Şiir, Sadece: 2018-08-05

11 Ağustos 2018 Cumartesi

Cephede

Aslında ben daha güzel ölürdüm
arka bahçede askercilik oynarken
tahta tüfeğimle toprağa uzanır
annemin sesiyle doğrulurdum hemen
- Çabuk kalk üstün kirlenecek hınzır!
Yerdeyim yine bak anneceğim
n'olur kızma adımı çağır


Sunay Akın
Makiler

10 Ağustos 2018 Cuma

Tornavida

Vidayla tutturuldukça
onca nükleer bomba
silahlanmaya karşı
tek umuttur
halkın elindeki
tornavida


Sunay Akın
Makiler

9 Ağustos 2018 Perşembe

Çoban

Oybirliğiyle koyunlar
keçiyi seçer
kendilerine başkan
oysa sürünün başına
kurdun akrabası
köpeği koyar
çoban


Sunay Akın
Makiler

8 Ağustos 2018 Çarşamba

Evet Aşka

gecenin yarı vakti uyanırsın
radyoda yüzyıllık bir şarkı çalar
bir vapur kalkar tam bu saatlerde
aklına takılıp kalır sesi
balkondaki saksıya dokunur ay
ürperir yüreğinde menekşe

o ara
balıkçılar ağ salıyordur
uyuklayan sulara
biri ötüyordur belki
sessizce bakarak aya
biri uzun yolculuklara hazırlanıyordur
küçük bir valizle içinde birkaç kitap
belki de yağmur yağacaktır
baksana bulutlar salkım saçak

yağmur deyince biliyorum
yürümek geçer aklından
çıkarıp çoraplarını ayakkabılarını
omzuna atarak
aykırı yollara sapmadan

ama her yolun aykırı bir yanı var yaşamda
ve bütün yolları dünyanın
aynı alana çıkar,
aşka!

hadi bütün şarkıları al yanına
çiçekleri öp
kuşlara iyilikler dile
meydan saatinin altında
ışıktan sırılsıklam bir vapur düdüğü
iskele verilmeden atmış kendini kıyıya
kentin bütün polisleri ardında.


Mecit Ünal
Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Anrolojisi

7 Ağustos 2018 Salı

Cizre Yolunda Güneşe Bakan Asker

Kuşatılmışlığa kar yağıyordu
Toprağın mayınlı şakağı ürkek
Ve sabahın yeni renginde bir asker
Cizre yolunda güneşe bakıyordu

Herkes bir dünya konuşurken dilinin yordamıyla
En önce aşklar bitiyordu Cizre yolunda
Sonra sigara paketleri ve sofralar
Sonra mevsimler
Çocuklar ergenliğe bitiyordu.

Kar beyaz, bembeyazdı morarmanın dilini bilmiyordu
Cizre'de havalar o gün ayazdı
Neredeydi o alabalık sürüleri, turna katarı
Nerede bulurduk çılgınlıklarla yonttuğumuz
Ve karlar gibi eriyip yiten baharı

/Cizre yolunda güneşe bakan asker sesini nerde bulur?/

Özlemler biraz kalsın, bırak
Bırak her özlem önüne bir yol bulur
Sen de o fısıltıya savrulma asker,
Cizre ellerimize
Hayat düşlerimize yeter.


Yılmaz Odabaşı
Bir Ayrılık Bir Yoksulluk Bir Ölüm
1985

6 Ağustos 2018 Pazartesi

Fire Veren Coğrafyada

O düğün gecesi Mardin'de çektirdiğimiz resim benden söz eder.
Yüzüm, bu öksüz ülkenin bütün sabrını kuşanmış
Örtülmüş perdeleri gülümsemenin
Demek Mardin'de biraz akşammış...

O kent hâlâ albümlerden, Kadir'den ve Lütfü'den
Birisi sevgilisi tutuklu bir genç kız kederinden
Birisi gidilemeyen kentlerden nar mevsiminden söz eder.

Ve yürürüz
Yürümek her bahar papatya kokularıyla sarhoş
Sonra merakla açtığım mektup:
"Çankırı Cezaevi, Görülmüştür", Kadir'den
Zarfta o düğün gecesi Mardinli resim
Ve bir hükümlü merhaba bizden söz eder.

Öylesine çoktuk ki ve çoktu Kadir
Daha çoğaltır kendini taş odalarda
Her geçen gün fire veren bu coğrafyada...


Yılmaz Odabaşı
Bir Ayrılık Bir Yoksulluk Bir Ölüm
1985

5 Ağustos 2018 Pazar

Adanmış ve Küs

sonunda alıştı gözlerim boşluğa
rahatça sildim simanızı bakışlarımdan
gönlüm ferah olsun diye değil
sadece bir ritüel olduğundan
tatmin ettim kendi kendimi

belki de bundandır
dostluklar haneme çizilen eksi
sabaha çıkamayacağımı bilerek.
yalana ve size sarılmam
hesapsızlığım ve alkole tutunmam da
bundandır, ufak çıkarlar için
kurulan sahte, aksak ilişkiler

belki de sadece cahilliğimdendir
sözlüğün bittiği yerde kalarak.
unutmam kitapları
kana karışan zehiri
ve düşlerle yazılan maskeyi

sizi ve süt beyazlığınızı düşünmem.


Metin Celâl
Kendi Kendini Tatmin
Mart 1987