Şiir, Sadece: 2021

31 Aralık 2021 Cuma

Çingeneler

Gün biterken çingeneler
inecek ovaya çengilerle
Ateş yakılacak ve birer
yalım düşecek kızların yüzüne
Dinle ve sorular sor kendine
Doğayı, insan ve geceyi
neydi güzelleştiren böyle
Yolculukları güzelleştiren neydi
Tam atımına gelince vakit
istersen bir kolunu dağların omzuna at
Unutma geceyi bütün bir ömür
Buruşturulup atılıvermiş
uzak ve anısız bir bakış
uzak bir buluttur şimdi keder



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

Kurtlar

Bastıkça çatırdıyor otlar
sanki eylül yürümüş buraya
sinsi ve gözüpek canavar
Bir rüzgâr esse usulca
belki nefes alacak orman
doğrulup kalkacak ayağa
Ama dağ taş bir duman
örtüsü içinde kalmış şimdi
hiç ses gelmiyor uzaktan
Aç kurtlar basıyor ovayı



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

29 Aralık 2021 Çarşamba

Güz Esmerliği

Bu kıpırtısız ovada
kuşların kuşlar gibi
cansız düşüştükleri
günler geçiyor usulca
Geçip gidiyor yorgun
ve serseri ikindiler
Toprak ve su durgun
dağların yüzünde keder
Bir türlü silinmiyor
Gökyüzünde çığlıklar
ve bu güz esmerliği
Kuş tüyleri kaplıyor
ve kırılmış kanatlar
bütün bir ovayı şimdi



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

27 Aralık 2021 Pazartesi

Gizlenir mi?

Dönüp dolaşıp aynı şeyleri
konuşuyor gibiyiz bu akşam
ve yüreğimizdeki bir yalım
aralıksız büyütüyor kederi
Dalıp gidiyoruz durmadan
kolluyor gibiyiz birşeyleri
Yaşayıp sakladığımız neydi
neydi yalnızlığımızı çoğaltan
Her sigara ayrılıklar gibi
genzimizi yakıyor büsbütün
çekiyor anıların ağıyla bizi
Gizleyebiliyor muyuz dersin
sıkıntıları ve tedirginliği
bütün bir akşam kendimizden



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

24 Aralık 2021 Cuma

Kaos

Ay inceldi ve orman
bir tortu gibi çöktü dibe
Buğusu yoktu toprağın
büsbütün balçıktı yeryüzü
Irmaklar sağırdı ve dağlar
birer aptaldı o hantal gövdeleriyle
Gittikçe büyüyordu rüzgârın beynindeki ur
Öfkemizden şimşeği yarattık
İnsan yarattık
(hayır, balçıktan değil)
O gün bugün arayıp dururuz onu
hangi cehenneme gitti, bilmeyiz



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

22 Aralık 2021 Çarşamba

Sığınak

Sözün yine hep aşktan yanaysa
sevgilim sen sakla bir kaçağı
Belki yorgun ve yaralıdır hâlâ
ölüm basmıştır son sığınağı
Sus ve sadece dinle sessizliği
perdeleri çek ışıkları söndür
bir selam bir haber gönderir belki
sesleri hiç duyulmayan dostlar
Bir cigara sar bitlis tütününden
bir çay demle sonra, anısı kalsın
bekle başında onun sabahadek
Belki demin sana böyle sığınan
yapayalnız ve öylesine yorgun
kimliği duvarlarda kalan bir kaçak



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

20 Aralık 2021 Pazartesi

İsmail'in Kitabını Okurken

İsmail’in kitabını okuyorum üç gecedir
ateşler içindeki dünyada bir neferin
ölüme at koşturan rüzgârını duyuyorum
Managna yanıyor, her yanım ateşler içinde
yanıyor bir çocuk sevgiyle okşanmaktan
ve temkinli olmak yakışmazdı sana zaten augusto
ve sen ey idris
ismail’in ölümü küçümseyen dostu
“yediğin kurşundan
bir gümbürtü kaldı ki bana!..”
Roma’da navona alanında burakıp ismail’i
telzaatar’a dönüyorum gecikmiş bir martı gibi
Yurdum diyebileceğim
her yer kan-revan içinde, görüyorum
ve boğazlanmış bir ceylan gibi
serilivermiş denizler ortasına
Önce ismail orda, ne zaman gelmiştir
“gümbür gümbür ve sonuna kadar, taa-sonuna
sonuna kadar sevdaya, sonuna kadar kavgaya
çatlayacak kadar sabırsızlıkla…”
İsmail’in kitabını okuyorum üç gecedir
ve alnımı seher rüzgârına dayayıp
sesleniyorum
“- Ey usta
nerde benim payım içtiğin baldırandan!..”



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

17 Aralık 2021 Cuma

Savrulan Külleri Ömrümüzün

Bir kızın kocaman gözlerinde gördüm
bulutların dağlara sessizce çöküşünü
Çocuksu susuşları gördüm, kırılan sevinci
ve kalbimi puslu yamaçlardaki pusulara saldım
çobanlar çoktan inmişlerdi ovaya
bense yapayalnız bir ağaçtım doruklarda
Harelenen sularda bir yanık kokusu
ve uzun boyunlu bir kızın gülümseyişi
Işık zamana bağlı zamansa onun
kocaman gözleridir artık
Anladım tarih de yazılmaz
bir aşkın sayfalarına düşmüyorsa gün
Yalnızdım, yapraklarım dökülmüştü bir bir
deryalara savrulup çöllere düşmüştü
Bir duman tütüyor yine hangi kent yandı
hangi sokakta vuruldu sevgilim
Bir demet menekşe bir avuç toprak
burkulan bir yürek miyim hep
Sesimde bir yanma bir kekrelik
uzayıp giden bir çöl yalnızlığı
Gazeteleri okumuyorum başım dönüyor
sulanmamış çiçek gibi kuruyor her şey
her şey bir yolculuğun hüznünü taşıyor
gidip de gelmemek üzere bütün yüzler
Puslu yamaçlarda bir çakal gölgesi
bir dağ suskunluğu yürüyor kentlere
yenilen biz miyiz yoksa aşklar mı
bir kızın kocaman gözlerinde görüyorum
savrulan küllerini ömrümüzün
Bu kenti ayrılıklar yıkacak birgün biliyorum
Ölümden şikâyeti yok ölüp gidenlerin
ama bir kızın kocaman gözlerinde yangınlar çıkıyor
Acılar dehşetli kinlendiriyor beni
Kabarıp duruyor içimde, kararıp duran bir okyanus
yurdumu arıyorum batık bir tekne değilim
yurdumu arıyorum kızgın küller ortasında



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

15 Aralık 2021 Çarşamba

Gün Kararmasın Geldiğinde

Güz yakmadan gülün pembesini
avuçlarımda ol, sokul yanıma
gülüşünle ısınsın bedenim
ve dudaklarımda acılaşan ıslık
adımla çiçeklensin
Serçeler göçe dayanmaz bilirsin
ne özleyen bir bakış kalır
ne de sımsıcaklığın
sular donar yürek üşür
sende kalır seni yakan
Uçurumlar açılır yollarında
buharlaşır çiy damlaları
Terli bir kısrak gibi gel kapıma
savrulsun saçların
yastığım kekik koksun
Uzağı yakın et
pembeleşsin çarşafın
ölüm kapımın tokmağında
ayrılığı iyi bilirim
ferhat olmayayım dağlarda
Ey gülün pembesiyle
bir gülümseyişi paylaşan
kar yağıyor yatağıma
avuçlarım kutuplara döndü
gün kararmasın geldiğinde



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

13 Aralık 2021 Pazartesi

Özlemedim Seni

Hiç özlemedin seni
Özlemek dostluktandır
dostluğundan öte bulmalıyım seni
Sıcaklığını bulmalıyım
dokunuşları, kenetlenişi
Terimizle sulanmalı yeryüzü
güneş terimizde ışıldamalı sabah olunca
Apansız fırtınalar çıkmalı
sarsılmalıyım
Özlemek
yanında olmak isteğidir
gülüşünü görmek biraz da
Hiç özlemedim seni
Saçlarına gül takmam
bir ırmak gibi akıtırım ovaya
soluğunla yanar
dudaklarımın bozkırı
Akkor halindeki ufuk
bakır bir tel gibi eriyip gider
kraterler ortasında kalırım
Toprak yarılır birde
su kirlenir
Ürpertir bu coğrafya
bu serüven
ikimizi bir anda
yaşadığımı duyarım
Hiç özlemedim seni
Özlemek dostluktandır
dostluğundan öte bulmalıyım seni



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

10 Aralık 2021 Cuma

Eski Bir Hüzünle

Günlerdir eski bir hüzünle çıkıyorum voltaya
(kötüye işaret bu, üstelik yalnızlığa sığınıyorum)
Unutup gitmişim ezberimdeki bütün şiirleri
bulutlara bakıyorum uzun uzun, yalnız bulutlara
O uzak kasaba akşamları düşerken aklıma
tecrit’teki yine bir türkü tutturuyor
Ey kalbim sana denk düşüyor bütün acılar
acılar tek ve mutlak olan bir şeyi anlatıyor
Yağmur kuşları geçiyor avludan sürü sürü
dalların hışırtısını duyuyorum, üşüytüyor beni
Ötede, kentin üstünde bir şimşek çakıyor birden
suretin yansıyor göğe ve her yağmur damlasına
Uzak bir anı oluyor her şey, silikleşiyor
ve alnım ateşler içinde, bir tutabilsen
unutup gitmişim bütün türküleri artık
(kötüye işaret bu, üstelik yalnız sana sığınıyorum)
Kısa süren hastalıklar vardır ya, işte öyle
geçip gidiyor akşama doğru hüzün bulutu
resmini asıyorum ranzamın başucuna yine
ve bir türkü tutturuyorum günün son çayında
-Teslim olmayalım Halilim kurşun atalım!



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

8 Aralık 2021 Çarşamba

Akşamı Geciktirebilirsin Belki

Gün batarken sula fesleğenleri
balkonun kokusu sokağa taşsın
sokaklar kayıp çocuklar gibi
hırçındır, ürkek ve biraz şaşkın
Sular bulutlanır sen susarsın
ve kent çıngıraklı bir yılan kadar
zehirlidir artık sevgilin mahpustayken
üstelik kirli bir lekeye döner umutlar
Acılar katlanır mendil yerine
sarışınlaşırsın bu kaçıncı göz
ellerin üşür, çiy düşe çiçeklere
beklediğin mektuplar da gelmez
Bomboş sayfalara dönerken aklın
tecrit’teki kitabı fareler kemiriyor
ve düşlerin sonsuz bir boşluktayken
bir sigara yakıyorsun, tutuşuyor sular
Akşamı geciktirebilirsin belki
suladığın fesleğenlerle, kimbilir
ama vaktin ayırdındadır şimdi
kuşlar, çocuklar ve mahpuslar
Usulca inse de koldemirleri



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

6 Aralık 2021 Pazartesi

Kuş Ölümleri

Gittikçe yalnızlaşıyor bir sen varsın
karşılığı olmayan sorular düşüyor aklıma
ve kuşların intihar tasarısından söz ediliyor kentte
soğuyan ellerinde kalıyorum bir kırlangıç gibi
Ellerin bir mecnun yurdu, upuzun bir sessizlik
birlikte okuduğumuz kitaplar kadar sımsıcak
Biz bu kitapları ne zaman okuduk ve niçin
her satırını çizip notlar düştük kıyılarına
Dünya upuzun bir çöl sanki, bir buzul kütlesi
karşılık bulamıyorsun aklıma düşen sorulara
ve düşüşüp duruyor kırlangıçlar, üşüyorum
bir yolcu hüznüyle geçip gidiyor ömrümüz
Sesine bir esmerlik düşüyor parçalanıyor yüzün
kayıp gidiyor parmaklarımın arasından
bir aşkı anlatmak için seçtiğim sözcükler
Hep yanlış numaralar düşüyor telefonlara
kaçıyor korkulu bakışlarını eski tanıdıklar
Bir sen varsın kurtulursam bu aşkla kurtulurum
Gülüşü süt mavisi insanlar vardı / nerdeler şimdi
çoğunun adını unuttum çoğunun kimliğinde kazınmış adresler
Nevin canına kıydı geçen gün, şiir gibi bir kızdı bilirsin
Öner enfarktüs geçirmiş içerde, kesik kesik öksürürdü eskiden
Ayşe ise acemi bir sokak yosması artık
Üşüyorum, ama sen anılarla sarma beni ve anlat yalnızlığımızı
Bu kent kuşların intiharını umursamıyor artık
ve göğsüm buz kesmiş bu üşüten yalnızlıkta
Birlikte çay içtiğimiz sokaklarda yürüdüğümüz
o süt mavisi gülüşler güz solgunluğunda şimdi
unuttum çoğunun adını çoğu voltalarda yıllardır
nasıl da sessiz yaşanıyor gürültüler ortasında
Bir daha hiç öpüşmeyecek gülçin
o çok sevdiği porselen fincanla çay içmeyecek
uzatamayacak saçlarını, sevgilisinin istediği gibi
gittikçe yalnızlaşıyorum, üşüyorum, unuttum sanıyordum
yazılsa destan olacak bir aşkın serüveni
şiirimde bir dipnot olacak şimdilik



