Şiir, Sadece

2 Temmuz 2014 Çarşamba

Dünyanın Meyveleri

Nasıl tırmanıyor toprak mısırın arasından arayarak
süt beyazı ışığı, yoncanın yelesini ve katı fildişini,
olgun buğday başaklarının muhteşem ağını
ve çekirdekler gibi saçılan bütün altın ülkeleri?

Soğan yemek istiyorum, getir bana bir tane pazardan,
toprağın balmumu ve eşitliğe dönüştürdüğü
dolgun bir küre gibi kristal berrağı kardan,
atılacakken tereddüt eden bir dansöz gibi.
Avdan bazı bıldırcınlar ver bana, rayihasıyla kaplı
orman yosununun, derin tabakta suyu damlayarak duran
kral giysili balık,
limon yığınları altında
açmış solgun altın böceklerini.

Gidelim haydi. Kestane ağacının altında alazlanan ateş
bırakacak meyvelerin çıplak hazinesini korun üzerine,
ve bir kuzu bütün kurbanıyla ihya edecek soyunu
gırtlağında ambere dönüşünceye dek.

Dünyanın bütün armağanlarını ver bana, hâlâ yabanıl salkımlardan
sarhoş yeni vurulmuş orman güvercinlerini,
uysal yılanbalığını, ölümde gibi, ırmağa benzeyen,
yayan ufak tefek incilerini,
ve bir tabak ekşi deniz kirpisi
döküyor portakal sarısı deniz dibini
salatanın soğuk gök kubbesine.

Ve baharatlanmış tavşan
kokulardan çok ormanlı bir füg gibi
doldurmadan hoş kokusuyla öğünün havasını,
koşuyor öpüşüm Güney’in istiridyelerine,
tuzla doymuş ışıltıdan kabuğunda taptazeler,
bütün dünyanın sevdiğim özleriyle ıpıslak
ve kanımın sayısız bayraklarıyla
dalgalanan öpüşüm aceleyle varıyor.


Pablo Neruda
Evrensel Şarkı