Şiir, Sadece: 2004

7 Ocak 2004 Çarşamba

Bedrettin Aykın

Bedrettin Aykın

Bedrettin Aykın, doğumu 20 Ekim 1936, Niksar, Tokat. Şair.

Roman yazarı Cemalettin Aykın, ağabeyidir. Niksar Albayrak İlkokulu (1948), Haydarpaşa Lisesi (1954), Selimiye Veteriner Sağlık Meslek Lisesi (1957) mezunu. Veteriner Sağlık Teknisyeni olarak Zonguldak, Milas, Ağın, Keban, Elazığ, Ermenek, Kulu ve İstanbul’da görev yaptı. 1970’ten itibaren Eczacıbaşı İlaç Fabrikası’nın Güneydoğu ve Doğu temsilcisi olarak Adana, Malatya, Konya, Kayseri’de; Marmara Bölgesi temsilcisi olarak da İstanbul’da görev yaparak 1992 yılında emekli oldu.

İlk şiiri "Bir Başka Şarkı", 18 Ekim 1962’de İmece dergisinde çıktı. Daha sonraki ürünleri, kurucuları arasında bulunduğu Hakimiyet Sanat ile Edebiyat Cephesi, Türkiye Yazıları, Dönemeç, Türk Dili, Yapıt, Su, Ekin, Varlık, Karşı, Kıyı, Atika, Berfin, Türk Dili Şairin Atölyesi, Şiir Ülkesi, Güzel Yazılar (yayın kurulu üyesi) vb. dergilerde yayımlandı. Gecede Söylenen Türküler adlı kitabıyla 1984 Yaşar Nabi Şiir Ödülünü aldı. Şiirlerinin bir bölümü Ferhat Tunç, Grup Çağrı ve Cebrail Kalın tarafından bestelendi. Türkiye Yazarlar Sendikası, Türkiye PEN Pazarlar Derneği, Edebiyatçılar Derneği, Dil Derneği üyesidir.

"Şiirimizin yalın, lirik kaynağında, özentisiz, içten bir ses tonu." Ataol Behramoğlu

“Çağın, düzensiz, sancılı bir toplumdaki bunalmış insanının yaşantısından, acıları ve özlemlerinden damıtılmış bir şiir bu. Çarmıhındaki İsa gibi konuşan bir şiir bu. (...) Şiirlerindeki bu insan sesi, kalp atışları, biraz üzgünce de olsa, yeni bir duyarlıkla yaşam algılarını yenileyebilecek şeyler söylemekte okuyucusuna.” Ömer Nida.

“Bedrettin Aykın, şiirini yaşamın içinden kuran, bireysel yanını toplumsalla çözümleyen, değerlendiren; iç dünyasının acılarını, sıkıntılarını güneşe açılan pencerelerden uçurmasını bilen bir şair. Şiirindeki sesleri, kendi sesinden damıtarak; daha ilk kitabında «Bedrettin Aykın Şiiri» ne ulaşmayı başarmış; baktığı sol siyasal pencereyi geniş tutmayı yeğleyebilmiş, ilk bakışta klasik tarz görünen şiirini, imge ve biçim yapı taşlarıyla yenileyerek kendi sesine varmıştır. Hüznün ve umudun her mevsim iç içe Aykın’ın yaşamını ve şiirini baştan aşağı nasıl sarmış olduğunu görmemek mümkün değil. Sonuçta acılarda, yalnızlıklarda yaşayan ve umudunu canlı tutan, kimliğini hiçbir çekince göstermeden şiirine aktaran bir şairdir o. Yaşadığı tarih ve coğrafya içinde şekillenen insan, hiçbir sorunundan soyutlanmadan, şiir potasına karışır Bedrettin Aykın’ın. Acı çeken ve direnen insanın şiiridir onun şiiri.” Güngör Gençay.

“1970’lerden bu yana gelişen şiir birikimini, insani ilişkilerin «meta» ya indirgendiği bir ortamda, yalnızlıklarla kuşatılmışlığın içinden sürüyor. «İyi ki sen varsın ey şiir - Yoksa nasıl yaşardım bunca yalnızlığımla.» Şiiri, yalnızlıklarının sığınağı olarak görüyor Aykın.” Ahmet Ada.


