Şiir, Sadece

16 Haziran 2019 Pazar

Uyanış

Rutin adımlarıyla
Her zamanki gibi yürüdüğü yolunda
Bir gün farketti ki,
Duvarlardan biri
Sıra sıra uzayıp giden duvarların biri,
Bir bahçe duvarıydı.
Bahçe duvarından taşan gül dalları ne güzeldi meğer.
Mümkün değildi
Bu güzelliği,
Bu güzel çiçekleri görmemek,
Onları görmemek körlüktü.
Önce irkildi,
Silkelendi sonra
Ürkek adımlarla yaklaştı
Bir tür korku kaplamıştı içini.
Yemyeşil dallardan
Kan kırmızı renkli goncalar mı fırlamıştı?
Bir serap mı yoksa bu?
Diye mırıldanarak,
Tekrar tekrar seyretti
Bu güzelliği.

Bu günün öncesi,
Ona kalsa,
Ununu elemiş, eleğini asmıştı.
Uzuun ve yorucu yolculuklar sonunda
Limana sığınan bir gemi gibi
Hissederdi kendini.
Yolculuk etme zamanı çoktan geçmişti.

Oysa bugün!
Yolunda bir bahçenin
Var olduğunu farketti.

Daha doğrusu,
Bahçe duvarından taşan çiçek dalları
Bu sıradanlığın yolunu kesmişti.


Kadircan Keskinbora

15 Haziran 2019 Cumartesi

Bir Eros Çağrısı

Gökyüzü aydınlığı bulunur gümüş tende
Özlü bir sükûneti keşfedersin sesinde
Kasvet dolu geceler erir sevgi selinde
Güler yüzlü bir peri değdirse çubuğunu.

Ecem sen değil misin kuğum, kuzum, sevgilim?
Lâyık düşer mi bize hasret kalmak güzelim?
İçime gün doğuyor, ismin geçince yârim,
Meğer geç anlamışım gönlün kavrulduğunu.


Kadircan Keskinbora

14 Haziran 2019 Cuma

Bölüşüm

Çok koştum, çok iş yaptım
(Öyle sanıyorum)
Kaçmadım kolayına,
Çok şeyler verdin şükür
Şükür, çok şükür sana.

Epey dertleniyorum,
Herşey yolunda gider mi diye?
Çok yoruldum çok.

Caanım Tanrım!
Senden geldim sana döneceğim.
Ne edindiysem sen verdin.
Acılar da dahil
Onları da nimetlerinden sayarım.
Artık hiçbir şeyi dert edinmiyorum
Nasılsa her şeyimizin sahibi sensin.

Lütuf buyurup kabul et lütfen:
Senle iş bölümü yapalım.
Bundan böyle benim tarafıma
Keyif çatmak düşsün
Ağustos böceği misâli
(O da senin yarattığın)
Çalıp oynayacağım.
Tasalar sana, çözümler sana
Herşey senden gelip, gider ya sana
Hesap vermek de düşsün senin tarafına.


Kadircan Keskinbora

13 Haziran 2019 Perşembe

Kavruk

Saatlerce, saatlerce
Üzerinde ıslak çimenlerin,
Nasıl da sevişirdik.
Bir keresinde
Yağmur da yağıyordu üstüne üstlük.
Hiç üşümezdik nedense?

Anımsarsın;
1 Ocaktı, Adada,
Güneşli, rüzgârsız, pırıl pırıldı hava,
Deniz çarşaf gibiydi
Yine üşümemiştik o mevsimde bile
Yüksek ağaçların koyu gölgesinde
Yanıyorduk.
O kuytular,
O güzelim ağaçların yaptığı kuytular
Mekânım izdi.

O yerleri mi özlerim sanırsın?
O yakıcı öpüşün,
Bütün özlemim.


Kadircan Keskinbora

12 Haziran 2019 Çarşamba

Fetih


Bir fetih çılgınlığı
Verir,
Bir keşif mutluluğu.
Tek tek çözüşüm
Düğmelerini.


Kadircan Keskinbora

11 Haziran 2019 Salı

O'na Güzelleme


Jelatin gibi şeffaf, berrak, ilgi çekici
Ahenkle yakışmıştır, görüntüsü ismine
Lezzet verir sohbeti, ilâç etkilidir sesi
Endamı bir kirpik gibi kıvrak ve ince.


