Şiir, Sadece

9 Eylül 2009 Çarşamba

Pencereden Melul Melul

Pencereden melül melül
Bakan dilber kiminsin sen
Yarin koyup yad illere
Akan dilber kiminsin sen

İnci dizilmiş dişine
Kalem çekilmiş kaşına
Aşıkı aşk ataşına
Yakan dilber kiminsin sen

Muhibbi'yim ettin Mecnun
Leyla cemaline meftun
Ziynet için kızıl altun
Takan dilber kiminsin sen


Muhibbi

Elaman Elinden Ey Suna Boylum

El'aman elinden ey suna boylum
Büktün elif kaddim dal ettin gitti
Sildirmedin bir dem didem yaşını
Akar damlaları sel ettin gitti

Benim taliim kara n'eyleyim
Yaktın yüreğimi nara n'leyim
Söyletmedin aşikara n'eyleyim
Bülbül dillerimi lal ettin gitti

Vah böyle n'eyledin n'ittin sevdiğim
Engellerle ülfet ettin sevdiğim
Tuttun igri yola gittin sevgilim
Cihan değerini pul ettin gitti

Zülüfleri ak gerdana düzersin
Uğrun uğrun bakar beni üzersin
Bana nisbet şurda burda gezersin
Münhaç'ın kalbini yol ettin gitti


Minhacı

Kapının Önünde Kangallar Bitsin

Kapının önünde kangallar bitsin
Bacanın başında baykuşlar ötsün
Altı ay yedi sene ısıtma tutsun
Daha derdim az diyesin Ağ Gelin

Gittiğin yer boran olsun kış olsun
Bastığın yer demir olsun taş olsun
Karnın dolu kucacığın boş olsun
Elde göre yerinesin Ağ Gelin

Ela gözlerine çöksün bıtıra
Sen silesin Mevlam derdin artıra
Kıran gele yavruların götüre
Beddua bilmem ki verem Ağ Gelin

Can alıcısı da yanına gele
Gişin kazancını elinden ala
Sen ölesin yavruların arda kala
İntizar bilmem ki verem Ağ Gelin

Minhacı'm da der ki yaşın yaşıma
Acep bir gelir mi başın başıma
Mevlam ölüm verse gelin gişine
Seni bana verirler mi Ağ Gelin


Minhacı

8 Eylül 2009 Salı

Dolanı Dolanı Gelir

Dolanı dolanı gelir
Ölüm yavaşca yavaşca
Kalem alıp yaz derdimi
Gülüm yavaşca yavaşca

Söyünmüyor bir dem narım
Sevda oldu öz diyarım
Güz dedi geçti baharım
Selim yavaşca yavaşca

Garip gönlüm durmaz oldu
Gözüm ırak görmez oldu
İşe güce varmaz oldu
Elim yavaşca yavaşca

Sevdiğimiz bu yana bakmaz
Kaş eğip kirpiğin yıkmaz
Kırıldı kanadım kalkmaz
Kolum yavaşca yavaşca

Şu dünyaya güvenilmez
Ölmeyince kan kesilmez
Mesleki'm artar eksilmez
Zulüm yavaşca yavaşca


Mesleki

Bugün Bir Özge Gamım Var

Bugün bir özge gamım var
Fidan boylu yarim gitti
Çürüdüm gurbet illerde
Dört köşeye zarım gitti

İsmimiz gezer dillerde
Gözlerim kaldı yollarda
Çürüdüm gurbet illerde
Tutmaz dizim ferim gitti

Sabahın gün doğar m'ola
Acep işim onar m'ola
Mesleki yi anar m'ola
Gitti elden varım gitti


Mesleki

Ayrılık Badesin Tatlı Mı Sandın

Ayrılık badesin tatlı mı sandın
Ne tez tebdil oldu çimenin dağlar
Bu güzellik geçer sana da kalmaz
Daha neye bağlı gümanın dağlar

Nice güzellerden alırsın bacı
Al yeşil renklerden giyersin tacı
Yarden ayrılması zehirden acı
Bu yüzden gitmiyor dumanın dağlar

Gece gündüz yalvarmışım Sübhana
Bir dem vuslat bulamadım sunama
Daha şimden geri beni kınama
Semaya erişmiş figanın dağlar

Mesleki gibi karaları bağlarsın
Aşkın ateşiyle yürek dağlarsın
Benim ahvalime sen de ağlarsın
Var ise zerrece imanın dağlar