Eserleri

  • Her Mevsim Acılarda (1982), 
  • Gecede Söylenen Türküler (1984), 
  • Eksik Bir Gökyüzü (1985), 
  • Yaralı İlkyaz (1990), 
  • Ansızın Güz (1992), 
  • Sevda Sureleri (1994), 
  • Yalnızlıklar (1997), 
  • Güz Balkonu (2001), 
  • Eksik Bir Gökyüzü - Bütün Şiirleri 1 (2002).

6 Ocak 2004 Salı

Hüseyin Atabaş

Hüseyin Atabaş

Hüseyin Atabaş, doğumu 10 Temmuz 1942, Trabzon; ölümü 27 Şubat 2019, Ankara. Şair ve yazar.

İlköğrenimini Vakfıkebir'de tamamladı. Ortaokula Elâzığ’da başlayıp Kütahya’da bitirdi, Kütahya ve Trabzon liselerinde okudu. Liseyi Ankara’da bitirdikten sonra Ankara İktisadî ve Ticarî İlimler Akademisine devam etti. Ordu Yardımlaşma Kurumunda (1967-71) ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde (1971-79) Muhasebe Şefi, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde İmar İdare Heyeti Raportörü, Kütüphane ve Yayın Hizmetleri Şube Müdürü (1979-94) olarak çalıştı, emekli oldu.

Çalıştığı yerlerde sendikaların örgütlenme faaleyetleri içinde yer aldı, sivil toplum kuruluşları çalışmalarına katıldı. Halkevleri Genel Merkezi’nin yayın organı Halkoyu dergisinin yazı kurulunda görev aldı, Oluşum dergisinin yayın yönetmenliğini (1977-78), Yazın Dergisi’nin yazı işleri müdürlüğünü (1981-82) yaptı. Edebiyatçılar Derneği’nin kurucularındandır. Bu kuruluşun yürütme kurulunda sayman ve genel başkan yardımcısı olarak (1992-99) görevler üstlendi. TRT-INT (1996-97) ve Ankara’daki özel radyolarda (1997-99) kitap tanıtma ve şiir programları hazırlayıp sundu. Ankara Üniversitesi ile özel kurslarda yaratıcı yazarlık dersleri verdi. Yeni Politike ve Günlük Haber gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. 1999 yılında yeniden döndüğü çalışma yaşamınında Ankara Üniversitesi TÖMER Dil Öğretim Merkezi’nde editör ve Basın-Yayın Koordinatörü olarak (1999-2005) çalıştı, yayınevlerinde editörlük yaptı.

Edebiyat çevrelerinde oldukça sevilip sayılan bir kişiliğe sahip olan şair ve yazar Hüseyin Atabaş, 27 Şubat 2019 günü Ankara’da vefat etti. Şairin cenazesi 28 Şubat 2019 günü Ankara Karşıyaka Mezarlığı'nda toprağa verildi.

İlk şiiri “Kardeşçe“, 1 Mayıs 1961 tarihli Kütahya gazetesinde çıkmıştı. Sonraki yıllarda şiirlerini, şiir sanatı, edebiyat ve tolum sorunları üzerine yazılarını Sanat Dünyası, Çağrı, Çele, Özün, Türk Dili, Oluşum, Türkiye Yazıları, Halkoyu, Varlık, Kıyı, Çağdaş Türk Dili, Oluşum (iki yıl genel yayın yönetmeni), Yazın (yazı işleri müdürü),Damar, Düşlem, Cumhuriyet Kitap, Edebiyat ve Eleştiri, Hürriyet Gösteri, Karikatür,Dil Dergisi, Anadili, Kum, Ünlem Sonsuzluk ve Bir Gün ve Lacivert başta olmak üzere altmış kadar dergide; sanatsal ve toplumsal sorunlar üzerine yazılarını Barış, Yeni Ortam, Cumhuriyet, ve Siyah Beyaz gazetelerinde yayımladı. Yeni Politike ve Günlük Haber gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. 1974 yılında Demokratik Sol dergisinin açtığı yarışmaların şiir dalında beş şiiriyle birinci oldu. İlkyaz Töreni adlı eseriyle 1994 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü’nü, Yorgun Denge dosyasıyla 2005 Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü’nü aldı. Şiirlerinin bir bölümü Arapça, Almanca ve Fransızcaya çevrilerek yayımlandı. 1987'den itibaren Irak, Hollanda ve Almanya'ya sanatsal geziler yaptı. Çok sayıda sanat etkinliği düzenledi ve bu etkinliklerin bir bölümünü kitap olarak da basıma hazırladı.

