Şiir, Sadece

30 Kasım 2018 Cuma

Hak Çalab’ım Hak Çalab’ım Sencileyin Yok Çalab’ım

Hak Çalab’ım Hak Çalab’ım sencileyin yok Çalab’ım
Günahlarımız yarlığa ey rahmeti çok Çalab’ım

Kullar senin sen kulların günahları çok bunların
Uçmağ(ın)a koy bunları binsinler burak Çalab’ım

Ne sultan ne baylardasın ne köşk ü saraylardasın
Girdin miskinler gönlüne edindin durak Çalab’ım

Ne ilmim var ne tâatım ne gücüm (var) ne tâkatım
Meğer senden inâyetim kıl yüzümü ak Çalab’ım

Yarlıgagıl sen Yunus’u günahlı kulların ile
Eğer yarlıgamaz isen key katı fırak Çalab’ım


Yunus Emre

29 Kasım 2018 Perşembe

Vatandaş

Ne, bizden geri, deniz aşırı şarkılar,
Ne tadılır ne bölünür nimetler bizsiz.
İnan kardeşim inan
Ne yalan bu dünya,
Ne insan fani...
Acılar görmüşüz, geceler görmüşüz, ölmeyi görmüşüz.
Aydınlıklar görmüşüz, kahramanlar, dostlar görmüşüz.
Görmüyor musun, görmüyor musun?
Ellerimiz ellerimizde... gidiyoruz.

Sizlerden söz açıyorum
Teklifsiz, pervasız, işkilsiz.
Ateşe vurulu batıl ve eski kitaplar
Sizden öte...
Neler varsa
Mesut insanlık için bühtan edici
Sizden öte...

Ve bir yanda yıkılmış zulmün kalası
Bir yanda salınır devasa gövden.
Bir yanda sevmediklerin,
Bir yanda demir pencere, bir yanda tarih
Bir yanda sen.
Yani bir yanda
Yüzyıllar boyunca saflarında
Yangınlar çıkardıklarımız.
Bir yanda -hayal etmesi zor­
Ferah ve cömert dünyamız
Ve mürettip, hasatçı, öğrenci, öğretmen.

Kınadık, yüz çevirdik, düşman kesildik
Şol aşkı bilmezlenenlere.
Dünyalar durdukça mesuduz
Bu dünya üzerinde
Yaşamak aşkına, yıldızlar aşkına
Demir ve ekmek aşkına mesuduz...
Hey dağlara taşlara kar eden türküm
Aşikar etsen de kendini
Şöyle bir sular gibi salsak, boy versek
Uzun ömrümüzü, yiğit ömrümüzü, taze ömrümüzü,
Sefıl ömrümüzü, deli ömrümüzü, gelin ömrümüzü...
Güneşte güneşlesek
Dal kırsak, toplasak, ateşlesek
Broy broy desek dağlarda
Gül gülistan içinde görseler bizi.

İster öv, ister yer, ister sev beni
Güneşin taşlarda mavileştiği
Nehir boylarınca söylenir
Sevinç şarkılarım yoksa da
Şimdi, bütün kederli ezgileri
Ümide kurban ediyorum.
Satırlarımla olsa da çok mu, bir de ben seni
Bizden olan bütün dünya şairleri gibi
Yadediyorum.

Sen ne hakim, ne evliya, ne kul, köle, ne şövalyesin
Sen yirminci yüzyıl insanı!
Dost dediğim, yaren dediğim, kardeş dediğim
Ekmeğim benim,
Gülüm, bağım, bostanım benim:
VATANDAŞ.


