Şiir, Sadece: 2015-07-19

25 Temmuz 2015 Cumartesi

Teselli Tarafı

Kemal Uluser'in ruhuna ithaf 


Korkacak ne var bunda,
Bir parça metin olmak yeter.
Kısmetimiz kalkmış diyerek buralardan, 
Bir gurbet yolculuğu niyetine, 
Eşe dosta veda edersin,
Beni unutmayın dersin.

Hatırdan çıkarmayın beni;
Mektup yollamak vadinde bulunursun, 
Elin değip yazabilirsen.
Dağ dağa kavuşmaz,
İnsan insana kavuşur!
Sen de avunursun,
Biz de avunuruz.
Ölüm bahsinde ümit insanlara mahsustur.


Cahit Sıtkı Tarancı
Otuz Beş Yaş

Can Yoldaşı

Ne işim var benim bu dağ başında 
Kartallara ısınamadım gitti, 
Bulutlara doydum desem doğrudur.
Hazret-i Musa olmak kolay değil.
Denizin yakınlığı ayrı bir dert, 
Diyelim üç; beş gün balığa çıktın; 
Sonra beklemek lâzım vapurları.
Anlaşılan çok çekmiş Napoleon.
Neyleyim böylesine ıssız; yerde?
Can yoldaşı olmadı mı neylersin 
En güzel tabiat manzarasını?
Cennet bile olsa orda yaşanmaz.


Cahit Sıtkı Tarancı
Otuz Beş Yaş

Peyzaj IV

Akşam oldu diye yakma lâmbayı; 
Böyle gölge severim manzarayı.
Sen yalnız türkünü söylemeğe bak, 
Karanlıkta çıkan ses daha berrak.

Karanlıkta söylediğin müddetçe 
Sesinden semaya akseden bahçe, 
Sâkin güllerini açtıkça bir bir, 
Bunalmış ruhların tesellisidir.


Cahit Sıtkı Tarancı
Otuz Beş Yaş

24 Temmuz 2015 Cuma

Peyzaj III

Leylekler gagalarını ne çok takırdatır; 
Duyamazsın başka bir saz bahar geceleri, 
Leylekler bana yalnızlığımı hatırlatır; 
Ay ışığından uyunmaz bahar geceleri.

Çift olmak, sevişmek lâzım böyle gecelerde!
Bacalara yuva kurmuş sevdalı leylekler.
Gagalarını takırdatarak perde perde 
Ay ışığı devam ettikçe sevişecekler.


Cahit Sıtkı Tarancı
Otuz Beş Yaş

Peyzaj II

Çocuklar taş atmasın,
Gemiler geçmesin üzerinden, 
Hiç kıpırdamasın balıklar, 
Rüzgâr da esmeyiversin,
Suların durulduğu bir saat olsun; 
Gör denizin güzelliğini!

Hele mehtap da varsa,
Üstünde at koşturacağın gelir.


Cahit Sıtkı Tarancı
Otuz Beş Yaş

Peyzaj I

Gökyüzüne ağaç desen türkülerinde, 
Ağaca gökyüzü,
Bir şey değişmiş olmaz
Pencereden baktığın zaman.
Ne kuşlar şaşırır dallarını, 
Ne yıldızları koparmak mümkün olur.

Eksilmez etrafta yeşillik; 
Bu kubbenin maviliği devam eder.


Cahit Sıtkı Tarancı
Otuz Beş Yaş

23 Temmuz 2015 Perşembe

Sevdalı

Gönül sende, göz yolda kaldı; 
Ne postacı semtime uğrar,
Ne turnalar selam getirir; 
Vefasız çıktın Beşiktaşlım 

Katlanmaksa katlanıyorum,
Kimselere belli etmeden.

İyi kötü bir iş tutmuşum;
Acısı tatlısı hep bir.
Ha Ankara, ha Çemişkezek;
Senden uzak olduktan sonra.

Nerde olsa yaşıyor insan;
Nerde olsa bir gün ölmek var.

Sen ilk aşkım, ilk gözağrımsın; 
Dünyalara değişmem seni,
Keyfimden uçtuğum oluyor,
Rüyama girdiğin geceler.

Bayram sabahı bile olsa,
Sensiz doğan günü neyleyim!


Cahit Sıtkı Tarancı
Otuz Beş Yaş

Nedim'e Dair

Mevsimin tam lâle zamanı,
Seçtim bir akşam Sâdâbat'tan, 
Koltuğumda Nedim divanı.

Sorma ne kalmış o hayattan?
Ne def-i gam eyIiyen şarap, 
Ne mesti-naz ... Sâdâbat harap.

Sâdâbat değil, Kâğıthane;
Çingenenin fal baktığı yer; 
Lâle devri ancak efsane.

Koca Nedim? N'oldu o günler?
Dilde lezzet bunca mısraın 
Söylemiyor nerde mezarın.


Cahit Sıtkı Tarancı
Otuz Beş Yaş

Hepsinden Beter

Kimi insan derbeder,
Ömrünü heba edip gider.
Kimisi maişet derdine düşmüş, 
Rahattan bîhaber.
Olmayacak işler peşinde,
Kimisi taban teper.
Kimisi dul, kimisi öksüzdür, 
Alınyazısı kahreder.
Aklından zoru var kiminin; 
Merhamet ister,
Ben sevda çekerim,
Hepsinden beter.


Cahit Sıtkı Tarancı

22 Temmuz 2015 Çarşamba

Bahar Sarhoşluğu

İlk sevgilimin gülüşüne benzer 
Bir Nisan havası değil mi esen?
Zincirlere, kelepçelere inat, 
Kanatlarımı açmak zamanıdır; 
Allahaısmarladık kaldırımlar.