1970 Kuşağı toplumcu-gerçekçi şairleri içinde değerlendirilen Hüseyin Atabaş, Cemal Süreya'nın sözleriyle, Türk şiir deneyini yaşamış, ondan çok şey edinmiş, Türkçeyi güzel kullanan, güzel şiir söyleyen bir şair olarak 20. yüzyılın son çeyreğinde Türk şiirindeki yerini aldı. Onun şiiri “soğuk kültür”le, yani yazılı kültürden çok “sıcak kültür”le, yani sözlü kültürden beslenir. Şairin halk kültüründen, ama kendinin kılarak yararlanması, dünya görüşünün gereği ve şiirinin içerik-ses bağlamının tutarlılığını gösterir. Onda bu ilişki, şiirin yaşamla bağ kurması bakımından olumluluk içerir. Hem sözlü kültürün anlatım biçiminden yararlanıp hem de bu anlatım biçimini kırarak, tekrar tehlikesini ortadan kaldırır; böylece okurla sıcak bir ilişki kurar. Bu da doğal, çünkü kendisi ile daha önce yapılan bir söyleşide, yola çıktığı şiir serüveninin altörgesinde halk destanlarının, halk türkülerinin olduğunu söylüyordu. Oradan gelen duyarlılığı değiştirip dönüştürerek çağdaş şiire taşıyor. Bu konu; günümüz şiirinin genelde halk kültüründen, sözlü kültürden, şiir geleneğimizden kopuk olması nedeniyle dikkat çekicidir. Hüseyin Atabaş’ın şiiri yalın ama derinlikli ve alçakgönüllü edasıyla insanın alıngan yerine dokunan, değişik izlekleri barındıran bir şiirdir. Atabaş düzyazılarında da dili yokuşa sürmeden, duru bir anlatım ustalığı gösterir.

Hüseyin Atabaş; 1974 Demokratik Sol Dergisi Şiir 1.lik Ödülü, 1994 Cevdet Kudret Edebiyat-Şiir Ödülü, 2005 Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü, 2009Yunus Nadi Şiir Ödülü, 2014 Enver Gökçe Şiir Ödülü, 2017 KEGEV M. Sunullah Arısoy Şiir Büyük Ödülü ile 2017 Kıyı Dergisi Şiir-Emek Ödülü’nün sahibidir.

Ertelenen 2014 yılı Enver Gökçe Şiir Ödülü, 2017 yılında açıklanarak kitap dalında Hüseyin Atabaş’a verildi.

Bir kısım şiirleri Almanca, Arapça, Bulgarca, Fransızca, İngilizce ve İtalyancaya çevrilmiştir. Atabaş, Edebiyatçılar Derneği‘nin kurucularından olup eski Genel Saymanı ve Genel Başkan Yardımcısıdır, Ayrıca TYS (Türkiye Yazarlar Sendikası), Dil Derneği, PEN Yazarlar Derneği ve BESAM (Bilim ve Edebiyat Eserleri Sahipleri Meslek Birliği)’ın (kurucu) üyesidir.

“Hüseyin Atabaş Türk şiir deneyini yaşamış, ondan çok şey edinmiş, Türkçeyi güzel kullanan, güzel şiir söyleyen” bir şair olarak nitelediği Atabaş için, Metin Altıok ise, “Kim ne derse desin, hakkı yenmiş bir şairdir Hüseyin Atabaş. Ama inceliğin kaderi buysa bir ülkede, bunu da taşımak zorundadır, derim.” Cemal Süreyya.

