Şiir, Sadece

17 Mart 2010 Çarşamba

Gel Efendim Gel (Hasretinle Beni)

Hasretinle beni üryan eyledin
Beklerim yolların gel efendim gel
Gönül kuşu kalktı cevlan eyledi
Beklerim yolların ali ali gel efendim gel

Evvel ahir sensin dönmezem senden
Meyl ü muhabbetin çıkar mı candan
Gönül göç eyledi kevn ü mekandan
Beklerim yolların gel efendim gel

Tevarih çoğaldı da hadden aştı
Urum sofuları bildiğin şaştı
Şimdi gayret Şah-ı Merdan'a düştü
Gözlerim yolların gel efendim gel

Horasan'dan kalktı Hind'i yararak
Top top olmuş hariciler kırarak
Bendelerin Şah'ına yalvararak
Beklerim yolların gel efendim gel

Bozuldu yolcular yollarda kaldı
Ayin erkan gitti dillerde kaldı
Bendelerin zayıf hallerde kaldı
Beklerim yolların gel efendim gel

Pir Sultan'ım Allah Allah diyelim
Gelin nikabını elden koyalım
Takdir böyle imiş biz ne diyelim
Beklerim yolların gel efendim gel


Pir Sultan Abdal

15 Mart 2010 Pazartesi

Gel Ey Dostum

Aç artık dost kollarını
Gel ey dostum yavaş yavaş
Yol karlık gözüm görmez
Gel ey dostum yavaş yavaş

Haydar-ı şah senin adın
Bilirim sende muradım
Çok peygambere uğradım
Gel ey dostum yavaş yavaş

Bir su içtim derin gölden
Hiç ayrılmam ben bu yoldan
Arif olan anlar halden
Cahillerden bilen yoktur

Pir Sultan'ım konar göçer
Halini bilene açar
Misafirler gelir geçer
Eğlenip de kalan yoktur


Pir Sultan Abdal

12 Mart 2010 Cuma

Öğretmenim

Bütün karanlığın ulu güneşi
Her gece gönlüme dol öğretmenim
Kim ki çıkmak ister ömür dağına
Ancak senden başlar yol öğretmenim.

Hep çürüsün sana küfreden diller
Kökten kopsun sana taş atan eller
Senden küçük güzellikler güzeller
Sendeki bir başka hal öğretmenim.

Satır satır düşüncemde kanımsın
Kanımın içinde başka canımsın
Yaradandan sonra küçük tanrımsın
Sende hikmet kudret bol öğretmenim

Adaletin A harfini sen yazdın
Zorluklaları sen öğrettin sen çözdün
Hesabı keşfettin atomu ezdin
Sana tüm engeller kul öğretmenim.

Sen ağlarken ya ben nasıl güleyim
Rehbersiz menzili nasıl bulayım
Eline gönlüne kurban olayım
İşte bir canım var al öğretmenim.

Mahzuni sızlanır övgüm az diye
Bana neler çektin oku yaz diye
Gene yatır dizlerine saz diye
Beni ölene dek çal öğretmenim.


Aşık Mahzuni Şerif

Ortaklık

Öyle bir zalımla ortaklık ettik
Dolu ona düştü, boş bana düştü.
Bir ulu defterde hesaplar tuttum
Beşbin ona düştü beş bana düştü.

Bir deryaya girdik daldık dolaştık
Ulu bir mecliste güldük gülüştük
Vücudumu parça parça bölüştük
Gözüm ona düştü yaş bana düştü.

Mahzuni denizle açtık arayı
Arayı arayı buldum karayı
Beraber çalıştık yaptık sarayı
Saray ona düştü iş bana düştü.


Aşık Mahzuni Şerif

Olmuyor

Benim de canımı Allah yarattı
Yaradanı inkar etsem olmuyor
Hiçbir varlık kendi kendin yaratmaz
Yaradanımı unutsam olmuyor

Yok sağımış, yok solumuş bilemem
Ben kimseye eli bağlı kalamam
Dualı, divitli toprak olamam
Bilenin hakkını yutsam olmuyor.

Mahzuni damlayıdı bir sel ettiler
Seli coşa coşa bir göl ettiler
Bilmediğim bağda bülbül ettiler
Gayrı karga gibi ötsem olmuyor.


