Şiir, Sadece: Cahit Irgat Şiirleri
Cahit Irgat Şiirleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cahit Irgat Şiirleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Kasım 2021 Pazartesi

İsmet Paşa Mahallesi

Ve ağayı ve ırgatı ayırışım o zaman 
Hırsız damgasını vurdukları kocaman 
Bağbozumu ak ninemdi ağlayan 
Nasıl olur hatırlamam? 
Namussuz olmayışım o zaman 
Sonra gâvur işgali 
Hâlâ düşlerimdedir 
Hâlâ uyanışlarımdadır 
Kıtlığın boynunadır susmuşluğun vebali.

Bir eli yoksa adamın vardır yüreği 
Sürür bedeni kollarında sürür 
Ya dilenir kahrından ölür 
İster çatı temel direği 
Taş üstüne taş bulamam, 
İki eli yoksa adamın vardır yüreği. 
Kan ağlıyor besbelli 
Ve sonra gâvur işgali 
Babamın apoleti yüzbaşı 
Ve sonra sonralardan çok sonra 
Dedemin yüzükoyun altmışında ölüşü 
Nasıl olur hatırlamam? 
Ve ayakları yoksa adamın vardır yüreği.

Sinan'ın köprüsünde gün batar 
90'ında nine'm var 60'ında ölü'm var 
Ve bir gazete haberi, 
Nasıl olur hatırlamam? 
Hürriyet meydanında açlık* 
İsmet Paşa Sokağı'nda 
Necati Çelik adında 
Bir işçi çocuğunu sekiz aylık 
Gece fareler yedi, 
Kıtlık, 
Bu bir gâvur eziyeti, 
Nasıl olur hatırlamam? 
Duyarlığım uygarlığım üstüne 
Bir şeyler koymalıyım, 
Koyamam.


Cahit Irgat
Yaşadım

* 30 Mayıs 1969, "Akşam"

29 Ekim 2021 Cuma

Körler

I. 

Birinin gözleri yok birinin ayakları 
Gözyaşları fışkırıyor her yanda 
Körler sürüyor arabaları 
Bitmez tükenmez romanda 
Körler sürüyor arabaları. 


II. 

Koçlar girdi kapıdan, bağış 
Sübyanlar memelerden ayrılmış 
Hastalar elden ayaktan düşmüş 
Ve zengin klaksonları 71 arabaları. 


III. 
Gurur, içine kapanmış 
Kapılar açık, yaşanmış 
Ağaç kökten insan insandan kopmuş 
Körler sürüyor arabaları.


Cahit Irgat
Yaşadım

27 Ekim 2021 Çarşamba

Mutsuz Dünya Türküsü III

Bin güvercin bir adımdan korkusu 
İnsan mı ne çöp tenekesi 
Sapsarı gün, yaşam sapsarı 
Meydan oldu ana mezarı. 

Kırıldı saksı koptu sardunya 
Sapsarı gün sapsarı dünya 
Altı litre kan mı ne, akan dipdiri 
İsa'dan önce İsa'dan beri. 

Geceden korkuyor günü seviyor arı 
İsa'dan önce İsa'dan beri 
Son moda iskeletlerde çaputlar 
Ölüm katarları tabutlar. 

Soyulmuşlar ve açlar delik deşik mezarlar 
Kurban bayramları kanlı pazarlar 
İsa'dan önce İsa'dan beri 
Yorgun atlar çekiyor arabaları. 

Sevememek ah bir öğle sıcağında seni 
Doya doya insan insanı 
Sevememek ah sevememek 
Vuramamak yumruğu vuramamak 
Murdarlığa boyun eğmek 
Ekmek ekmek diye ölmek 
Bir elinde kovası 
Bir elinde testeresi 
Ölüm kokar derisi 
İşte öldü oldu olan 
İnsandan insana bulaşmış cüzzam.


Cahit Irgat
Yaşadım

25 Ekim 2021 Pazartesi

Mutsuz Dünya Türküsü II

Katı sesler geliyor suskun topraktan 
Buzlardır çatırdayan 
Donmuş tohum, paslanmış kin 
Kan kırmızı her yanında dünyanın.

İnsandan insana bulaşmış bilim 
Küsmüşlüğü yeryüzünün kaskatı berrak 
Kopmuş düğüm akmış lehim 
Ölümün ta kendisi tohumu donmuş toprak, 
Aç toprakta donmuş tohum 
Buzul'a girmiş gemi kanı kurumuş insan.