Enver Gökçe
Ant, 1.6.1945

Erenlerin Himmetini Ben Bana Yoldaş Eyleyim

Erenlerin himmetini ben bana yoldaş eyleyim
Her nereye varır isem cümle işim hoş eyleyim

Koyam bu dünyâyı gidem çün âhrete sefer edem
Ol uçmakta hûrilerden ben bana yoldaş eyleyim

Taze ve yumuşak giymeyim cümlesinden fârığ olam
Ger döşeğim toprak ise yastığımı taş eyleyim

Uram yıkam nefs evini oda yana hırs u hevâ
El götürem şimden geri nefs ile savaş eyleyim

Tenim dahı canım dahı hiç bilmedi Ene’l Hakk’ı
Şimdiye dek bilmediyse şimden geri tuş eyleyim

Bugün gülen kişi bunda yarın ağlayısar anda
Revan dökem gözyaşını yastığımı yaş eyleyim

Miskin Yunus çağırıp (der) âşıkıyım miskinlerin
İçim miskin değil ise miskin içim dış eyleyim


Yunus Emre

İlk Adım Yunus idi Adımı Aşık Taktım

İlk adım Yunus idi adımı âşık taktım
Terk edip öd ü edep şöyle haber bıraktım

İzzete kalmış iken âşıklık ne’mdir benim
Ben kendi elim ile yüzüme kara yaktım

Ne assı var elimde tekye kılam ben ona
Aşıklık cem’iyyetin başla boynumda taktım

Benim gibi bende kâr kem sağınç ile bayar
Bir pula gücüm yetmez matâım derdim çattım

Îsî yarım iğneyle yol bulmadı hazrete
Benim bunca mata’la nerde sığısar rahtım

Âşıklar mezhebinde şermisâr oldu Yunus
Âşık ma’şuka erdi ben dünyâya uyaktım


Yunus Emre

28 Kasım 2018 Çarşamba

Türkiyem

Senin emekçin olaydım
                         şen olası türküsü
dost kokusu, dost selamı Türkiye


Enver Gökçe
Ankara, 1945

Eğer Aşkı Seversen Cân Olâsın

Eğer aşkı seversen cân olâsın
Kamu derdine hem derman bulâsın

Eğer dünya seversen mübtelâsın
Maânî sırrını nerden eresin

Cihan köhne saraydır sen beyîsin
Nice bir eskiye hasretlenesin

Ağudur bal değil dünyâ murâdı
Nice bir ağuya parmak banâsın

Kanatsız kuşlayın kaldın yabanda
Kanatlı kuşlara nerden eresin

Sanâ erden asâ gerek bu yolda
Dayânırsan asâya dayanâsın

Sözü bu Yunus’un güzelleredir
Eğer âşık olursan ûyanâsın


Yunus Emre

Ol Vakit Bir Olasın Ayrılıktan Kalasın

Ol vakit bir olasın ayrılıktan kalasın
Cansız gel bu kapıya bâkıy dirlik bulasın

Can tutagelirisen ye cânım var der isen
Canı şümâr edersen küllî sağınç ilesin

Bunda ne sağınç şümar ye bunda kim kalır var
Çün böyle düştü sefer gerek yolda kalasın

Derd ile gelmeyince dermâna erişilmez
Bir can yolda kor isen bin bin canlar bulasın

Kalma fânî sağınca kast ile bakma gence
Yüz bin iki cihanca ol denli sen olasın

Tadarsan aşk tadından geçersin zâhir dinden
Ayrılığın adından ol vakit kurtulasın

Ya Yunus hani aklın keksizin söyler dilin
Pâyânı yok bu yolun yazıda dolanasın


Yunus Emre

27 Kasım 2018 Salı

Bir Alıp Satıcı Gönül

Düştüm bir öylesi çekilmez derde,
Ne ölümü düşünürdüm, ne yaşamak korkusu,
Ne sır aradım herşeyde, ne gariplik var serde,
Ne kara sevda, ne sevmek ne sevilmek arzusu
Artık her şarkı dokunur bana bu şehirde.

Hasret nedir bilmezken o kadar
Şimdi, her an, her yerde gurbetteyim.
Çünkü daha görmediğim güzellikler var,
Öyle bir yürek koymuşlar ki içime neyleyim,
Her yere gönlümü vermeden geçemem dostlar!