Aşık Mahzuni Şerif

Nerdesin

Gene gam bürüdü garip gönlümü
Neredesin kumru dilim nerdesin...
Ah ile geçirdim bunca günümü
Yüce dağlar hep mi bana perdesin...

Sevdalı başımı ezdirdin durdun
Beni benden bile bezdirdin durdun
Başı boş dağlarda gezdirdin durdun
Merhametsiz sen de içerlerdesin...

Yüreğim denizli gözlerim selli
Kaderim yavaşlı ıstırap yelli
Ne pazarım belli ne kârım belli
Mahzuni Şerifim ara yerdesin.


Aşık Mahzuni Şerif

Nedir

Biz bu aşkın belasına, nimet-i hak demişiz
Biz yanarız nar-ı aşka, ya cenneti âla nedir?
Âşık olmak için cennette, ol buğday yemişiz?
Sorun hele bir softaya Mecnun'u Leyla nedir?

Cennet'in derdü belasın Hazreti Adem bilir
Cavidan-ı kâmil anlar ya cahil nerden bilir
Mustafa'nın kim olduğun Mirac'a giden bilir
Ben bugün doğdum bugün varım ya Kalubelâ nedir?

Kaşlarında okumuşum Sidret-ül Münteha'yı
Gözlerinde yazılıdır yasin-i vedduha'yı
Doğdu, Âdem nida etti çağırdı ki ya ahi
Havva'yı ruhu zemindir bilmem bu belâ nedir?

Gel ey zahit ver benim şu gıyasımın cevabın
Pençe-i ruhu âlâda kim giydi Ali libasın
Azmi Küfe olmak her cana kolaydır bil hunin
Sorarım bir softaya Hüseyin kim Kerbelâ nedir?

Ben nice alim görmüşüm kalemine hak diyor
Nice arifan seyrettim benden gayrı yok diyor
Sorun hele Nesimi'ye neden "enel hak" diyor
Neden yüzdüler derisini bu zalım bela nedir?

Ali boşa okumadı "la feta" suresini
Bir kağıt yaprağı sanma o surey-i Yasini
Ahmak sofu diz çöker de okuyup ihlas'ını
Secde etmez çölü dilaraya Mecnun'u Leyla nedir?

Ey Mahzuni Mustafa'nın sırrı sübhan olduğun
Bilemezsin bu dünyaya çeşit çeşit geldiğin
Vallahi ben gibi yüzbin olsa bilemez Aşıkların bildiğin
Sorun hele bir gün Sübhayı Âla nedir Vücutu aksa nedir?


Aşık Mahzuni Şerif

11 Mart 2010 Perşembe

Ne Güzel

Alakarda gelir bahar ayları
Selden sele karışması ne güzel
Selamdan selama sarı sümbüller
Uçtan uca varışıması ne güzel.

Ayrı kişi ölü ile diriler
Yaşlar gider yollar yarı yarılar
Sonbaharda birleşirken sürüler
Koyun kuzu karışması ne güzel.

Bu günden bellidir efendim yarın
Bu günün yüzüdür yarından derin
Kadehten kadehe dost aşıkların
Mızrapları vuruşması ne güzel.

Aşıkları bıraksalar halında
Neler gelir geçer onun telinde
Mahzuni'nin üçbin beşyüz yılında
Sorulupta sorulması ne güzel.


Aşık Mahzuni Şerif

Medet Aramak

Ey erenler, ey gaziler sultanı!
Bizim demimize girenden medet.
Akıp giden böyle bir ırmak gördüm
Irmağa bu hızı verenden medet.

Ah ile vah ile «kırklar»a varıp
Yüzüğün sırrını danışıp sorup
Fazlı'nın borcuna emanet durup
Terazi gözüne girenden medet.

İnan ki sultanım değil Irak'ta
İkilik olamaz böyle bir farkta
Arş yüzüne gidip kelam-ı Hak'ta
Muhammet'e yüzük verenden medet.

Der Mahzuni Şerif hu deyi deyi
Mudukap eylemiş ulu «Kabe»yi
Horasan'dan alıp yetim yavruyu
Kıraç Berçenek'e sürenden medet


Aşık Mahzuni Şerif

Mapus Sonrası

Kolay değil şu dünyanın âlemi
Kuru lafla sürülmez ki süreyim.
Tutupta nefsime idam kararı
Vicdan vardır verilmez ki vereyim.

İçime akıyor gözümün yaşı
Ne kadar zor olur ahbabın taşı
Erciyes Dağı'nda uçan bir kuşu
Kör gözünen vurulmaz ki vurayım.

Kalmadı dizimin gayrı dermanı
Ekin ektim yapamadım harmanı
Suçum yokken beyler vermiş fermanı
Dost Mahzuni verilmez ki vereyim


Aşık Mahzuni Şerif

Londra Geceleri

Sanki ömrüm bir bilmece
Bitmez tükenmez geceler.
Uzun ince yollar gibi
Bitmez tükenmez geceler.

Yağmur yağar hışım hışım
Aman ne belâlı başım
Ne hayalim ne de düşüm
Bitmez tükenmez geceler.

Bir evim, bir eşiğim yok
Bir lamba bir ışığım yok
Yorganım yok döşeğim yok
Bitmez tükenmez geceler.

Bir kar yağar bir de yağmur
Geldi geçti bunca ömür
Mahzuni'nin ömrü demir
Bitmez tükenmez geceler.


Aşık Mahzuni Şerif

Kim Neye Güvenir

Haydar'ı Kerrar'ı sevmeyen adem
Yüzbin hac eylese boşa güvenir.
Ehli-beyte gönül vermeyen adem
Ne yazık ki dört duvar taşa güvenir.

Sofular duaya, soysuzlar sere
Pirler mürşitlere, talipler pir'e
Sadıklar arife, ahmaklar köre
Aşıklar gözünde yaşa güvenir.

Evliyası bitmez Anadolu'nun
Derdi mi tükenir derviş yolunun
Kırar kanadmı Hak'kın kulunun
Cahil cennetteki kuşa güvenir.

Gerçekler gerçeği gerçekçe över
Pişman binamazlar bağrını döver
Dünyada ademin kuluna söver
Ahrette mübarek naşa güvenir.

Der Mahzuni Şerif, gördüğüm yurtlar
Gezip dolaştığım ovalar sırtlar
Yaz gününde kuzu koymayan kurtlar
Gizlenirim diye kışa güvenir.


Aşık Mahzuni Şerif

10 Mart 2010 Çarşamba

Kızılırmak

Yürü bire Kızılırmak
Bu akışın nere böyle?
Buna can dayanır mı
Çok yıkılır dere böyle?

Şubat gelince çağlarsın
Niye yolcuyu bağlarsın
Dertli misin çok ağlarsın
Kaderin mi kara böyle?

Bunca yiğitleri nettin
Kıvrılarak aktın gittin
Yüzbeş asır hizmet ettin
Bizim ağalara böyle?

Kızılırmak deniz dibin
Ya kimdir senin sahibin
Sanki rengin gibi, rengin gibi
Niye rengin kara böyle?

Mahzuni Hak'kı bulası
Dönüp saçını yolası
Birleşip baraj olası
Bizi sürme nere böyle?


Aşık Mahzuni Şerif

Kerim Ağa

Ta dedemden yedi dönüm kalmıştı
Kerim Ağa niye sürdün tarlayı?
Hökümet vermişti benim olmuştu
Kerim Ağa niye sürdün tarlayı?

Bu nasıl adalet, nasıl terazi
Sürdüğünün mezalıktı birazı
Yetmez mi onbeş dönüm arazi
Kerim Ağa niye sürdün tarlayı?

Merkebi ineği çift ettim koştum
Eliminen diken yoldum ot biçtim
Hendekler kazdım da kuyula deştim
Kerim Ağa niye sürdün tarlayı?

İki yorganımın birini sattım
Bir buçuk yatakta beş nüfus yattım
Üç oğlumu bir tüfekle donattım
Kerim Ağa niye sürdün tarlayı?

Mahzuni der yok mu benim gururum
Yıllar yılı gurbet elde çürüdüm
Yemin ettim billah seni vururum
Kerim Ağa niye sürdün tarlayı?


Aşık Mahzuni Şerif

Katip

Kalemine kurban olduğum kâtip
Yaz şikâyet defterine yaz beni
Boynuma musallat tokunu takıp
Elet götür divanına diz beni.

Ferhat misaliyim dağlar delerim
Sevinirim derdim ile gülerim
Yaralı kuzuyum ayrı melerim
Anam öldü kabul etmez yoz beni.