Kadircan Keskinbora

10 Haziran 2019 Pazartesi

Ellerin


Etrafım dedikodu
Tepemde leş kargaları
Arkamda tufan
Önümde yokuşlar
Çalkantılar,
Kaygan zemin
Bu fırtınalı denizde
Sakin bir koydur
Ellerin...


Kadircan Keskinbora

9 Haziran 2019 Pazar

Sevgi Sınıflandırılmaz

"Yalnız dostuz" iddiası niye?
Neler hissettiğini ben anlıyorum
Anlayamıyor musun sen
Kendi duygularını?
İnkâr etme!

Bir beklentim yok,
Taahhüt altına da girmezsin,
Kabullendiğinde.
İtiraf et,
Hiç olmazsa kendine.

Dostum!
Güvencim!
Dostluğun temeli "sevgi"değil mi?
Senden isteğim,
Aldatmaman kendini.
Sevgi sınıflandırılmaz.


Kadircan Keskinbora

8 Haziran 2019 Cumartesi

Ağacım

Fırtınalar savurur,
Ben ağacıma sarılırım.
Seller alır götürür,
Siler süpürür,
Ağacımın kökleri derindir
Ağacıma sarılırım.
Güneş kavurur,
Ağacımın yaprakları sıktır,
Beni korur.

Ağacımın yaprakları döküldü
Dallarından kırılan mı var yoksa, biriciğim?

Ağacım hasta,
Sevincim hasta,
Yaşama sevincim hasta
Hastayım.


Kadircan Keskinbora

7 Haziran 2019 Cuma

Tadın Damağımda


Taradığım saçlarını,
Okşadığım yanaklarını
Unutur muyum?

Unutur muyum hiç
Öpücüklerinin tadını!


Kadircan Keskinbora
Aralık, 80
Mardin Düşünceleri


6 Haziran 2019 Perşembe

Gerisini Allah Düşünsün

Ben kurarım evimi
Derenin yatağına,
Yağmur yağar sel olur
Alır evimi götürür.
Gider de evim,
Çoluk - çocuk ne varsa
“Öyle istedi Allah” derim.

Ben kurarım evimi
Gasbettiğim bir yere
Ya Belediyeler uyur,
Ya veririm rüşveti

Ben kurarım evimi
Gönlümün istediği yere
Temel memel ne demek?!
Kolon, kiriş ne gerek?!
Her katını bir sene
Tamamlarım böylece,
Yıl be yıl ekleyerek.

Düzen, tüzük, yasa
Hiii? Ho? Ha?
“Çevreyi koruma”!!!
Ne diyon sen yaa!!

Ben inşaatlarımı
Gönlümca dikerim.
Şu seçimler oldukca,
Rüşvetimi verdikce,
Fırsatını buldukça
Katıma kat eklerim
Kerimdir “Allah” kerim.

Herhangi bir nedenle
Yıkılır...
Veyahut
Olur ya!
(Gerçi ülkemizde olmaz ama) ! !
Yıkarlarsa;
Sorun benden değildir
Kabahateleri aynen
“Allah’ima” yüklerim.


Kadircan Keskinbora

5 Haziran 2019 Çarşamba

Anlatı


Nöbeti tutmuş sıtmalıya
Oluk oluk çatlamış toprağa
İftar vaktinde yaz oruçlusuna
Suyun anlamıyla eşdeğersin.


Kadircan Keskinbora

4 Haziran 2019 Salı

Çıplak Şiir

Beyaz giyme söz olur,
Siyah giyme toz olur,
Yeşil giyme yoz olur,
Mavi giyme göz olur,
Gri giyme boz olur,
Sarı giyme koz olur,
...

Hiçbir şey giyme!
Hoş olur.


Kadircan Keskinbora

3 Haziran 2019 Pazartesi

Ufaklık

Merhaba ufaklık!
"Ufaklık" diyorum, alınma
Küçümsediğimden değil
"Ufaksın" da ondan
Sempatikliğini vurguluyorum,
Merhaba ufaklık!