"Hüseyin Atabaş'ın şiirinin bir ucunun toplumda, öteki ucunun insanın yüreğinde“ Emin Özdemir.

"Hüseyin Atabaş şiirinlerinde duyguların sözel anlatısına çok az yer verir. Onda plastik öğelerle yansıtma, duygunun somutlaşmasına yardımcı oluyor çünkü, kuşkusuz söylemi de yumuşatıyor. (...) Atabaş, evrensel barış ve kardeşlik için umudunu hiç yitirmiyor. Bu bakımdan, onun şiirine özlü, biçemli bir umut şiiri gözüyle de bakabiliriz. Denebilir ki, hemen her şiiri umut açan bir kır çiçeği gibidir. Umut, bir bakıma, onun şiirinin önemli bir öğesidir. Çocuk ve umut, altörge gibidir şiirlerinde. (...) İnsanın özgürlüğü için, gereken savaşımı, şafakla açan bir çiçeğin çıtırdayan sesiyle işler kafalara. Savaşım verirken bile, loş bir odaya süzülen ışık gibidir, kozasını ören ipek böceğidir. (...) Hüseyin Atabaş, saf, sıcak, duyarlıklı bir sevdayı da büyütür şiirinde. Özlemlerle anımsadığı içli sevdalara tutulduğu da olur. Ne ki, onun şiiri, büyüyen yalnızlığını ve toplumsal karanlığımızı çocuk sesinde boğabilen, duru, aydınlık, ipek hışırtısı gibi insanı derinden etkileyen duyarlıklar taşıyan bir şiirdir." Vecihi Timuroğlu. 

"Biçimde belli bir ustalık düzeyine ulaşmış olan Atabaş'ın, yumuşak, özentisiz, aydınlık, insancıl bir ses tonu var." Ataol Behramoğlu


Eserleri

Şiir

  • Gelecek (1975), 
  • Yanarca (1979), 
  • Bitmeyen (1983), 
  • Yüzün Bende (1988), 
  • İlkyaz Töreni (1993), 
  • Saydam ve Gizli (1997), 
  • Düşe Yazdım (2002), 
  • Yorgun Denge (2005), 
  • Çıplak Su (2009), 
  • Ömür Lekesi (2011), 
  • Umut, Her Zaman (2014), 
  • Yaşayıp Giderken (2018).
Deneme

  • Kale ve Bozkır (1994), 
  • Özgürlüğün Geldiği Gün (1999), 
  • Türkçe Yaralı Dilim (2003), 
  • Dünyada Kimse Var mı? (2007).
Araştırma-İnceleme

  • Dilin Gizilgücü / Şiir Sanatına Giriş (2009). 
  • Çağdağ Şiirimizde Karadeniz Duyarlığı (2015).
Derleme-Hazırlama 

  • Niyazi Akıncıoğlu / Umut Şiirleri (Ömer Can ile, 1985), 
  • Şimdi Okullu Olduk / Okul ve Öğrenci Fıkraları (1991), 
  • Bilmece Bildirmece (1991), 
  • Aziz Nesin Günleri (1995), 
  • Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı (A. Şimşek, D. Dirlikyapan ile, 1998), 
  • Ankara Rüzgârı / Ankara Şiirleri Seçkisi (Ali Cengizkan ile, 1998), 
  • Ceyhun Atuf Kansu Şiir Buluşması (1999), 
  • 2000 Yılında Türk Şiiri (2001), 
  • Türkiye’de Eleştiri ve Deneme (2002), 
  • Türkçe’nin Yurttaşı Nâzım Hikmet (2003), 
  • Dil ve Dilimiz Türkçe (2005).

5 Ocak 2004 Pazartesi

İnci Asena

İnci Asena

İnci Asena, 1948'de İstanbul'da doğdu. Türk yayıncı ve şair. Aynı zamanda eski bir Miss Turkey.