Mahzuni Şerifim sarardım soldum
Derdimin içinde dermanı buldum
Artık ben zevkimden dünyadan kaldım
Ne tatlı belaya saldı dost beni.


Aşık Mahzuni Şerif

Karoğlan

Sevgili kardeşim canım Karoğlan
Bizim yüzümüze güleceksen gel.
Asık surat göbeklerden usandık
Adamca bakmayı bileceksen gel.

Bilirsin ki bizim köyün yolu yok
Hökümete ulaşacak kolu yok
Bizim derdimizin sağı solu yok
Açlığa çare bulacaksan gel.

Rey dediniz oy dediniz al verdik
Yüz yıllardır gözü bağlı yalvardık
Tarla tarla diken kırdık bel verdik
Yoksulluğa tırpan çalacaksan gel.

Hiç benzeme senden evvel gelene
Çünkü kanımız tok böyle yalana
Hiç sözüm yok milletini sevene
Yoksulluğa tırpan çalacaksan gel.

Mahzuni Hak ile beraber olur
Haksızın hakkından haklılar gelir
Millet verdiğini geri de alır
Kara bahta «ak gün» saracaksan gel


Aşık Mahzuni Şerif

Kahpe Felek

Kahpe felek ben neyine karıştım
Ağlar garip garip ikrar verenler.
Karlı dağlar gibi dumanlı başım
Bahar görünmedi gözüme benim.

Şu bizim yayladan göçmüş erenler,
Ağlar garip garip ikrar verenler.
Hanı nerde kaldı bizim yarenler
Küller ekmeğime tuzuma benim.

Der Mahzuni sam yelleri esildi
Yağmurlar yağmadı yerler küsüldü
Koyunum ağladı koçum kesildi
Canavar dadandı kuzuma benim


Aşık Mahzuni Şerif

9 Mart 2010 Salı

İtiraf

Dostlar ben Allah'ı inkar etmedim
Bu şekilde hayvan kalana çattım
Şeriat'ı sevdim, yere yatmadım
Gösterişe namaz kılana çattım.

Arapça değildir Allah'ın dili
Allah evi yapmaz Allah'ın kulu
Camiden geçer mi cennetin yolu
Burda cehennemlik olana çattım.

Ne sakal ne bıyık dosta yetirir
Ne dua ne telkin canlar bitirir
Ne muska ne divit Hak'ka götürür
Ben canlı içinde yalana çattım.

Mahzuni'yim daha ötesi var mı
İbrişim elliler çelik büker mi
Ben bir canım diyen can yakar mı
Böyle bir görünmez plana çattım


Aşık Mahzuni Şerif

İşin Doğrusu

İki yüzlü ile dost olman dostlar
İyi günde Tanrı gibi laf eder.
Kara gün içinde uzaktan sesler
Bir yüzünü Şeytan birin saf eder.

İki yüzlü ile dost olam dersen
Serden haberin yok sersemsin sersem
Mukadderat icabında düşersen
Dize vurur acır gibi tuh eder.

Yüzüne gelince canı gözüsün
Yüzünden gidince ala tazısın
Şeytan gibi hilaf yazar yazısın
İki yüzlü Peygamber'e küfreder.

Neler çektim iki yüzlü dilinden
Yüzbin çeşit toz kaldırır yolundan
Kul Mahzuni iki yüzlü elinden
Döner gelir acır gider tuh eder


Aşık Mahzuni Şerif

İntizar Ve Sevda

Ben de bir insanım senin gibiyim
Ne kaçarsın benden dön geri geri
Ben öldükten sonra şefaat etme
Gelme mezarıma çık geri geri.

Fadime anaya Ali yakışır
Bu ilde Ali'ye Veli yakışır
Güzellere bülbül dili yakışır
Gel benim bahçemde öt bari bari.

Mahzuni Şerifim ismi ezeldir
Her ezel yaprağın sonu gazeldir
Gün olur sevdiğim zarar güzeldir
Hatır için olsun sat kâri kâri.


Aşık Mahzuni Şerif

İntizar

Her sabah her sabah, her gün her gece
Ağlanır mı gözlerini sevdiğim?
Bir fındık içinde bir poyraz yeli
Eğlenir mi gözlerini sevdiğim?

Ne güzel bir aydır yaz bahar ayı
Akıyor gözümden kanların çayı
Bir saçın telinde bir Ceyhun suyu
Eğlenir mi gözlerini sevdiğim?