Biliyor musun, ne denli güç
Seni memnun etmek?
Ben biliyorum,
Sen de biliyorsun ya!
(Ufaklığına sığmıyorsun)
Seni gidi seni!
"Küçük canavar!"
Evet, doğru deyim budur
Seni tanımlayacak.

Dokunulmayı değil mi,
Okşanmayı bebeğim
Öpülmeyi bekliyorsun
Her insan gibi...

CAN'ım benim.


Kadircan Keskinbora

2 Haziran 2019 Pazar

Günah


Burada geçtik kendimizden
Günahı burada paylaştık
Sen, ben ve burası
Sacın üç ayağı.


Kadircan Keskinbora

1 Haziran 2019 Cumartesi

Sıla

Mutluyum,
Ama buruğum.
Berkeley caddelerinde
Gezinirken,
Yanımda olmamanızın içimi yakan acısıyla,
Hasretinizle.

Heyecan içindeyim,
Türkiye'nin güneyi gibi
Buralar.
Yeşili çok,
Hava ılık
Güneş parlak
Ahh! Bir de siz olsanız.

Oğulcan
Şaşıracak,
Ağzı açık seyre koyulacak
- Şaşırdığında hep yaptığı gibi -
Ne kadar da sevinecekti.
Ona ilginç gelecek
Bir sürü şey var burada.

Geceleri,
Bir başka güzel.
Bu şehrin
Işıklı,
Parıltıları bol
Geceleri var.

Ellerim boş,
Avuçlarımda elleriniz olsun
istiyordum,
Sizi istiyorum.

Okyanus,
Balıkçı barınağı,
Köprüler
Bayıldım
Seyrine
Ve gezmesine
Ama,
Siz eksiksiniz.

Kalbini bırakan çok mu?
"San Francisco" sokaklarında.


Kadircan Keskinbora
Mardin Düşünceleri, Ekim 1997

31 Mayıs 2019 Cuma

Kerem ile Aslı


Aşık olmak kolay
“Aslı veya Kerem” olabiliyor musun?
Asıl mesele burda.
Ölmek bile,
Mazur görülebilir bu uğurda.


Kadircan Keskinbora
Mardin Düşünceleri

30 Mayıs 2019 Perşembe

Kaderim

İşlisin...
Alnıma mı, gönlüme mi?
Elime mi, beynime mi?

Sen benim haremsin;
Bedenin yokken de
Seni hissediyorsam eğer.

Üzüntünü de, sevincini de,
Heyecanını bile algılarım.

Konuşamıyorum,
Anlayamıyorum,
Anlaşılamıyorum,
Anlatamıyorum,
Ama
Seni hissediyorum.


Kadircan Keskinbora
Mardin Düşünceleri

29 Mayıs 2019 Çarşamba

Hüsran

İnce ayrıntısına dek,
Düşündüydük eni konu
Amma hüsran oldu yine,
Bu hikâyenin de sonu.

Uymaz olur ya,evdeki
Hesap ile çarşıdaki
Ne yapsın artık garibim
Böyle biçildiyse donu.


Kadircan Keskinbora
Mardin Düşünceleri

28 Mayıs 2019 Salı

Gözler

Herkes yürür,
Yürür amma,
Sen de yürürsün,
Can yakıcı.
Yan bakışların, sözlerin, tavırlarınsa
Baştan çıkarıcı.

Senle örerdim düşlerimi
Yakalayıp en son göz göze gelip de,
Anlayamasaydım eğer!
Şükür ki;
Yalan söyleyemiyor gözler.


Kadircan Keskinbora
Mardin Düşünceleri

27 Mayıs 2019 Pazartesi

Sevginin Zaferi

İki varmış bir yokmuş.
Bir bozkır ülkesinde
Cömert bir kız yaşarmış
Cömert olduğu kadar
Sevecen ve acarmış.

Geçerken günler, mevsimler
Güzel kızımız kendi gibi
Sevecen bir gence tutulmuş.
Her şey yolunda gidiyor
İyi anlaşırlarmış.

Bizim genç oğlanın
Gitmesi gerekince
Uzaklarda bir yere.
Kız bileziklerini satıp,
Sevdiğini yollamış
Veee...
Öykümüzün,
Özlem devresi başlamış.