Mesleki

Azrail Serime Çöktüğü Zaman

Azrail serime çöktüğü zaman
Kırılır kanadım kol yavaş yavaş
Mevlam nasib etsin din ile iman
Akar gözlerimden sel yavaş yavaş

Yüksek uçan gönül yorulur bir gün
Mizan terazisi kurulur bir gün
Herkesin ettiği sorulur bir gün
Döner mi yarabbi dil yavaş yavaş

İl keyfi yetirdin çaldın çağırdın
Her çeşitten yedin sürdün savurdun
İşte toprak senin vatanın yurdun
Çekilir fenadan el yavaş yavaş

Kabrim üzerine dikerler taşı
Kimin gölgesine saklarsın başı
Baba oğul görmez kardaş kardaşı
Gider geri dönmez yol yavaş yavaş

Isıcak ılıman suyum koyarlar
İyi kötü elbisemiz soyarlar
Mesleki'yim öldüğümü duyarlar
Girer salacama il yavaş yavaş


Mesleki

Kömür Gözlünün Kahrın Çekerim

Bir kömür gözlünün kahrın çekerim
Güzel ömrüm telef ettim az kaldı
Başım alam ne diyare gideyim
Güvendiğim üç beş günlük güz kaldı

N'olayıdı olayıdı sağ yarim
Kolaylıkla terketmenem vatanım
Çakır tikenine dağlattın tenim
Ne üst kaldı ne baş kaldı yüz kaldı

İşte böyle bir ey'olmaz halim var
Alan da yok harçlık edem lalim var
Binişim yok bir köhnecik şalım var
Safa gitti bir nükteli söz kaldı

Dertli Kemter niye geldin bu vakit
Ahır şerdir niye geldin bu vakit
Cadde yollar batal oldu bu vakit
Giden de yok bir körlecik iz kaldı


Kemter Baba

Ya Rab Senin Mekanın Yok

Ya Rab senin mekanın yok
Yatağın yok yorganın yok
Hem dinin hem imanın yok
Her bir şeyden münezzehsin

Sesin çıkmaz avazın yok
Abdestin yok namazın yok
Hiçbir yerde niyazın yok
"Kul hüvallahü ahad"sin

Kapın büyük açan yoktur
Seni kapıp kaçan yoktur
Anan yoktur baban yoktur
Ya Rab "Allahüssamed"sin

Elmasın yok boncuğun yok
Aban keben kocuğun yok
Karın kızın çocuğun yok
"Lemyelid ve lemyüled"sin

Derya senin sahra senin
Dünya senin ukba senin
Bu gürünen eşya senin
"Ve lemyekün lehu küfven ahad"sin

Her bir şeye kudretin var
Akla sığmaz hikmetin var
Yetmiş iki milletin var
Sen Hallak-ı künfekansın


Harabi

4 Eylül 2009 Cuma

Şu Kanlı Zalımın Ettiği İşler

Şu kanlı zalımın ettiği işler
Garip bülbül gibi zaralar beni
Yağmur gibi yağar başıma taşlar
İlle dostun bir fiskesi yaralar beni

Dar günümde dost düşmanım belli olur
Bir derdim varsa şimdi elli oldu
Ecel fermanı boynuma takıldı
Gerek asa gerek vuralar beni

Pir Sultan Abdalım can göğe almaz
Haktan emr'olmazsa rahmet yağmaz
Şu ellerin taşı bana hiç değmez
İlle dostun bir tek gülü yaralar beni


Pir Sultan Abdal

2 Eylül 2009 Çarşamba

Tövbe Günahıma Estağfurullah

Hatalar eyledim noksandır işim
Tövbe günahıma estağfurullah
Muhammet Ali'ye bağlıdır başım
Tövbe günahıma estağfurullah

Şah Hasan Hüseyin balkır nur ise
İmam Zeynel sır içinde sır ise
Özümüzde benlik kibir var ise
Tövbe günahıma estağfurullah

Muhammet Bakır'ın izinden çıkmam
Şah İmam Cafer'den gayrıya bakmam
Hatıra değip de gönüller yıkmam
Tövbe günahıma estağfurullah

Musa-yı Kazım'a daim niyazım
Ali Irıza'ya bağlıdır özüm
Eksiklik noksanlık hep kusur bizim
Tövbe günahıma estağfurullah