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

3 Aralık 2021 Cuma

Anadolu Marşı

Anadolu Anadolu
İçin dışın arslan dolu
Her ovanın her dağın
Her bucağı toprağının

Her karışı bir kahraman mezarıdır bütün cihan
Seni tanır şehit ili cennetlerin en güzeli

Bağrındadır ulu toprak
Kanlı gökten şafak şafak
Parıldıyor Hak nurunun
Hey gök kadar şanlı vatan

Kim okursa tarihini görüyor ki büyük dini
Sen tutmuşsun imanınla milyonlarca kurbanınla



Ali Ekrem Bolayır

1 Aralık 2021 Çarşamba

Belki Yine Gelirim

Cemil Çakır hocaya


Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
her sözcük dilimin ucunda küfre dönüşüyor çünkü
Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse
ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de
yırtılan ve parçalanan bir şeyler olmalı mutlaka
hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler
Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent
ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü
Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki
onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan
kadınları güzelleştiren herhalde onlardı
“Tükürsem cinayet sayılıyor” diyordu birisi
tükürsek cinayet sayılıyor artık
ama nerde kaldılar, özledim gülüşlerini onların
Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara
tek yaprak bile kıpırdamıyor nedense
ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar
alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor
kanımın pıhtılarında güllerin serinliği
ve fakat bir cellat gibi yetişiyor pusudaki
Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük
Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum
okuduğum bütün kitaplar paramparça
çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri birbaşıma
bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent
bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum
sırnaşık aydınlar, arabesk hüzünler
bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma
Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor
ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere
kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak
Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık
biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri
ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu
ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük
İçimde zaptedilemez bir karma isteği
dizginlerini koparan bir at sanki bu
soluk soluğa kalıyorum her sonbahar
ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa
bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum
bütün gençliğim böylece geçip gitti işte
ama hâlâ bir şeyler var vazgeçemediğim
Hangi duvar yılıkmaz sorular doğruysa
birgün gelirsek hangi kent güzelleşmez
şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı
geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye
Devriyeler çıkar şimdi, bütün ışıklarını söndür
sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak
ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük
Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
oysa ne kadar sakin sokaklar, kent ve bütün yeryüzü
ipince bir su gibi sızıyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

29 Kasım 2021 Pazartesi

Kalbim Unut Bu Şiiri

Uğuldayan ve hep uğuldayan
bir orman kadar üşüyorum şimdi
yanlış rüzgârlar esiyor dallarımda
yanlış ve zehirli çiçekler açıyor
Kanımda kocaman gözleriyle çığlık
Su ve ses kadar beklediğim
ne kaldı geride, bilmiyorum
uzanıp uyumak istiyorum gölgene
ve sarınmak o kocaman gözlerin
uğuldayan rüzgârlarına
Bir acıyı yaşarım ve zehrinden
çiçekler üretirim kömür karası
uçurum kadar bir yalnızlık
yaratırım kendime, atlarım
Anısı yoktur küçük rüzgârların
Yapraklarım yok artık kuşlarım yok
büsbütün viran oldu dağlarım
ezberimdeki türküler de savrulup gitti
ömrümün karşılığı kalmadı sesimde
sesimde yalnız ormanların gümbürtüsü
Yanlış, daha baştan yanlış
bir şiirdi bu, biliyorum
ve belki ömrümüzün yakın geçmişi
bu kadar doğruydu ancak, kimbilir
Kalbim unut bu şiiri



Ahmet Telli
Belki Yine Gelirim

26 Kasım 2021 Cuma

Pulso

Isto que se retrai
vai se aproximar de nós
no reverso do dia.

Outono: uma só folha
comida de luz: e o verde
olhar do verde sobre nós.
Onde a terra não para,
nós, também, viramos esta luz,
enquanto morre
a luz
sob a forma de uma folha.

Olho escancarado
na fome do dia.
Onde não fomos,
estaremos. Uma árvore
vai prender raiz em nós
e subir na luz
de nossas bocas.

O dia se porá ante nós.
O dia nos seguirá
rumo ao dia.



Paul Auster
Tradução: Caetano W. Galindo

24 Kasım 2021 Çarşamba

Pulse

This that recedes
will come near to us
on the other side of the day.

Autumn: a single leaf
eaten by light: and the green
gaze of green upon us.
Where earth does not stop,
we, too, will become this light,
even as light
dies
in the shape of a leaf.

Gaping eye
in the hunger of day.
Where we have not been
we will be. A tree
will take root in us
and rise in the light
of our mouths.

The day will stand before us.
The day will follow us
into the day.



Paul Auster
todos os poemas

22 Kasım 2021 Pazartesi

Interior

Carne engalfinhada
do plenamente outro e um.
E cada coisa aqui, como se fosse a última
a ser dita: o som de uma palavra
casada com a morte, e a vida
que é esta força em mim
de sumir.

Persianas cerradas. O pó
de um eu já-não-mais, esvaziando o espaço
que não encho. Esta luz
que cresce num canto do quarto,
onde o todo do quarto
moveu-se.

A noite se repete. Uma voz que me fala
somente das menores das coisas.
Nem mesmo coisas - mas seus nomes.
E onde nomes não há -
de pedras. A algazarra das cabras
escalando pelas vilas
do entardecer. Um escaravelho
devorado na esfera
de seu próprio excremento. E o enxame violeta
de borboletas mais além.

Na impossibilidade das palavras,
na palavra não dita
que asfixia,
eu me encontro.



Paul Auster
todos os poemas
Tradução: Caetano W. Galindo

19 Kasım 2021 Cuma

Interior

Grappled flesh
of the fully other and one.
And each thing here, as if it were the last thing
to be said: the sound of a word
married to death, and the life
that is this force in me
to disappear.

Shutters closed. The dust
of a former self, emptying the space
I do not fill. This light
that grows in the corner of the room
has moved.

Night repeats. A voice that speaks to me
only of smallest things.
Not even things - but their names.
And where no names are -
of stones. The clatter of goats
climbing through the villages
of noon. A scarab
devoured in the sphere
of its own dung. And the violet swarm
of butterflies beyond.

In the impossibility of words,
in the unspoken word
that asphyxiates,
I find myself.



Paul Auster
todos os poemas

17 Kasım 2021 Çarşamba

Noites Brancas

Ninguém aqui,
e o corpo diz: tudo que se diga
não se deve dizer. Mas ninguém
também é corpo, e o que diz o corpo
ninguém escuta
além de ti.

Neve e noite. A iteração
de um assasinato
enter árvores. A pena
corre pela terra: não sabe mais
o que há de ser, e a mão que a sustém
sumiu.

Mesmo assim, escreve.
Escreve: no começo,
entre as árvores, um corpo vem andando
da noite. Escreve:
o branco do corpo
é da cor da terra. É a terra,
e a terra escreve: tudo
é da cor do silêncio.

Não estou mais aqui. Jamais disse
o que dizes
que disse. E, no entanto, o corpo é um lugar
onde nada morre. E a noite toda,
dentre o silêncio das árvores, tu sabes
que minha voz 
vem andando para ti.



Paul Auster
todos os poemas
Tradução: Caetano W. Galindo

15 Kasım 2021 Pazartesi

White Nights

No one here,
and the body says: whatever is said
is not to be said. But no one
is a body as well, and what the body says
is heard by no one
but you.

Snowfall and night. The repetition
of a murder
among the trees. The pen
moves across the earth: it no longer knows
what will happen, and the hand that holds it
has disappeared.

Nevertheless, it writes.
It writes: in the beginning,
among the trees, a body came walking
from the night. It writes:
the body's whiteness
is the color of earth. It is earth,
and the earth writes: everything
is the color of silence.

I am no longer here. I have never said
what you say
I have said. And yet, the body is a place
where nothing dies. And each night,
from the silence of the trees, you know
that my voice
comes walking toward you.



Paul Auster
todos os poemas

12 Kasım 2021 Cuma

Desterrar

I.

Com tuas cinzas, as que mal
foram escritas, obliterando
a ode, incitadas raízes, alheio
olho - com mãos imbecis te arrastaram
à cidade e lá te ataram neste
nó de gíria, e deram
nada. Tua tinta aprendeu
a dureza do muro. Banido,
mas sempre ao coração
do incômodo silêncio, triscas as pedras
da terra não vista, e ajeitas teu leito
entre os lobos. Cada sílaba 
é ato da sabotagem.


...


Paul Auster
todos os poemas
Tradução: Caetano W. Galindo

10 Kasım 2021 Çarşamba

Unearth

I.

Along with your ashes, the barely
written ones, obliterating
the ode, the incited roots, the alien
eye - with imbecilic hands, they dragged you
into the city, bound you in
this knot of slang, and gave you
nothing. Your ink has learned
the violence of the wall. Banished,
but always to the heart 
of brothering quiet, you cant the stones
of unseen earth, and smooth your place
among the wolves. Each syllable
is the work of sabotage.


...


Paul Auster
todos os poemas

8 Kasım 2021 Pazartesi

İlk Çağa

Mermer köpüklü kumsallara doğarsın yeniden;
Defneli rüzgârlarda kurur tuzlu saçların.
Tanrılar tanrısı sütunlar içinde uzayan gölgen,
Dokunulmaz gibi sonsuz baharı sevdaların.
Mutluluklar boz bulanık akışında zamanın,
Umut kesilir kara yelkenler üstünden,
Sunak taşlarına adağı ben olurum büyük duanın
Dağlar dereler kana bulanır senin yüzünden.
Kıyıdan uzaklaştıkça sınırsız büyüyen deniz,
Sevmeler, sevişmeler ülkesinin pişmanlığı Helena;
Yayılmasın Pandora’nın kutusunda saklanan giz,
Ölümsüzlerle savaştım nice yıllar uğruna.


Sabahattin Batur

5 Kasım 2021 Cuma

Raios

I.

Raízes agonizam entre vermes - o crivo
Da hora convive no peito de um pardal.
Entre ramo e espira - a palavra
Apequena seu ninho, e a semente, ninada
Por lindes mais simples, não vai confessar.
Apenas o ovo gravita.


II.

Em água - minha ausência em aridez. Uma flor.
Uma flor que define ar.
No poço mais fundo, teu corpo é estopim.


III.

A casca não basta. Engasta
Lascas redundantes e troca
Pedra por seiva, sangue por eclusa em fuga,
Enquanto a folha se fura, se malha
De ar, e tanto mais, sulcada
Ou envolta, entre lobo e cão,
Por quanto mais há de estacar
A vã vantagem do machado?


...



Paul Auster 
todos os poemas
Tradução: Caetano W. Galindo

3 Kasım 2021 Çarşamba

Spokes

I.

Roots writhe with the worm - the sift
Of the clock cohabits the sparrow's heart.
Between branch and spire - the word
Belittles its nest, and the seed, rocked
By simpler confines, will not confess.
Only the egg gravitates.


II.

In water - my absence in aridity. A flower.
A flower that defines the air.
In the deepest well, your body is fuse.


III.

The bark is not enough. It furls
Redundant shards, will barter
Rock for sap, blood for veering sluice,
While the leaf is pecked, brindled
With air, and how much more, furrowed
Or wrapped, between dog and wolf,
How much longer will it stake
The axe to its gloating advantage?


...


Paul Auster
todos os poemas

1 Kasım 2021 Pazartesi

İsmet Paşa Mahallesi

Ve ağayı ve ırgatı ayırışım o zaman 
Hırsız damgasını vurdukları kocaman 
Bağbozumu ak ninemdi ağlayan 
Nasıl olur hatırlamam? 
Namussuz olmayışım o zaman 
Sonra gâvur işgali 
Hâlâ düşlerimdedir 
Hâlâ uyanışlarımdadır 
Kıtlığın boynunadır susmuşluğun vebali.

Bir eli yoksa adamın vardır yüreği 
Sürür bedeni kollarında sürür 
Ya dilenir kahrından ölür 
İster çatı temel direği 
Taş üstüne taş bulamam, 
İki eli yoksa adamın vardır yüreği. 
Kan ağlıyor besbelli 
Ve sonra gâvur işgali 
Babamın apoleti yüzbaşı 
Ve sonra sonralardan çok sonra 
Dedemin yüzükoyun altmışında ölüşü 
Nasıl olur hatırlamam? 
Ve ayakları yoksa adamın vardır yüreği.

