlerle dolar yeniden
kendi sesini kemiren alanlar

Anısı biz olalım bu sokakların
ve hiç durmadan yağmur yağsın

Biz gürültüsüz sözcükler bulalım
sarmaşıklar fısıldaşsın yine

Gidersek birlikte gideriz
yeni sevinçler buluruz hüzne benzeyen



Ahmet Telli
Kalbim Unut Bu Şiiri

12 Ocak 2022 Çarşamba

Kalbim Unut Bu Şiiri

Uğuldayan ve hep uğuldayan
bir orman kadar üşüyorum şimdi
yanlış rüzgarlar esiyor dallarımda
yanlış ve zehirli çiçekler açıyor
Kanımda kocaman gözleriyle bir çığlık

Su ve ses kadar beklediğim
ne kaldı geride, bilmiyorum
uzanıp uyumak istiyorum gölgeme
ve sarınmak o kocaman gözlerin
uğuldayan rüzgârlarına

Bir acıyı yaşarım ve zehrinden
çiçekler üretirim kömür karası
uçurum kadar bir yalnızlık
yaratırım kendime, atlarım
Anısı yoktur küçük rüzgârların

Yapraklarım yok artık kuşlarım yok
büsbütün viran oldu dağlarım
ezberimdeki türküler de savrulup gitti
ömrümün karşılığı kalmadı sesimde
sesimde yalnız ormanların gümbürtüsü

Yanlış, daha baştan yanlış
bir şiirdi bu, biliyorum
ve belki ömrümüzün yakın geçmişi
bu kadar doğruydu ancak, kimbilir
Kalbim unut bu şiiri



Ahmet Telli

10 Ocak 2022 Pazartesi

İmlâsız

Hep denedin.Hep yenildin.
Olsun. Gene dene, gene yenil.

S. Beckett


Ayağı kayan bir çocuk
Kadar şaşkınım, bilemedim
Düz yolda yürümenin imlâsını
Kanayan dizlerime bakıp da
Ağlamayı öğrenemediğim gibi

Sevgilisi değildim kadınlarımın
Bir papağan tüneğiydim belki
Ama birkaç sözcük öğrendiysem
Kadınlardan öğrendim, yine de
Bilemedim sevgilim diyebilmeyi

Büyülendim ama büyüyemedim
Aklım ermedi aynalara ve suya
Yüzümü gösterip kalbimi neden
Sakladıklarını öğrenemedim
Şaşkınım, cahilim ben bu dünyada



Ahmet Telli
Kalbim Unut Bu Şiiri

7 Ocak 2022 Cuma

Özletiyor Seni Bu Yağmurlar

Burada yağmur yağıyor
Aralıksız yağıyor günlerdir
Ama sen yine de şemsiyeni
Almadan gel ilk otobüsle

Buğulanan camlara usulca
Yüzünü çiziyorum ki yüzün
Bir yağmur damlası olup
Düşüyor yapraklarına gülün

Güller de bozamıyor bu uzun
Karanlık sessizliğini kentin
Anılarını yitiriyor sokaklar
Bezirgânlaşıyor bulvar ışıkları

Tarih de kekemeleşiyor bazan
Ki o zaman aşktır tek bilici
Aşksa yürümek gibi bir şey
Duyabilmek kuşların gelişini

Anısı bizsek eğer bu kentin
Unuttuğu türküler bizsek
Acıyı rehin bırakıp bir güle
Anımsatmalıyız bunları bir bir

Sonra yürümeliyiz seninle
Sokaklara caddelere çıkmalıyız
Belki bir aşktır bu kentin
Belleğini geri getirecek olan

Burada yağmur yağıyor ama sen
Şemsiyeni almadan gel yine
Özletiyor bu çılgın sağanak seni
Sırılsıklam özletiyor biliyor musun



Ahmet Telli
Kalbim Unut Bu Şiiri

5 Ocak 2022 Çarşamba

Karda İzler

Karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün
Bir uçurum kıyısında vursunlar beni ki dünya
Uğuldayıp duran bir uçurum değil miydi zaten

Karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün
Adımı yazıyorum kar üstüne ve ıslığını çığlık
Gibi incelterek yetişiyor ardımdaki tipi bana
Siliyor adımı bir dal kırarak çam ormanından

