Şiir, Sadece: Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Kasım 2014 Cumartesi

Bir Anıt Diktim

Exegi monumentum*


Öyle bir anıt diktim ki kendime,
Yapılamaz insan eliyle.
Yığınla insan da birikmeyecek önünde.
Uysal başı anıtımın,
Aleksandr'ın sütununu** çoktan geçti.

Hayır, tümüyle ölmeyeceğim. 
Ruhum, Kutsal lirimle kalarak, 
Kurtulurken çürümekten, 
Tozlarım yok olacak. 
Ben de ünleneceğim, 
Duyulacak ünüm her yerde, 
Yeryüzünde, ayın altında, 
Tek bir şair yaşadıkça.

Söylentim büyük Rusya'yı dolaşacak. 
Ses veren her dilde anacaklar adımı; 
Onurlu Slav torunum, Finli, 
Şimdilerde vahşi olan Tunguz, 
Bozkırların dostu Kalmuk.

Uzun yıllar sevgilisi kalacağım bu halkın, 
Lirimle yarattığım duygular için. 
İnsafsız çağımda ben, 
Özgürlük duaları okudum ve düşmüşlere şefkat dilendim.

Tanrı emridir ilham perisi, biraz söz dinle! 
Dargınlıktan korkmadan, başına taç istemeden, 
Duayı ve iftirayı, kabul et, aynı ilgisizliğinle, 
Ve kınama hiçbir aptalı.


Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Seçme Şiirler
1836


* Bir anıt diktim (Latince).
** Aleksandr'ın sütunu: St. Petersburg'da, Kışlık Saray alanında bulunan, 1834'de yapılmış zafer anıtı

Bulut

Dinmiş tufanın son bulutu! 
Bir sen gezinirsin açık mavi gökte. 
Senindir, kimsesiz, neşesiz gölge. 
Sevinç dolu günü, bir tek sen üzersin.

Az önce çepeçevre sarmıştın gökyüzünü, 
Şimşek de seni sarıverdi dehşetle. 
Sen ise saçtın gizemli gürlemeni, 
Ve açgözlü toprağa yağmur içirdin.

Yeter, defol! İşin bitti artık. 
Toprak tazelendi, tufan da kaçtı buralardan. 
Ve işte rüzgar da yaprakçıkları okşarken, 
Kovuyor seni şu huzurlu göklerden.


Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Seçme Şiirler
1835

Birinci Petro'nun Şöleni

Neşeyle oynaşıyor, kıvrakça,
Neva üstünde, yüce divanın alacalı bayrakları.
Kürekçilerin berrak, uyumlu şarkıları,
Kopup geliyor kayıklardan.
Petro'nun sarayında bir neşeli şölen;
Mahmur konukların sohbeti uğultulu.
Ve salvo ateşle dövülmekten,
Neva'nın öteleri köpüklü.
Büyük Çar'ın bu şöleni neye acaba,

Petersburg şehrinde? 
Neden bu salvo ateş ve kalabalıklar? 
Ya nehirde demirli filo? 
Yoksa yeni ve şerefli bir zafer ışığı mı, 
Aydınlatan Rus süngüsünü ve bayrağını? 
Çetin îsveçli'yi mi yendik? 
Barış mı dileniyor korkunç düşman? 
Ya da aldığımız İsveç toprağına, 
Brandt'ın çelimsiz teknesi mi uğradı? 
Ve güney donanmamız ailecek, 
Dedesini görmeye mi gitti? 
Savaşçı torunları, 
İhtiyarın önünde esas duruşta, 
Verilen dersin onuruna, 
Duyulmakta koro ve top gürlemesi.

Poltava'nın yıldönümü mü,
Kutladığı efendilerimizin?
Rus Çarı tahtını, o gün kurtarmıştı Karl'dan.
Yoksa Katerina doğum mu yaptı?
Ya da isim günü mü kendinin,
Kahraman Dev'in, sihirbazın,
Karakaşlı karısının?