Sinan'ın köprüsünde gün batar 
90'ında nine'm var 60'ında ölü'm var 
Ve bir gazete haberi, 
Nasıl olur hatırlamam? 
Hürriyet meydanında açlık* 
İsmet Paşa Sokağı'nda 
Necati Çelik adında 
Bir işçi çocuğunu sekiz aylık 
Gece fareler yedi, 
Kıtlık, 
Bu bir gâvur eziyeti, 
Nasıl olur hatırlamam? 
Duyarlığım uygarlığım üstüne 
Bir şeyler koymalıyım, 
Koyamam.


Cahit Irgat
Yaşadım

* 30 Mayıs 1969, "Akşam"

29 Ekim 2021 Cuma

Körler

I. 

Birinin gözleri yok birinin ayakları 
Gözyaşları fışkırıyor her yanda 
Körler sürüyor arabaları 
Bitmez tükenmez romanda 
Körler sürüyor arabaları. 


II. 

Koçlar girdi kapıdan, bağış 
Sübyanlar memelerden ayrılmış 
Hastalar elden ayaktan düşmüş 
Ve zengin klaksonları 71 arabaları. 


III. 
Gurur, içine kapanmış 
Kapılar açık, yaşanmış 
Ağaç kökten insan insandan kopmuş 
Körler sürüyor arabaları.


Cahit Irgat
Yaşadım

27 Ekim 2021 Çarşamba

Mutsuz Dünya Türküsü III

Bin güvercin bir adımdan korkusu 
İnsan mı ne çöp tenekesi 
Sapsarı gün, yaşam sapsarı 
Meydan oldu ana mezarı. 

Kırıldı saksı koptu sardunya 
Sapsarı gün sapsarı dünya 
Altı litre kan mı ne, akan dipdiri 
İsa'dan önce İsa'dan beri. 

Geceden korkuyor günü seviyor arı 
İsa'dan önce İsa'dan beri 
Son moda iskeletlerde çaputlar 
Ölüm katarları tabutlar. 

Soyulmuşlar ve açlar delik deşik mezarlar 
Kurban bayramları kanlı pazarlar 
İsa'dan önce İsa'dan beri 
Yorgun atlar çekiyor arabaları. 

Sevememek ah bir öğle sıcağında seni 
Doya doya insan insanı 
Sevememek ah sevememek 
Vuramamak yumruğu vuramamak 
Murdarlığa boyun eğmek 
Ekmek ekmek diye ölmek 
Bir elinde kovası 
Bir elinde testeresi 
Ölüm kokar derisi 
İşte öldü oldu olan 
İnsandan insana bulaşmış cüzzam.


Cahit Irgat
Yaşadım

25 Ekim 2021 Pazartesi

Mutsuz Dünya Türküsü II

Katı sesler geliyor suskun topraktan 
Buzlardır çatırdayan 
Donmuş tohum, paslanmış kin 
Kan kırmızı her yanında dünyanın.

İnsandan insana bulaşmış bilim 
Küsmüşlüğü yeryüzünün kaskatı berrak 
Kopmuş düğüm akmış lehim 
Ölümün ta kendisi tohumu donmuş toprak, 
Aç toprakta donmuş tohum 
Buzul'a girmiş gemi kanı kurumuş insan.

Buz tutmuş atlar mahmuzlanan 
Haritalar çiziyor ayaydınlık karda kan 
Kutsal tohum kutsal insan 
Kan kırmızı her yanında dünyanın 
Katı sesler geliyor donmuş topraktan.

Ayaydınlık gece vakti uyan 
İnsandır çatırdayan 
Donmuş tohum paslanmış kin 
Kan kırmızı her yanında dünyanın.

Yarı batmış omurga yırtık yelkenli 
Ayaydınlık gece vakti 
Hayvan sürüleri türedi 
Korkunç yeleli 
Buz tutmuş atlar mahmuzlanan 
Kandır sızan kandır sızan

Dünyamızın her yanından 
Dünyamızın her yanından 
İnsandır çatırdayan 
İnsandır çatırdayan. 


Cahit Irgat
Yaşadım

22 Ekim 2021 Cuma

Mutsuz Dünya Türküsü I

İşte öldü, oldu olan 
Çıldırdı cesetleri mahmuzlayan 
Aç ırmaklar çatırdayan 
İskeletler ağızları güneşli.

Bin pencere gözlerindi 
Sıcak kalçalar yangın yeri zifiri, 
Yüzükoyun abanmış toprağa biri 
Dünya otelinde bir adam 
Ağlardı sabah akşam 
Ve Ermeni, ve Yahudi, ve Müslüman 
Karıncalar meydanlara üşüştü 
Atlar ürktü karıncadan.

Ağız kuru buruş buruş kefeni 
Ne çağıranı ne türkü söyleyeni 
Üstünde çimenlerin en serini 
Yoğunlaşan iç karartan.

Sürüngenler iç kemiren 
Zamanı büyülemiş gezegen 
Son nefesi, çıldırdı tren 
Akşam paramparça kara cam 
İnsandan insana bulaşmış cüzzam.

Gecenin bıçakları ters bilenmiş 
Anahtarlar kilitlerde pas tutmuş 
Osmanlıdan bu yana titreyen erkek eli 
Bundan böylesine açar çiçeği 
Ve gencecikler vurulmuş.

İki kere iki dörtler yıkılan 
Naklimekân edilen kadın pazarı 
Ve Ermeni, ve Yahudi, ve Müslüman 
Çarpışmalar diyalektik 
Ve düşmüşlük, kurtulmuşluk, iyilik 
Kan kardeşlik susmuşluğu 
Kara uyku.

Köpüklü at denizi nallarını unutmuş 
Kıyılar ak gergedan şapka dolu 
Mavi insan kılığı caddeleri akşamın 
Ak gergedan sırtında gördüğüm kadın 
Sütünü veren söğüt dün öldü 
Güneşe ver gözlerini bulurum seni.

İbrişim beyazlığı kızlığın 
Bekâretin son perdesi 
Rezaletler üstünde kırmızılığın 
Bir ekmek parasına, 
Akşam olmuş, olmuş olmasına 
İçimizde bir şeyler bıngıldayan solucan 
Var bir dünya bir gereken özlenen 
Var söz eden kandırmaca seslenen 
Vermece yok almacadır beklenen

Mutluluklar erdemler olmamışları 
Uysallığı getiren kurnaz parmak uçları 
Nice soylar toprak olmuş sürüngen 
Hastalıklar ve bitler doymamışları 
Baş eğdirme çabaları, ustabaşları 
Topraktan gelinmiş, toprağa dönüş 
Olmuş düşmüş bir yemiş 
Sen okyanus ben gemi 
Bir deha gökçekimi, bir bela yerçekimi 
Adı kötü niceleri 
Kefenlerin dikilmemiş cepleri 
Torunlarınız öldürdüğünüz 
Mezarlarınız gömdüğünüz.

Kimi binek, kimi yük, kimi aygır 
İşi bitmiş atları kovmuşlar köy dışına 
Ölüm bekleniyor mağrur 
Bir düşünce salt, ne şikâyet, ne kişneme.

Son kişneme yalvarıştır allaha 
İnsanı şiir eden şiir yazıda 
Dirilir yeniden şiirde hasta 
Tarçın zencefil çay kokusu kahvede 
Yaşanan sakat felçli düşünce 
Bodur yolculuklar arpa boyu karınca 
Sevinçler durgun suda masaldır 
Kuru konca sarı bahçe 
Çekişen canda umut insandır 
Işığa varacaktır ağır.

Öten kuştur açan daldır 
Deliye döndü fışkırdı süt 
Çekişen canda umut 
İnsandır.

İnsan külçe yamalı bohça 
Kara elde kara akça 
Paslı nallara takılmış gece 
Kara yılan sabahlara tırmanan.

Beni insan bilsin insan 
Ne tutsağım ne hürüm 
Ne selamın ersin bana 
Ne selamım varsın sana 
Çiçekle de taşlama 
İncinirim ölürüm.

Uyuz Kuduz 
Salyalı ağız 
Yıldız sessiz 
Kimsesiz 
Çiçekle de taşlama 
İncinirim ölürüm.

Yağmur yağıyor eğri 
Irgatlar yönetiyor vinçleri 
O rıhtımda bu meydanda 
Katı ve sert bir anı akan sıcacık kanda 
Sarmaş dolaş kilitli 
Göz çapaklı urba bitli

Karanlıkta akşamüstü 
Karanlıkta akşamüstü 
Gelir kapımı çalar 
Gelir kapımı çalar 
Elinde bir kova su 
Elinde bir kova su 
Bir elinde testeresi 
Bir elinde testeresi 
Ölüm kokar derisi 
Ölüm kokar derisi 
Gökte güvercin sürüsü 
Gökte güvercin sürüsü 
Zeytin dalı gagası 
Zeytin dalı gagası 
Dörtnala parlar atlar 
Dörtnala parlar atlar 
Yangın yeri bulutlar 
Yangın yeri bulutlar 
Gecede baş ağrısı 
Gecede baş ağrısı 
Bir elinde kovası 
Bir elinde testeresi 
Suya düşer gölgesi 
Suya düşer gölgesi 
Dirisi değil ölüsü 
Dirisi değil ölüsü 
Dilde ölüm türküsü 
Dilde ölüm türküsü 
Gecede ölüm korkusu 
Gecede ölüm korkusu

Ağaçlarda küme küme susmuşluk 
Ağaçlarda küme küme susmuşluk 
Omuzlarda yorgan döşek yolculuk 
Omuzlarda yorgan döşek yolculuk 
Kan batağı terden kandan 
Kan batağı terden kandan 
Saç dipleri yılan çıyan 
Saç dipleri yılan çıyan 
Alacakaranlıkta ezan 
Alacakaranlıkta ezan 
İşte öldü, oldu olan 
Alacakaranlıkta çan 
Alacakaranlıkta çan 
Gelir kapımı çalar 
Gelir kapımı çalar 
Dövünen dönen insan 
Dövünen dönen insan 
Bir elinde kovası 
Bir elinde testeresi 
Ölüm kokar derisi 
Dörtnala parlar atlar 
Küsmüş ağlıyor halklar 
Dilde ölüm türküsü 
Gecede ölüm korkusu 
Alacakaranlık sokaklar 
Sokaklar dolusu insan ölüsü 
Susmuş halklar, küsmüş halklar 
Gecede kan kokusu 
Gecede kan kokusu, 
Bir dünya türküsü 
Bir dünya türküsü.


Cahit Irgat
Yaşadım

20 Ekim 2021 Çarşamba

Sesten Öfkeden Öte

En güzelinden öte en güzeli kadının 
Sesten öfkeden öte 
İç içe uçurumu doğunun ve batının 
En güzel dil güzel anlam kadehte. 

Baş döndüren en çirkin doğruda biteviye 
En yanlışı en doğruyu bilen kim 
Ucuz kadehlerde kırıldı sevgim 
Buyurun en karamsar dökülün meyhaneye. 

İster sabah olsun akşam ha öğle 
Seslerden öfkelerden öte 
Işık ve aşk dost kadının eline 
Kollarımız sarmaş dolaş kelepçe. 

Kana konan kuşlar değil bayındır insan 
Sağır eden kör eden 
Yaralayan öldüren 
Yüreğime zift döken. 

Ve alkol tarihsel tad, sevda rengi bir alkol 
İnsanda başlayan insanda biten 
Çölü boğan yeşille elimde en küçük göl 
Sesten öfkeden beri tükendi güzel insan. 

Işık ve aşk dost bahçe 
Ellerimiz sarmaş dolaş kelepçe.


Cahit Irgat
Yaşadım

18 Ekim 2021 Pazartesi

Figüran

Geceye gömülmüş bir gemi gibi 
Donmuş soğuklarda iliği 
Bedende ne setresi ne yeleği 
Tek umudu tiyatrodan. 

Gelsin piyaz, yüz sapsarı 
Bir lokmadır çıkan 
Bir düş Eski Roma, Eski Yunan 
Çıktı tiyatrodan figüran. 

İlk sevgi merhamette dönenen 
Sevgiler çerden çöpten 
Kaçılmaz saplanılmış bir kez 
Müttehidülmerkez.


Cahit Irgat
Yaşadım

15 Ekim 2021 Cuma

Yenen Şiir

Ve bana şiir getirdi 
Büyük şiiri kumluklarda unuttum 
Balıklar yedi. 

Ve bana şiir getirdi 
Büyük şiiri yemliklerde unuttum 
Hayvanlar yedi. 