Geçmişim kar sessizliğiyle özetleniyor artık
Anılarım buz tutmuştur aşklarım kar yangını
Ömrüm parmak uçlarımda eriyen bir kar tanesi

Karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün

Kar yağıyorken milyon bekerel hüzün yağıyordur
Derim ki kar ve hüzün bir aşkın seyirdefteridir
Yolculuklar ve ayrılıklarla anlatılabilir ancak

Karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün
Bir uçurum kıyısında vursunlar beni, vursunlar
Bir kahkahayla çekip giderim karlı ovalardan

Şairler vurulmalıdır, hayat yakışmıyor onlara



Ahmet Telli
Kalbim Unut Bu Şiiri

3 Ocak 2022 Pazartesi

Geldim İşte

Sülfür inceldi ve en yorgun yerinden kırıldı ayna
Tenhaydı düşlerim, geceydi, çıkıp geldim işte
Su ve ateş bir de gülünç yalnızlığım var sana
Getirebildiğim, kokularını yitirmişti çünkü güller

Suyu dinle ateşi yak özledim demek bu
Parasız yatılı hüzünlerden ne kalır geriye
Biraz Tamil biraz Türküz ayıptır söylemesi
İntiharsa günahtır külliyen yasak bilirsin
Pısırık bir ihtilal gibi getirdim sana bunları

Bir de belleğim, başıma bela hazin ve komik üstelik
Hatırla eskiyen meydan saatini, çocukluğundur
Tayyare pulları getirdim sana evden kaçışlarımı
İstersen yok say bunları tespih de yapabilirsin

Beni vur saatin altında seni seviyorumdur bu

Şiir yazan bir adamın fotoğrafı var yanımda
Kendini ölümlü sanıyor onu getirdim ganimettir
Büyüdü büyülenerek, taşlayarak kovdu kabilesi onu
Suyun öte yakasında yaşadı, Sisyphos dediler adına

Sülfür inceldi ve en yorgun yerinden kırıldı ayna
Ayna pusluydu bunca yıl nice sır taşımaktan
Kırılmanın sesini duydum ve onu getirdim sana
Unutulmaya geldim işte onarılmaya değil

Kov beni kabilenden ama bekliyorum demek bu



Ahmet Telli
Kalbim Unut Bu Şiiri

1 Ocak 2022 Cumartesi

Mapusane Günlüğü'nden

“Buraya da hoş gelinir miymiş deme, geldin işte
Hepimiz için son olsun ve merhaba diyoruz sana
Bu yazdıkların bir karşılık olsun isterim size
Ve selam olsun “hepimiz”e feride şaziye fatma


1.

Onuncu gününü de tamamladı tecritteki
Hep aynı türküyü söylüyormuş akşama doğru
Şimdi bir gül göndersek çayla birlikte
Ve bir paket sigara, üstüne “merhaba” yazsak


2.

Güdüllü ali koğuşumuzun tarihini anlatıyor bana
Gülek şurda yatmış fi tarihinde, bölükbaşı da şurda
Şu ranza toker’in, onu burda ziyaret etmiş inönü
Ve hepsi, bizi yatırmanın kursunu görmüşler burda abi

…………


12.

“Müşahede” bitti mi, derin miymiş yarası
Olur olmaz şeyler mi sayıklıyormuş hep
Bir kitap göndersek yarın okuyabilse
Darağacından notlar’ımı julius fuçik’in


13.

Şiir yazıyor canı sıkıldıkça ve okuyor bize
Pranga parmaklık zincir kelepçe şakırtıları
Sürüp giderken dizelerde, araya giriyor ali
-Hey şiirci, mapusanede miyiz hırdavatçıda mı

…………


18.

Üç fare birden ısırmış şah’ın eski polisini
(Esrardan yatıyor, daha yatacak ömrü yeterse)
On iki santimlik iğneyi yerken münasip yerine
Allahvekil, diyorki humeyni gönderdi bu fareleri


19.

