Şiir, Sadece: Walt Whitman
Walt Whitman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Walt Whitman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ekim 2016 Perşembe

Kalabalık Bir Şehirden Geçmişim

Kalabalık bir şehirden geçmişim, belki ilerde işe yarar diye
görünüşlerini,
yapılarını, adetlerini geleneklerini aklıma yerleştirmeye çalışarak,
Ama şimdi bütün o şehirlerden sadece bir kadını hatırlıyorum,
orada rastladığım, beni sevişmek için yolumdan alıkoyan
bir kadın.
Gece gündüz ayrılmamıştık birbirimizden - ötekilerin hepsini
çoktan unuttum,
Bana istekle sarılan o kadını hatırlıyorum sadece,
Gene dolaşıyoruz birlikte, sevişiyoruz, ayrılıyoruz gene,
Gene tutuyor beni elimden, gitme diyor,
Onu yanı başımda görüyorum, dudakları sessiz, üzüntü içinde,
her yanı tirtir titriyor.


Walt Whitman
Çeviren: Memed Fuat

Pes Etmiş Bir Avrupalı İhtilalciye

Dayan be kardeşim, dayan be bacım!..
Devam ateşe!.. Hürlük uğruna bu, kıran kırana!..
Hürlük dediğin pes etmez öyle bir iki bozgunla; hürlük dediğin
pes etmez zaten
Halkın ilgisizliği, nankörlüğü ve döneklik edenler hep bir yana ...
Pes etmez öyle tekmeye, yumruğa, topa, tüfeğe, ceza kanunlarına ...
Bel bağladığımız, inandığımız şey o ... Var olagelmiş ... O oldum
olası ... O dört iklim dört köşe ...
Ne gel gel etmiş, ne gelirim demiş, oturmuş ışığa karşı öyle
huzur içinde, dosta düşmana karşı
Sabır taşı öyle beklemiş, beklemiş eşref saati.


Walt Whitman
Çeviren: Can Yücel

5 Ekim 2016 Çarşamba

Walt Whitman Bu

Walt Whitman bu, evrenler içinde evren, Manhattan'da görmüş
ilk gün ışığını.
Etli canlı, delikanlı, yemeğe, içkiye, kadına düşkün,
Sulu gözlülerden değil, kişiyi kendinden ayrı, aşağı görenlerden
değil,

Ne burnu havada, ne başı eğik ...

Sökün kapılardan kilitleri hep,
Sökün kapıları hep rezelerinden!

Birini hor tutmaya gör, beni de hor tutmuşundur,
Birine bir kötülük işlemeye, bir kötü söz söylemeye gör, bana
etmişsindir o kötülüğü, bana söylemişindir o sözü ...

Ben evrensel parolayı söyledim, "Geç!" dedim demokrasiye ...

Gözüme dizime dursun el sürersem herkeslerin el sürmediği
şeylere.


Walt Whitman
Çeviren: Can Yücel

9 Aralık 2011 Cuma

Eidolons

       I met a seer,
  Passing the hues and objects of the world,
  The fields of art and learning, pleasure, sense,
       To glean eidolons.

       Put in thy chants said he,
  No more the puzzling hour nor day, nor segments, parts, put in,
  Put first before the rest as light for all and entrance-song of all,
       That of eidolons.

       Ever the dim beginning,
  Ever the growth, the rounding of the circle,
  Ever the summit and the merge at last, (to surely start again,)
       Eidolons! eidolons!

       Ever the mutable,
  Ever materials, changing, crumbling, re-cohering,
  Ever the ateliers, the factories divine,
       Issuing eidolons.

       Lo, I or you,
  Or woman, man, or state, known or unknown,
  We seeming solid wealth, strength, beauty build,
       But really build eidolons.

       The ostent evanescent,
  The substance of an artist's mood or savan's studies long,
  Or warrior's, martyr's, hero's toils,
       To fashion his eidolon.

       Of every human life,
  (The units gather'd, posted, not a thought, emotion, deed, left out,)
  The whole or large or small summ'd, added up,
       In its eidolon.

       The old, old urge,
  Based on the ancient pinnacles, lo, newer, higher pinnacles,
  From science and the modern still impell'd,
       The old, old urge, eidolons.

       The present now and here,
  America's busy, teeming, intricate whirl,
  Of aggregate and segregate for only thence releasing,
       To-day's eidolons.

       These with the past,
  Of vanish'd lands, of all the reigns of kings across the sea,
  Old conquerors, old campaigns, old sailors' voyages,
       Joining eidolons.

       Densities, growth, facades,
  Strata of mountains, soils, rocks, giant trees,
  Far-born, far-dying, living long, to leave,
       Eidolons everlasting.

       Exalte, rapt, ecstatic,
  The visible but their womb of birth,
  Of orbic tendencies to shape and shape and shape,
       The mighty earth-eidolon.

       All space, all time,
  (The stars, the terrible perturbations of the suns,
  Swelling, collapsing, ending, serving their longer, shorter use,)
       Fill'd with eidolons only.

       The noiseless myriads,
  The infinite oceans where the rivers empty,
  The separate countless free identities, like eyesight,
       The true realities, eidolons.

       Not this the world,
  Nor these the universes, they the universes,
  Purport and end, ever the permanent life of life,
       Eidolons, eidolons.

       Beyond thy lectures learn'd professor,
  Beyond thy telescope or spectroscope observer keen, beyond all mathematics,
  Beyond the doctor's surgery, anatomy, beyond the chemist with his chemistry,
       The entities of entities, eidolons.

       Unfix'd yet fix'd,
  Ever shall be, ever have been and are,
  Sweeping the present to the infinite future,
       Eidolons, eidolons, eidolons.

       The prophet and the bard,
  Shall yet maintain themselves, in higher stages yet,
  Shall mediate to the Modern, to Democracy, interpret yet to them,
       God and eidolons.

       And thee my soul,
  Joys, ceaseless exercises, exaltations,
  Thy yearning amply fed at last, prepared to meet,
       Thy mates, eidolons.

       Thy body permanent,
  The body lurking there within thy body,
  The only purport of the form thou art, the real I myself,
       An image, an eidolon.

       Thy very songs not in thy songs,
  No special strains to sing, none for itself,
  But from the whole resulting, rising at last and floating,
       A round full-orb'd eidolon. 
 
 
Walt Whitman 

1 Eylül 2010 Çarşamba

Walt Whitman

Walter Whitman (d. 1819 - ö. 1892) ABD'li şair. Daha çok Walt Whitman olarak bilinir.

Hayatı

1819-1892 yılları arasında yaşamış olan, Amerikan edebiyatının gerçek manada uluslararası bir üne kavuşmuş ilk şairi.
Resmi olarak eğitimine çok az devam etmiş, on bir yaşından sonra, matbaacılık, gezici okul öğretmenliği ve gazete ve dergi editörlüğü gibi işlerle uğraşmış, daha sonra da, politikaya atılmıştır.
Whitman'ın ilham kaynağı, büyük bir hayranı olduğu transandantalist akımın öncüsü ABD'li şair ve yazar Emerson'dur.

Özel Hayatı

Up uzun ak sakalıyla Walt Wihtman bugün sevimli,babacan bir şahsiyet -ak sakallı muteber şair- olarak algılanıyor.Ancak şair kendi zamanı içinde son derece ayıkırı biriydi.Bir eleştirmen onu 'çağının en adi görgüsüzü' diye tanımlamıştı.Boston gazetesi Intellıgencer ,Whitman'ın baş yapıtı Çimen Yaprakları'nın eleştirisinde şaire hayli şahsi bir saldırıda bulunmuştu:'Yazarın kabalığı kendi kendini tanımlama şeklinde de açıkca görünüyor ve biz böylesi bir ahlak ihlaline karşılık kırbaçtan iyi bir ödül düşünemiyoruz. En kaba varlıktan da düzeysiz olan yazar,tüm nezih toplumlardan kovulmalı.Kendisi acınası bir delilik içinde saçmalayan bir tımarhane kaçkını olmalı.' Konu elbette ki seksti.Whitman şiirlerinde seksi,Amerika'da o güne dek görülmemiş bir açık sözlülükle yüceltiyordu.Şairin erkek 'kardeşliği' ni müdafaası ,insan bedenine ilişkin canlı tasvirleri ve kendini elleme erdemlerine sıkça yaptığı göndermeler onu neredeyse 1855 te ‘barbar çığlığını’ ilk attığı andan itibaren sansür gazabının hedefi haline getirdi. Whitman aynı zamanda arsız bir Amerikan popülistiydi. ‘I hear American singing/Duyuyorum Şarkı Söylüyor Amerika ‘ gibi şiirlerinde yer alan vatanseverlik çığırtkanlığı yüzlerce salak saçma araba reklamının yanı sıra, Ronald Reagan’ın ‘Amerika sabah’ sloganlı yeniden seçim kampanyasının da yolunu açtı. Olur da Woody Guthrie veya Bob Dylan’ın Amerika’nın Birleşik Devletleri’ne özgü erdem ve günahları sıraladığı duyarsanız,bilin ki Whitman’ı örnek alıyorlardır. Whitman, eserleriyle kendisinin bir olduğunu, Çimen Yaprakları’nın kendi hayat öyküsünü yansıttığını söylerdi.Bu bir ölçüde doğruydu ama onun şiirden uzak bir yaşamı da vardı.Kendisi dokuz çocuktan biriydi ve kardeşlerinin ikisinde,ileri derecede akıl hastalığı vardı.Whitman, bedensel ve zihinsel olarak sapasağlamdı.Yalnızca kapalı alanda,sıkışık gazete ofislerinde çalıştığı ya da Long Island’da öğretmenlik yaptığı zamanlarda kendini hapsedilmiş gibi hissederdi.Whitman sonunda 1849 yılında,yaratıcı enerjisini aktarabileceği bir kanal buldu ve yaşamı boyunca yeniden gözden geçirip yeniden basacağı şiir derlemesi Çimen Yaprakları’nın ilk nüshası üzerinde çalışmaya başladı. Bundan altı yıl sonra basılan derleme,basında ağır biçimde yerildiyse de,Amerikan edebiyat camiasının ileri gelenleri tarafından övgü yağmuruna tutuldu.Ralp Waldo Emerson.Whitman’a yazdığı ve alçak gönüllülükten uzak şairin de kitabın bir sonraki basımında yer verdiği mektupta ‘Müthiş kariyerinin başlangıcında sana selam gönderiyorum,’diyordu.Whitman2ın artık takip edenleri ardı ama bir yandan da hedef haline gelmişti. 1865’te İç işleri bakanı James Harlan, bakanlığın ‘ahlaki karakterini’ geliştirme çerçevesinde Whitman’ı. Kızıldereli İlişkileri Bürosu’ndaki görevinden kovdu.Whitman’ın masasının etrafında dolanan Harlan’ın eline Çimen Yaprakları’nın son baskısı geçmişti.Bu olay H. L. Mencken’i yıllar sonra şu sözleri söylemeye itti:’1865 yılının günlerinden biri,Amerika’nın ürettiği en büyük şairle dünyanın en büyük ahmağını bir araya getirdi.’ Whitman Sivil Savaş yıllarının büyük bölümünü Washington’da gönüllü hastabakıcılık yaparak,hasta ve yaralı askerlerle ilgilenerek geçirdi.Bu arada kardeşi Jesse’yi bir akıl hastanesine yatırmaya da vakit buldu.1863’te diğer sorunlu kardeş Andrew, otuz altı yaşında tüberkülozdan öldü.Andrew geride iki çocuk ile, hamile,alkolik bir eş bıraktı.Andrew’un eşi daha sonra hayat kadını oldu.Tüm bunlara bakınca Whitman’ın sakatlara yarenlik etmek istemesine şaşmamalı. Whitman savaştan sonra Çimen Yaprakları’nı gözden geçirmeyi ve yeniden bastırmayı sürdürdü.Beyzbol maçlarına gitti, demokrasi üstüne makaleler yazdı ve uzun süreli tek ilişkisi olan,İrlanda kökenli Amerika’lı tramvay kondüktörü Peter Doyle ile ilişkisini sürdürdü.Whitman’a 1873’te inme indi ve sol tarafı felçli kaldı.Şair, kardeşinin Camden,New Jersey’deki evine taşındı ve bir daha başka bir yerde yaşamadı.Vaktinin büyük bölümünü banyo küvetinde,etrafına sular sıçratarak ve ABD milli marşı,Sivil Savaş şarkıları ve çeşitli İtalyan aryaları söyleyerek geçirdi.Son yıllarda sohbet etmek ve ihtiyardan feyz almak isteyen –Oscar Wilde’de dahil- pek çok ünlü ziyaretçisi oldu. 1888’de gelen ikici inmeyle iyice takatten düşen Whitman,bundan dört yıl sonra,o zamanlar ileri bir yaş olarak adedilen yetmiş iki yaşında hayata gözlerini yumdu.

24 Ocak 2009 Cumartesi

Oy Reis! Koca Reis!

Oy reis, koca reis, alnımızın akıyla döndük seferden.
Savuşturup onca belâ, onca fırtınayı, sonunda murada erdin.
İşte liman, bak, çanlar çalıyor, bayram ediyor ahali,
Gördüler pupa yelken geliyor, gözüpek, gözü yeşil yelkenli.
Neyleyim, neyleyim ki ama...
Bu kan damlalarını nideyim?
Gayri uzanmış güverteye reis,
Soğumuş ellerini mi öpeyim?

Oy reis, koca reis, kalk da şu çanları dinle bari!
Baksana, senin bayrağın çekilen, senin şarkın söyledikleri!
Senin için bu çiçekler, senin için toplaştılar sahillerde,
Seni çağırıyorlar, bak, senin adın geziyor dillerde!
Gel, reis ağacığım benim,
Kolumun üstüne yatırayım seni.
Çoktan öldüğünü unuttum ama,
Bu kan damlalarını nideyim?


Reis cevap vermiyor sözüme, dudakları söylemez olmuş,
Ağam kolumu duymuyor bile, ne yüreği ne kalbi kalmış.
Sağ salim demir attı gemi, bitti artık sona erdi sefer,
Savuşturup onca belâyı, kazanılan bir güzelim zafer.
Bayram etsin sahil, çalsın davullar!
Yalnız bırakın beni gideyim!...
Reisin yattığı güvertenin üstünde
Böyle dolaşmayıp da nideyim?


1865



Walt WHITMAN

Çeviren : Can YÜCEL
Şiirin Aslı : O Captain! My Captain!