Uzaklarda iseler de birbirlerinden
Haberleşir, mektuplaşır
Ara sıra kavuşur,
Hasret giderirlermiş.

"Onlar erdi muradına"
Diye bitmesi gerekir
Böyle öyküler,
Bilirsiniz.
Ne var ki,
Bu öykü böyle sonuçlanmamış:

Bir gün
Yine böyle,
Çoook uzun bir hasret sonrası
Kavuşmuşlar birbirlerine.
Fakat, bu sefer ki kavuşmanın
Ayrılık olduğunu
İkisi de anlayamamış.

Ama bu iki genç de,
Bu güçlü sevgiden
Çok kuvvet almış
Çok şey öğrenmiş.

Sonunda zafer, sevginin olmuş
Sevgi de zaferin.


Kadircan Keskinbora
Mardin Düşünceleri

26 Mayıs 2019 Pazar

Ne'ye

Beyaz bir sütun, bir anıt gibi yüksel,
Dik başını gururla.
Sende dağların ululuğu var,
Göğü yırtıp uzanan.

Sende ben, aydınlığı buluyorum,
Beyaz beyaz.
Sende ben, sanatı buluyorum,.
İşlemeyi, işlenmeyi
İnce, ince.
Sende ben denizi buluyorum,
Sarı bir güneş altında
Esrarlı, engin bir mavilik.

Tutsaklık yaratacak bir albeni var sende
Korkuyorum.
Ben özgürlüğe aşık,
Ben bağımsızlık sevdalısı,
Ben sensizliğe mahkum ettim kendimi
Yaz öncüsü bir günde.


Kadircan Keskinbora
Mardin Düşünceleri

25 Mayıs 2019 Cumartesi

Güzelleme


Yaşamak!
Sen varsan güzel,
Sözcükler!
Sen dersen güzel,
Öpücük öyle güzel ki;
Sen öpersen.
Ve sevgimiz...
Bir başka güzel.
Ne varsa dünyada
Görülenden,
İşitilenden,
Hissedilenden yana
İnan ki birtanem,
Birlikte en güzel.


Kadircan Keskinbora
Mardin Düşünceleri

24 Mayıs 2019 Cuma

Oğulcan'a Masal

Atalarımın izinden
Dağ, tepe, kayalar aştım
Ab-ı hayat çeşmesinden
Kana kana sular içtim.

Keçi yolları, patika,
Şose, asfalt, otobanlar
Tünel, viyadük, geçitler
Sürüyle köprüler geçtim.

Ağrı Dağı’nı tam yedi
Kaf’ı on adımda aştım,
Düzlükte duran çakıla
Ayağım takıldı uçtum.

Yedi başlı ejderhayı,
Üç darbede yere serip
Kaf’ın arkasından suyu
Fıskiyeye sürüp saçtım.

Yorgun argın eve geldim.
“Oğul”dan geldi bir soru:
“İnsan nasıl adam olur?”
Zoru gördüm, hemen kaçtım.


Kadircan Keskinbora
Mardin Düşünceleri

23 Mayıs 2019 Perşembe

Halıcı Ablalar

Halıcı ablalar
Ne kadar hızlı elleri!
İğnelerle oynuyor,
Doluyor iplikleri
Elleri,
Halılara doluyor.
Azıcık yavaş olun ne olur!
İzleyemiyorum.
Ne kadar güzel örmüşsünüz
Bu halıları.
Üzerlerine basmayacağım
Kıyamam
Ablacığım
Sütümü dökmeyeceğim üstlerine
Söz veriyorum.
Halılarınızın üzerine uzanacağım
Kıyamam onlara basmaya
Halıcı ablalar
Ellerinize sağlık,
Gözlerinize sağlık.


Kadircan Keskinbora
Mardin Düşünceleri

22 Mayıs 2019 Çarşamba

Münacat

Bir değil, bin değil, elli bin ölü can,
Yüz binlerce hane, ekmek kapısı viran.

Ya Malik ül Mülk, ya Kahhar,
Ya Hakim ü ya Cabbar!

On binlerce hasta, sakat
Senden diliyoruz medet

Ya Rahim ü ya Gaffar,
Ya Aziz ü ya Settar!

Felâketler bitmemiş henüz
Bekleniyor bir kez daha

Ya Muahhir ya Samud,
Ya Hafız ü ya Vedud!