Ben deli miyim bilmem mi neler ettiğimi.
Bir han köşesinde yatmayınan Kerem diyorlar,
Ne tuhaf bu insanlar derdini dökmeyinen
Çaresiz derde bulunmaz merhem diyorlar.

Ah ... Bir alıp satıcı gönlüm var gezer çarşı çarşı,
Başım güneşe düşmüş yanmayı öğrenir.
N'olur böyle duradursun cama güneşe karşı,
Gönül heryerde bir kardeşim güzel heryerde bir...


Enver Gökçe
Ülkü, s.54, 1943

Dervişlik Dedikleri Hırka ile Taç Değil

Dervişlik dedikleri hırka ile taç değil
Gönlün derviş eyleyen hırkaya muhtaç değil

Hırkanın ne suçu var sen yoluna varmazsan
Vargıl yolunca yürü er yolu kalmaç değil

Dersin şeyhin yoluna yalınayak baş açık
Er var dirlik dirilmiş yalınayak aç değil

Durmuş ma’rifet söyler erene Yunus Emre’m
Yol eriyle yoldadır yolsuza yoldaş değil


Yunus Emre

Müşkili Halleylemek Değmenin İşi Değil

Müşkili halleylemek değmenin işi değil
Bir kişiye ver gönül bu yolda naşı değil

Evliyanın gönlünden kesme şey’en lillâhı
Sana himmet ol eyler göz ile kaşı değil

Er oldur kim menzilin her dem gösteridura
Değme ârif bu düşü yoramaz işi değil

Hak tecellî kılmağa can aslını bulmağa
Gönülden sür siyâvı nazarı taşı değil

Bu kelâmın ma’nîsi evliyânın honudur
Yedirmegil câhile ki zîra aşı değil

Yunus bir doğan idi kondu Taptuk koluna
Avın şikâra geldi bu yuva kuşu değil


Yunus Emre

26 Kasım 2018 Pazartesi

Ağıt

Teller iletmez haber, direkler devrileli
Kara haberdir göklerde kuşlar görüleli.
Anam, bacım yok içinde, neremdir yareli?

Adapazar! Erzincan oldun, türkülerdesin;
Bir bahar akşamında ölün, yüreklerde yasın,
Şahan mı vurdu kolun, yaralı turna mısın?

Doyulmaz dünyada; insanın çilesi ölüm.
Ne çare, geldi türküler yakılası ölüm
Ah! böyle mi kahredilir? Yıkılası ölüm.

Bu muydu çarşın, mahşer mi kurmuşlar yerine?
Yine mi "çağrışak kurtlar ve kuşlar" yerine!
Karalar giymişiz kutlu kumaşlar yerine.

Gurbette yar vardı, mendili işlenilmemiş,
Tarlalar hazandır, tütüne başlanılmamış,
Bir mendil ver n'olur, çevresi yaşlanılmamış.

Ağlarım; bu yürek sevdaya uyası değil,
Türküm var: Harput, Diyarbakır mayası değil.
Garibim: İçimde Eğin'in havası değil.

Bir yaprak sarmadım yarana yaran çözerim.
Bir mısra gülmedim, dosta ağıt dizerim,
Uğruna destan yazılası, Adapazarım.


Enver Gökçe
Ülkü, s.43, 1943

Kim Dervişlik İster İse Diyem Ona N’itmek Gerek

Kim dervişlik ister ise diyem ona n’itmek gerek
Şerbeti elinden koyup ağuyu nûş etmek gerek

Gelmek gerek terbiyete cümle bildiklerin koya
Mürebbîsi ne der ise pes ol onu tutmak gerek

Tuta sabr u kanâati tahammül eyleye katı
Terk eyleye sûretini bildiğin unutmak gerek

Dünyâdan gönlünü çeke eli ile arpa eke
Ununa ayrı kül kata güneşte kurutmak gerek

Diyem ona nice ede nefis dileğin bu yolda
Koçan kim iftar eyleye üç günde bir etmek gerek