Taki ile Naki benziyor aya
On'ki İmam kusurlara kalmaya
Ettiğimiz kötü işler bed-huya
Tövbe günahıma estağfurullah

Hasan Askeri'nin gülleri bite
Mehdi gönlümüzün gamını ata
Söylenen yalana kova gıybete
Tövbe günahıma estağfurullah

Pir Sultan Abdal'ım Bağdat Basıra
Böyle güne kaldık böyle asıra
Sen keremkanısın kalma kusura
Tövbe günahıma estağfurullah


Pir Sultan Abdal

31 Ağustos 2009 Pazartesi

Üç Gözlü Pınarın Gözün Ararsan

Üç gözlü pınarın gözün ararsan
Onu bilen cihanı fark eder
Deryadaki kuşun izin ararsan
Onu bilen bu cihanı fark eder

Dört kitabın her ismini yazmalı
Seyyah olup şu alemi gezmeli
Bir kuş gördüm ayakları çizmeli
Onu bilen bu cihanı fark eder

Bir kuş gördüm ayağında nalı var
Kendisi bir amma iki dili var
Padişahtır ülkesi var ili var
Onu bilen bu cihanı fark eder

Bir hastacık gördüm sormadım halin
Başı kabak olmuş ayağı yalın
İk'oğlan getirmiş bir erkek gelin
Onu bilen bu cihanı fark eder

Pir Sultan Abdal'ım ey Şah-ı Merdan
Şefaat umarım Gani'den pirden
Derviş Muhammed'in hatemi nurdan
Onu bilen bu cihanı fark eder


Pir Sultan Abdal

28 Ağustos 2009 Cuma

Üfürdüm Çerağı

Üfürdüm çerağı yandıramadım
Gönlümü yüksekten indiremedim
Aç doyurup susuz kandıramadım
Ben nice varayım Hak divanına

Ulu yol üstünde köprü çatmadım
Hatırlar hoş edip gönül yapmadım
Hakk'ın emrettiği yola gitmedim
Ben nice varayım Hak divanına

Yeşil pınarlarda parlayıp akar
Asilzade olan aslına çeker
Pervaneler aşkın oduna yanar
Ben nice varayım Hak divanına

Ben yükümü tuttum kaba söz ile
Günahlar kazandım ela göz ile
Ya nasıl çıkayım kara yüz ile
Ben nice varayım Hak divanına

Pir Sultan'ım eyder kılarım ben zar
Yüküm la'l ü gevher Şah damgası var
Eğer aşık isen gel yaramı sar
Ben nice varayım Hak divanına


Pir Sultan Abdal

26 Ağustos 2009 Çarşamba

Var Git Arap Var Git

Yedi yıldır hasta düştüm yatarım
Var git arap var git bende nen kaldı
Okurum ayeti virdim dilimde
Var git arap var git bende nen kaldı

Anama babama hata mı dedim
Pirim rehberime öte mi dedim
Musahipten uğrun lokma mı yedim
Var git arap var git bende nen kaldı

Haramilik ettim beller mi kestim
Nefis mi öldürdüm avret mi bastım
Ali'nin yoluna üstü düştüm
Var git arap var git bende nen kaldı

Mağrip tarafında saban mı sürdüm
Meşrik tarafında gülün mü derdim
Gök ekinine hem sürü mü saldım
Var git arap var git bende nen kaldı

Pir Sultan Abdal'ım gördüm düşümda
Ali'nin hırkası tacı başımda
Özerlik göğerdi didem yaşında
Var git arap var git bende nen kaldı


Pir Sultan Abdal

24 Ağustos 2009 Pazartesi

Var mıdır?

Ben dervişim diye göğsün gerersin
Hakk`ı zikretmeğe dilin var mıdır?
Sen kendin görsene ilden n`ararsın
Hali hal etmeğe halin var mıdır?

Bir gün balık gibi ağa sararlar
Mürşidinden rehberinden sorarlar
Tütsü yakıp köşe köşe ararlar
Ben arıyım dersin balın var mıdır?

Dertli olmayanlar derde yanar mı
Tahkik derviş ikrarından döner mi
Her bir uçan gül dalına konar mı
Ben bülbülüm dersin gülün var mıdır?