Kalmadı gönlümün takati hâli,
Zehrettin ömrümü neyleyim balı
Zincirler içinde Mahzuni teli
Bağlanır mı gözlerini sevdiğim?


Aşık Mahzuni Şerif

İlk Plak

İşte geldim, gidiyorum
Elveda dostlar elveda!
Bilmem kime ne diyorum
Elveda dostlar elveda!

Koyun postundaki kurtlar
Söylemekle bitmez dertler
Böyle işgal olmuş yurtlar
Elveda dostlar elveda!

Dost yoluna kurban canım
Ne vezirim ne sultanım
Beni bekler çevre yanım
Elveda dostlar elveda!

Mahzuni'yim gide gide
Dost lokmasın yuda yuda
Ne hocayım ne de dede
Elveda canlar elveda!


Aşık Mahzuni Şerif

8 Mart 2010 Pazartesi

İhsan Aktaş'a

İhsan baba Hacıköy'e gidersen
N'olur beni soranlara selam et.
Tuz ekmek yediğim bütün dostlara
Hizmetimi görenlere selam et.

Geçti benim ömrüm yamadır yama
Benim sabahlarım benzer akşama
Yolun uğrar İse eğer çorum'a
Düğün kirve'lerime selam et.

Hacıköy dağları gülleri acı,
İçimden gitmiyor bir ince sancı
Hizmetin gördüğüm Habibe bacı
Bize divan duranlara selâm et.

Bu kadar gösterdim ben bu çabayı
Güzel sevdim çünkü «Ali-Aba»yı
Sakın ha unutma «Tellâl Baba»yı
Bize karşı duranlara selâm et.

Bizim çeşme aktı aktı kurudu
Felek bana ordusuynan yürüdü
Kara beniz Tilki Hoca varıdı
Hatırımı kıranlara selâm et.

Mahzuni Şerifim kolay gülemem
Gülemem nedendir onu bilemem
Belki mukadderdir daha gelemem
Yani bizi soranlara selâm et.


Aşık Mahzuni Şerif

Hacı Bektaş Veli

Gel dinim imanım canım efendim
Adı güzel Hacı Bektaş Veli dost.
Ben aşkın şarabına vuruldum yandım
Adı güzel Hacı Bektaş Veli dost.

Bir kıvılcım verdin Taptuk Emre'ye
Hazırlandı Yunus canın vermiye
Her can lâyık değil seni sevmeye
Adı güzel Hacı Bektaş Veli dost.

Kurtar bizi sarıların dilinden
Münkir olan gitmez senin yolundan
Ben usandım şu yobazın elinden
Adı güzel Hacı Bektaş Veli dost.

Kemter Mahzuni'yim bende neyleyim
İnliyerek dergahında öleyim
Kul eyle kapında kurban olayım
Adı güzel Hacı Bektaş Veli dost.


Aşık Mahzuni Şerif

Güzel Şey

Gel ha gönül yüksekten uçma
Türabın üstünde durması güzel...
Dev diye birşey yok yalan dünyada
Hırsa zincirleri vurması güzel...

Kâmil meclisinde derin ol derin
Seni değiştirmez bir tek aferin
Başın kesilse de serin ol serin
«İkrar» alıp «ikrar» vermesi güzel...

Dostum dostum diye akmalı kanın
Hiç sarayı yoktur bir Süleyman'ın
Dini özü kara yarım softanın
Gerçekler peşinden ürmesi güzel...

Neresi yalandır erenler bunun
Hiç faydası yoktur yarım kaygunun
Sabırlar şehrinde garip yolcunun
Mahzuni Şerifi sorması güzel...


Aşık Mahzuni Şerif

Gümüşhacıköyü

Ayrılık zuhretti gene sultanım
Var git gayri zaman neler getirir.
Bir sürüye zeval düşmeyiversin
Belalar kuzuyu meler getirir.

Selâm söyle Gümüşhacıköy'üne
Kölesine, ağasına, beyine
Karlı dağlar düzün mor eteğine
Şubat aylarını siler getirir.

Kimse bilmez şu ormanın kurdunu
Kara kartal yüksek oyar yurdunu
Mahzuni Şerifin gönül derdini
Ağlayı ağlayı güler getirir


Aşık Mahzuni Şerif