Böyledir derviş dileği koya cümle ayrılığı
Ondan bulısar erliği kahırlar çok yutmak gerek

Bakma dünya servisine aldanma halk gövüsüne
Dönüp didar arzusuna ol Hakk’a yüz tutmak gerek

Yunus imdi nedir dersin ye kimin kaydını yersin
Bir kişi bu sözü desin ona gücü yetmek gerek


Yunus Emre

Kemdürür Yoksulluktan Nicelerin Varlığı

Kemdürür yoksulluktan nicelerin varlığı
Nice varlık var iken gitmez gönül darlığı

Batmış dünya malına bakmaz ölüm hâline
Yetmiş Karun malına zihî iş düşvarlığı

Bu dünya kime kaldı kimi berhurdar kıldı
Süleyman’a olmadı onun berhudarlığı

Süleyman zenbil ördü kendi emeğin yerdi
Onun ile buldular onlar berhudarlığı

Gel imdi miskin Yunus ne’n var yola harceyle
Gördün elinden gider bu dünyanın varlığı


Yunus Emre

25 Kasım 2018 Pazar

Gelmeyen Bahar

Gel kardeşim, gel beri
Hey kurt hey kuş hey börtü böcek
Ah gidenler gelir mi geri
Açar mı bugün dört bahardır kanayan çiçek
Demek
Daha bizim yaşımızda
İnsanlar ölecek.


Enver Gökçe
1943

24 Kasım 2018 Cumartesi

Oteli Olmayan Kent

Aziz Nesin'e 


"Şüphesiz, kuşlar en doğrusunu söyledi"

itiraz ediyorum-

bilir misiniz hakim bey

gökyüzü ne renktir
göklerde

ve kuşlar
ağacı olmayan
nasıl uçarlar
kentlerde

söz istiyorum!


Ali Hikmet Eren
Yağmura İçerden Bakmak

23 Kasım 2018 Cuma

Gönül Nite Dolana Ma’şukun Bulamayınca

Gönül nite dolana ma’şukun bulamayınca
Kimse âşık mı olur gönülsüz kalmayınca

Gönüldür eğen onu esîr eyleyen seni
Kimdir âzâd eyleyen sen esîr olmayınca

Boynu zencirli geldik key katı esir olduk
Er nazar eylemedi hâlimiz bilmeyince

Yedi nişan gerektir hakıykate erene
Sevdiği girmez ele sevdikler vermeyince

Sözü Yunus’tan işit kibir kılma tut öğüt
İmâret olmayasın tâ harâb olmayınca


Yunus Emre

Sen Canından Geçemeden Cânan Arzu Kılarsın

Sen canından geçemeden cânan arzu kılarsın
Belden zünhar sekmeden iman arzu kılarsın

“Men arefe nefsehu” dersin evet değilsin
Melâikten yukarı seyran arzu kılarsın

Tıfl-i nâ-reste iken eteğin at edinip
Ele cevgân almadan meydan arzu kılarsın

Bilemedin sen beni sadefte ne cevhersin
Mısr’a sultan olmadan Ken’an arzu kılarsın

Yunus imdi her derde Eyyub gibi sabreyle
Derde katlanamazsan derman arzu kılarsın


Yunus Emre

Peçeli Şiir

1.

artık ağlama babacığım, sana soru sormayacağım--


2.

içlenir gizliden elimsende'si çocukluğumuzun
avcumuzda sıktığımız ölü kuş zamanlarından

ve uzayan uzun sırasendesinde avluların
en yeni bir şiir yazarım ben; peçeli


3.

peçeli şiir, bildiğim, daha bilmediğim şiir

yani soyunuk yarı yüzlerinden
utansın diye kız çocukları, git uyu denildi uykularını
ayrıntılar boğabilir

ve açılıp kopçalarından yüzünü
şehvetini uyandırabilir de okurun,
peçeli bir şiir


