Şiir, Sadece: Cesar Vallejo Şiirleri
Cesar Vallejo Şiirleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cesar Vallejo Şiirleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Kasım 2017 Cumartesi

Avuçlar ve Gitar

Şimdi, ikimizin arasına, buraya,
benimle gel, bedenini elinden tut getir
birlikte yudumlayacağız ve bir an için geçeceğiz yaşamdan
ölümümüze ortak iki yaşama.
Şimdi, senle gel, bana bir iyilik et
benim adıma yakınarak kasvetli gecenin ışığında
tutup ruhunu elinden getirdiğin
ve biz yavaşça kendimizden yükseleceğiz.

Bana gel ve sana, evet,
eş adımla, birbirimizi farklı adımlarda görebilmek için
son geçiti kaydederek.
Geri dönünceye dek! Bir sonraya dek!
Okuyuncaya dek, bilmezler!
Geri dönünceye dek, hoşçakal diyelim!

Nedir tüfekler bana,
dinle;
dinle beni, nedirler bana
kurşun zaten imzamın saflarında geziniyorsa?
Nedir kurşunlar sana
tüfek zaten kokunda tütüyorsa?
Bu gün yıldızımızı
kör bir adamın kollarında tartacağız
ve benim için bir kez şarkı söylediğinde ağlayacağız.
Bu aynı günde, güzle kız, eş adımınla
ve benim uyarımla esenli cesaretinle,
kendimizden çıkacağız, ikişer ikişer.
Körleşinceye dek!
Taa
böylesi bir dönüşten ağlayıncaya dek!

Şimdi,
ikimizin arasına, getir
ince kişiliğini elinden tutup
birlikte yudumluyacağız ve bir an için geçeceğiz yaşamdan
ölümümüze ortak bir yaşama.

Şimdi, senle gel, bana iyiliğini et
bir şeyler söylemenin
ruhunda bir şeyler çalmanın, avuçlarını çırparak.
Geri dönünceye dek! O zamana dek!
Ayrılıncaya dek, hoşçakal diyelim!


Cesar Vallejo
Çeviren: İpek Göldeli

Kara Haberciler

Öylesine zorlu darbeler var ki yaşamda ... Bilmiyorum
Tanrının lanetinden gelircesine darbeler; karşılarında
çekilen tüm çilenin dalgası
ruha dolarcasına ... Bilmiyorum.

Azdırlar, ama ... Karanlık yarıklar açarlar
en azgın yüzde ve en güçlü kalçada.
Barbar Attila'ların tayları olacak herhal onlar;
ölümün bize yolladığı kara haberciler ya da.

Ruhun Mesih'lerinin büyük dönüşüdür günaha,
yazgıcı küfredilmiş olmaz olası bağlılığa.
Şu kanlı darbeler çıtırdamasıdır
bir somunun bizi kavuran fırın kapılarında.

Ve insan ... Zavallı ... Lanetli. Çevirir gözlerini
omuzlarımızın üstünden bir el çırpmasıyla çağırdığımız günkü gibi;
çevirir çılgın gözlerini, ve set çekilir
bakışında suçun gölcüğünü taşıyan, yaşanılanın tümüne.

Öylesine zorlu darbeler var ki yaşamda ... Bilmiyorum.


Cesar Vallejo
Çeviren: Adnan Özer

Kitle

Savaş sona erdiğinde
ve savaşçı öldüğünde, bir adam vardı yanına
"Ölme seni öyle seviyorum ki!" dedi.
Fakat ceset, ah! sürdürdü ölmeyi.

Yaklaştılar iki adam ve yinelediler:
"Bırakma bizi! Cesaret! Dön yaşama!"
Fakat ceset, ah! sürdürdü ölmeyi.

Milyonlar vardı çevresinde
yalvarıp bir ağızdan: "Kal kardeş!"
Fakat ceset ah! sürdürdü ölmeyi.

Sonunda yeryüzünün tüm insanları
sardılar çevresini; ceset baktı onlara kederle,
içlenip; usul usul karıştı aralarına,
kucakladı en öndekini; koyuldu yürümeye ...


Cesar Vallejo
Çeviren: Adnan Özer

3 Kasım 2017 Cuma

Bir İspanyol Cumhuriyetçisine Ağıt

Bir kitap duruyordu yerde, cansız belinin yanında,
filiz sürüyordu bir kitap ölüsünün üstünde.
Alıp götürdüler yiğidi,
ve somut, mutsuz ağzı karıştı soluğumuza;
hepimiz terliyorduk, gövdelerimiz bir yük;
dolanan ay ardımızda;
ölüsü de terliyordu acıdan.

Ve bir kitap Toledo savaşında,
ardında bir kitap, üstünde bir kitap
filiz sürüyordu ölüsünden.

Mor elmacık kemiğinin şiiri,
söylemekle susmak arası,
yüreğinde taşıdığı
o yiğit bildirinin şiiri,
yalnız bu kitap kalmıştı geride,
çünkü mezarda böcekler yoktu
ve gömleğinin kolları yanında
kanına bulanan hava
buğulanıyor, sonsuzlaşıyordu.

Hepimiz terliyorduk, gövdelerimiz bir yük,
ölüsü de terliyordu acıdan
ve bir kitap, gözlerimi yaşartan
bir kitap, ardında bir kitap, üstünde bir kitap
filizlendi ölüsünden coşarak.


Cesar Vallejo
Çeviren: Cevat Çapan

Kara Taş Aktaş Üstüne

Paris'te öleceğim boşanan yağmurlarla,
anısını şimdiden yaşadığım bir günde.
Paris'te öleceğim -bu da koymuyor bana-
belki de bugün gibi bir güz Perşembesinde.

Bir Perşembe olacak, çünkü bugün, Perşembe,
yazarken bu dizeleri durmadan sızlıyor kolum,
ve hiçbir gün, geçtiğim yollarında yaşamın,
yalnızlığı içimde bugün gibi duymadım.

Cesar Vallejo öldü, dayak yiye yiye herkesten,
oysa kimseyi de incitmemişti:
koca sopalarla vurdular,

Kalın urganlarla dövdüler;
tanığı Perşembeler, kollarında kemikler,
yalnızlık, yağmurlar, yollar ...


Cesar Vallejo
Çeviren: Cevat Çapan