Hayır, tebâsıyla barışıyor Çar.
Suçlunun suçunu affedip, neşeyle,
Köpürterek dolduruyor bir kadehi.
Ve alnından öperek onu,
Aydınlık kalbi ve yüzüyle,
Af gününü kutluyor,
Düşmana karşı bir zaferi kutlar gibi.
İşte bundan, gürültü ve kalabalıklar var,
Petersburg şehrinde.

Salvo ateş ve müziğin gümlemesi, bundan. 
Ve nehirde demirli filo. 
Bu yüzdendir ki mutlu vakitte, 
Çar'ın kadehi dolu. 
Ve salvo ateşle dövülmekten, 
Neva'nın öteleri köpüklü.


Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Seçme Şiirler
1835

Yeniden Konuk Oldum

Yeniden konuk oldum,
Bu köşesine dünyanın,
Nasıl geçtiğini anlayamadan
İki yılımı yitirdiğim sürgün yerime.

On yıl geçmiş üstünden,
Çok başka artık yaşamım.
Ben de değiştim zamanla,
Evrensel yasaya tutsak oldum.

Ama burada yeniden,
Canlı geçmişim beni sarıyor.
Ve sanki dün akşam,
Bu korulukta gezinmişim.

İşte talihsizliğimin evi, 
Zavallı bakıcımla yaşadığım yer. 
Yaşlı kadıncağız yok artık. 
Şimdi duvarın ardından, 
Duyamıyorum onun ağır adımlarını, 
Yok artık titiz ilgisi.

İşte ormanlık tepe;
Çoğu zaman üstünde,
Hareketsizce oturur
Göle bakarak hüzünle,
Başka kıyıları,
Başka dalgaları özlerdim.

Altın mısır tarlaları,
Yeşil çayırlar arasında,
Genişçe yayılıyor, masmavi.
Keşfedilmemiş sularında,
Bir balıkçı geziniyor,
Tutmuş, kendine çekiyor,
Sefil ağlarını.

Ağaçlar saçılmış,
Kıyıların yumuşak eğimli yamaçlarına.
Arkadaki değirmen vaktiyle,
Rüzgarda yana yatar,
Var gücüyle çevirirdi kollarını.

Dede toprağımın ucunda,
Yağmurlarla kellenmiş yolun,
Dağa tırmandığı o yerde,
Üç çam dikilidir.

Biri ayrı düşmüş,
Diğer ikisi yakıncacık birbirine.
Ne zaman tepeden
Yanlarından geçsem ayışığında,
Doruklarının hışırtısı
Beni o tanıdık sesiyle selamlardı.

Şimdi geçerken o yoldan,
Yeniden gördüm onları,
Hiç değişmemişler.
Hışırtıları bile aynı.

Ama yorgun kökleri dibinde,
(vaktiyle boş ve çıplaktı oralar)
Şimdilerde bir körpe koruluk dallanmış.
Yeşil aile; gölgeleri altına,
Sıkış tıkış çalı topakları sığınmış,
Çocuklar gibi.

Ötede suratsız yoldaş duruyor,
Aksi ihtiyar, müzmin bekar,
Ve çevresi,
Bomboş eskisi gibi.

Merhaba! Genç, tanımadık kuşak,
Göremeyeceğim nasıl kocaman olduğunu.
Boyun, dostlarımınkini geçince,
Ve yaşlı tepelerini onların,
Gölgen gizleyince yoldan geçen yolcudan,
Bırak duysun torunum,
Konuksever hışırtını.

Bir dostça sohbetten dönerken,
Mutlu ve hoş düşlerle dolu,
Geçsin yanınızdan.
Gecenin koyu karanlığında,
Beni ansın.


Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Seçme Şiirler
1835

Yankı

Kükredi mi bir vahşi hayvan bir orman kuytusunda,
Çaldı mı borular, gürledi mi gök,
Bir genç kız şarkı söyledi mi, tepelerin ardında,
Her sese, boşlukta,
Bir yanıt yaratırsın yeniden.
Gök gürültülerini dinlersin,
Fırtınanın ve kabaran dalgaların sesine,
Köy çobanlarının bağrışmalarına,
Yanıt gönderirsin.
Fakat yoktur seni yankılayan...
Sen de böylesin işte,
Sen şairsin!


Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Seçme Şiirler
1831

Ötedeki Yurdunun Kıyıları İçin

Ötedeki yurdunun kıyıları için,
Bu gurbeti terkettiğin,
O unutulmaz anda, üzgün vakitte,
Önünde, uzunca zaman ağlamıştım.
Soğuyan ellerim,
Çırpındılar, alıkoymaya seni,
Alıkoymaya, o korkunç bezginliğin ayrılığını.
İniltim yalvardı,
Bitmesin diye.

Ama sen, acılı öpüşmemizden,
Koparır gibi aldın dudaklarını. 
Kapkara sürgün yerimden, 
Beni başka yerlere çağırdın. 
Dedin ki: "Görüştüğümüz gün, 
Sonsuz mavilikler altında, 
Bir zeytinin gölgesinde, 
Aşkın öpücüğünü, 
Yeniden birleştirelim."

Ama yazık ki orada,
Gökyüzü kemerlerinin,
Tozmavi aydınlıkta ışıdığı,
Zeytin gölgelerinin,
Sulara düştüğü yerde,
Son uykuna daldın çoktan.
Güzelliğin ve acıların,
Yok olup gittiler ölüm sandığında.
Ve onlarla birlikte,
Bir buluşma öpücüğü de...
Ama bekliyorum;
Borcun var...


Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Seçme Şiirler
1830


Puşkin bazı şiirlerine başlık koymuş, bazılarını ise başlıksız bırakmış. Bu şiirler, genellikle Rusya'da ilk dizeleri ile anılır ya da adlandırılırlar, ama başlıksız basılırlar. Ben bu şiirleri ilk dizeleri ile başlıklandırdım.

28 Kasım 2014 Cuma

Vaktidir Dostum

Vaktidir dostum, vaktidir!
Artık yürek dinginlik istiyor.
Günler birbiri ardına uçup giderken,
Ve geçen her saat,
Yaşamdan bir parça daha alıp götürürken,
Seninle ikimiz,
Sanırız ki yaşıyoruz.
Bir de bakacaksın ki, ölmüşüz.
Dünyada mutluluk yok dostum,
Fakat huzurlu ve özgür olunabilir.
Uzunca bir zamandır,
İmrenilecek bir kısmet düşlüyorum:
Uzunca bir zamandır,
Ben, yorgun köle,
Kaçmayı düşler dururum.
Uzaklara,
Çalışmanın ve kusursuz doyumların tapınağına.


Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Seçme Şiirler
1834

Ağıt

Gözyaşı dökeceğim.
Belki de,
Üzüntülü günbatımımda,
Aşk pırıldayacak.
Bir veda gülücüğü gibi.
Akılsız yılların sönmüş neşesi,
Ağır ve hüzünlü,
Bir içki sersemliği gibi.
Ama, şarap misali,
Geçen günlerin hüznü,
Ruhumda yaşlandıkça,
Daha da güçleniyor.
Yolum, ıssız.
Çaba ve kahır bana,
Geleceğin çalkantılı denizini vaadediyor.
Fakat istemiyorum,
Ah! Dostlarım, ölmeyi.
Yaşamak dileğim,
Düşünmek ve kavga için.
Ve biliyorum ki, eğleneceğim,
Acılar, telaşlar ve dertler arasında.
Kimi zaman,
Yine uyumla içip, sarhoş olup,
Uydurduklarım için,


Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Seçme Şiirler
1830

Adımdan Sana Ne?

Adımdan sana ne?
O da ölecek,
Kasvetli bir uğultu gibi.
Uzak kıyılara çarpan dalgaların,
Sağır ormanlıkta yankılanan,
Gece sesleri gibi.