Ali Hikmet Eren
Yağmura İçerden Bakmak

22 Kasım 2018 Perşembe

Ol Kişinin Yoktur Yeri İşbu Cihan Hayrân Ona

Ol kişinin yoktur yeri işbu cihan hayrân ona
Demesin kim ben şâdiyem ya şâdilik nerden ona

Şeddâd yaptı uçmağını girmeden aldı canını
Bir dem ona verdirmedi yed’ ıklîmi tutun ona

Demesin kim Müslüman Çalap emrine fermânım
Tutmaz ise Hak sözünü fayda yoktur dinden ona

Ayırmasın çün gün doğar etim tenim üşütmeye
Çün vücûdun delik değil şu’le ermez günden ona

Er donunu giyibeni doğru yola gelmez ise
Çıkarsın ol donun yoksa noksan erer dondan ona

O kişi kim sağırdurur söyleme Hak sözün ona
Ger denirse zâyi’ olur nasîb yoktur sözden ona

Ol kişi kim yol eridir garip gönüller yâridir
Bir söz diyem tutar ise yeğdir şeker baldan ona

Yunus senin kulundurur belli bilesin sen onu
Ko söyleyenler söylesin ya ne bişer dilden ona


Yunus Emre

Bir Kişiye Söyle Sözü Kim Ma’nîden Haberi Var

Bir kişiye söyle sözü kim ma’nîden haberi var
Bir kişiye ver gönlünü canında aşk eseri var

Şunun kim dışı hoşdurur bil onun içi boşdurur
Dün gün ölen baykuşdurur sanma bütün duvarı var

Bir devlengiç yuva yapar yürür ilden yavru kapar
Doğan ileyinden sapar zir’ elinde murdarı var

Yoktur doğanla birliği ye Hakk’a lâyık dirliği
Şol kişiden um erliği onun safâ-nazarı var

Sûret ile çoktur âdem değmesinde yoktur kadem
Evvel âhır ol piş-kadem Muhammed din serveri var

Erenler yoludur meşe meşe kolaydır kolmaşa
Meşe olan yerde paşa harâmî çok Anter’i var

Şeyh u dânişmend ü velî cümlesi birdir er yolu
Yunus’tur dervişler kulu Taptuk gibi serveri var


Yunus Emre

Namuslu Orospular Mezarlığı

iki kere çalınmış yat düdüklerinde
kopkoyu bir kadının,

herkes kendine atıyordu zarını--


Ali Hikmet Eren
Yağmura İçerden Bakmak

21 Kasım 2018 Çarşamba

Bu Yokluk Yoluna Bugün Bize Yoldaş Olan Kimdir

Bu yokluk yoluna bugün bize yoldaş olan kimdir
İlimize günilelim sorun kardaş olan kimdir

Ne kaldık işbu ıklimde ağır yüklerin altında
Bu yükleri bu yapları döküp haldâş olan kimdir

Seni bunda veribidi teferrüc eyle gel dedi
Sen ev yaparsın ey hâce evi târâş olan kimdir

Bu ferşi gördük aldandık henüz arşa eremedik
Bu arşa ferşe ey hâce göre ferrâş olan kimdir

Geliniz gidelim gelin ki Yunus göçtü gönüldü
Ayaklara düşer Yunus bu yola baş olan kimdir


Yunus Emre

Can Bir Ulu Kimsedir Beden Onun Atıdır

Can bir ulu kimsedir beden onun atıdır
Her ne lokma yer isen bedenin kuvvetlidir

Ne denli yer isen çok ol denli yürürsün tok
Cana hiç assı yok hep sûret maslahatıdır