Bir şiir yaz ozansan eğer diyor
Ekliyeyim mektubuma ağlasın anam
Diyorum ki mahpus arkadaşıma
Şiirimiz analar ağlamasın diyedir

…………



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim



Çektiğim cevr ü cefânın sebebinden sorma,
Deme kim: “Bâdıhavâ menkabe delâlı budur”
Habs ile, neyf ile, işkence ile ömrü geçer,
İşte Türkiyye’de şâir olanın hâli budur.


EŞREF
Deccâl, I. Kitap - 1904

Söylence

Söğütlerin hışırtısında bir su sesi
serin otlarda dingin kımıltılar
ve ay bulutun ince sularındayken
gizlice buluştular iki ince su gibi
Bir söylence dolaşır o geceden sonra
kurt kuş bilir bunu, dağ taş bilir
Bir dal bir ağaca bir ağaç bir ormana
fısıldar onu rüzgâr suya değende
Ve o gün bugün bir su devinir
ay buluta usulca girende



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

31 Aralık 2021 Cuma

Çingeneler

Gün biterken çingeneler
inecek ovaya çengilerle
Ateş yakılacak ve birer
yalım düşecek kızların yüzüne
Dinle ve sorular sor kendine
Doğayı, insan ve geceyi
neydi güzelleştiren böyle
Yolculukları güzelleştiren neydi
Tam atımına gelince vakit
istersen bir kolunu dağların omzuna at
Unutma geceyi bütün bir ömür
Buruşturulup atılıvermiş
uzak ve anısız bir bakış
uzak bir buluttur şimdi keder



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

Kurtlar

Bastıkça çatırdıyor otlar
sanki eylül yürümüş buraya
sinsi ve gözüpek canavar
Bir rüzgâr esse usulca
belki nefes alacak orman
doğrulup kalkacak ayağa
Ama dağ taş bir duman
örtüsü içinde kalmış şimdi
hiç ses gelmiyor uzaktan
Aç kurtlar basıyor ovayı



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

29 Aralık 2021 Çarşamba

Güz Esmerliği

Bu kıpırtısız ovada
kuşların kuşlar gibi
cansız düşüştükleri
günler geçiyor usulca
Geçip gidiyor yorgun
ve serseri ikindiler
Toprak ve su durgun
dağların yüzünde keder
Bir türlü silinmiyor
Gökyüzünde çığlıklar
ve bu güz esmerliği
Kuş tüyleri kaplıyor
ve kırılmış kanatlar
bütün bir ovayı şimdi



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

27 Aralık 2021 Pazartesi

Gizlenir mi?

Dönüp dolaşıp aynı şeyleri
konuşuyor gibiyiz bu akşam
ve yüreğimizdeki bir yalım
aralıksız büyütüyor kederi
Dalıp gidiyoruz durmadan
kolluyor gibiyiz birşeyleri
Yaşayıp sakladığımız neydi
neydi yalnızlığımızı çoğaltan
Her sigara ayrılıklar gibi
genzimizi yakıyor büsbütün
çekiyor anıların ağıyla bizi
Gizleyebiliyor muyuz dersin
sıkıntıları ve tedirginliği
bütün bir akşam kendimizden



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

24 Aralık 2021 Cuma

Kaos

Ay inceldi ve orman
bir tortu gibi çöktü dibe
Buğusu yoktu toprağın
büsbütün balçıktı yeryüzü
Irmaklar sağırdı ve dağlar
birer aptaldı o hantal gövdeleriyle
Gittikçe büyüyordu rüzgârın beynindeki ur
Öfkemizden şimşeği yarattık
İnsan yarattık
(hayır, balçıktan değil)
O gün bugün arayıp dururuz onu
hangi cehenneme gitti, bilmeyiz



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

22 Aralık 2021 Çarşamba

Sığınak

Sözün yine hep aşktan yanaysa
sevgilim sen sakla bir kaçağı
Belki yorgun ve yaralıdır hâlâ
ölüm basmıştır son sığınağı
Sus ve sadece dinle sessizliği
perdeleri çek ışıkları söndür
bir selam bir haber gönderir belki
sesleri hiç duyulmayan dostlar
Bir cigara sar bitlis tütününden
bir çay demle sonra, anısı kalsın
bekle başında onun sabahadek
Belki demin sana böyle sığınan
yapayalnız ve öylesine yorgun
kimliği duvarlarda kalan bir kaçak



