Şiir, Sadece: Dadaloğlu
Dadaloğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dadaloğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Temmuz 2009 Cuma

Ilgıt Ilgıt Seher Yeli Esiyor

Ilgıt ılgıt seher yeli esiyor
Gavurdağlarının başı dumanlı
Gönül binmiş aşk atına aşıyor
Bire beyler cünunluğum zaman mı

Aşağıdan iskan evi gelince
Sararıp da gül benzimiz solunca
Malım mülküm seyfi gözlüm kalınca
Kaypak Osmanlılar size aman mı

Aşağıdan iskan evi geliyor
Bezirganlar koç yiğide gülüyor
Kitabın dediği günler oluyor
Yoksa devir döndü ahir zaman mı

Aşağıda akça çığın ötünce
Katar başı mayaların sökünce
Şah'tan ferman Türkmen ili göçünce
Daha da hey Osmanlıya aman mı

Dadaloğlu'm sevdası var başımda
Gündüz hayalimde gece düşümde
Alışkan tüfekte dağlar başında
Azrail'den başkasını koman mı


Dadaloğlu

Gönülden Gönüle Yol Gider Derler

Gönülden gönüle yol gider derler
Onu sürmeğe bir hoşca can gerek
Doğru söyle yiğit işin doğrusun
Hiylebaz olamaz yiğit bön gerek

Buna kılıç derler aralar açar
Püskürür meydana al kanlar saçar
Bazı kötüler de öğünür geçer
Yiğit batman döğer gözde hor gerek

Yüksek kayalarda şahinler olmaz
Kısırdır katırlar kulun kunnamaz
Bazı hocalar da çalgı dinlemez
"Nedir kuru ağaç bize din gerek"

Dadaloğlu der ki belim bükülür
Gözümün gevheri yere dökülür
Yalnız taştan duvar olmaz yıkılır
Koç yiğide emmi dayı il gerek


Dadaloğlu

Turnam Gelir Katar Katar

Turnam gelir katar katar
Kanadın boynuna atar
Seher ile bir kuş öter
Ötüşü gül dalınd'olur

Kır-atın sarı donlusu
Yiğidin gözü kanlısı
Güzelin göğsü benlisi
O da Aydın ilind'olur

Kederlenme deli gönül
Yiğide hürmetler olur
Namlı namlı kar istersen
O da Çiçek Dağınd'olur

Dadal'ım ben yoktur malım
Her sözlerim Hakk'a malum
Allah'ın sevdiği kulum
Sevdiceğim yanımd'olur


Dadaloğlu

Can Evimden Vurdu Felek Neyleyim

Can evimden vurdu felek n'eyleyim
Ben ağlarım çelik teller iniler
Ben almadım toprak aldı koynuna
Yarim diyen bülbül diller iniler

Doya doya mah cemalin görmedim
Saçlarını çözüp çözüp örmedim
Bir gececik sefasını sürmedim
Sarmadığım ince beller iniler

Kara olur okçuların yoncası
Görülmemiş bu dünyada buncası
Açılmadan kopup düştü goncası
Bahar ağlar açan güller iniler

Gider oldum Avşar ili yoluna
Bakmam gayrı bu diyarın gülüne
Karaları taksın çapar koluna
Yağız atlı nice kullar iniler

Göremedim baharını yazını
Çalamadım curasını sazını
Özge yarin nice çekem nazını
Gözlerimden akan seller iniler

Varayım da mezarına varayım
Başucunda el kavuşup durayım
Bıktın mıydı benden deyip sorayım
Mezarına giden yollar iniler

Yürü bire Dadaloğlu'm yürü git
Dertli dertli Çukurova yolun tut
Bunda suçum varsa Hakk'a tövbe et
De ki gayrı bizim iller iniler


Dadaloğlu

Ilgınca Sılgınca Görünen Dağlar

Ilgınca sılgınca görünen dağlar
Yoksa Türkmen ili başın boran mı
Deli gönül kaynayıp da coşunca
Hey ağalar coştucağım güman mı

Aşagıdan akça koyun geliyor
Bezirganlar koç yiğide gülüyor
Kitabın dediği günler oluyor
Yoksa gün döndü de ahır zaman mı

Aşağıdan akça kuğum ötünce
Katar başım mayalarım sökünce
Şah'tan ferman Türkmen ili göçünce
Daha da hey Osmanlıya aman mı