Ve bana şiir getirdi 
Büyük şiiri fundalıkta unuttum 
Çakallar yedi. 

Mezarlar ve törenler grevler 
Doğumlar meyhaneler ve kerhaneler 
Sınıf sınıf şiir yedi. 

Alnında şiir yazısı 
Koltuğunda kellesi 
Büyük şiiri o yedi.


Cahit Irgat
Yaşadım

13 Ekim 2021 Çarşamba

Oyuncu

Bir şiirden fırlamış bir adam gibi yalnız 
Uzun gecelerin dur ortalarında 
Bir duy gene son yalnızlığını 
Unutulmuş boğulumlar enikonu 
O kaybolan gençlik o bahar ormanında. 
Ve kusması oyuncunun acılarını 
Günü sağır, kör yarını 
Eller senin unutmuşsa terini 
Umursamaz taş dostlar mermer alnında. 
Öldü yorgun baş ağrılarında 
Bugün yalnız, yarın da 
Ön karanlık, yön karanlık 
Ne geçmişten ses, ne gelecekten artık. 
Bir şiirden fırlamış bir adam gibi yalnız.


Cahit Irgat
Yaşadım

11 Ekim 2021 Pazartesi

Kopuk Gün

Nal'ını kaybetmiş kısrak 
Sekişi acı nazlı 
Boş denizde dalgaların geyiği 
Çarpıyor boynuzunu kırarak. 

Elbise askıları kırmızı sedir 
Vantilatör beş yüz devir 
Ve kadınlar aranır çöplükte kömür 
Yağsa da bir yağmasa da bu yağmur. 

Kopmuş günün yetmiş rengi 
Atlılar dörtnala mahmuzlu 
Onların ha yaşamak, bizim ağlamak 
Toprağa basmış gökyüzü yalınayak. 

Bir gemici vardiyada voltadır 
Boynu bükük çocuklar şeker yalar sevinir 
Bir adam karşı evde hep kitap okur 
Bir hizmetçi türkü söyler, dokunur. 

Solak çocuk topa vurdu soluyla 
Ay göründü dilimiyle 
Bey pazardan geliyor hammıyla 
Akşamcıdır içer içer sarılır. 

Kundura kalıpları kırmızı sedir 
Saat durmuş mevsim güzdür gecedir 
Ezan sesi beş seriliş seccadedir 
Bir köpek ulur. 

Köylü kısmı çarığından bilinir 
Cici beyim arabasına kurulur 
Dar geçitten geçen garip yorulur 
Biri ölür biri dirilir. 

Yağsa da bir yağmasa da bir bu yağmur.


Cahit Irgat
Yaşadım

8 Ekim 2021 Cuma

Tekrarı Güzel

Her gün daha yalnız daha çok 
Her gün daha yalnız daha çok 
Gemiler gemilerin ardından 
Gemiler gemilerin ardından 
İlk rıhtımdan son rıhtımdan 
İlk rıhtımdan son rıhtımdan 
İnsanlar çoğalıyor insandan 
İnsanlar çoğalıyor insandan.

Yorgunluğun en sırdaşı ayaktan 
Yorgunluğun en sırdaşı ayaktan 
Parklar akar kentler akar 
Parklar akar kentler akar 
Bu çağı bilen insan 
Bu çağı bilen insan 
Bıçak fırlamış kından 
Bıçak fırlamış kından.

Türküler düşmüş dilden 
Türküler düşmüş dilden 
Kimler geçmedi kinden 
Kimler geçmedi kinden 
Beş parmak bir değilse 
Beş parmak bir değilse 
Kes at elinden 
Kes at elinden

Yanlış kurulmuş düzen 
Yanlış kurulmuş düzen 
Kimin korkusu kimden 
Kimin korkusu kimden 
Kimler göçtü yastan pastan 
Kimler göçtü yastan pastan 
Ölüm üstüne ölüm 
Ölüm üstüne ölüm 
Doğum üstüne doğum 
Doğum üstüne doğum 
Son kandan son batından 
Son kandan son batından.

Her gün daha yalnız daha çok 
Gemiler gemilerin ardından 
İlk rıhtımdan son rıhtımdan 
İnsanlar çoğalıyor insandan. 


Cahit Irgat
Yaşadım

6 Ekim 2021 Çarşamba

Aç Mezarı

 Aç mezarı yokmuş, var 
Daracık daracık odalar 
Daracık odalarda adamlar 
Bacalar, sarsılan fabrikalar 
Grevcikler, kavgacıklar 
Yalanlar, sahte çekler 
Yasak bu bahçeler, köpek yar. 

Aç mezarı yokmuş, var 
Haram lokmalarla süslü sofralar.


Cahit Irgat
Yaşadım

4 Ekim 2021 Pazartesi

Gece Yarısı

Gece yarılarını gösteriyor saat 
Meydanlarda, 
Bayram sevinçleri boşalıyor açlığa 
Trenler çığlık çığlığa 
Garda, 
Gece yarılarını gösteriyor saat 
Ekmekler alevden nardan 
Körleri acıktıran 
Yatacağı, seveceği, okşayacağı 
İnsanı olan insan, 
Gece yarılarını gösteriyor saat 
Ağır apartmanlar başımda kat kat 
Gölgem tabanlarımda asfalt 
Şenlikler bunalımlar volta vuruyor 
Milyonlar susuyor, milyonlar uyuyor 
Yandan önden arttan ilmikli 
Daracık uzun yanık türküler gibi 
Loş sokaklar, boş sokaklar, dik yokuş 
Hep bildiğim hep çıktığım indiğim 
Kara mavi ibrişimle dokunmuş 
Bir yağmur bir gökyüzü sicim sicim 
Taksiler dolu otobüsler yoksulluk 
Uykular boşalıyor gözlere oluk oluk 
Bir gece devrildi yığın yığın gecelere 
Bir umut pencerelere, 
Bir şarkı serçelere.


Cahit Irgat
Yaşadım

1 Ekim 2021 Cuma

Koca Ağaç, Kör Kuyu, İhtiyar Oyuncu

Ağacım, insanım, ormanım 
Kanunlar bozuldu, kentler geçildi 
Nice kollarıma kalpler çizildi 
Tohumumu kıyı öte aşırdım 
Milyon kuşu uçurdum 
Silkeleme, doluyum.

Silkeleme, ölüyüm 
Kör değilim, kuyuyum 
Kendi gelir bezmişler ben istemem oysaki 
Ölümden korkar çocuk, böğrümü taşlar çocuk 
Derin karanlıklarım açık seçik 
Açlıktan da beter susuzluk uykusuzluk 
Bir namlu gibi gözüm oyulmuş sanki 
Kurcalama, doluyum.

Kanı donmuş büyük aktör yüreği 
Çıktı terli tiyatrodan 
Yağmurdan sırılsıklam 
Yürür de yürür yüzyıllar ortasından 
Yorgun gövde uykulu 
Silkeleme dolu 
Silkeleme ölü. 


Cahit Irgat
Yaşadım

29 Eylül 2021 Çarşamba

Kimlik

I. 

Horozlar ötünce uzun kocaman 
Bellidir kimliğim yüzümdeki acıdan.

Acı insan soyulunca kabuktan 
Öldürsem kendimi hiç acımadan 
Karanlık bir avluda kalın duvarlı 
Babacan bir ağaçta yüce boyumdan 
Görsünler gittiğimi bu bok dünyadan.

Kim kime dum duma 
Bir adam gitmiş güme 
Karanlık bir avluda kalın duvarlı 
Bin bir böcek koşar alnıma 
Kimi allı kimi morlu.

Horozlar ötünce uzun kocaman 
Bellidir kimliğim yüzümdeki acıdan.


II. 

Ak ağacın dalında 
Herkes bakacak sana 
Neye çırpındığına.

Geriye dönen yağmur 
Göz çukurlarında 
Durur durur da kurur.

Bir kadın dolaşıyor odada 
Ay aydınlığında 
Sen sokakta o camda.

İnsan sesi şurda burda 
Işık bıçakları parlıyor 
Düzüşen koruda.

Bir şair şiir yazıyor 
Açlığa 
Gidip kendini asıyor 
Ağaçlığa.

Horozlar ötünce uzun kocaman 
Bellidir kimliğim yüzümdeki acıdan.


III. 

Bir şair ölen insanca 
Büyük veya ortanca 
Kim yüce ve kim cüce 
Bilinir dünya durulunca.

Şartlanmalar içinde paylar düştü her piçe 
Gümrükten mal kaçırırca 
Kurtlar üşüştü ağaca.

Horozlar ötünce uzun kocaman 
Bellidir kimliğim yüzümdeki acıdan. 


Cahit Irgat
Yaşadım

27 Eylül 2021 Pazartesi

Sokak

Sokaklarda çöp tenekeleri 
Çöp tenekelerinde kedi 
Kedi sokağı yedi. 

Sokaklar alık bunak 
Sokaklar insana yalak 
Sokaklar yalınayak. 

Sokaklarda in cin yok 
Sokaklarda ben'im 
Sokaklarda yüreğim.


Cahit Irgat
Yaşadım

24 Eylül 2021 Cuma

Ara Sokak

Gözlerim kan denizi, 
Geleceğe sıçrıyor geçmişteki sızı. 

Bir lokma bir hırka olmasa da olur, 
İnsanoğlu ancak acılarla yoğrulur. 

Dost, düşman yan yanalaştı; 
Trafiği zor bir çamur kavşaktayız: 
Yaşamak geç, ölüm dur!


Cahit Irgat
Yaşadım

22 Eylül 2021 Çarşamba

Karakedi

Bir kuru öğürtü gibi yaşıyoruz 
Yalnız gecesi olanların sabah öğürtüsü gibi. 
Çirkef dostlukların göründü dibi 
Ve hâlâ yaşadığımıza şaşıyoruz. 

Saçak altına sığınmış bir karakedi 
İnsanlık adı.


Cahit Irgat
Yaşadım

20 Eylül 2021 Pazartesi

Bir Dalda İki Salıncak

Yürümüş otlar dizine 
Kentin ışıkları gözüne 
Herkes cümbüşüne sazına 
İlmik senin boğazına. 

Vardı elbet bir merhaban bu kente 
Geldiler gördüler mi sallandığını acaba 
Salıncaklar kuruldu şimdi başka ağaca 
Dirin kaça? ölün kaça? 

Ne dört kitap, nice mezhep, nice din 
Bu ağacı insana insan diye gösterin.


Cahit Irgat
Yaşadım

17 Eylül 2021 Cuma

Davul ve Tokmak

Küstüğün başka akşam ben yokum 
İnançlardan güzelinde gel ara 
Vardığında istediğin sabaha 
Bu yaşam zehir zıkkım. 

Davula aynı tokmak aynı yere vurmuş gibi 
Hep o çürük insan alnına 
Dünyanın doğuşundan bu yana 
Ağlayan ağlayana. 

Filler tepişe dursun otlara olan 
Hâlâ çamur ve batak topraktan gelen insan 
Çürüdük dört kitaptan 
Davula aynı tokmak aynı yere vurmuş gibi. 

Yıkıldı sevginin tüm güzelliği 
Vakit yok ağlamaya 
Davula aynı tokmak aynı yere vurmuş gibi 
Doğarken öğretmişler insana köleliği. 

Ne akıl yeterince, ne sığınacak mağara 
Ha koptu ha kopacak fırtına 
Umut dağı kayıyor, büyüyor umut yeli 
Davula aynı tokmak aynı yere vurmuş, deli. 

Küstüğün başka akşam ben yokum 
İnançların güzelini bul 
Ne yaşanacak doğal, ne yeterince akıl 
Bu yaşam zehir zıkkım. 

Davula aynı tokmak aynı yere vurmuş gibi 
Doğarken öğretmişler insana köleliği.



Cahit Irgat
Yaşadım

15 Eylül 2021 Çarşamba

Beraber

Meydanlarda heykelleri ölümüzün 
Dünden güzel başlıyor gün. 

Hür adımlar kalemler 
Şu uçaklar şu vapurlar trenler 
Beraber, hep beraber. 

Fışkıran ter tabandan 
Çıkan ekmek fabrikadan 
Dokunan kumaş, şiir 
Hem senindir hem benimdir 
Beraber, hep beraber.



Cahit Irgat
Yaşadım

13 Eylül 2021 Pazartesi

Dolap

ONARDILAR AĞILI, 
BİR DOLAP DÖNÜYOR 
GÖZÜMÜZ BAĞLI.


Cahit Irgat
Yaşadım

10 Eylül 2021 Cuma

Boğuk Yaşantı

Aş kendini kentten 
Gökyüzleri ak keten 
Arınsın kirden beden 
Kuşbakışı da görünür memleketin hali. 

Olsaydı insanın insan yüreği 
Bölüşürdü teri ekmeği 
Öğrenirdi sevmeyi 
Yırtılırdı kefen. 