Buz tutmuş atlar mahmuzlanan 
Haritalar çiziyor ayaydınlık karda kan 
Kutsal tohum kutsal insan 
Kan kırmızı her yanında dünyanın 
Katı sesler geliyor donmuş topraktan.

Ayaydınlık gece vakti uyan 
İnsandır çatırdayan 
Donmuş tohum paslanmış kin 
Kan kırmızı her yanında dünyanın.

Yarı batmış omurga yırtık yelkenli 
Ayaydınlık gece vakti 
Hayvan sürüleri türedi 
Korkunç yeleli 
Buz tutmuş atlar mahmuzlanan 
Kandır sızan kandır sızan

Dünyamızın her yanından 
Dünyamızın her yanından 
İnsandır çatırdayan 
İnsandır çatırdayan. 


Cahit Irgat
Yaşadım

22 Ekim 2021 Cuma

Mutsuz Dünya Türküsü I

İşte öldü, oldu olan 
Çıldırdı cesetleri mahmuzlayan 
Aç ırmaklar çatırdayan 
İskeletler ağızları güneşli.

Bin pencere gözlerindi 
Sıcak kalçalar yangın yeri zifiri, 
Yüzükoyun abanmış toprağa biri 
Dünya otelinde bir adam 
Ağlardı sabah akşam 
Ve Ermeni, ve Yahudi, ve Müslüman 
Karıncalar meydanlara üşüştü 
Atlar ürktü karıncadan.

Ağız kuru buruş buruş kefeni 
Ne çağıranı ne türkü söyleyeni 
Üstünde çimenlerin en serini 
Yoğunlaşan iç karartan.

Sürüngenler iç kemiren 
Zamanı büyülemiş gezegen 
Son nefesi, çıldırdı tren 
Akşam paramparça kara cam 
İnsandan insana bulaşmış cüzzam.

Gecenin bıçakları ters bilenmiş 
Anahtarlar kilitlerde pas tutmuş 
Osmanlıdan bu yana titreyen erkek eli 
Bundan böylesine açar çiçeği 
Ve gencecikler vurulmuş.

İki kere iki dörtler yıkılan 
Naklimekân edilen kadın pazarı 
Ve Ermeni, ve Yahudi, ve Müslüman 
Çarpışmalar diyalektik 
Ve düşmüşlük, kurtulmuşluk, iyilik 
Kan kardeşlik susmuşluğu 
Kara uyku.

Köpüklü at denizi nallarını unutmuş 
Kıyılar ak gergedan şapka dolu 
Mavi insan kılığı caddeleri akşamın 
Ak gergedan sırtında gördüğüm kadın 
Sütünü veren söğüt dün öldü 
Güneşe ver gözlerini bulurum seni.

İbrişim beyazlığı kızlığın 
Bekâretin son perdesi 
Rezaletler üstünde kırmızılığın 
Bir ekmek parasına, 
Akşam olmuş, olmuş olmasına 
İçimizde bir şeyler bıngıldayan solucan 
Var bir dünya bir gereken özlenen 
Var söz eden kandırmaca seslenen 
Vermece yok almacadır beklenen

Mutluluklar erdemler olmamışları 
Uysallığı getiren kurnaz parmak uçları 
Nice soylar toprak olmuş sürüngen 
Hastalıklar ve bitler doymamışları 
Baş eğdirme çabaları, ustabaşları 
Topraktan gelinmiş, toprağa dönüş 
Olmuş düşmüş bir yemiş 
Sen okyanus ben gemi 
Bir deha gökçekimi, bir bela yerçekimi 
Adı kötü niceleri 
Kefenlerin dikilmemiş cepleri 
Torunlarınız öldürdüğünüz 
Mezarlarınız gömdüğünüz.

Kimi binek, kimi yük, kimi aygır 
İşi bitmiş atları kovmuşlar köy dışına 
Ölüm bekleniyor mağrur 
Bir düşünce salt, ne şikâyet, ne kişneme.

Son kişneme yalvarıştır allaha 
İnsanı şiir eden şiir yazıda 
Dirilir yeniden şiirde hasta 
Tarçın zencefil çay kokusu kahvede 
Yaşanan sakat felçli düşünce 
Bodur yolculuklar arpa boyu karınca 
Sevinçler durgun suda masaldır 
Kuru konca sarı bahçe 
Çekişen canda umut insandır 
Işığa varacaktır ağır.