Dadaloğlu der ki gördüm düşümde
Yiğ'de at verirler on beş yaşında
Alışkın piştovla dağlar başında
Azrail'den başkasına aman mı


Dadaloğlu

Dinleyin Ağalar Bir Söz Edeyim

Dinleyin ağalar bir söz edeyim
Bir güzel beni dilinen kandırdı
Söz verdi de geri döndü sözünden
Kötüleri üstümüze saldırdı

Devşir hey sevdiğim simlerin kuşan
Deli olur senin sevdana düşen
Dostum nerde deyi sorup sormayan
Muhabbeti ara yerden kaldırdı

Senin için giyeceğim alları
Irak idi yakın ettim yolları
Heves-güves yetirdiğim gülleri
Korkuyorum bir soysuza yoldurdu

Dadaloğlu'm der ki bakın halime
Değirmen dönüyor çeşmim seline
İnanman güzelin tatlı diline
Çokca beni serseriye yeldirdi


Dadaloğlu

Yedi İklim Dört Köşeyi Dolandım

Yedi iklim dört köşeyi dolandım
Meğer dünya her tarafta bir imiş
Ben dünyayı Al'Osman'ın sanırdım
Meğer dünya dört sultanlık yer imiş

İrili ufaklı insan piç oldu
Onlar doğdu geçinmesi güç oldu
Altı arap atlı şahbaz nic'oldu
Mamur sandım yalan dünya çürümüş

Okuttuğun tutmaz oldu alimler
Kalktı da kitaptan arttı zulümler
Terlemeden mal kazanan zalimler
Can verirken soluması zor imiş

Kulak verdim dört köşeyi dinledim
Meğer gıybetimi eden çoğ imiş
Çok yaşayıp mihnet ile ölmeden
Az yaşayıp dem sümresi yeğ imiş

Dadaloğlu'm der ki sözüm vasiyet
Benim sözüm dinleyene nasihat
Besmelesiz kazanılmış piç evlat
O da dünyasına ziyankar imiş


Dadaloğlu

Gel Ha Güzel Ha Methin Söyleyelim

Gel ha güzel gel ha methin söyleyim
Ağzın şeker dudakların bal gibi
Yaşta küçük amma boyda münasip
Sallanıyor bir fidanca dal gibi

Kalem aldım kaşlarını çatmaya
Hicabettim adın sual etmeye
Baban seni az bahaya satmaya
Bakıp durur bin liralık mal gibi

Gezdireyim yeşil ilen alınan
Besleyeyim şeker ilen balınan
Baban seni bana verse malınan
Koklarıdım yeni açmış gül gibi

Hezele de Dadaloğlu'm hezele
Melhem eyle gel yaramı tazele
Ak saray gerektir böyle güzele
Çalışırdım on halayık kul gibi


Dadaloğlu

Bir Yiğit De Anasından Doğunca

Bir yiğit de anasından doğunca
Kur'ağaçta bir dal bitmiş gib'olur
Yaşı varıp on beşine değince
Yükünü kumaştan tutmuş gib'olur

Aşıklar sazını eline alsa
Güzeller perdesin yüzüne vursa
Bir yiğit sevdiğin sesini duysa
Gölde gövel ördek ötmüş gib'olur

Eğlene bire de gönlüm eğlene
Ay gele de orta yeri dolana
Yiğidin sevdiği yanınd'olana
Günde düğün bayram etmiş gib'olur

Dadaloğlu'm der ki sözüm kayıran
Çekip yırtıp bir yakadan ayıran
Diyom muhanetten karın doyuran
Eliyle ağu yutmuş gib'olur


Dadaloğlu

Şu Yalan Dünyaya Geldim Geleli

Şu yalan dünyaya geldim geleli
Severim kır atı bir de güzeli
Değip on beşime kendim bileli
Severim kır atı bir de güzeli

Atın beli kısa boynu uzunu
Kuru suratlısı elma gözünü
Kızın iplik iplik süt beyazını
Severim kır atı bir de güzeli

Atın höyük sağrı kalan döşlüsü
Kalem kulaklısı çekiç başlısı
Güzelin dal boylu samur saçlısı
Severim kır atı bir de güzeli

At koşu tutmasın çıktığı zaman
Yalı kaval gibi yıktığı zaman
At dört kız on beşe yettiği zaman
Severim kır atı bir de güzeli