Pir Sultan`ım senin derdin deşilmez
Derdi olmayanlar derde duş olmaz
Mürşidsiz rehbersiz yollar aşılmaz
Mürşid eteğinde elin var mıdır?


Pir Sultan Abdal

21 Ağustos 2009 Cuma

Yad Avcılar Urdu Telli Turnamı

Dün mü burda idin bugün mü geldin
Ötme garip bülbül bağrımı deldin
Eşimden ayrıldım ben burda kaldım
Yad avcılar urdu telli turnamı

Aşk eseri düştü kaynadım çoştum
Yüksekten uçarken alçağa düştüm
Eşimden ayrıldım ben burda şaştım
Yad avcılar urdu telli turnamı

Gitme turnam gitme dağlar dumandır
Bizi derde salan ikrar imandır
Eşinden ayrıldın halin yamandır
Yad avcılar urdu telli turnamı

Turnam ne gezersin dağlar salında
Hak Muhammet Ali virddir dilinde
Musahibim kaldı Kenan ilinde
Yad avcılar urdu telli turnamı

Pir Sultan Abdal'ım bile mi olur
Vadeye sala yok akıbet gelir
Herkesin gönlünü kendisi bilir
Yad avcılar urdu telli turnamı


Pir Sultan Abdal

19 Ağustos 2009 Çarşamba

Yalan Dünya Sana Bel Mi Bağlanır

Yalan dünya sana bel mi bağlanır
Hani benim önüm sıra gelenler
Ölüm var derlerdi ben inanmazdım
Duya duydum essah imiş yalanlar

Yaratmıştır insan ile hayvanı
İnsanda emanet koydu bu canı
Üçyüz altmış altı peygamber
Bizi kor mu ya onları alanlar

Şöyle bir günahkar kul türemişim
Bilemem ben feleğe n'eylemişim
Feleğin burcunu çok aramışım
Bel mi bağlar şu dünyayı görenler

Pir Sultan Abdal'ım gezerek gelir
Elinde defteri yazarak gelir
Sıra dolanarak bize dek gelir
Ölmez imiş bizim için ölenler


Pir Sultan Abdal

17 Ağustos 2009 Pazartesi

Yanımızda İki Melekler Gezer

Yanımızda iki melekler gezer
Biri hayır biri şerrimiz yazar
Kahbe felek bizi aldatır üzer
Nerede seyreder andan haber ver

Cümlemizin başı Allah'tan ferman
İsmail Peygambere indi bir kurban
Bir ot biter bütün dertlere derman
Ol ot nerde biter andan haber ver

Sabahtan gün doğar gün dile doğar
Dal boynun eğdikçe rahmetler yağar
Bin bir gün içinde bir yıldız doğar
Yıldız nerde doğar andan haber ver

Musa Peygamber de atına bindi
Can cesetten çıktı nerede durdu
Peygamber uğrunda bir delil yandı
Delil nerde yanar andan haber ver

Pir Sultan Abdal'ım geldik de gittik
Gelirken giderken ne kazanç ettik
Yükünü yükletip kül olduk bittik
Yurdunda ne kalır andan haber ver


Pir Sultan Abdal

13 Ağustos 2009 Perşembe

Dedim Dilber Didelerin Islanmış

Dedim dilber didelerin ıslanmış
Dedi çok ağladım sel yarasıdır
Dedim dilber yanakların dişlenmiş
Dedi zülfüm değdi tel yarasıdır

Dedim dilber lebin şeker bal olmuş
Dedi bugün bana başka hal olmuş
Dedim dilber ak gerdanın al olmuş
Dedi çiçek soktum gül yarasıdır

Dedim dilber Emrah aklını aldın
Dedi şu cihanda beni mi buldun
Dedim dilber niçin sararıp soldun
Dedi çekdiceğim dil yarasıdır


Erzurumlu Emrah

Şimdengerü Nazlı Yare Küskünüm

Şimdengerü nazlı yare küskünüm
Yıktı hatırımı barışmam gayrı
Alem gelip bana rica ederse
Çevirdim yüzümü görüşmem gayrı

Güzel keklik gibi kafeste olsa
Altın vezni ile cevahir tartsa
Yarim mahşer günü şefaat etse
Giderim mahşere görüşmem gayrı

Bu yıl da Emrahi yarsız kışlasın
Varır isem o yar beni taşlasın
Şimdengerü bildiğini işlesin
Hiç bir umuruna karışmam gayrı