Öten kuştur açan daldır 
Deliye döndü fışkırdı süt 
Çekişen canda umut 
İnsandır.

İnsan külçe yamalı bohça 
Kara elde kara akça 
Paslı nallara takılmış gece 
Kara yılan sabahlara tırmanan.

Beni insan bilsin insan 
Ne tutsağım ne hürüm 
Ne selamın ersin bana 
Ne selamım varsın sana 
Çiçekle de taşlama 
İncinirim ölürüm.

Uyuz Kuduz 
Salyalı ağız 
Yıldız sessiz 
Kimsesiz 
Çiçekle de taşlama 
İncinirim ölürüm.

Yağmur yağıyor eğri 
Irgatlar yönetiyor vinçleri 
O rıhtımda bu meydanda 
Katı ve sert bir anı akan sıcacık kanda 
Sarmaş dolaş kilitli 
Göz çapaklı urba bitli

Karanlıkta akşamüstü 
Karanlıkta akşamüstü 
Gelir kapımı çalar 
Gelir kapımı çalar 
Elinde bir kova su 
Elinde bir kova su 
Bir elinde testeresi 
Bir elinde testeresi 
Ölüm kokar derisi 
Ölüm kokar derisi 
Gökte güvercin sürüsü 
Gökte güvercin sürüsü 
Zeytin dalı gagası 
Zeytin dalı gagası 
Dörtnala parlar atlar 
Dörtnala parlar atlar 
Yangın yeri bulutlar 
Yangın yeri bulutlar 
Gecede baş ağrısı 
Gecede baş ağrısı 
Bir elinde kovası 
Bir elinde testeresi 
Suya düşer gölgesi 
Suya düşer gölgesi 
Dirisi değil ölüsü 
Dirisi değil ölüsü 
Dilde ölüm türküsü 
Dilde ölüm türküsü 
Gecede ölüm korkusu 
Gecede ölüm korkusu

Ağaçlarda küme küme susmuşluk 
Ağaçlarda küme küme susmuşluk 
Omuzlarda yorgan döşek yolculuk 
Omuzlarda yorgan döşek yolculuk 
Kan batağı terden kandan 
Kan batağı terden kandan 
Saç dipleri yılan çıyan 
Saç dipleri yılan çıyan 
Alacakaranlıkta ezan 
Alacakaranlıkta ezan 
İşte öldü, oldu olan 
Alacakaranlıkta çan 
Alacakaranlıkta çan 
Gelir kapımı çalar 
Gelir kapımı çalar 
Dövünen dönen insan 
Dövünen dönen insan 
Bir elinde kovası 
Bir elinde testeresi 
Ölüm kokar derisi 
Dörtnala parlar atlar 
Küsmüş ağlıyor halklar 
Dilde ölüm türküsü 
Gecede ölüm korkusu 
Alacakaranlık sokaklar 
Sokaklar dolusu insan ölüsü 
Susmuş halklar, küsmüş halklar 
Gecede kan kokusu 
Gecede kan kokusu, 
Bir dünya türküsü 
Bir dünya türküsü.


Cahit Irgat
Yaşadım

20 Ekim 2021 Çarşamba

Sesten Öfkeden Öte

En güzelinden öte en güzeli kadının 
Sesten öfkeden öte 
İç içe uçurumu doğunun ve batının 
En güzel dil güzel anlam kadehte. 

Baş döndüren en çirkin doğruda biteviye 
En yanlışı en doğruyu bilen kim 
Ucuz kadehlerde kırıldı sevgim 
Buyurun en karamsar dökülün meyhaneye. 

İster sabah olsun akşam ha öğle 
Seslerden öfkelerden öte 
Işık ve aşk dost kadının eline 
Kollarımız sarmaş dolaş kelepçe. 

Kana konan kuşlar değil bayındır insan 
Sağır eden kör eden 
Yaralayan öldüren 
Yüreğime zift döken. 

Ve alkol tarihsel tad, sevda rengi bir alkol 
İnsanda başlayan insanda biten 
Çölü boğan yeşille elimde en küçük göl 
Sesten öfkeden beri tükendi güzel insan. 

Işık ve aşk dost bahçe 
Ellerimiz sarmaş dolaş kelepçe.