Şu kötü talihi değiştir,
Bizi mutlu günlere eriştir.

Ya Rezzak ü ya Gafur,
Ya Tewab ü ya Şekür!

Genç, yaşlı, kadın, çocuk
Tasa doludur herkes

Açlık, zorluk, yoksulluk
Kötünün önünü kes.

Ya Hayy ü ya Kerim,
Ya Fettah ü ya Halim!


Kadircan Keskinbora
Mardin Düşünceleri

21 Mayıs 2019 Salı

Bir Adapazarı


Çark caddesinde piyasaya çıkılırdı
Çark caddesi vardı
Serdivan,
Otogar Yolu,
32 Evler
Ahmetler vardı, Fatmalar
Adapazarı vardı
Bir zamanlar...


Kadircan Keskinbora
Mardin Düşünceleri

20 Mayıs 2019 Pazartesi

17 Ağustos 1999

On Yedi Ağustos
Bin Dokuz Yüz Doksan Dokuz
Gecenin üçü,
Türkiye tarihindeki
Gecelerin en gücü.

On binlerce insanım
Saniyeler içinde
Ruhunu teslim etti,
On binlercesi daha
Göçüklerin altında
Can çekişe çekişe
İlk grupta birleşti.

On binlerce hasta,
On binlerce sakat,
Yüz binlerce depresif
Bir o kadar nevrotik
Dul, yetim ve öksüz
Akraba, dost yitiği

Yerle bir oldular hep
Çok muhim fabrikalar,
Rafineri, tesis, yollar,
Duyulduk, duyulmadık
Kuruluşlar,
Araçlar,
Binlerce atölye,
İşyeri ve dükkanlar....

On binlerce konut,
On binlerce inşaat,
On binlerce işgünü,
On binlerce işgücü
Mali kaybın hesabı
Nasıl tutulabilir bilmem ki?

Kimi ailelerde onlarca kayıp
Kimi ailelerde yüzlerce ölüm.

Biz ölümün birinden,
Biz hastanın tekinden,
Kazanın herhangi birinden
Büyük azap duyarken,
Ekonomik hayat
Bir iş günü, bir iş gücü
Bir tesis, bir yol veya
Herhangi bir kayıptan
Etkilerinken;
Dillerimiz on binleri
Telaffuz etmek zorunda.

Bu ülkenin kaderi
Böyle kırık mı olmalı?
Her 15-20 yılda bir
Kurtuluş Savaşı mı vermeli?

Ey bu ülkenin siyasileri,
Bilim adamları, bürokratları,
Askerleri, sivilleri,
A’dan Z’ye vatandaşı!
Eey...
Eey...
Eey!...


Kadircan Keskinbora

19 Mayıs 2019 Pazar

Narman 1983

Bin Dokuz Yüz Seksen Üç yılı,
29 Ekim'i 30'a bağlayan gece
- Erzurum'da olmamıza rağmen -
Gece ılık ılıktı o mevsimde
Ama sabahı?

Sabah yedi suları
Yatağımı,
Biri ayak ucundan,
Diğeri başucundan
Yakalayan iki azman
"Kalk artık" dercesine
Belki de "geber" dercesine
Sallıyor, sallıyor, sallıyor
Sallıyor, sallıyor, sallıyor.

Can havliyle mi, refleks mi?
Bilmem ne denli bilinçli
Merdivenleri uçarak
Yarı çıplak,
Otelin çıkış kapısına

Arzın öfkesi kudurmuştu
Bir hava taarruzu sonrası
Köylerin manzarası
Bu sefer taarruz yerdendi
Yerin derinliklerinden.

Onlarca, yüzlerce küçük
Onlarca, yüzlerce büyükbaş hayvan
Ya o güzelim atlar!
Bellerini kıran
Koca kütüklerin altında
Onların da iri iri açıktı gözleri,
Galiba;
Ölümün dehşeti
Bütün canlılar için aynı.

Ambulansların sirenleri
Yaralıların şevkleri
Enterasan yaralanmalar
Çeşit çeşit ruhsal reaksiyonlar
Dikiş, tampon, atel, turnike

Binalarda oturulmuyor,
Yenmiyor, yutulmuyor
Jiplerde uyuyor
Üşüyor, üşüyorduk
İlikler üşüyor,
Kan donuyor
Öğreniyordum
Öğreniyorduk
Gerçeklerin acısını.