Kopardılar kütüğünden salkımı 
Ne boğuk yaşantı bu, yazık 
Altta çalışan ezik 
Kat araba altın bilezik. 

Beş yüz bine bir kat 
Bir lokmaya ana avrat 
Bu aç sürü bu toprağın halkı mı 
Haraç mezat?



Cahit Irgat
Yaşadım

8 Eylül 2021 Çarşamba

Kuşlar

Neriman'a 


Sana yürek verdim, taşı 
Bu soğuklarda koynunda işi 
Bıkınca koyver gitsin kuşu 
İnsandır konacağı. 

Kuşlar söyleyecek düşünceni 
Yepyeni. 

Yokluk sürüklüyor bedeni 
Hep iyimser, kuşkulu 
Düşlere düşmek sorumluluğu 
Yarı uyanık yarı uykulu. 

Kuşlar söyleyecek düşünceni 
Yepyeni. 

Sana yürek verdim, uçur 
İnsan kalbi konacağı 
Kopmuş sürünüyor kolu bacağı 
Alınır cevabı gün gelir. 

Kuşlar söyleyecek düşünceni 
Yepyeni. 

Sana yürek verdim, yürek 
Yılanlar kıvranıyor, engerek 
Ha koptu ha kopacak zemberek 
Bu yaşam zehir. 

Kuşlar söyleyecek düşünceni 
Yepyeni. 

Tan yeri ağarırken hatırla 
Kuşlar gelecek yeni doğmuş 
Gerçek olmuş o düşünce o düş 
Yürekler diri insandan insana. 

Kuşlar söyleyecek düşünceni 
Yepyeni.



Cahit Irgat
Yaşadım

6 Eylül 2021 Pazartesi

Vardiya

Yan yana tozlu kirli aynalar 
Kutsal türkü gibi söyleniyor yalanlar 
Hırsız var yüzümüzde hırsız var 
Boş şarkılar ağızlarda mırıltı 
Kaptı gitti gözlerimi bir martı.

Demem demek istediklerimi 
Sen bir gemi ben bir gemi 
İşte liman işte vinç 
İşte ırgat vardiya 
Dünya üstü bozuk düzen bir dünya 
İnsan kutsal insan korkunç 
Rotaları çizili 
İşte sevgi, işte hınç.

Yalnızlıklar köprüsü 
Ömür törpüsü. 



Cahit Irgat
Yaşadım

3 Eylül 2021 Cuma

Yana

Geceler kumrularla dolu 
Her şey günahta 
Aydını işçisi dulu 
Umut bir ah'ta. 

Dolmuş taşmış kurumuş sarnıç 
Göremez Allah da 
Rıhtımlar hıncahınç 
Boşa işliyor vinç. 

Küf yeniği çöken yana 
Kör gözle de görülür bu 
İlk yaratıktan bu yana 
İnsanın insanı vurduğu.



Cahit Irgat
Yaşadım

1 Eylül 2021 Çarşamba

Keman

Önceleyin bir sancıdır geliyor 
Önceleyin önceleyin bir sancı 
Omuzumda çürük dişli ak sakallı kemancı 
Şarkılar dileniyor önceleyin önceleyin. 

Köşe bucak bu sarhoş önceleyin kimden kaçmış? 
Direktörmüş önceleyin bir bankada camekânlı 
Şimdi kemer satıyor âşık olmuş oynatmış 
Camekândan uzakta demleniyor kemanlı. 

Saç uzun tırnak uzun kurtulmamış sevdadan 
Ha varmış önceleyin, ha yokmuş önceleyin 
Aldı çaldı duvara kırıldı keman.



Cahit Irgat
Yaşadım

30 Ağustos 2021 Pazartesi

Ekmek Rüzgarı

Kullanılmış bir urba, kirlice 
Çeviri sevgilerim 
Esperanto'dan Türkçe 
Ağ çektiği saatte balıkçıların 
Yağmurun en güzeli Çince 
Sana hain bir depremde kavuştum 
Sus, bozuldu gece.

Aşk çadırlarım mı kurdu ne 
Aydınlık ormanlara mor denizlere 
Kumlar nasıl sevişir 
Ağaçların yemyeşil çocukları doğuşur 
İlkâhda deniz ölümlerin çağırışı 
Her sabah bir kayığın açıkta leşi.

Ne adın ad, ne yurdun yurt, bana ne 
İster zenci, yahudi, ister çingene 
Rengin benle, kokun benle, gözyaşımız bir 
İç aşkımı şarap gibi iç bitir 
Aphrodite'in göğüsleri havada 
Gözlerin gözlerimde, kaçırma Hera 
Ellerin en güzeli ellerimde Athena 
Aşkın doruğunda koştuk dörtnala 
Ve aşk çadırlarını topladı gece 
Ekmek rüzgârını bindirdi sabah 
Thetis'in ayakları işbaşına.



Cahit Irgat
Yaşadım

27 Ağustos 2021 Cuma

Üç Ağaç Üçü De Çam

Dört çocuk iri gözler adamda korku 
Biri sakız çiğniyor üçü gülüyor kıs kıs 
Üç ağaç üçü de çam üçü de yalnız 
Yan yana koyamayacağımız 
Ve çamur, birikinti, sıra sıra gecekondu 
Üç ağaç üçü de çam üçü de yalnız.

Bir adam çıktı parktan koşaraktan 
Belki mevsim bu değil, bir karış farkı 
Gözde aradığımız, seste aradığımız 
Yaşamak bir anlığımız 
Her gün yeni şiirler döndüren çarkı 
Kurup kıracağımız 
Kurup kıracağımız, 
Bir adam çıktı parktan koşaraktan.

Belki mevsim bu değil bir mevsim sonu 
Sallandı adam düştü meni 
Adamotu ağlayan 
Adamotu ağlayan 
Kitaplarda adları hiç anılmayan 
Her gün yeni şiirler inandığımız 
Bir adam çıktı parktan koşaraktan 
Üç ağaç üçü de çam üçü de yalnız. 



Cahit Irgat
Yaşadım

25 Ağustos 2021 Çarşamba

Adamız

Bu şiirin adını Şahap Sıtkı koydu. 
Ona ithaf ediyorum


Bırak sokağın çamurunu 
Pabuçların çamuruna bak 
Kırk kişiyiz 
Tanırız bu çamuru 
Bırak çamuru şimdi 
Hamura bak.

Kırk kişiyiz 
Tanırız bu hamuru 
Bırak hamuru şimdi 
Yağmura bak, 
Yağmur gökten, yaş gözden 
Gözlere bak, 
Bırak gözleri şimdi 
Ceplere bak, 
Cepleri bırak şimdi 
Hanlara apartmanlara bak, 
Bırak onları şimdi 
Yollara bak, 
Yolları bırak şimdi 
Yollara gel yollara...

Kırk kişiyiz 
Biliriz birbirimizi. 


Cahit Irgat
Yaşadım

23 Ağustos 2021 Pazartesi

Diri

Yaşamak gece 
Ölümde ucu. 

Aşklar acı 
Dayanma gücü. 

Ölümler öcü 
Hep doğmak bence.



Cahit Irgat
Yaşadım

20 Ağustos 2021 Cuma

Taşlar Kana Bulandı

İçten içe yanan yarın 
Çığlık çığlığa yaralıların 
Kancık kurşunlara harcanan 
Ölen insan, vuran insan. 

Kan yağmuru ana baba gözünden 
Bir orman boy atıyor bir insan ölüsünden 
Hürriyet meydanında taşlar kana bulandı 
Ölen insan, vuran insan. 

Kan yağmuru ana baba gözünden 
Bir orman boy atıyor bir insan ölüsünden.



Cahit Irgat
Yaşadım

18 Ağustos 2021 Çarşamba

Memleket - Ahmet - Mehmet

Almış başını kaçmış 
Mutsuzmuş umutsuzmuş 
Küsmüş küstürülmüş bıkmış 
Kimin köyü kimin evi 
Haram sofralarda yenmiş 
En karamsar, münzevi.

Ak martı bu havada yaylanan 
Donmuş kölelikte kan, 
Yok böylesine güzel memleket 
Yok böylesine aç Ahmet - Mehmet.

Ağla insanım ağla 
Rüzgâr zehir kent zehir 
Zengin cenazeleri çelenklerden bellidir 
Ahmet - Mehmet bölüşmüş son rızkını Allahla.

Zinalar aşkla değil, günahla 
Taş kesilmiş insan 
Taş kesilmiş orman 
Ağla insanım ağla 
Boşal ferahla.

Yok böylesine güzel memleket 
Yok böylesine aç Ahmet - Mehmet 
Ağla Ahmedim ağla Ağla Mehmedim ağla. 



Cahit Irgat
Yaşadım

16 Ağustos 2021 Pazartesi

Kirli Mi Kirli

I. 

Ya kimin meydanlarda dökülen kanlar? 
Ya kimin yalılar apartmanlar? 
Eller yumruk vurmalı 
Bir kadın ipincecik sevmeli 
Bardağı taşırınca akşamlar 
Analar toprağa çökmemeli 
Ağlamamalı dövünmemeli 
Koskocaman adamlar. 


II. 

Kesmeli bu çıldırmış ağacı 
Olmam diyor darağacı 
Taş devrim tunç devrim demir devrim 
Bu dirilim bu kaçıncı ölüm 
Durmalı kuduz sancı, 
Yaşam'a zor dayanan kirli yokluk 
Aç analar dul karılar çoluk çocuk 
Ve duvara tırmanan sümüklüböcek 
Sülükler daha da kan emecek 
Ter çalanlar ve inleyen yaralı beşik 
Kirli dünya delik deşik. 


III. 

İyotu donmuş deniz gökdipleri 
Daldım insan okyanusuna 
Kim dünyanın sahipleri 
Anıtlar ağlaşıyor mermerinin tozuna 
Bir dönüyor yelkovan akrep yerine 
Bir insan mahallesi gökte 
Bir insan mahallesi inde 
Bıçaklar bileniyor kentin salhanelerinde. 


IV. 
Bakımlar özenişler çiçeğine vazosuna 
Sulanışlar imrenişler anasına kuzusuna 
Domuz sürüleri köpekbalıkları 
Dünyanın sonu yok maskaralıkları 
Germek ve koparmak ipleri 
Kim dünyanın sahipleri? 


V. 

Uyanık camlarda saat kaç 
Yedi kola yetmiş çeşme akıtan 
Gün ışıyor bakraç bakraç 
Kim dünyanın sahipleri?



Cahit Irgat
Yaşadım

13 Ağustos 2021 Cuma

Taş Söyler

Ve kovuklarımda yaşayan ilk insan 
Beton yığınları gök tırmalayan 
Surlar ve hisarlar, kan dökmek 
Alın terleri ve helal ekmek. 

Kitabeler ve anıtlar çeşmeler 
Sülüs üstüne sülüs düşmeler 
Açılan ağızlar ağlayan yüzler 
Yorgun ayaklar ve yorgun eller. 

Ve künkler su taşıyan, bok taşıyan 
İnleyenler ah çekenler ölenler 
Ve ölüler üstünde fildişi mermer 
Ve kentler tarih açan, tarihler aşan. 

Sırt verilen, makineler kurulan 
Han hamam apartman 
Tapınaklar yaratılan 
Soğuğuma sıcağıma alın sürülen. 

Kıyılar bağladınız en sertimden 
Buluşmalar sevişmeler ve öpüşmeler 
Ve kayıklar ve balıklar gemiler 
Aşklar akıttınız altımdan. 

Ve en kutsal parçama dört bucaktan gelenler 
Umanlar, yüz sürenler, erenler 
Kâfirler, işeyenler, çömelenler 
Kiliseler, camiler, piramitler, kuleler. 

Yonttunuz üçken beşken ettiniz 
Heykelinizi diktiniz 
Bıçaklar bilediniz 
Birbirinizi vurdunuz.



Cahit Irgat
Yaşadım

11 Ağustos 2021 Çarşamba

Bulut Söyler

Ben olmasam gözün yaşı olmazdı 
At parlamaz kişneyişi olmazdı 
Orman yeşil göl kamışı olmazdı 
Sil alnım mendilime uçayım. 

Sana şöyle bir uğradım geçeyim 
Dur yoruldum dinleneyim 
Kıracında seninleyim 
Kime küfür yağışım kime nazdı. 

Kınanırsam rüzgârlayım selleyim 
Işıklar yaktırayım şimşekler çaktırayım 
Yarıp toprağı gireyim 
Başka güzde köylü borçsuz beyazdı. 

Denizleri taşırmamak telaşım 
Bunca şimdik dökülecek gözyaşım.