1948 yılında İstanbul'da Muhtar ve Nihal'da doğdu. Duygu Asena'nın küçük kız kardeşidir. İstanbul Üniversitesi İngilizce Fakültesi'nden mezun oldu.

1966 yılında, gerçekten ölen teyzesinin adı olan Aylin Öndersev takma adı altında Miss Turkey güzellik yarışmasına katıldı. Yarışmayı kazandı. Gazeteci Halit Çapın ile evlendi ve Berfu adında bir kızı dünyaya getirdi. Evliliği boşanma ile kısa süreliğine sona erdi.

1990 yılında Nazar Büyüm ile birlikte Adam Yayınları adında bir yayın şirketi kurdu. Şiirleri, şirketin edebi dergisi Adam Sanat'ta yer aldı. Bazı şiirlerinde Ani Toros kalemini kullandı. Ayrıca kitaplar yazdı ve PEN International üyesidir.

"Cinsellik, Akdeniz, yumuşak, fakat kırılgan olmayan, kararlı bir ses tonu. Somut, neredeyse tensel bir yaşam algılayışı. Alışılagelmiş lirik kalıpları kırarak doğaldaki lirizme ulaşma çabası. Bu özellikleriyle, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Can Yücel şiiriyle, bazı bakımlardan Metin Eloğlu, Orhan Veli, Sait Faik'le akrabalığı olan bir şiir." Ataol Behramoğlu

“İnci Asena‘nın Üç Gün Paris ve Amsterdam‘dan kitaplarını okurken bana başka şiirleri, kitapları, yazarları çağrıştırdı, beni daha da zenginleştirdi. O, beni fotoğraflardaki öykülere, gizlere, tanıdığım kentlere, sokaklara götürdü bir kez daha.” Gültekin Emre


Eserleri

  • 1992: Türk Yazınından Seçilmiş Aşk Şiirleri
  • 1993: Türk Yazınından Seçilmiş Ayrılık, Özlem, Yalnızlık Şiirleri
  • 1993: Tramvay Döşeriz Ay Döşeriz
  • 1994: Dünya Yazınından Seçilmiş Mektuplar
  • 1996: Çıplak Bakamıyorum
  • 1998: Üç Gün Paris: Fotoğraf Arkası Notları 
  • 1999: Amsterdam’dan Fotoğraf Arkası Notları 
  • 2000: Tutamadığım Sözler 
  • 2000: Yirminci Yüzyılda Yazınımıza Elverenler
  • 2001: Maskeler
  • 2005: Aldanış

4 Ocak 2004 Pazar

Ali Mümtaz Arolat

Ali Mümtaz Arolat

Ali Mümtaz Arolat, doğumu 23 Temmuz 1897, İstanbul; ölümü 4 Eylül 1967, İstanbul. Türk şair. Tabiat ve aşk temalarını işleyen hece ölçüsündeki şiirleriyle tanınır. Türkiye'nin ilk sembolist şairlerindendir. Ali Hasan, Ali Mümtaz takma adlarını da kullandı. 

Babası, Birinci Dünya Savaşı sırasında, Doğu Cephesinde III. Ordu kumandanlığında bulunmuş olan Hasan İzzet Paşa, dedesi, Adana-Halep kumandanı iken Halep‘te vefat eden Ferik Ali Muhsin Paşadır. Annesi Fatma Refia Arolat idi. Çocukluğu yazları Kefeli köyünde bulunan bir yalıda, kışları da de­desi Rifat Paşa‘nın Aksaray‘daki konağında geç­ti. Öğrenimine Burhan-ı Te­râkki Mektebinde başladı. Bir sene sonra Alman Mektebine devam etti, rahatsızlandığı için, Heybeliada‘ya yerleşip ailesiyle bir sene orada kaldı. Bu süre içinde okula gidemedi, bundan sonra bir sene Nümûne-i Terâkki Mektebine gitti, ardından Galatasaray Lisesine kaydoldu. Orta tahsilini Galatasa­ray Lisesinde tamamladı. Lise ikide iken Birinci Dünya Savaşı‘nın başlaması üzerine gönüllü olarak askere gitti. Savaş sonrası Ticaret Lisesinden mezun oldu (1922). Çeşitli bankalarda memurluk yaptı, muhasebe müdürlüğünden emekli oldu. Yirmi beş yaşında iken büyük halasının kızı Fıtnat Hanımla evlendi, beş erkek çocuğu oldu. Zincirlikuyu Mezarlığına defne­dildi.