Erzurumlu Emrah

El Çek Tabib El Çek Yaram Üstünden

El çek tabib el çek yaram üstünden
Sen benim derdime deva bilmezsin
Sen nasıl tabibsin yoktur ilacın
Yaram yürektedir sara bilmezsin

Sana derim sana ey kalbi hayın
Kimseler çekmesin feleğin yayın
Yıkıp harab ettin gönül sarayın
Alıp bir taşını koyabilmezsin

Emrah'ım dinledin benim sözlerim
Muhabettin can evimde gizlerim
Ne duruyon ağlasana gözlerim
Bir daha yarini göre bilmezsin


Erzurumlu Emrah

Sabahtan Uğradım Ben Bir Fidana

Sabahtan uğradım ben bir fidana
Dedim mahmur musun dedi ki yok yok
Ak elleri boğum boğum kınalı
Dedim bayram mıdır dedi ki yok yok

Dedim inci nedir dedi dişimdir
Dedim kalem nedir dedi kaşımdır
Dedim on beş nedir dedi yaşımdır
Dedim daha var mı dedi ki yok yok

Dedim ölüm vardır dedi aynımda
Dedim zulüm vardır dedi boynumda
Dedim gül memeler dedi koynumda
Dedim ver ağzıma dedi ki yok yok

Dedim Erzurum nedir dedi ilimdir
Dedim gider misin dedi yolumdur
Dedim Emrah nendir dedi kulumdur
Dedim satar mısın dedi ki yok yok


Erzurumlu Emrah

Gönül Gitmek İster Gurbet İllere

Gönül gitmek ister gurbet illere
Velakin bizleri yar eğlendirir
Ezelden mailiz gonca güllere
Bülbül-i şeydayı zar eğlendirir

Bülbül gibi kaldık güller içinde
Gözümüz kan ağlar seller içinde
Biz ehl-i harabız iller içinde
Bizi ancak namus ar eğlendirir

Biz sözüm var aşkare söylenmez
Söylesem de nazlı yarca dinlenmez
Zincir ile bağlasanız eğlenmez
Emrah'ı zülfünde yar eğlendirir


Erzurumlu Emrah

Bir Nazenin Bana Gel Gel Eyledi

Bir nazenin bana gel gel eyledi
Varmasam incinir varsam incinir
Beyaz gerdanından ince belinden
Sarmasam incinir sarsam incinir

Kaşına çekilmiş kudret kalemi
Görmemiş dünyada derd ü elemi
Her sabah her akşam verir selamı
Almasam incinir alsam incinir

Gene görünüyor yarin illeri
Başamızda esen sevda yelleri
Yarin bahçesinde gonca gülleri
Dermesem incinir dersem incinir

Nereden nereye sevmişim yari
Ateşi komuyor yakıyor beni
Aşık Emrah sever böyle bir canı
Sevmesem incinir sevsem incinir


Erzurumlu Emrah

Güzel Sallanarak Nerden Gelirsin

Güzel sallanarak nerden gelirsin
İşin nedir maslahatın sevdiğim
Kaldır nikabını görem yüzünü
Balaban bakışlı gözün sevdiğim

Ay doğa da altın başın parlaya
Gün değe de top zülüfler terleye
Seni bastırmayım kuru yerlere
Gül döşeyim yollarına sevdiğim

Tan yıldızı gibi parladın çıktın
Gören aşıkların bağrını yaktın
Güzel turna mısın gölden mi kalktın
Al valasın yeşil başın sevdiğim

Benim yarim porsuk bağlar başını
İnci imiş sedef sandım dişini
El yanında baksam yıkar kaşını
Tenhalarda gülüşünü sevdiğim

Kıymetli ırak uzak dediler
Zülüfü gerdana tuzak dediler
Hay vah Emrah'a yazık dediler
Ağlama hey gözün yaşın sevdiğim


Erzurumlu Emrah

Tutam Yar Elinden Tutam

Tutam yar elinden tutam
Çıkam dağlara dağlara
Olam bir yaralı bülbül
İnem bağlara bağlara

Birin bilir birin bilmez
Bu dünya kimseye kalmaz
Yar ismini desem olmaz
Düşer dillere dillere

Emrah eder bugünümdür
Arşa çıkan tütünümdür
Yara gidecek günümdür
Düşem yollara yollara


Erzurumlu Emrah