Cahit Irgat
Yaşadım

18 Ekim 2021 Pazartesi

Figüran

Geceye gömülmüş bir gemi gibi 
Donmuş soğuklarda iliği 
Bedende ne setresi ne yeleği 
Tek umudu tiyatrodan. 

Gelsin piyaz, yüz sapsarı 
Bir lokmadır çıkan 
Bir düş Eski Roma, Eski Yunan 
Çıktı tiyatrodan figüran. 

İlk sevgi merhamette dönenen 
Sevgiler çerden çöpten 
Kaçılmaz saplanılmış bir kez 
Müttehidülmerkez.


Cahit Irgat
Yaşadım

15 Ekim 2021 Cuma

Yenen Şiir

Ve bana şiir getirdi 
Büyük şiiri kumluklarda unuttum 
Balıklar yedi. 

Ve bana şiir getirdi 
Büyük şiiri yemliklerde unuttum 
Hayvanlar yedi. 

Ve bana şiir getirdi 
Büyük şiiri fundalıkta unuttum 
Çakallar yedi. 

Mezarlar ve törenler grevler 
Doğumlar meyhaneler ve kerhaneler 
Sınıf sınıf şiir yedi. 

Alnında şiir yazısı 
Koltuğunda kellesi 
Büyük şiiri o yedi.


Cahit Irgat
Yaşadım

13 Ekim 2021 Çarşamba

Oyuncu

Bir şiirden fırlamış bir adam gibi yalnız 
Uzun gecelerin dur ortalarında 
Bir duy gene son yalnızlığını 
Unutulmuş boğulumlar enikonu 
O kaybolan gençlik o bahar ormanında. 
Ve kusması oyuncunun acılarını 
Günü sağır, kör yarını 
Eller senin unutmuşsa terini 
Umursamaz taş dostlar mermer alnında. 
Öldü yorgun baş ağrılarında 
Bugün yalnız, yarın da 
Ön karanlık, yön karanlık 
Ne geçmişten ses, ne gelecekten artık. 
Bir şiirden fırlamış bir adam gibi yalnız.


Cahit Irgat
Yaşadım

11 Ekim 2021 Pazartesi

Kopuk Gün

Nal'ını kaybetmiş kısrak 
Sekişi acı nazlı 
Boş denizde dalgaların geyiği 
Çarpıyor boynuzunu kırarak. 

Elbise askıları kırmızı sedir 
Vantilatör beş yüz devir 
Ve kadınlar aranır çöplükte kömür 
Yağsa da bir yağmasa da bu yağmur. 

Kopmuş günün yetmiş rengi 
Atlılar dörtnala mahmuzlu 
Onların ha yaşamak, bizim ağlamak 
Toprağa basmış gökyüzü yalınayak. 

Bir gemici vardiyada voltadır 
Boynu bükük çocuklar şeker yalar sevinir 
Bir adam karşı evde hep kitap okur 
Bir hizmetçi türkü söyler, dokunur. 

Solak çocuk topa vurdu soluyla 
Ay göründü dilimiyle 
Bey pazardan geliyor hammıyla 
Akşamcıdır içer içer sarılır. 

Kundura kalıpları kırmızı sedir 
Saat durmuş mevsim güzdür gecedir 
Ezan sesi beş seriliş seccadedir 
Bir köpek ulur. 

Köylü kısmı çarığından bilinir 
Cici beyim arabasına kurulur 
Dar geçitten geçen garip yorulur 
Biri ölür biri dirilir. 

Yağsa da bir yağmasa da bir bu yağmur.


Cahit Irgat
Yaşadım

8 Ekim 2021 Cuma

Tekrarı Güzel

Her gün daha yalnız daha çok 
Her gün daha yalnız daha çok 
Gemiler gemilerin ardından 
Gemiler gemilerin ardından 
İlk rıhtımdan son rıhtımdan 
İlk rıhtımdan son rıhtımdan 
İnsanlar çoğalıyor insandan 
İnsanlar çoğalıyor insandan.

Yorgunluğun en sırdaşı ayaktan 
Yorgunluğun en sırdaşı ayaktan 
Parklar akar kentler akar 
Parklar akar kentler akar 
Bu çağı bilen insan 
Bu çağı bilen insan 
Bıçak fırlamış kından 
Bıçak fırlamış kından.