Bir hatıra defterinde, 
Ölmüş izler kalacak acımdan, 
Bir mezar taşına kazınmış, 
Bilinmez dildeki yazılar gibi.

Nesi kaldı,
Taze ve gergin telaşlarda, 
Çoktan unutulmuş adımın? 
Temiz ve körpe anılar 
Sunamaz artık senin ruhuna.

Ama üzüntülü gününde,
Sessizlikte,
Söyle onu özlemle.
De ki benim de bir hatıram var,
Bir kalp var dünyada,
İçinde yaşadığım...


Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Seçme Şiirler
1830


Puşkin bazı şiirlerine başlık koymuş, bazılarını ise başlıksız bırakmış. Bu şiirler, genellikle Rusya'da ilk dizeleri ile anılır ya da adlandırılırlar, ama başlıksız basılırlar. Ben bu şiirleri ilk dizeleri ile başlıklandırdım.

Veda

Senin sevecen hayalini son kez,
Hayalimde okşayıp,
Kalbimin gücüyle rüyama can vermeye,
Ve kimsesiz, ürkek, ilahi huzurumla,
Aşkını hatırlamaya,
Cesaret buldum kendimde.

Koşup gidiyor yıllarımız değişerek, 
Değiştirerek herşeyi ve bizi. 
Sen, çoktan giymişsin şairin için, 
Mezarlıkların alacakaranlığını. 
Ve dostun senin için, 
Sönüp gitmiş çoktan.

Kabul et, uzaklardaki sevgilim, 
Kalbimin vedasını, 
Dul kalmış eş gibi, 
Bir mahpusluk öncesi, 
Dostuna suskunca sarılan, 
İyi dost gibi.


Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Seçme Şiirler
1830

Şair'e

Ey şair! 
Önemseme halkın sevgisini o kadar, 
Tez geçer coşkun övgülerin uğultusu; 
Duyarsan, yargısını bir budalanın, 
Ya da kahkahasını soğuk kalabalığın, 
Sıkı dur yine de, 
Sakin ol.

Sen Çar'sın: Yalnız yaşa
Yürü özgür yolunda,
Her nereye götürürse özgür aklın seni.
Yetiştir düşlerinin değerli meyvelerini,
Ödül bekleme soylu çabaların için.

Her şey senindir, sensin kendinin yargıcı. 
Ürününe en iyi sen değer biçersin, 
Ey zor beğenir sanatçı! 
Hoşnut musun kendi çabalarından?

Sen hoşnutsan eğer, 
Varsın kalabalıklar sövsün sana, 
Tükürsünler ateşinin yandığı sunağa, 
Ve yaramaz çocuklar gibi, 
Sarsıp dursunlar masanı.


Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Seçme Şiirler
1830

Anonim Şiire Cevap

Her kim olursan ol,
Sevecen şarkın,
Dirilişimi neşeyle ve çılgınca alkışlarsa,
Elin, elimi kavrayıp, sertçe sıkarsa,
Yol gösterir, âsâ verirse,
Her kim olursan ol,
İster, esinle dolu bir ihtiyar,
İster gençliğimin, şimdi eskilerde kalmış bir yoldaşı,
Ya da, esin perileriyle korunan, yeniyetmenin biri;

Utangaç, masum melek, uysal çocuk, 
Sana müteşekkirim, tüm duygulu canımla. 
İlgim zayıf, kuytularda kalmış. 
Alışmadım hiç iyi niyete, 
Ve onun şefkatli, konuksever sesine. 
Gülünçtür şu dünyada yakınlık arayan! 
Ruhsuz, soğuk kalabalıklar bakar şaire. 
Bir gezgin cambazı seyredercesine. 
Eğer duyurursa şair, 
Yürekten, ağır iniltisini derince, 
Ve acı yüklü şiiri, keskin yalnızlığında,