Giyenler düşünsün dar elbiseyi; 
Ölçülü sözü, hesaplı adımı.
Ben kurtuldum kafeste kuş olmaktan; 
Saltanat sürer gibi uçuyorum, 
Erik ağacı, gelin olduğu gün.

Hayranım bu şehrin bacalarına.
Nasıl derinden gökyüzüne doğru 
İrili ufaklı, hep bir ağızdan, 
Bir türkü söylüyorlar öyle sessiz!
Dumanın daim olsun güzel baca!

Yuvası saçakta kalan kılangıç 
Yavrusu dallara emanet serçe, 
Derken camiler üstünde güvercin.
Minareler katından geçiyorum; 
Gökyüzü mahallesi İstanbul'un.

Süt beyaz bir martıyım açıklarda, 
Gemilere ben yol gösteriyorum, 
Buğday ve ilâç yüklü gemilere.
Bir kanat vuruşta bulutlardayım; 
Bir süzülüşte vatanım dalgalar!


Cahit Sıtkı Tarancı
Otuz Beş Yaş

Ben De Bir İnsanım

Şaşacak ne var bunda bilmem,
Pijamayla başka adamsam,
Elbiseyle başka birisi,
Tıraş da beni değiştirir,
Ayakkabı boyası bile.
Ya hava, ya günün saati;
Ya kahvesini içtiğim dost?

Hepsinin hakkı yok mu bende, 
Geçen kadının gülüşünden, 
Elimdeki mektuba kadar?
İcabetmez mi hoş görünmek
Üsküdar'daki akrabaya,
Ayda yılda bir uğradığım.
Ben de bir insanım nihayet.


Cahit Sıtkı Tarancı
Otuz Beş Yaş

Bir Saadet

Ne bir kelime konuştuk,
Ne işaret çektik birbirimize, 
Fakat gerçektir seviştiğimiz 
Vapur kalkıncaya dek,
Gözgöze gelmekle sade.
Bir saadet gibi hatırlıyorum, 
Yasemin kokusu ondan,
Teneffüsü benden,
Bir yaz akşamı,
Kandilli iskelesinde!


Cahit Sıtkı Tarancı
Otuz Beş Yaş

21 Temmuz 2015 Salı

Yoldaşlar

Atımla beraber yatar kalkarım, 
Müsavidir doğan günden payımız.
Köpeğimle gülüştüğümüz olur.
Ekin tarlasından kalkınca tavşan.

Kış günü kedimle soba başında.
Hülyalarımız karşılıklı açık 
Selâmlaşırız bahçeden bahçeye 
Bana kardeşlerimden daha yakındır, 

Bir cami avlusunda bahar günü, 
Önüne yem serptiğim güvercinler.
Hep mihnet günümün yoldaşlarıdır, 
Nuh'un salındaki filler, tırtıllar.


Cahit Sıtkı Tarancı
Otuz Beş Yaş

Misafir

Bir gece misafirim olsan yeter, 
Dolar odama lavanta kokusu; 
Soğur sevincinden sürahide su.
Ay pencerede durup durup güler.

Havva kızlarının en dilberini 
Görsün diye aya karşı soyunsan!
Okşasam, öpsem, koklasam bir zaman, 
Vücudunun ürperen her yerini.

Teneffüs eder gibi seviştikçe, 
Doğacak çocuğum aklıma gelir; 
Şiir söylerim saadete dair, 
Odama misafir olduğun gece.


Cahit Sıtkı Tarancı
Otuz Beş Yaş

Yaz Gecesi

Ne çok yıldızın var, saymakla bitmiyor 
Meltemi cana can katan yaz gecesi!
Olsa olsa şükran duası olacak 
Saksıda sardunyanın kokusu kadar
Dalda ishak kuşunun türküleri de.

İnanırım güzel gece inanırım.
İbadet gibi bir şey teneffüs etmek.


Cahit Sıtkı Tarancı
Otuz Beş Yaş

20 Temmuz 2015 Pazartesi

Hepimize Dair

Yalnız kendi başın mı dertli sanırsın, 
Gölgesi yeryüzünde âvâre insan?
Taş da istemezdi yosun tuttuğunu; 
Solmakta her çiçek kokusu uçunca.

Tasadır ağaca rüzgârda yaprağı; 
Her kuş yanar az çok ölen yavrusuna; 
Sivrisinek de halinden memnun değil; 
Vızıltısı şikâyet makamındadır.


Cahit Sıtkı Tarancı
Otuz Beş Yaş

İnsan Hıçkırıkları

Geceyle bir durgunluk oldu suda; 
Balıklar yosunlar gibi uykuda.

Dallarda rüzgâr hışırtısı dindi; 
Bütün kuşlar yuvalarında şimdi.

Kokusuyla başbaşa kaldı çiçek, 
Artık emniyette hem fil hem böcek.

Yarab! Semada yıldız, yerde kabir, 
Her şey bahtınca huzur içindedir.

Ürperten bu sâkin karanlıkları, 
Baştan başa insan hıçkırıkları.


Cahit Sıtkı Tarancı
Otuz Beş Yaş

Çocukluk

Affan dedeye para saydım, 
Sattı bana çocukluğumu.
Artık ne yaşım var ne de adım; 
Bilmiyorum kim olduğumu.
Hiç bir şey sorulmasın benden; 
Haberim yok olan bitenden.

Bu bahar havası, bu bahçe; 
Havuzda su şırıl şırıldır.
Uçurtmam bulutlardan yüce, 
Zıpzıplarım pırıl pırıldır.
Ne güzel dönüyor çemberim; 
Hiç bitmese horoz şekerim!


Cahit Sıtkı Tarancı
Otuz Beş Yaş