Dadaloğlu'm hile yoktur işimde
Yiğit olan yiğit görür düşünde
At dördünde güzel on beş yaşında
Severim kır atı bir de güzeli


Dadaloğlu

Kalktı Göç Eyledi Avşar Elleri

Kalktı göç eyledi Avşar elleri
Ağır ağır giden eller bizimdir
Arap atlar yakın eyler ırağı
Yüce dağdan aşan yollar bizimdir

Belimizde kılıcımız kirmani
Taşı deler mızrağımın temreni
Hakkımızda devlet etmiş fermanı
Ferman padişahın dağlar bizimdir

Dadaloğlu'm yarın kavga kurulur
Öter tüfek davlumbazlar vurulur
Nice koç yiğitler yere serilir
Ölen ölür kalan sağlar bizimdir


 Dadaloğlu

1 Ekim 2008 Çarşamba

Dadaloğlu

19. yüzyıl halk şiirimizin en ilginç en güçlü ozanlarının başında gelenlerinden biri Dadaloğlu hiç kuşkusuz. Asıl adı Veli. Babası Aşık Musa adında bir ozan. "Dadaloğlu" adının bir takma ad değil, aile adı olduğu saptanmış. Türkmenlerin Avşar boyundan. Göçer bir boydan geldiği için Torosların Erzin Payas Adana, Kozan yörelerini, Gavurdağlarını, Binboğaları, Aladağı, Koç Dağı, Bakırdağı Ahır Dağı Dadaloğlu'na bir yandan esin kaynağı, bir yandan yurt olmuş. Dadaloğlu'nun bütün Torosları, Orta Anadolu'yu dolaştığı anlaşılıyor. 1785 (?) -1868 (?) yılları arasında yaşadığı sonucuna ya da sanısına, elde edilebilen bilgilere göre varılıyor. Dadaloğlu çok sağlam, yiğit, sert, savaşkan bir kimlik, görünüm, eylem içindedir ama yüreğinde de gerçekden sımsıcak sevgiler taşır, coşkulu, tutkun bir yanı vardır. Dadaloğlu'nun yaşadığı dönemde Türkmen boylarının ilginç bir savaşımı var. Aynı zamanda Avşar boyunun da. Avşar boyunun savaşımı, doğal olarak Dadaloğlu'nu öncelikle, ivedilikle etkiliyor. Dadaloğlu'nu etkileyen önemli olayların başlıcası şu olsa gerektir:

Toroslardaki Türkmen boyları zaman zaman kendi aralarında çatışmakta zaman zaman kümeleşerek dönemin yönetimine başkaldırmaktadırlar. Yönetim bu soruna bir çözüm bulmak üzere 1865 yılında Cevdet ve Derviş Paşaların yönetiminde bir Fırka-i Islahiye kurar bölgeye gönderir. Görevleri, göçerlikle yaşayan Türkmen boylarını yerleşik bir düzene sokmak, toprağa bağlamak, böylece başkaldırı tehlikelerini ortadan kaldırmaktır. Bu arada Dadaloğlu'nun bağlı olduğu Avşar boyu da alınır Sivas'ın köylerinden birine gönderilir.

Dadaloğlu'nun yiğit, gür bir sesle, coşkuyla söylediği şiirlerinin içeriğinde, yaşadığı çağın tarihsel, toplumsal olaylarını anlatışı özellikle de "Osmanlı"ya karşı koyma çabaları yatar. Dadaloğlu'nun en belirgin özelliklerinden biri de dilidir. 19. yüzyıl halk ozanlarının önemli bir kesiminin kentle, Osmanlılıkla dolaylı, dolaysız ilişkilerinin sonucu olarak dillerinde gözle görülür bir karışıklık vardır.
Dadaloğlu'nun bütün yaşamı boyunca böyle bir ilişki içinde olmaması, onun şiirlerinde kullandığı dili de korumuş, arı duru Türkçenin, söylemelerin en güzel örneklerini vermiştir.

Dadaloğlu yiğitlemelerinde Köroğlu'nu, doga, sevi şiirlerinde Karacaoğlan'ı anımsatabilir. Günümüze, yazık ki çok şiir kalmamış Dadaloğlu'ndan. Ne var ki, Dadaloğlu'nun üzerinde önemle durulması gereken, etkin, usta, güçlü bir ozan olduğu kesinleşmiş bir gerçek sayılmalıdır.