İlk şiirlerini Sezâ imzasıyla Halit Fahri‘nin çıkardığı Nedim dergisinde (1919) yayımladı. Daha sonra kendi imzasıyla Şair (1918-22), Güneş, Yarın, Yeni Mecmua, Millî Mecmua (1925-27) ve Dergâh (1921-22) dergilerinde şiirler yayımladı. 1926 yılından sonra, şiirlerini Varlık dergisinde, Türk Şairleri ve Mütarekeden Sonrakiler isimli antolojilerde yayımladı. En önemli özelliği, ince melâlidir, Şiirlerinde rastlanılan yaşama sevinci, aşk, tabiata olan bağlılık gibi temalar da bu ince melâlin sınırları içerisinde verildi. Fecr-i Atî topluluğunun bir özelliği olan umutsuzluk ve marâzi hal, Ali Mümtaz’da da kendini hissetti­rdi. Şiirde hayâl unsurlarına çok fazla yer ver­di. Başka diyarların, farklı iklimlerin arayışı ve hülyası içinde oldu hep. Şiirlerinde, Ahmet Haşim ve Yahya Kemal’in etkisi hissedildi. Sembolist imgelerden yararlandı. Hece veznini usta­lıkla kullandı. Dönemindeki pek çok şairin tersine, şiirlerinde millet ve memleket me­selelerine yer vermedi. Cumhuriyetin ilânın­dan sonraki yıllarda yazdığı şiirlerinde serbest nazmı kullandı.

“Mısra ve kelimeye büyük önem veren şair, kullandığı kelimelere Fransız Parnasyenlerini andıran bir ahenk katmakta ve mısra sonlarında özellikle tunç kafiyeyi kullanmakta büyük bir ustalık göstermiştir. “Bir Gemi Yelken Açtı” şii­riyle, daha önce Cenab Şehabeddin ile başlayan ve sonra Ahmet Haşim ve Emin Bülend gibi şairlerle devam eden çöl romantizmin’in yerine, deniz romantizmini başlatmıştır. Ali Mümtaz Arolat’ın şiirlerinin teknik bir özelliği de, eskilerin “redd-i mısra” ismi ile uyguladıkları sanatı, genişleterek “redd-i beyt” haline getirmesi ve üç beyitten olu­şan altı mısralı manzumeler yazmış olmasıdır.

“Dilindeki sadelik ve hayalindeki tabiîlikle, öz­gün bir ifade tarzı bulmuş, hece veznini ve serbest nazmı ahenkli bir eda ile kullanabilmiş olan Ali Mümtaz Arolat, bugün de büyük bir zevkle oku­nan şairlerimiz arasındadır.” Şerif Aktaş.

Heceyle yazan şairler arasında şiirleri tema bakımından: Necip Fazıl'ın şiirleriyle bazı ortak yanlar taşıyan Ali Mümtaz Arolat, antolojilerde genellikle "Bir Gemi Yelken Açu" adlı tek şiiriyle yer almakta, ya da büsbütün dışta bırakılmaktadır. Oysa yakın bir inceleme, Cumhuriyetin ilk yılları dönemindeki Türk şiirinin özgün ve önemli bir şairiyle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Dili kullanmadaki rahatlığı, benzetmelerindeki yalın çarpıcılık, denge ve lirizm bu şiirlerin başlıca özellikleridir. "Ölüm ve Unutulmak" bu temanın Türk şiirinde belki de en etkili örneğidir... Şiirlerinin topluca yeniden yayınlanması çağdaş şiirimiz için bir kazanç olacaktır.


Eserleri

  • Bir Gemi Yelken Açtı (1926), 
  • Hayal İkliminden Dönen Diyor ki (1960).