Bu can ni’meti hani gelin bulalım onu
Asayiş kılan canı evlîyâ sohbetidir

Sohbet canı semirdir hem âşıkın ömrüdür
Hak Çalab’ın emriyle erenin himmetidir

Erenin yüzü sulu himmeti arştan ulu
Kimi görsen bu hulu eren inâyetidir

İnâyet onun işi anlamaz değme kişi
Bilgil bu hümâ kuşu âşıklar devletidir

Yunus’un yanar içi kamudan gönlü kiçi
Suya sayılmaz suçu erenin himmetidir


Yunus Emre

Yolculuk

aynı yalnızlık duygusundan
aynı eve giden
iki kişiden,
kapıda kalır biri

zil... kısa
göz... bakmadeliği'nde kapının
sevinç... gizli
söz... titreyen
umut... biten
kişi... gitmesi gereken
söz... yok, veda yok
ses... kapı çarpması,

aşk çarpmasıdır aşkın arayan adı

hiç kimse anımsamaz çünkü ilk yolculuğunu


Ali Hikmet Eren
Yağmura İçerden Bakmak

20 Kasım 2018 Salı

Canını Aşk Yoluna Vermeyen Aşık Mıdır

Canını aşk yoluna vermeyen âşık mıdır
Cehd eyleyip ol dosta ermeyen âşık mıdır

Dost sevgisin gönülde can ile berkitmeyen
Tûl-i emel defterin dürmeyen âşık mıdır

Aşka tanışık sığmaz değme can göğe ağmaz
Pervâneleyin oda yanmayan âşık mıdır

Nefs arzusundan geçip aşk kadehinden içip
Dost yoluna er gibi durmayan âşık mıdır

Dün gün rıyâzat çekip halvetlerde diz çöküp
Sohbetlerde baş çatıp yanmayan âşık mıdır

Yunus imdi ol dostun cefâsına sabreyle
Yüreğine aşk odun urmayan âşık mıdır


Yunus Emre

Koyup Nakş u Nigârı Nakşa Yol Verme Zinhâr

Koyup nakş u nigârı nakşa yol verme zinhâr
Nakş ile yola giren âkıbet dünyâ sever

Dünyâyı bırak elden dünyâ geçmez bu yoldan
İki aşk bir gönülden asla geçmez bu haber

Ye sevgil dünyâ tutgil ye sevgil yol iletgil
İki de’vî bir ma’nî bu yolda sığmaz derler

Geç mahluk tâatından göz ırma dost katından
Aldanma fânî nakşa fânî nakşı n’iderler

Kalma bu değme renge yüz bin yıllık fersenge
İki cihan bir adım şaşırmadan alarlar

Bu devrandan ütegör kervan yitti yetegör
Korku var sağda solda kayıkmadan giderler

Yaban yolun gözetme yol evde daşra gitme
Can yolu can evinde can râzını can duyar

Can râzını can bile can vermez râzın dile
Gerçek âşık dost ile velen yabanda söyler

Evvel kademden beri gerçek yönü ileri
Geldi gider içeri Yunus daşra bî haber


Yunus Emre

Ses Duvarı

1.

kanayınca kanadı kuşların tembel
gelir
im

bir uçurum da
benden öykülerinden--

dilimde şarkısı gelincik tarlasının
dilim de kuşların tembel kanadı


2.

ten tuzlu ellerini bitirdim de çoktan

aynanın içindeydim
içimde ayna


Ali Hikmet Eren
Yağmura İçerden Bakmak

19 Kasım 2018 Pazartesi

Dervişlik Dedikleri Bir Acâyip Duraktır

Dervişlik dedikleri bir acâyip duraktır
Derviş olan kişiye evvel dirlik gerektir

Çün erde dirlik ola Hakk ile birlik ola
Varlığı elden koyup ere kulluk gerektir

Kulluk eyle erene bakıp Hakk’ı görene
Senden haber sorana key miskinlik gerektir

Hak ere benim dedi varlığın erde kodu
Erenlerin himmeti yerden göğe direktir

Bu dervişlik beratın okumadı müftiler
Onlar ne bilsin onu bu bir gizli varaktır

Yunus sen ârif isen anladım bildim deme
Tut miskinlik eteğin âhır sana gerektir


Yunus Emre

İşbu Vücud Şehrine Bir Dem Giresim Gelir

İşbu vücud şehrine bir dem giresim gelir
İçindeki sultanın yüzün göresim gelir

İşidirim sözünü göremezem yüzünü
Yüzünü görmekliğe canım veresim gelir

Ol sultan halvetinin yedi hücresi vardır
Yedisinden içeri seyran kılasım gelir

Her kapıda bir kişi yüz bin çerisi vardır
Aşk kılıcın kuşanıp cümle kırasım gelir