Cahit Irgat
Yaşadım

9 Ağustos 2021 Pazartesi

Ağaç Söyler

Ağaçlar utanıyor dalları düşmüş, 
Neden suladınız toprağımızı kanla? 
Gölgemiz koyun koyunaydı insanla. 

İlk dalım orta dalım göklere varmış 
Bir dalım doğadan özgürlüğe ermiş 
Yazık narımıza kirazımıza 
Kanınıza bulanmış. 

Ölsek konacak dal bulamaz kuş 
Renktik şiirinize aşkınıza 
Sobanıza aşınıza 
Haram bunca kurduğunuz düş. 

Bel de verdik boy da verdik testerenize 
Görüşürüz önümüz kış.



Cahit Irgat
Yaşadım

6 Ağustos 2021 Cuma

Hırka

MAHALLEDE BULUNAN YAMALI HIRKA 
KALANLARA SON SADAKA, 
İNSANLARI O ŞEVDİ HEP 
İNSAN ÇİÇEK, İNSAN AKREP.



Cahit Irgat
Yaşadım

4 Ağustos 2021 Çarşamba

İnsan Ağacı

Gözyaşı yıldızları ağlıyor parkta 
İnkârda sürüngenler köpekler 
Bağır'a bastı tâc etti eller 
Mezarın çok uzakta. 

Mutlu sevinci öldürdü keder 
Erişilmez ölü, insancı 
Sende orman insan ağacı 
Mezarın çok uzakta. 

Selamda heykeline heykeller 
Gözyaşı yıldızları ağlıyor parkta 
Ölüler ölüne selamda 
Mezarın çok uzakta.



Cahit Irgat
Yaşadım

2 Ağustos 2021 Pazartesi

Göz Göz

Göz göz içinde göz göz 
Buldum, kendi gözlerim 
Göz göz içinde göz göz 
Dok'lar fabrikalar kondu'lar 
Buldum, kendi gözlerim. 

Dok'lar fabrikalar kondu'lar 
Yaşamak göz göz içinde göz göz 
Buldum, kendi gözlerim 
Meydanlarda adam vurdular 
Vurulan ben, ölen benim. 

Benzin mazot barut kokusu 
Bu şarkı yaşam türküsü 
Ne mene orda burda aydınlık 
Çıktı çıkıyor aydınlığa insanlık 
Göz göz içinde göz göz 
Buldum, kendi gözlerim 
Dünyanın her yerinde ben senim.



Cahit Irgat
Yaşadım

30 Temmuz 2021 Cuma

Hastane Akı

Ak mavi karanfiller pembe yatak 
Kırmızı güller şafak rengi berrak 
Güler yüzler asılmayan aydınlık 
Yeni doğmuşçasına dünleri aratmayan. 

Koridorlar ak yaşam yaşamlara açılan 
Kalabalık güleç yüzler ılık 
Kutsal görev karanfillerden de ak 
Giriyor umut upuzun koridorlardan 
Yaylalarda ak sağlıklar koşturuyor at 
Ak zambaklar bahçesinde yaşanır böylesi ancak 
Yaşamak ve yaşatmak.



Cahit Irgat
Yaşadım

28 Temmuz 2021 Çarşamba

İnsan Gibi

Çok yakında bir gün 
Çok yakında bir gün 
Ağır uykulardan uyanacaklar 
Zor kapıları açacaklar 
Yere sağlam basacaklar. 

Sevgiden sırılsıklam 
Yangınlanacak aşklar 
Çok yakında bir gün 
Çok yakında bir gün 
İnsanlar insan gibi yaşayacaklar. 

En dar en karanlık sokaklar 
Çok yakında bir gün 
Çok yakında bir gün 
Bayramlaşıp ışıyacaklar 
Hürriyet giyecek aydınlık ayaklar.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969

26 Temmuz 2021 Pazartesi

Peyzaj

Yağmur denizi dövüyordu 
Köpekler uluyordu, 
Martılar çıplak. 

Tarihler yırtılacak 
Denizler durulacak 
Martılar havalanacak 

Dinecek gözyaşları, dinecek.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969

23 Temmuz 2021 Cuma

Peri Bacaları

I. 

Kocaman taşları oymuşlar 
İçine insan koymuşlar... 


II. 

Oysa ne küçük, ne kolay, ve ne güzel dünya 
Kayalardan, karanlıktan ışık taşınca 
Milyonlarca havalanan güvercin 
Tevekkül, susmuşluk, derin... 


III. 

Telaş içinde yaşama 
Bütün yollar ölüme 
Kayalardan bir deniz Göreme 
Tutkulu, güler yüzlü insanlar 
Bir karış toprakta elma ağaçları 
Bağ bahçe üzüm şarap, Peri Bacaları 
Aç susuz uykusuz yüzyıllar freskleri 
Mezarlar, yeraltı şehirleri 
Ve susmuş güzel şarkılar 
Analarda, bacılarda, yağızlarda 
Küfürsüz, öfkeli ağızlarda 
Oysa ne küçük, ne kolay ve ne güzel dünya.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969

21 Temmuz 2021 Çarşamba

Taban

Karanlık pencerede ta uzakta bir ışık 
Çığlık çığlığa iki gözde ak düşünce 
Bir kumaş gibi sevgi biraz kırışık 
Biçilmiş giyilmiş daha önce.

İçimdeydi hep bu ışık, pencere 
Kalaysız aşk, bu kap kaçak tencere 
Bana bana dalalım elimizle içine 
Bırak acı kalsın aşklarımız bedence. 

Ben tabanı yeni insanın biri 
Anlarlar mı zincire bağlı fili?



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969

19 Temmuz 2021 Pazartesi

Umma

O boşluk çevrende dönüp duracak 
Kimse umma, 
Ağlamayacak, 
Yaşantılı tüm şehirlerde 
Seslerim çınlayacak. 

Serçelerin çocuk ladesi 
Yaralı kurt ellerimin öpülmesi, 
Dağların devrilmesi 
Öldürür beni ancak. 

O boşluk çevrende dönüp duracak 
Beni yeraltı trenleri dolaştıracak.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969

16 Temmuz 2021 Cuma

Zeynep ile Mustafa

I. 

Sevinç aksın gözlerinizden 
Yaş yerine 
Dünya gözlerinizde güzel olsun. 


II. 

Dünya gözlerinizde güzel olsun 
Şehirleri sesleriniz doldursun 
Ellerinizden ısısın gün 
Dünya güzel olsun gözlerinizden. 


III. 

Akbıyıkta bir çeşme var 
Mustafam Yaşı oldukça akar 
Al Zeynebi gidin için o sudan 
O çeşmede gözyaşım var. 


IV. 

Sevinç aksın gözlerinizden 
Dünya gözlerinizde güzel olsun.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969

14 Temmuz 2021 Çarşamba

Suki

Bir dostum vardı, Suki, 
Sinek avlardı, 
Zenciler, Çinliler, Hintliler 
Suki'yi anlamadı. 

Sesi yoktu Suki'nin 
Dişleri de, 
Suki şarkı severdi 
Suki aşkı severdi. 

Kaçtı gitti Suki'nin Çinli karısı 
Suki ağlamadı, Suki sırıttı, 
Bir sinek tuttu Suki 
Sineği yuttu Suki. 

Bir ağustos akşamı hava sıcaktı 
Suki gülmek istedi, 
Suki ağladı 
Bir Ağustosböceği karanlığı çınlattı 
Suki, 
Suki, 
Suki!..



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969

12 Temmuz 2021 Pazartesi

Çapaklı

Ovaların birinde bir tilki gördüm 
Boz muydu, sarı mıydı, tam hatırlamam 
Yalnızdı, bilirim, 
Gözleri bir renkti, sevgili, 
Bir bildiğim yalnızlığıydı. 

Attım adımımı, üç adım attı 
Bir bildiğim yalnızlığıydı, 
Yorgundu, gel, gidelim dedim, 
Yaşamak zor anlaşılmadan 
Bir bildiğim yalnızlığıydı. 

Ağlamak zor her yerde 
Bana nerde bilemem, 
Kal, çapakları, sev sevdiğince çölü de 
Tilkim, kim olduğumu öğrenme, 
Bir bildiğim, yalnızlığıydı.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969

9 Temmuz 2021 Cuma

Bir Garip Yalnızlık

Çalmasın kapımı kimseciklerim 
Boş bulut yıldız yalnızlığında 
Çok uzun gözlerinin içindeyim 
Çalmasın kapımı kimseciklerim. 

Çok uzun gözlerinin içindeyim 
Susuzluğumu içiyorum bebeklerinden 
Körkütük zehir zıkkım 
Çalmayın kapalı kapım. 

Küflü bir akşamüstü terli 
Uludum arınmamış camlarda 
Ne telefon ne kapı zili 
Çalmasın ben evde yokum. 

Çok uzun gözlerinin içindeyim 
Çalmasın kapımı kimseciklerim.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969

7 Temmuz 2021 Çarşamba

Ters

Ellerimi verdim yağmura 
Sana vermedim, 
Gözlerimi verdim yağmura 
Sana vermedim, 
Oysa öbür yağmurlar 
Öbür yağmurlar 
Benim için yağardı.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969

5 Temmuz 2021 Pazartesi

Figüran

Bir dönüş dönerdi tramvay 
Zıngırdardı bizim evin camları, 
Aç ayı oynamaz derler ya 
Aç oynardı ayı, 
Bir dönüş dönerdi tramvay 
Zıngırdardı bizim evin camları.


Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969

2 Temmuz 2021 Cuma

Son Yalnız

Kaç bin alkış, gözyaşı ucu
Sarmaş dolaş arkadaşlık pabucu
Aynaların bu kaçıncı öpüşü
Bu gece mi bu yağmurun yağışı?

Bir oyuncu geçiyor iki büklüm, sus
Yaşadığı günlerin doruklarından.
Kala kala bir yağmur gözlerinde biriken,
Aynalarca uykusuz.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969

30 Haziran 2021 Çarşamba

Bunca

Kahır mavisi insanları sevdiğim
Bir geceyi verdin diye suçlama,
İnsan, kurşun, ağlama,
Kadehler kırılınca.

Aşk duvarı yıkılınca
İnsanlayım insanca
Bir çiçeği koklarca
Anladım vurulunca.

Ak koynuma kirli girdi insanlar
Bunca.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969

28 Haziran 2021 Pazartesi

Tahta At

Kadehini yere vurdular
Bir adam ağlıyordu, deli
Kendine tahta bir at yaptılar
Özgürdü bu at, kırdılar.

Kapalıydı tüm kapılar
Çok uzakta beyaz bir at ufuklar
Dörtnal gökyüzüne uçabilirdi
Elleri yelesinde, tahta atı kırdılar.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969 

25 Haziran 2021 Cuma

Rüzgârkıran III

Bir gemide, güvertedeyim,
Gözyaşları çukurunu kuruttu,
Deniz diplerinde dinleniyor su
Ben denizin dibiyim.

İnsan kafesi mi dünya?
Varmak üzereyiz aya.
Varız, insanız, varız,
Muazzam mahkeme karşısında.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969  

23 Haziran 2021 Çarşamba

Rüzgârkıran II

Varız, insanız, varız,
Muazzam mahkeme karşısında.

İnsanı öldüren tek adım
İnsanı kurtaran tek adım
Yaşamak koşar adım
Ayaklarım, ayaklarım.

Dip, bomboş, dik
Kalbimin yelkeni inik,
Kendi kulağım kendi kalbimde
Delik deşik.

Taş taşı, harcı harca kat
İnsanlar kat kat
Kalalım mı ölelim mi?
Son mil gidiyor gemi.

Caddelerde acele,
Asfalt yanıyor,
Balyozları dinle,
Ağlıyor.

Sarhoşluğu canlıların
Kabuk kabuk içinde, narca,
Akvaryumlar, deniz dipleri
Aynalarca, billurlarca.

Nuhu-nebi'den kalma
İnsan ömrü kokuyor
Mışıl mışıl sabah hâlâ
Irgatların omuzuna konuyor.

An, geçtikçe anlaşılacak
Nedir kol, nedir bacak
Geceler kahkahayı basacak
Yer-gök sarmaş dolaş olacak.

Birden aşmak an'lardan birini
Yön bulmak, önü görmek,
Ölmekse ölmek,
Seslere cevap vermek.

İnsan kafesi mi dünya?
Varmak üzereyiz aya,
İadeli taahhütlü değil yaşamak,
İki ayak üstündeyiz ya.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969  

21 Haziran 2021 Pazartesi

Rüzgârkıran I

Yaşamak bu, nesi bilmece?
Neden bu dev, bu karınca?
Her tomurcuk, her konca
Çarpar yaprağını açınca.

Ağlaşmalar iç içe
Tüm kapıları aça.

Binde bir gülen durdu
Başını eğdi,
(Boş) dedi,
Ters işliyor burgu.

Gökler altında ıslık,
Çığlık,
Şangır şungur.

Billur tabakalardan,
Batak,
Bunca güzel yamadan.

Kalker tortuları, kilit-düğüm,
Bin bir ışıklı ölüm.

Posası çıkmış insan,
Sessiz büyüyor fidan,
Ölümü duyduğum şu an
Kaçmalı balçık yığınından.

Birden diklendi uçak
Rüzgârkıran'dan bak:
Okyanuslar ortasındayım
Kayalık her yanım,

Rotayı çevir dünyadan
Tüm vaatler yalan.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969 

18 Haziran 2021 Cuma

Gene Yaşamak

Otellerce uykusuz
Doğuyoruz
Oluyoruz
Fışkırıyoruz
Yaşamaya başlıyoruz.

Ölümlerden ölüm beğendirmeyin
Bağını sormayın köyün.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969

16 Haziran 2021 Çarşamba

Vardiya

Kim omuzlanacak vardiyayı?
Taş ölüsü, orman ölüsü, insan ölüsü,
Ağası, efendisi, köylüsü,
Yıktınız, onarınız dünyayı.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969

14 Haziran 2021 Pazartesi

Sevmek

Bin belayı yardım vardım ellime
Bunca aşkın zirvesindeyim,
Yaşadım, dostluklar lime
Mayalı küs insanın dibindeyim.

Ve ayırmak karaları akları
Olmak itilmiş tabandan yana,
Sevmek en katıyı, en sivriyi uğruna
Ve akmak ve okşamak yalınayakları.

Ağzımda senin tadın
Ekşili, tuzlu, buruk,
İnmiş tarlalara bunca ırgadın
Bir masala bürünmüş gözlerinde yorgunluk.

En geniş sarıyı kesmiş en yeşil
Kırmış belini en yükseğin en derin
Vur kendini sarılara, yeşile koşul
Kapa, açık kalmasın ellerin.

Dağ dağa kavuşur, insan toprağa
At sırtında kırbaç, insan sırtında ağa
Ve ayırmak karaları akları
Ve sevmek ve okşamak yalınayakları.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969

11 Haziran 2021 Cuma

Ucu

Bu gözler zorla kapanmaz
Tüm baktığım temiz,
Bu el, bu yumulmuş, bu açılmaz.

Bu tomurcuk, açık sevgi
Döner yuvarlaklar içinde,
De dövüşüm, de
Bu cüce dünyaya bıkılmaz.

Ak bahçeler biçiminde
Ellerim çapa tutmaz
En kanlı günümüzde
Çocuklarım, ölmez.

Hep sonsuzu düşündüm
En ucunu, ucunu,
İnsanca soyundum, üşüdüm.

Kentler içinde durdum,
Umutluydum,
Paslı bıçak, vuruldum.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969 

9 Haziran 2021 Çarşamba

İstanbul

İstanbul'da ne var deme,
İstanbul'da ne mi var?
İstanbul'da tokluk var
İstanbul'da yokluk var.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969 

7 Haziran 2021 Pazartesi

Eğlence

Öksürüklü sabahlar, ilk aydınlıklar,
Acınmalar, leş kargaları
Vurgulu sözcükler, inanış
Birden dökülüşü denizin uçuruma
Çirkin şiirlerde yıkanış.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969 

4 Haziran 2021 Cuma

Ufak İşler

Bir döndürdüm dünyayı
Gölgem vurdu aya,
Her gün daha yaşamaya
Selamlar gönderişim beş kıtaya
Dilenci avucu, rüzgâr açısı
Batacak geminin kum arayışı
Marul göbeğinde sümüklüböcek
Kopuk kökleri ters dikecek
Deprem boyu sarsılışı insanın,
Ufacık, tefecicek...



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969

2 Haziran 2021 Çarşamba

Hani

Hani insan birdi?
İnsanı iflas sandılar,
Ağlamayı bilse insanlar,
Gülmeyi öğrenirdi.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969 

31 Mayıs 2021 Pazartesi

İki Göz Aydınlıkta

Kırık dal altında gölgelenmiştim
Lambo'nun tezgâhından geçmiştim
Oyuncum benim, dertli oyuncum
Yıktı kötülükler, küstüm.

Küs günler geceler dolaştım,
Açtım,
Dostları gördüm kustum,
Sustum.

Nar gibi çatlasa gece
Sen çıkarsın içinden
Bunca düşündüğün ben
Sana mirastım.

Bir kara iniyor gözlerden
En zor, güzel içime
Tatlı kavun, portakal rüzgâr
Camlarıma çarpıyor
En güzeli seviyorum ilk,
Yağmur yağıyor gözlerden.
Yağmur yağıyor gözlerden
Ağlıyorum, pabuçlarım eskimiş
Bir adam görüyorum bacakları kesilmiş.

Bu şehrin çığlıkları duyulmaz
Sis olur, duman olur, pas tutmaz
Bir simitçi çocuk sesi, sabahtır
Bu şehrin çığlıkları çıldırtır.

Bu şehrin limanlan delidir
Takaları balıkları zilzurna
Her kıyı sinsi kayalık
Büyükbalık, küçük balık
Kalabalık, kalabalık
Bir ezik çürük kara
Aydınlıklar ortasında
Kapı, vitray, porta
Kaç kapı açtı toklar açlara?

Bir dünyada iki olmaz
Ben doğmuşum bir kere
Yapışmışım bu yere
Allah da koparamaz.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969 

28 Mayıs 2021 Cuma

Kuşbakışı

Gün ışıdı çöplükte
Ben kaçıncı kattayım.

Işıktan son gelenim
Terinim, ellerinim
Elin elime katık.

Martılar denizden itik
Ne arıyorsun, ne?
Gün ışıdı çöplükte.

Tanıyorum dünyayı
Aç oynuyor ayı
Gün ışıdı çöplükte
Ben kaçıncı kattayım.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969 

26 Mayıs 2021 Çarşamba

Çorba

Çorbaydı içtiği akşam sabah
İşkembecide,
Ne güzel gözleri vardı,
Siyah.

Dert taşmış kirpiklerine
Kara kara, iğri büğrü
Anası çalışır, kendi çalışır
Babası bildi bileli hapiste.

Yedi bayram yaşandı
Kadırga'da, Cinci'de
O hâlâ işkembecide.

Dert düşmüş gözlerine,
Asıl yük bundan öte.
Yük bundan öte.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969  

24 Mayıs 2021 Pazartesi

Mazi Kalbimde

Büyük ses büyük şehirden
Her yere adımı yazdım, sen,
Şu taşa bak, varım,
Suya bak, akıyorum,
Sus, ölürüm,
Her yere adını yazdım.

Şu akan, şu akmayan şu terli
En son yutacak beni
Binlerce mavi,
Mavi mavi olsun yeter ki.

Her yere adını yazdım, sen,
Büyük ses büyük şehirden.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969 

21 Mayıs 2021 Cuma

Tren Sesi

Bir tren sesi ağlatır beni
Boşu boşuna,
Pisi pisine,
Bir tren sesi ağlatır beni,
Otuz yıllık aktörüm
Susmuş dilleri
Susmuş gözleri
Boşu boşuna,
Pisi pisine,
Haydarpaşa'da niçin ağladım
Şimdi anladım
Boşu boşuna,
Pisi pisine,
Boşu boşuna,
Pisi pisine.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969

19 Mayıs 2021 Çarşamba

Lağım

Bu dünyada varsan,
Sor soracaksan,
Lağım akıyor burdan,
Ve bu dünyada varsan,
Yap yapacaksan...



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969

17 Mayıs 2021 Pazartesi

Aldatmaca

Neden yalnız değil bu çığlık?
Yalnız siz mi rahatsınız dünyada?
Yalnız siz mi rahatsınız dünyada?
Neden yalnız değil bu çığlık?

Dünyada insanlar ölüyor şu anda,
Yalnız siz mi rahatsınız dünyada?
Yalnız siz mi rahatsınız dünyada?
Dünyada insanlar ölüyor şu anda.

Aldatılmış insanlar aldatılmakta
Ortada her şey ortada
Ortada her şey ortada
Aldatılmış insanlar aldatılmakta.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969

14 Mayıs 2021 Cuma

A, B, C, D,

A.)
Ve adam ayakta
Bulutlar cep mendili.

B.)
Ve adam gene ayakta,
Bulutlar şimdi potur.

C.)
Oh, adam otur
Bulutlar ayakta
Ama yağmur yağmıyor.

D.)
Adam gitti,
Bulut gitti,
Ben kaldım,
Dünya dünyaya sığmıyor.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969

12 Mayıs 2021 Çarşamba

Bir Eksiği

Uyanacak
Bir bakacak
Mezarlık.

Yerli yerinde her şeyi
Kolu başı eli
Bir eksiği
Kalbi.

Bir daha uyuyacak
Gün ısıyacak
Uyanacak
Deli.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969

10 Mayıs 2021 Pazartesi

Tiki Tak

Atlar nallı gider
İnsanlar yalın
Tiki tak tiki tak.
Yaşamamız cakalı
Tiki tak tiki tak
Yaşa arslan Cinotri.
Amerikan bezidir
Giydiğimiz don
Tiki tak tiki tak.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969

7 Mayıs 2021 Cuma

Halk

Halkın azını aldatırsınız
Her zaman,
Halkın çoğunu aldatırsınız
Zaman zaman,
Ama halkın tümünü?
Hiçbir zaman,
Hiçbir zaman.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969

5 Mayıs 2021 Çarşamba

İnsan

Allahı şimdi gördüm,
Ağlıyordu.
İki gözü iki çeşme, elinde fener
Diyojen'i arıyordu.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969

3 Mayıs 2021 Pazartesi

Bacak

Yakacak odun kalmadı ocakta
Kör olası gözüm tahta bacakta
Seni de sarsın alev
Kül etsin ocak
Yan tahta bacak.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969

30 Nisan 2021 Cuma

Irgatın Türküsü

Ben ben değilim artıkben
İnan bu son gülüşüm
Toprağa gömülüşüm
Sana çiçek vermemden.

El tarlasında kırıldı beden
Mezar bu fabrika, bu urba kefen
Ben ben değilim artık ben
Soyulmuşum

Boşa işlemiş zaman
Bankalar kurulmuş sırtımdan
Dik dünyayı tırman tırman
Koşulmuşum.

Boşa dönmüş değirmen
Ben ben değilim artık ben
Dünya kara kapkara
Yanmış yenmiş etimden.

Kutsal yürek tutuşmuşum
Gün kıpkızıl bir yara
Ben ben değilim artık ben
Umut gülüyor çocuklara.

İçten içe yanan yarın
Çığlık çığlığa yaralıların.



Cahit Irgat
Irgatın Türküsü
1969

28 Nisan 2021 Çarşamba

Son Perde

Çöküyor şarap rengi bir bulut
Yağıyor üstümüze ölülerin gözleri
İnsanlar birbirinin gözyaşını içiyor.



Cahit Irgat
Ortaklık
1952

26 Nisan 2021 Pazartesi

Şenlik

Fışkırmış deli deli gönlümden
Alı al moru mor aşklar
Yağmış şarap rengi bulutlardan bayramlar.

Su tuz vermiş, toprak meyva
Sofra tatsız, çorba tuzsuz,
Ama cömert toprak, su
Anamızın karnı gibi.



Cahit Irgat
Ortaklık
1952

23 Nisan 2021 Cuma

Ellerim

Ellerimi severim
On parmağım başak başak,
Ne selamlar gönderdim
Liman liman beş kıtaya,
Her kıtada canımız var, canımız
Ben nasıl sevmem sizi ellerim
Ne omuzlar tuttunuz.



Cahit Irgat
Ortaklık
1952

21 Nisan 2021 Çarşamba

Hayret

İnsanlar ana, sokaklar döşek,
Ağlama garip kişi,
Garip bu dünyada milyon kişi, milyar kişi, her kişi.

Koyun sürüsü meler de meler
Kendini besler, kurdu besler.

Başımıza daha neler gelmez, neler
Yuf borusu, yem borusu

— Daha neler?..



Cahit Irgat
Ortaklık
1952

19 Nisan 2021 Pazartesi

Birisi

Bu topraktan biriydi
Adı Orhan Veli'ydi
Elleri dost omuzunda
Yaşamak kaderiydi.

Kendi gitti ismi kaldı yadigâr.

Çiçek verdi, gülesiye
Şiir verdi, kıyasıya
Yaşaması ölesiye

Kendi gitti ismi kaldı yadigâr.