Türküler düşmüş dilden 
Türküler düşmüş dilden 
Kimler geçmedi kinden 
Kimler geçmedi kinden 
Beş parmak bir değilse 
Beş parmak bir değilse 
Kes at elinden 
Kes at elinden

Yanlış kurulmuş düzen 
Yanlış kurulmuş düzen 
Kimin korkusu kimden 
Kimin korkusu kimden 
Kimler göçtü yastan pastan 
Kimler göçtü yastan pastan 
Ölüm üstüne ölüm 
Ölüm üstüne ölüm 
Doğum üstüne doğum 
Doğum üstüne doğum 
Son kandan son batından 
Son kandan son batından.

Her gün daha yalnız daha çok 
Gemiler gemilerin ardından 
İlk rıhtımdan son rıhtımdan 
İnsanlar çoğalıyor insandan. 


Cahit Irgat
Yaşadım

6 Ekim 2021 Çarşamba

Aç Mezarı

 Aç mezarı yokmuş, var 
Daracık daracık odalar 
Daracık odalarda adamlar 
Bacalar, sarsılan fabrikalar 
Grevcikler, kavgacıklar 
Yalanlar, sahte çekler 
Yasak bu bahçeler, köpek yar. 

Aç mezarı yokmuş, var 
Haram lokmalarla süslü sofralar.


Cahit Irgat
Yaşadım

4 Ekim 2021 Pazartesi

Gece Yarısı

Gece yarılarını gösteriyor saat 
Meydanlarda, 
Bayram sevinçleri boşalıyor açlığa 
Trenler çığlık çığlığa 
Garda, 
Gece yarılarını gösteriyor saat 
Ekmekler alevden nardan 
Körleri acıktıran 
Yatacağı, seveceği, okşayacağı 
İnsanı olan insan, 
Gece yarılarını gösteriyor saat 
Ağır apartmanlar başımda kat kat 
Gölgem tabanlarımda asfalt 
Şenlikler bunalımlar volta vuruyor 
Milyonlar susuyor, milyonlar uyuyor 
Yandan önden arttan ilmikli 
Daracık uzun yanık türküler gibi 
Loş sokaklar, boş sokaklar, dik yokuş 
Hep bildiğim hep çıktığım indiğim 
Kara mavi ibrişimle dokunmuş 
Bir yağmur bir gökyüzü sicim sicim 
Taksiler dolu otobüsler yoksulluk 
Uykular boşalıyor gözlere oluk oluk 
Bir gece devrildi yığın yığın gecelere 
Bir umut pencerelere, 
Bir şarkı serçelere.


Cahit Irgat
Yaşadım

1 Ekim 2021 Cuma

Koca Ağaç, Kör Kuyu, İhtiyar Oyuncu

Ağacım, insanım, ormanım 
Kanunlar bozuldu, kentler geçildi 
Nice kollarıma kalpler çizildi 
Tohumumu kıyı öte aşırdım 
Milyon kuşu uçurdum 
Silkeleme, doluyum.

Silkeleme, ölüyüm 
Kör değilim, kuyuyum 
Kendi gelir bezmişler ben istemem oysaki 
Ölümden korkar çocuk, böğrümü taşlar çocuk 
Derin karanlıklarım açık seçik 
Açlıktan da beter susuzluk uykusuzluk 
Bir namlu gibi gözüm oyulmuş sanki 
Kurcalama, doluyum.

Kanı donmuş büyük aktör yüreği 
Çıktı terli tiyatrodan 
Yağmurdan sırılsıklam 
Yürür de yürür yüzyıllar ortasından 
Yorgun gövde uykulu 
Silkeleme dolu 
Silkeleme ölü. 


Cahit Irgat
Yaşadım

29 Eylül 2021 Çarşamba

Kimlik

I. 

Horozlar ötünce uzun kocaman 
Bellidir kimliğim yüzümdeki acıdan.

Acı insan soyulunca kabuktan 
Öldürsem kendimi hiç acımadan 
Karanlık bir avluda kalın duvarlı 
Babacan bir ağaçta yüce boyumdan 
Görsünler gittiğimi bu bok dünyadan.

Kim kime dum duma 
Bir adam gitmiş güme 
Karanlık bir avluda kalın duvarlı 
Bin bir böcek koşar alnıma 
Kimi allı kimi morlu.