Bin dört yüz küsur insan
Ben yapmıştım otopsilerin bir kısmını
Midem sırtıma yapışıyordu,
Midem ağzıma yapışıyordu
Ben, ben,
Ben nasıl dayanıyordum.
Dokuzuncu ayında
Gencecik bir hamilenin
Gözlerini ben kapamıştım.
O anın dehşetinin saklı olduğu
Güzel yeşil gözlerinde
Yaşama isteği vardı;
Biraz kendisi için,
Çoğu bebeği için.

Ölüm zamanı değil ki,
Mahşer meydanı kurulsun
Herşey, herşey
Dursun herşey
Hemen dursun...

Yüz onyedi ceset dizilmiş
Bebek, erişkin, kocamış
Yürekleri paralayan
Bir fotoğraf karesine
Sığdırılan bu dehşet,
Yılın fotoğrafı seçilmiş.

Yeter!
Dur dedim sana
Herşey dursun, hemen dursun
Herşey eskisi gibi olsun.

Nerdeee!

1983 Yılının 30 Ekim'i
Unutulmamalı,
Unutulmamalı,
Unutulmamalı.


Kadircan Keskinbora

18 Mayıs 2019 Cumartesi

Talep


Buraları karanlık,
Soğuk ve çamur.
Gelirken yanında güneş de getir,
Ne olur!


Kadircan Keskinbora

17 Mayıs 2019 Cuma

O Felaket Saniyelerinde

“En güzel gece yolculuğu, en güzel sabaha çıkandır” diyerek yattığımız o sıcacık yataklarımızdan nasıl kaldırıldığımızı hatırlamak, acıların en büyüğüydü. Ölenlerle, yaralananlarla, sakat kalanlar ve yetim düşenlerle...

Gözlerimiz giden bebeklerin ardından dolu,

Gözlerimizi hep anneyi, babayı, eşi, çocuğu, kardeşi, akrabayı, dostu aramaktan yorgun ve umutsuz,

Ya belli belirsiz bir sesle ya da tıkırtıyla “Hayattayım” çığlığını duyurmaya çalışan “O Kadın”, “O baba”?...

Ya “Semih”?... Önce bir umuttu, kendi kurtulabilirdi, bitirmedi umudunu çünkü sevgili “Eşi” onun için tutkuydu. Elini uzattı ama apartmanın yarı yükünü taşıyan kiriş artık daha fazla dayanamadı ve perdesini bir “tükeniş” sahnesiyle kapatıp, O’nları da arasına aldı.

Ve

Bir anne
Koluna yatırmış,
Uyuturken yavrusunu,
Bir anne,
Kendisi de uyuyormuş
Diğer koluyla öylece
Yavrusunu sarmış.
Annecik yavrusuna
Sevgisini, vaktini
Bedenini vermiş
Annecik yavruyu kurtarmak istermiş
Ama,
Dünyadaki ömürleri bu kadarmış
Kimleri sayayım ki;
Hülya’yı mı, Semih’i mi,
Yıllar sonra
Annesini ziyaretlerinde
Birlikte ölen Ahmet’i mi?...
Ölüme yattıklarını bilmeden,
Semih’ler, Hülya’lar, Ahmet’ler ve niceleri...

Öyle bir acı yasadık ki; yüzleri değişmiş ama ruhları yine de “yaşam ümidiyle” dolu insanlarla beraber. Hepsi bulundukları yerlerde hep kaybettikleri şeyleri arama savaşında olan insanlar ve sona doğru umutsuz bir yoluculuk.... Bir bardak su, bir somun ekmek ve bir tas çorbayla. Nereye kadar? , nasıl? ...
Sizler, acılı insanlar, sakatlar, yaralılar, dostlar, akrabalar. Bilin ki; yalnız değilsiniz ağlarken. Bizlerin de gözyaşından derelerimiz var, bizim de yüreklerimiz yıkık sizlerin evleri ve umutları kadar.

Bu bölüm deprem şehitleri anısına...


Kadircan Keskinbora