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

20 Aralık 2021 Pazartesi

İsmail'in Kitabını Okurken

İsmail’in kitabını okuyorum üç gecedir
ateşler içindeki dünyada bir neferin
ölüme at koşturan rüzgârını duyuyorum
Managna yanıyor, her yanım ateşler içinde
yanıyor bir çocuk sevgiyle okşanmaktan
ve temkinli olmak yakışmazdı sana zaten augusto
ve sen ey idris
ismail’in ölümü küçümseyen dostu
“yediğin kurşundan
bir gümbürtü kaldı ki bana!..”
Roma’da navona alanında burakıp ismail’i
telzaatar’a dönüyorum gecikmiş bir martı gibi
Yurdum diyebileceğim
her yer kan-revan içinde, görüyorum
ve boğazlanmış bir ceylan gibi
serilivermiş denizler ortasına
Önce ismail orda, ne zaman gelmiştir
“gümbür gümbür ve sonuna kadar, taa-sonuna
sonuna kadar sevdaya, sonuna kadar kavgaya
çatlayacak kadar sabırsızlıkla…”
İsmail’in kitabını okuyorum üç gecedir
ve alnımı seher rüzgârına dayayıp
sesleniyorum
“- Ey usta
nerde benim payım içtiğin baldırandan!..”



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

17 Aralık 2021 Cuma

Savrulan Külleri Ömrümüzün

Bir kızın kocaman gözlerinde gördüm
bulutların dağlara sessizce çöküşünü
Çocuksu susuşları gördüm, kırılan sevinci
ve kalbimi puslu yamaçlardaki pusulara saldım
çobanlar çoktan inmişlerdi ovaya
bense yapayalnız bir ağaçtım doruklarda
Harelenen sularda bir yanık kokusu
ve uzun boyunlu bir kızın gülümseyişi
Işık zamana bağlı zamansa onun
kocaman gözleridir artık
Anladım tarih de yazılmaz
bir aşkın sayfalarına düşmüyorsa gün
Yalnızdım, yapraklarım dökülmüştü bir bir
deryalara savrulup çöllere düşmüştü
Bir duman tütüyor yine hangi kent yandı
hangi sokakta vuruldu sevgilim
Bir demet menekşe bir avuç toprak
burkulan bir yürek miyim hep
Sesimde bir yanma bir kekrelik
uzayıp giden bir çöl yalnızlığı
Gazeteleri okumuyorum başım dönüyor
sulanmamış çiçek gibi kuruyor her şey
her şey bir yolculuğun hüznünü taşıyor
gidip de gelmemek üzere bütün yüzler
Puslu yamaçlarda bir çakal gölgesi
bir dağ suskunluğu yürüyor kentlere
yenilen biz miyiz yoksa aşklar mı
bir kızın kocaman gözlerinde görüyorum
savrulan küllerini ömrümüzün
Bu kenti ayrılıklar yıkacak birgün biliyorum
Ölümden şikâyeti yok ölüp gidenlerin
ama bir kızın kocaman gözlerinde yangınlar çıkıyor
Acılar dehşetli kinlendiriyor beni
Kabarıp duruyor içimde, kararıp duran bir okyanus
yurdumu arıyorum batık bir tekne değilim
yurdumu arıyorum kızgın küller ortasında



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

15 Aralık 2021 Çarşamba

Gün Kararmasın Geldiğinde

Güz yakmadan gülün pembesini
avuçlarımda ol, sokul yanıma
gülüşünle ısınsın bedenim
ve dudaklarımda acılaşan ıslık
adımla çiçeklensin
Serçeler göçe dayanmaz bilirsin
ne özleyen bir bakış kalır
ne de sımsıcaklığın
sular donar yürek üşür
sende kalır seni yakan
Uçurumlar açılır yollarında
buharlaşır çiy damlaları
Terli bir kısrak gibi gel kapıma
savrulsun saçların
yastığım kekik koksun
Uzağı yakın et
pembeleşsin çarşafın
ölüm kapımın tokmağında
ayrılığı iyi bilirim
ferhat olmayayım dağlarda
Ey gülün pembesiyle
bir gülümseyişi paylaşan
kar yağıyor yatağıma
avuçlarım kutuplara döndü
gün kararmasın geldiğinde



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim