Şiir, Sadece

23 Kasım 2017 Perşembe

Yakınlarda Bir Telefon Olsaydı...

Yakınlarda bir telefon olsaydı
Hastaneye haber verirdik
Ya yetkisiz birinden öğüt ister
Ya da artık elinden bir şey gelmeyen
Bir doktora baş vururduk.
El altında bir sedyemiz olsaydı.
Belki yola çıkar otomobil beklerdik.
-Benzini bombardıman uçaklarına gitmemişse-
Ya da bir köylü arabası
-Atlarına ordu el koymamışsa-
Ya da yedek bir sedye
-Kaputtan ve değnekten-
Bir kilimcik olsun birkaç dal parçasıyla;
Gene de bir şeyler yapmak mümkündü o zaman
Ama içimizde kimsenin ne kaputu kalmış ne de kilimi

Diyelim ki sedyemizle kaputumuz var,
Tedavimiz de işe yaramış olsun.
O zaman yaralıyı yarasız yerinden tutup
-Yarasız yeri kalmışsa-
Altına ottan bir döşek yapar,
Sırtından doğrultmaya çalışırdık.
Ama madem ki yaralı sırtından ve ensesinden vurulmuş,
O zaman yan üstü yatırmaya uğraşır,
Yarasına dokunmadan taşımaya çalışırdık,
Ama mademki göğsünden de vurulmuş,
O zaman yarı yanlamasına yatırırdık,
Ama madem ki hem genişliğine hem uzunluğuna vurulmuş,

Tek çare: Bacaklarını kalçalarına dek bükmek
Ve incitmeden yavaşça taşıyabilmek,
Başı dik, bacaklar yukarda,
Tüzük gereğince,
Zaman uygun düşmese de
Durum böyle istiyordu.

Ama gel gelelim ne sedyemiz var
Ne görünürlerde bir yol
Ne otomobil, ne araba.
Ne doktora bir telefon
Ne de hastaneye.
Gaz bezleri tükenmiş
Pansumandan haberimiz yok.
Üstelik durum yüzde yüz umutsuz
Kan kaybı hesapsız
Acısı yürekler paralayıcı
Buna rağmen gene de yardıma kalksak
Mitralyözler bizi de biçecek
Parasını versek bile
Yok morfin can çekişene

Çarpış babam çarpış bir ceset uğruna
Ve gömme hukuku adına
Çürümüş organlarını
Batı kültürünün.


Karl Vennenberg
Çeviren: Lütfü Özkök