Bilinmez gücüyle ağrıtırsa kalpleri, 
Titrerse avuçlarda ve övgüler düzerse, 
Ya da erdemsiz anlarda kafa sallarsa, 
Ansızın bir telaş alırsa şarkıcıyı, 
Acılı bir kayıp, kovulma, mahpusluk... 
"Böylesi daha iyi" derler, sanatın çokbilmişleri. 
"Böylesi daha makbul! Yeni duygular, 
Başka fikirler edinecek ve bize sunacak". 
Ama şairin mutluluğu, 
Bulamaz bunların arasında, 
Aradığı dostça selâmı; 
Korkak suskunluğa gömülü kaldıkça...


Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Seçme Şiirler
1830

Cinler

Sürükleniyor bulutlar, kıvrılıyor; 
Ve ay hayalet bir ışık gibi, 
Aydınlatıyor uçuşan kar tanelerini; 
Gök kapalı, gece bulutlu, 
Çıngırakları çın çın ederek 
Gidiyor arabam, ıssız ovada, 
Ürperiyor yüreğim korkudan 
Bilinmez düzlükler ortasında.

—Hey! Arabacı hızlan!
—Yapamam, atlarda can kalmadı beyim,
Tipiden köreldi gözlerim,
Kar kapamış yolları,
Öldürsen bulamam bir tek iz.
Kaybolduk! Ne yapmalı?
Bir cin, bizi yoldan çıkaran,
Görünüyor, fırdönüyor çevremizde.

Bakın, bakın, işte oynuyor, 
Üflüyor, tükürüyor bana. 
Bir hendeğe doğru sürüklüyor, 
Ürküterek beygirleri. 
Görülmedik boyuyla şurada, 
Önüme dikiliverdi. 
Cansız bir kıvılcım gibi burada, 
Çakıp sönüyor karanlığa.

Sürükleniyor bulutlar, kıvrılıyor,
Ve ay, hayalet bir ışık gibi,
Aydınlatıyor uçuşan kar tanelerini;
Gök kapalı, gece bulutlu.
Gücümüz yok daha fazla gitmeye.
Çıngıraklar birden sustu. 
Atlar durdu.
—Nedir o karartı?
—Kim bilir, bir kütük ya da kurt belki?

Tipi kuduruyor, tipi ağlıyor; 
Ürkmüş atlar, horulduyor; 
Karartı daha da uzağa sıçrıyor; 
Siste gözleri parıldıyor, 
Yeniden şahlandı atlar, 
Çıngıraklar çın çın etti. 
Görüyorum, cinler toplanmış, 
Bembeyaz ovaların ortasında.

Sonsuz sayıda garip yaratık olarak,
Cansızca oynaşan ayışığında,
Fırdönüyordu çeşit çeşit cin,
Kasım yapraklan gibi...
Ne kadar da çoklar? Nereye koşuşturuyorlar?
O acı acı söyledikleri şarkılar nedir?
İyi huylu bir ev perisine ağıt mı?
Yoksa bir cadının düğün şarkıları mı?

Sürükleniyor bulutlar, kıvrılıyor. 
Ve ay hayalet bir ışık gibi, 
Aydınlatıyor uçuşan kar tanelerini; 
Gök kapalı, gece bulutlu. 
Arı sürüsü gibi cinler, 
Üstümdeki sonsuz boşlukta, 
Acı haykırışlar ve ulumalarla, 
Kalbimi parçalayarak, 
Uçup gidiyorlar...


Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Seçme Şiirler
1830

Kış Sabahı

Ayaz ve günışığı,
Muhteşem bir gün,
Hala pinekliyorsun güzelim.
Tamam dilberim, uyan,
Aç artık,
Tatlı rüyalar görmek için, örttüğün o gözlerini. 
Ölülere ve tanrılara, 
Işık taşıyan Aurora'nın önüne, 
Sen de kutup yıldızı gibi çık.
Gece vakti, hatırlar mısın,
Tipinin kızışıp,
Bulanık gökte sisin gezinmesini?
Bir donuk leke gibi ay,
Kasvetli bulutlarda sararırken,
Sen üzgün, karamsar oturmaktaydın.
İşte şimdi bakıyorsun.
Bak bakalım pencereden:
Mavi gökler altında, 
Masallardaki halılar gibi, 
Güneşe karşı ışıldayarak yatar kar. 
Saydam orman kararır yalnız başına. 
Kırağı arasından yeşeren köknara yakın, 
Bir derecik parıldar buz altında.
Kehribar sarısı aydınlık tüm oda, 
Mutlu çıtırtılarla ılımış ocak. 
Ve ocak dibindeki kerevette, 
Hoş rüyalar görüyorsun. 
Bilirsin ki boz kısrağı, 
Kızağa koşmamak.
Sabah karında kayarken.
Sabırsız atların koşusuna kapılıp, tatlım,
Issız ovaları gezelim,
Ormanları, önceleri böyle gür olmayan,
Ve o kıyıyı, benim beğendiğim.


Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Seçme Şiirler
1829

Dolaştım Mı Gürültülü Sokaklarda

Dolaştım mı gürültülü sokaklarda, 
Girdim mi tıkış tıkış dolu kiliseye, 
Oturdum mu çılgın gençler arasında, 
Ben, hayallerime dalarım.

"Yıllar geçiyor" derim, 
"Buradaki herkes, 
Hepimiz yitip gideceğiz, 
Ve birilerinin saati yakın."

Bakınca bir yalnız meşeye, 
"Ormanların papazı", diye düşünürüm. 
"Beni de eskitecek, 
Dedemi eskittiği gibi."

Bir tatlı bebeği okşarken,
"Hoşçakal" derim,
"Dünyadaki yerim senin olsun,
Benim çürüme, senin tomurcuklanma vaktin."

Alıştım, her günü, her saati, 
Aynı düşüncelerle tüketmeye. 
Çırpınırım bilmek için, 
Gelecekteki ölüm vaktimi.

Ne zaman gösterecek kader ölümü?
Kavgada mı? Ya da bir gezide, dalgaların koynunda mı?
Veya komşu ova,
Soğumuş küllerimi kabul eder mi?

Duyarsız bedenime,
Her yer aynı, çürümek için.
Ama yine de sonsuz uykuya dalmayı,
İsterdim sevdiğim yerlerin yakınında.

Mezarlığın girişinde, o gün, 
Bırakın, bir genç yaşam kıpırdasın. 
Ve doğa, kayıtsızca, 
Ebedi güzelliğiyle ışıldasın.


Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Seçme Şiirler
1829


Puşkin bazı şiirlerine başlık koymuş, bazılarını ise başlıksız bırakmış. Bu şiirler, genellikle Rusya'da ilk dizeleri ile anılır ya da adlandırılırlar, ama başlıksız basılırlar. Ben bu şiirleri ilk dizeleri ile başlıklandırdım.

27 Kasım 2014 Perşembe

Sevmiştim Sizi

Sevmiştim sizi; ve aşk yine de mümkün;
Henüz tümüyle,
Sönüp gitmedi içimden.
Ama sizi daha fazla üzmesin sevgi;
İstemem hiçbir şeyle üzülmenizi.
Bazen ürkeklikten,
Bazen kıskançlıktan eziyet çeken ben,
Sizi sessizce ve ümitsizce sevmiştim,
Öylesine içten ve şefkatle.
Kısmet etsin Tanrı da size,
Bir başkasının sevdalısı olmayı.


Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Seçme Şiirler
1829


Puşkin bazı şiirlerine başlık koymuş, bazılarını ise başlıksız bırakmış. Bu şiirler, genellikle Rusya'da ilk dizeleri ile anılır ya da adlandırılırlar, ama başlıksız basılırlar. Ben bu şiirleri ilk dizeleri ile başlıklandırdım.