Horozlar ötünce uzun kocaman 
Bellidir kimliğim yüzümdeki acıdan.


II. 

Ak ağacın dalında 
Herkes bakacak sana 
Neye çırpındığına.

Geriye dönen yağmur 
Göz çukurlarında 
Durur durur da kurur.

Bir kadın dolaşıyor odada 
Ay aydınlığında 
Sen sokakta o camda.

İnsan sesi şurda burda 
Işık bıçakları parlıyor 
Düzüşen koruda.

Bir şair şiir yazıyor 
Açlığa 
Gidip kendini asıyor 
Ağaçlığa.

Horozlar ötünce uzun kocaman 
Bellidir kimliğim yüzümdeki acıdan.


III. 

Bir şair ölen insanca 
Büyük veya ortanca 
Kim yüce ve kim cüce 
Bilinir dünya durulunca.

Şartlanmalar içinde paylar düştü her piçe 
Gümrükten mal kaçırırca 
Kurtlar üşüştü ağaca.

Horozlar ötünce uzun kocaman 
Bellidir kimliğim yüzümdeki acıdan. 


Cahit Irgat
Yaşadım

27 Eylül 2021 Pazartesi

Sokak

Sokaklarda çöp tenekeleri 
Çöp tenekelerinde kedi 
Kedi sokağı yedi. 

Sokaklar alık bunak 
Sokaklar insana yalak 
Sokaklar yalınayak. 

Sokaklarda in cin yok 
Sokaklarda ben'im 
Sokaklarda yüreğim.


Cahit Irgat
Yaşadım

24 Eylül 2021 Cuma

Ara Sokak

Gözlerim kan denizi, 
Geleceğe sıçrıyor geçmişteki sızı. 

Bir lokma bir hırka olmasa da olur, 
İnsanoğlu ancak acılarla yoğrulur. 

Dost, düşman yan yanalaştı; 
Trafiği zor bir çamur kavşaktayız: 
Yaşamak geç, ölüm dur!


Cahit Irgat
Yaşadım

22 Eylül 2021 Çarşamba

Karakedi

Bir kuru öğürtü gibi yaşıyoruz 
Yalnız gecesi olanların sabah öğürtüsü gibi. 
Çirkef dostlukların göründü dibi 
Ve hâlâ yaşadığımıza şaşıyoruz. 

Saçak altına sığınmış bir karakedi 
İnsanlık adı.


Cahit Irgat
Yaşadım

20 Eylül 2021 Pazartesi

Bir Dalda İki Salıncak

Yürümüş otlar dizine 
Kentin ışıkları gözüne 
Herkes cümbüşüne sazına 
İlmik senin boğazına. 

Vardı elbet bir merhaban bu kente 
Geldiler gördüler mi sallandığını acaba 
Salıncaklar kuruldu şimdi başka ağaca 
Dirin kaça? ölün kaça? 

Ne dört kitap, nice mezhep, nice din 
Bu ağacı insana insan diye gösterin.


Cahit Irgat
Yaşadım

17 Eylül 2021 Cuma

Davul ve Tokmak

Küstüğün başka akşam ben yokum 
İnançlardan güzelinde gel ara 
Vardığında istediğin sabaha 
Bu yaşam zehir zıkkım. 

Davula aynı tokmak aynı yere vurmuş gibi 
Hep o çürük insan alnına 
Dünyanın doğuşundan bu yana 
Ağlayan ağlayana. 

Filler tepişe dursun otlara olan 
Hâlâ çamur ve batak topraktan gelen insan 
Çürüdük dört kitaptan 
Davula aynı tokmak aynı yere vurmuş gibi. 

Yıkıldı sevginin tüm güzelliği 
Vakit yok ağlamaya 
Davula aynı tokmak aynı yere vurmuş gibi 
Doğarken öğretmişler insana köleliği. 

Ne akıl yeterince, ne sığınacak mağara 
Ha koptu ha kopacak fırtına 
Umut dağı kayıyor, büyüyor umut yeli 
Davula aynı tokmak aynı yere vurmuş, deli. 

Küstüğün başka akşam ben yokum 
İnançların güzelini bul 
Ne yaşanacak doğal, ne yeterince akıl 
Bu yaşam zehir zıkkım. 

Davula aynı tokmak aynı yere vurmuş gibi 
Doğarken öğretmişler insana köleliği.



Cahit Irgat
Yaşadım