Erenlerin sohbeti artırır mahabbeti
Bî dertleri sohbetten her dem süresim gelir

Leylî-i Mecnun benim şeydâ-yı Rahman benim
Leylî yüzün görmeğe Mecnun olasım gelir

Dost oldu bize mihman bunca yıl bunca zaman
Gerçek İsmâil gibi kurban olasım gelir

Miskin Yunus’un nefsi dört tabîat içinde
Aşk ile can sırrına pinhan olasım gelir


Yunus Emre

Yaz Okulu

yaz-- asılıyor asfalt adımlarını. terk edilmenin
buğulu sevincini yaşıyor kent. savaş artığı
balkonlar var camlarda. dilinde deniztaşı. ihanet. ihanet-
belkisi bitmez gelinliğinde karartma kadınlarının.

çekiliyor kentin insanları denize denize. yaşımız
geç oldu daha. düşersinelmaağacındançocuk çocukları. yıpranan
orgazm. bir de gazete bayii diller ucunda sokaklar barı
yağmursuz bakışılmaz bir kadınla söz

(söz, uysal bacaklı uzun kadınların,bittiğinde
elbise giymez teninde ecnebi, çiçekler toplamıştı ürkek
aynalı beton evler katında bodrum
çelebi çiçek eviydi çünkü, hangisi kadın iki erkek)

ve köprü üstü çocuklarına haraç mezat
boyalı boya saçlarını satıyor nazında şehrazat
çekiliyor kentin insanları içlerine içine,
kedilerden, apartman ağaçlarından, kuşlara ve--


Ali Hikmet Eren
Yağmura İçerden Bakmak

18 Kasım 2018 Pazar

Karganın Savunması

Ağacın kesik dalında tutunacak
yer buldum. Ka. Oku unut oku
unut kör tarihte kayboldum.
Babam kır kargasıydı hakim bey.
Başına şey gelmiş, sonra barışmış
onunla.
Ka. Korkmadan konduğu korkulukla
kardeş kalıp kocamak isterdi,
göç olmuş, olmuyor.
Ka. Kılavuzu kaba korku olan
Aile Türkçesini koruyamıyor.
Herkes karga akşam karanlıkta.
Ben görsem rengimi korkmuyorum,
sabaha kalan beni heyecanlandıran.
Şu uzun binaların tepesinde,
bize hükmedenler yaşıyor. Ka.
Kara kara kargalar, kararan kırlarda
kanat kırdılar, karanlık kavgalara
katılmadılar.
Ben de bu Japonları hiç anlamadım,
karanlık, koyu. Ka. Ama onlar için
en güzeli ham meyvenin güzelliğiymiş,
bu doğru, karga bok yemeden,
erkenden.
Zor bu kargalık, delikanlılık.
Mahkemesi olmaz, 21. yüzyıla karşıyım
ben sizin, büyük cehennem, birey
yüzyılı.
Ka. Gençtim, budalaydım,
her denilene inandım, otuz yıl
şehre göç şuradan kafilelerle.
Ağzında peynirle konan kargayı
gören var mı?
Hadi leylekle tilki tamam, leylek
hakikaten içemez yassı çanaktan,
gagası doğuştan, şeklen imkansız,
zaten göçten feleğini şaşırmış.
Pekmezle yoğurdu karıştır al sana
kargabeyni. Kılavuzum, karayım,
budalayım.
Afrika'yı gördüm, esas olay orada
ağaçlardır, hayvanları boşver. Ka.
Koca fil ağacın yanında heybetsiz
kaldı.
Bir dilenci gördüm, kim onun
hükümeti? Buna kargalar mı?
Cinayet yüksek binalarda. Ka.


Ahmet Güntan