Cahit Irgat
Ortaklık
1952

16 Nisan 2021 Cuma

Muhabbet

Meyhaneye dönmeliyim,
Muhabbet kokusuna,
Rakı vursun beynime poyraz poyraz
Şaşırayım sahilimi,
Yıldız yolumu,
Yolculuğumu unutayım.



Cahit Irgat
Ortaklık
1952

14 Nisan 2021 Çarşamba

Karakulak Suyu

Bu gözler sende de var, bende de var
Aklımız da var, ayakkabımız da var,
Köpekler gülüyor halimize
Sende de yok, bende de yok
Anlayana sivrisinek saz.
Seviyorum yaşamayı,
Yaşamak var
Yaşamacık var,
Yedik içtik yarabbi şükür
Tükür tükür,
Karakulak suyudur bu şiir,
Anlayana sivrisinek saz.



Cahit Irgat
Ortaklık
1952

12 Nisan 2021 Pazartesi

Oğlum Mustafa'nın Düşündüğü Şeye Bak

Ağlar mıyım ben de baba
Bir gün olur senin gibi?
Senin gibi kalır mıyım
Alınyazısı altında?

Taşı delip fırladığını bilirim,
Bilirim ot yediğini,
Ölmediğini bilirim,
Yaşadığını bilirim,
Dünyanın acı hali tatlılaşmış tadında.

Sen kendi derdinde değilsin baba
Ne de güzel sıçradı yeşil kurbağa
Ne güzel de demiş şair dostun Orhan Veli
Benim lokmam aslan ağzında.

— Sevin Mustafa'm sevin
Ben insanın fakiriyim
Anan Urgan
Baban Irgat
Korkma oğlum Mustafa Irgat
Bin atına, dünya senin
Dilediğin gibi oynat.



Cahit Irgat
Ortaklık
1952

9 Nisan 2021 Cuma

Oğlum Mustafa'nın "Bu Ne?"leri

Hoş geldin oğlum Mustafa
Şaşırtmasın seni dünya
Ağaçlar çiçek açtı, kuşları dinle
Yeryüzü gözlerinde
Gökyüzü gözlerinde
Cıvıl cıvıl şenlik içinde.
Şu denize bak, denize
Denizlerde ne mi var?
— Balıklar var, insanlar var
Toprağa bak, yaşıyor
Ne mi var bu toprakta?
— İnsanlar var, insanlar var
Dişisi var, erkeği var
Ağası var, beyi var
Yağma Hasan'ın böreği var.
Sorma oğlum, mapusane orası
Mapusanede ne mi var?
Mapuslar var, mapuslar var,
Mapusların nesi mi var?
Gözleri, akılları, elleri,
— Ya baba, ağızları dilleri?



Cahit Irgat
Ortaklık
1952

7 Nisan 2021 Çarşamba

Çıkmaz Sokak

Göklerin mavisinden bu yana
Kuşların gözlerinde endişe,
Ağacın dallarından köküne
Nazar boncuğu neşe.

Gülerim açan gülün haline
Sulayanda endişe
Koparanda endişe
Yürüse toprak göklere keşke
Çıkmaz sokak bu sokak
Sokakların sevincinde endişe.

Su, mavinin bu yanı
Umut kuşu uçar mı uçar
At koşar, insan koşar
Su, dünyanın dört yanı.



Cahit Irgat
Ortaklık
1952

5 Nisan 2021 Pazartesi

Yaşamak İstedikçe

Ağaçlara kara kuşlar dadanmış
Elmalar delik deşik,
Baba ölmüş, alacaklı sarmış evi
Yüreğimiz delik deşik,
Rüzgârların çeneleri çözülmüş
Toprak bizi çekiyor
Dünyamız delik deşik.



Cahit Irgat
Ortaklık
1952

2 Nisan 2021 Cuma

Nur Topu

Gırtlaklarda acılık, türküler iniltili
İnsanlar ağlaşıyor yaralı boğalar gibi,
Kor kesilmiş çeşme çeşme
Gözlerde can çekişme.

Dert yanıyor nehir göle
Beni emdiğin yeter
Seni de bir gün denizler yutar
Tahammül gerek bu sudan vücuduma.

Nerden geliyor nur topu çocuk?
Gözlerinde cıvıltı, pırıl pırıl, boncuk boncuk
Yaşamak, fışkırarak yaşamak,
"Oğlumun önlüğünde tuttuğu: Şafak."



Cahit Irgat
Ortaklık
1952

31 Mart 2021 Çarşamba

Bulut

Bir damla düştü gözlerime
Geçen buluttan,
Hatırladım inanmanın ne olduğunu
Yaşamaya, şiire.

Su, yolundan uzaklaşmış
Ben su muyum, yol muyum?
Ok yayından uzaklaşmış
Ben ok muyum, yay mıyım?

Ben, buluttan gözlerime
Düşüveren bir damlayım.



Cahit Irgat
Ortaklık
1952

29 Mart 2021 Pazartesi

Melodram

Birinin bıçak vardı elinde,
Birinin beyaz bir gül,
İkisi de yorgundu,
Sokak çocukları halinde.

Bıçaklısı bıçağını sapladı,
Çiçeklisi çiçeğini koklattı,
Kayboldular meyhaneler içinde,
Kaldırımda gül ve bıçak
Kardeş kardeş kaldılar.



Cahit Irgat
Ortaklık
1952

26 Mart 2021 Cuma

Yapı

Alın teri var temellerinde
Merhametine girdiğin yapıların
Ve avuç sıcaklığı
Ayrı ayrı her taşında,
İnsanların.



Cahit Irgat
Ortaklık
1952

24 Mart 2021 Çarşamba

Gece Çuval Gibi

Gece çuval gibi delindi
Türküler yağmur
Çatılar yırtık
Ağaçlar parça parça.

Yemişlerim dallarımda çürümüş
Dal kökünden habersiz
Büyümüş de büyümüş
Dal ölmüş
Kök habersiz.

Buz tuttu yeleleri atların
Delik deşik dert içimiz
Yer yırtıldı, kök yerinden oynadı
Kirli çocuk şimdi gökyüzü
Türküler mağrur
Sokaklar ılık
Kalabalık kalabalık
Her şey pırıl pırıl aydınlık.



Cahit Irgat
Ortaklık
1952

22 Mart 2021 Pazartesi

Balık

Ak yelken, kara yelken
Halat demiri yedi
Al iskele, ver iskele
Deniz gemiyi yedi
Bu bir balık hikâyesi
Oynasana balık
İnsan insanı yedi.



Cahit Irgat
Ortaklık
1952

19 Mart 2021 Cuma

Sabaha Yakın

Ölü gece bırak saçlarımı
Çarpma beni dertten derde

Garda tren kımıldanmak üzere
Anahtarlar kilitlerde kımıldanmak üzere
Ölü gece bırak saçlarımı.



Cahit Irgat
Ortaklık
1952

17 Mart 2021 Çarşamba

Susun, Susun, Uyusun

Nabız durdu atmıyor
Susun, susun, uyusun.

Ne acele yaşadı
Ne çabuk geçti ömrü
Rahat yüzü görmedi.

Ellerini çözdüler
Yıkadılar, giydirdiler, gömdüler
Çok geçmişti biçare
Susun, susun, uyusun.



Cahit Irgat
Ortaklık
1952

15 Mart 2021 Pazartesi

Taksi

— Çektiğim yeter gayrı!
— Gayrisi mayrısı yok, taksi!
— Taksi, Tepe! Büyükdere!
— Taksi, durma, çek Bendlere!
— Taksi, çabuk! taksi, bekle!
— Hava ayaz, herif sarhoş.

Sene bin dokuz yüz elli bir
Dertsiz milyonlarda bir,
Gelinleri güveyleri taşıdım,
Kan içinde yaralıları,
Son vitesimde doğurdu gebe kadınlar,
Demedim kış kıyamet, çamur deryası,
Bata çıka yaşadım.

— Taksi, dur!
— Taksi, sür!
Sür! dur! Dur! sür!
Taksi hırsından çatlayacak,
— Dur, bu sürat yasak!..
Fren yaptı, duramadı,
Çıldırdı.



Cahit Irgat
Ortaklık
1952

12 Mart 2021 Cuma

Sen Ölmüşsün

Sen ölmüşsün, ölmüşsün,
Tabancasız tüfeksiz.
Sen ölmüşsün çocuğum,
Evsiz barksız ekmeksiz.

Şarkılarım denizdendir, güldendir
Şarkılarım insandandır çocuğum.
Çamurdandır, hamurdandır, sudandır,
Mayadandır, ekmektendir, sendendir.

Kaderindir yaşayan,
Sen ölmüşsün çocuğum.



Cahit Irgat
Ortaklık
1952






10 Mart 2021 Çarşamba

Su Demiri Eritti

Alınlarından ter akmakta
Şair insanları sevmekte
İnsanlar üşümekte, ölmekte
Gıcır gıcır doğmakta

Su demiri eritti
İnsanlar sövüşmekte

Bıçak yüzü, bıçak sırtı fark
Aramızda o da yok
Bırakma çocuğum bırakma
İnsanlar ölmekte

Su demiri eritti
İnsanlar dövüşmekte
Taşa çarptık fırladık

Hava hür, toprak cömert
Sabret çocuğum sabret



Cahit Irgat
Ortaklık
1952

8 Mart 2021 Pazartesi

Gıcırtı

Ak boynumda kirli mintan
Dayan yüreğim dayan!
Yüreğim gıcırdama, ağlama
Gece kirli, döşek kirli
Kimi kalbur üstü, kalbur altı kimi
Kimi türkü söylüyor aya güneşe
Kiminin borcu var uçan kuşa
Götür beni ayaklarım, rüzgârlara çarp
Yediğim dost elinden bir kalleş bıçak,
Ak boynumda kirli mintan
Dayan yüreğim dayan
Çıldırır, ölür, öldürür insan.



Cahit Irgat
Ortaklık
1952

5 Mart 2021 Cuma

Ağaç

Ağacım, dört kol çengi kıyamet
Her dalımda bir memleket
Uzar kollarım uzar
Taşımda toprağımda bereket
Köklerimden başlar hürriyet
Bana çarptıkça anlar
Yağmur yağmur olduğunu
Rüzgâr, rüzgâr.

Taşımda toprağımda kıyamet
Köklerimden başlar hürriyet.



Cahit Irgat
Ortaklık
1952

3 Mart 2021 Çarşamba

İç Sıkıntısı

Camlar mahmuzlarını şakırdatıyor
Buz tuttu yeleleri atların
Ağaçlar şaha kalktı, koşuyor
Gemiler dolaşıyor gözlerimin içinde.
Soldu, rengârenk sevinçler kinde
Öldü, nar tanesi nar içinde.



Cahit Irgat
Ortaklık
1952

1 Mart 2021 Pazartesi

Rüzgarlar Boyu

Karıma


Biliyorum nerelere gideceğimi
Esen rüzgârlar boyu
Karlı dağlar ve şehirler üstünden
İnsanların güneş gibi doğduğu.
Uyandım renk renk saadetler içinde
Sevdimse de güldümse de sendendir
Güler yüzlü insanlardan çırılçıplak açlara
Rüzgâr rüzgâr giden sevgi bendendir.
Hava keskin ve kurak
Es rüzgâr es, bucak bucak
Biliyorum nerelere gideceğimi.



Cahit Irgat
Ortaklık
1952

26 Şubat 2021 Cuma

Yaşamak

Kalbimizin ortasında güvercin
Güvercinin kursağında bir kurşun
Kefenimiz arşın arşın
Parasıyla peşin peşin.



Cahit Irgat
Ortalık
1952

24 Şubat 2021 Çarşamba

Rüzgarlarım Konuşuyor - Bölüm 2 - XXII

Ben yaşamak arzulusu fedai,
İyiliğim, kardeşliğim namütenahi
Size mesut günleri müjdeliyorum
Feryad eden toprakta
Ağlayanlar, takatsızlar, mazlumlar
Soğukların, açlıkların
Bankaların çiğnediği çocuklar

Yağmur yüklü gözlerimiz saadetle yıkansın,
Size mesut günleri müjdeliyorum.



Cahit Irgat
1947

22 Şubat 2021 Pazartesi

Rüzgarlarım Konuşuyor - Bölüm 2 - XXI

Gül be toprak, gül yüzüne
Öp elini çiftçinin.
Gül be güneş saz benize
Gül de güller açılsın.

Kahvede kâğıt açan avare
Şu duvarcı, arabacı, amele
Bel bağlamış yedi karış ömüre.

Biz de bakabilelim
Bir ışıklı pencereden.
Bize de pay düşmeli
Şehirlerden, caddelerden, denizden.

İnsan insan paylaşalım
Yaşamayı, komşuluğu, dostluğu
Bağdaş kurup yan yana
Bir sahandan yiyelim
Dünyamızın sofrasında.



Cahit Irgat
1947