Kış, Ne Yapılır Köyde?

Kış,
Ne yapılır köyde?
Uşakla karşılaşıyorum. 
Bana sabah çayımı taşıyor. 
Hava ısındı mı?
Tipi dindi mi?
Taze kar yağdı mı?
Yatmayı bırakıp, eğerleri koşmalı mı? 
Gibi sorular... Ya da yemeğe kadar, 
Komşunun eski dergileriyle oyalanmalı.
Taze kar;
Hemen kalkalım, koşalım atları.
Tırıs giderek ovalarda,
İlk ışığıyla günün,
Kamçılar elimizde,
Solgun kara sorgulayan gözlerle bakınıp,
Fır dönelim, ileri-geri atılarak.
Ve günün ileri saatlerinde,
Vurulmuş iki yaban tavşanıyla
eve dönelim.
Bundan iyisi mi olur?
İşte akşam, tipi çıkıyor.
Mum, cansız aleviyle,
Utangaç ışığıyla yanıyor.
Kalbim sızlıyor.
Damla damla, yavaşça yutuyorum,
Bezginliğin zehirini.
Okumak istiyorum; gözlerim harfler üzerinden kayıp geçiyor.
Düşüncelerim, ötelerde. 
Kapatıyorum kitabı, 
Kalemi alıp oturuyorum. 
Zorla söküp almak için
Müz'ün sabuklanmalarını. 
Sesler, seslerle uyumsuz. 
Kaybediyorum tüm gücümü, 
Ritmin ve tuhaf yardakçımın üzerinde. 
Şiir, gevşekçe sunuyor, 
Soğuk ve dumanlı. 
Tartışmayı lirimle kesen ben, 
Yorgunum.
Misafir odasına gidiyorum. 
Orada da duyduğum, 
Gelecek seçimler, şeker fabrikası. 
Evin hanımı somurtmuş, hava gibi. 
Çelik örgü şişlerini, kıvrakça oynatıyor, 
Veya kupa papazıyla fala bakıyor. 
Özlem! Böylece günler inzivada,
Birbiri ardına geçip giderler.
Ama eğer akşama doğru,
Hüzünlü köye,
Ben dama taşlarımla köşemdeyken,
Gelirse uzaklardan kızakla,
Beklenmedik bir aile:
Kocakarı ve iki genç kız, (iki sarışın, iki endamlı kızkardeş) 
Nasıl da canlanıverir, 
Bu, tanrının boşverdiği yerler. 
Nasıl da anlamlı olur hayat. 
Önce, gözucuyla dikkatli bakışlar, 
Sonra birkaç söz ve sohbet, 
Dostça bir kahkaha, akşam şarkıları, 
Canlı valsler, masada fısıltılar, 
Baygın bakışlar, uçuk laflar, 
Dar merdivenlerde uzatılan karşılaşmalar, 
Alacakaranlıkta sundurmaya çıkan bakire, 
Çıplak boynu ve göğüsleri, 
Yüzüne esen tipi...
Ama zarar vermez bu kuzey fırtınaları, 
Rus gülüne.
Nasıl da alev alev yanar, 
Bir sıcak öpücük buz üstünde, 
Nasıl körpedir Rus kızı, kaba karın içinde!


Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Seçme Şiirler
1829


Puşkin bazı şiirlerine başlık koymuş, bazılarını ise başlıksız bırakmış. Bu şiirler, genellikle Rusya'da ilk dizeleri ile anılır ya da adlandırılırlar, ama başlıksız basılırlar. Ben bu şiirleri ilk dizeleri ile başlıklandırdım.

Gürcü Dağlarını Sis Basarken

Gürcü dağlarını sis basarken akşamla,
Aragva gürülder önümde.
Üzgünüm ve bir hafiflik var içimde,
Hüznüm, yaşamla dolu,
Seninle dolu,
Karasevdam, yalnız seninle.
Yok artık acısı hiçbirşeyin.
Yine de acıyla yanar kalbim ve sever.
Bilemez çünkü, ne olduğunu aşksızlığın.


Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Seçme Şiirler
1829


Puşkin bazı şiirlerine başlık koymuş, bazılarını ise başlıksız bırakmış. Bu şiirler, genellikle Rusya'da ilk dizeleri ile anılır ya da adlandırılırlar, ama başlıksız basılırlar. Ben bu şiirleri ilk dizeleri ile başlıklandırdım.

Çığ

Parçalanarak geliyor korkutucu kayalıklardan, 
Gürüldüyor, köpürüyor dalga dalga, 
Üstümde kartallar, çığlık çığlığa, 
Homurdanıyor çam ormanı, 
Dalgalı sislerin arasından, 
Doruklar ışıldıyor.

İşte, düştü çığ, 
Gelmekte ağır uğultusu, 
Tıkayıp kayalar arası şu geçidi, 
Durduruverdi Terek'in dalgalı suyunu.

Ah, Terek! 
Gücünü tükettin, sustun bir an, 
Kesiliverdi kükremen. 
Ama gelen dalgalarının dirençli öfkesi, 
Delip geçti karları ve sen, coşkuyla, 
Kavuştun kıyılarına.

Öylece durdu, uzunca bir süre, 
Erimeden, göğsü yarılan çığ, 
Ve Terek aktı üzerinden hiddetle. 
Su tanecikleriyle bezeli köpükleri, 
Şırıldayarak erittiler buzdan kemeri.

Ve geniş yolun ona yanaştığı yerde,
Bir at sıçradı geçti,
Öküz, kalakaldı.
Ve bir bozkır taciri devesini,
Sadece,
Göklerin konuğu ve rüzgarların tanrısı Aelus'un uzanabildiği,
O yerlere doğru sürüp götürdü.


Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Seçme Şiirler
1829

Kafkas

Altımda Kafkas dağı. 
Dorukta tek başımayım, 
Karların üstünde, uçurumun kıyısında duruyorum.
Bir kartal uzak doruklardan kalkmış,
Kanat çırpmaksızın süzülüyor, benimle aynı yükseklikte.
Buradan görebiliyorum ırmakların doğuşunu, ve korkunç çığların ilk kımıltısını.

Burada bulutlar uçuşuyor usulcacık altımda. 
Aralarından düşerek gürüldüyor çağlayanlar, 
Aşağılarda, sarp kayaların çıplak gövdeleri, 
Diplerinde cılız yosunlar, kavruk çalı topakları. 
Şuralarda, çiğ düşmüş yeşil örtü, 
Kuşları cıvıldaşan, geyikleri seke seke oynaşan barınak.

Tepelerde yuvalanmış köy evleri,
Çimeni gür yamaçlarda otlayarak inen koyun sürüleri
Çiçekli vadilere doğru iner bir çoban,
Gölgelik kıyılar arasından koşturur Aragva*,
Yoksul bir atlı dar geçitte bekleşir,
Terek'in kuduz neşesiyle kaynaştığı yerde.

Köpürür Terek, uğuldar,
Kafesinden avını gören,
Genç bir canavarın hırsıyla.
Döver kıyılarını çaresiz bir öfkeyle,
Yamaçları, aç dalgalarıyla yalar.
Boşuna! Terek ne doyar, ne mutlu olur.

Onu, sadece, ürkünç kütleleriyle dilsiz dağlar kuşatır.


Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Seçme Şiirler
1829


(Bu şiirin, Puşkin' in vaktiyle yazıp da, sansür nedeniyle yayımlanırken iptal ettiği son kıtası:

Böyle kuşatır özgürlük coşkusunu yasalar, 
Vahşi alev, böyle arzu duyar boyundurukta, 
Şimdi suskun Kafkas böyle öfkelenir, 
Yabanın gücü böyle zor gelir ona şimdi.)

* Aragva: Kafkasya'da bir ırmak.