Şiir, Sadece

10 Mayıs 2010 Pazartesi

Hakka Tapınan Aşıklar

Hakka tapınan aşıklar
Ayrılmaz bir yola gider
Dünya malına tapanlar
Her biri bir kula gider

Çarhı felek gökte döner
Rahmet melekleri iner
Her çiçeğe arı konar
Ayrı ayrı bala gider

Gönlünü enginde gezdir
Malını meydana düzdür
Altını sarrafa bozdur
Başka yerde pula gider

Sahipsize kimse bakmaz
Tarlasına suyu akmaz
Kız evladı ocak yakmaz
O da bir gün ile gider

Aslı yandı Kerem ile
Derde düştü verem ile
Mal kazanan haram ile
Ahirine sele gider

Talibi arar dermanı
Süremedim şu devranı
Uçtu kuşların kervanı
Her biri bir dala gider


Aşık Talibi

Bana

Tur edip alemi gezdim cihanı
Yok Anadolu'dan güzel yurt bana
Serpilmiş cihana vatan yavrusu
Gördüm hallerini acı dert bana

Dünyaya bedeldir milletin ferdi
Gördüm yuvasını artıyor derdi
Zalimler her yerde eziyor merdi
İnsan dışı bunlar birer kurt bana

Gördüm hallerini ağlar gezerim
Garibim gurbette candan bezerim
Nesimi'yim Anadolu mezarın
Olsun bitsin bezden kefen yırt bana


Aşık Nesimi Çimen

7 Mayıs 2010 Cuma

Duysun Canlar Deyü Bizi Asarlar

Yeşil başlı ördek göllere uçtu
Duysun canlar deyü bizi asarlar
Bir taş oynamasın yerli yerinden
Duysun canlar deyü bizi asarlar

Çıkardılar ağ bedenden atmaya
Şimdi indirdiler yine dahmeye
Kanrıldım çevrildim baktım zahmaya
Duysun canlar deyü bizi asarlar

Varlığın çevresi dopdolu incir
Severim demeye canım zarıncır
Elimde kelepçe boynumda zincir
Duysun canlar deyü bizi asarlar

İlimi sorarsan köyümdür Banaz
Dilerim onmasın ol karılı Sivas
Bir ben ölmeyinen alem yıkılmaz
Duysun canlar deyü bizi asarlar

Pir Sultan Abdal'ım kaddim büküldü
Gözümün gevheri yere döküldü
Kendir kement boğazıma takıldı
Duysun canlar deyü bizi asarlar


Pir Sultan Abdal

6 Mayıs 2010 Perşembe

Dünya Benim Diye Göğsünü Germe

Dünya benim diye göğsünü germe
Dünya kadar malın olsa ne fayda
Söyleyen dillerin söylemez olur.
Bülbül gibi dilin olsa ne fayda

Kurtulamazsın Azrail`in elinden
Bir gün olur çıkarırlar evinden
Allah`ın ismini koyma dilinden
Dünya kadar pulun olsa ne fayda

Sende dersin söz içinde sözüm var
Çalarsın çırparsın oğlum kızım var
Senin şunda üç beş arşin bezin var
Bütün dünya malın olsa ne fayda

Yalan söyler kov gıybetten geçmezsin
Helalini haramını seçmezsin
Kesilir nasibin su da içmezsin
Akan çaylar senin olsa ne fayda

Pir Sultan Abdal`ım çökse otursa
Külli günahlarım alsa götürse
Dünya benim diye çekse getirse
Dünya sana baki kalmaz ne fayda


Pir Sultan Abdal

5 Mayıs 2010 Çarşamba

Dünyanın Üzerinde Kurulu Direk

Dünyanın üzerinde kurulu direk
Emek sayılmadan, sızlar bu yürek
Bu düzeni kim kurmuş bizler de bilek
Söyle canım söyle dinlesin canlar

Ocağa koymuşlar köşe taşını
Hak kollasın gerçeklerin işini
Bir gün ağrıdırlar senin başını
Söyle canım söyle dinlesin canlar

Adem eker yeryüzüne ekini
Ekin saklar yer altında kökünü
Ayıkla gör karasını akını
Söyle canım söyle dinlesin canlar

Pir Sultan Abdal'ım farz eylesinler
Yola gelmeyenden edilmez minnet
Cümlenin muradı dünyada cennet
Söyle canım söyle dinlesin canlar


Pir Sultan Abdal

4 Mayıs 2010 Salı

Ecel Burcu

Hak belasın versin Mülcem Oğlu'nun
Hançer ile kanın saçtı Ali'nin
Terk eyledi Bağdat gibi şarını
Ecel burcu boynun büktü Ali'nin

Ali'm çeker idi dünya firkatın
Cümle kullarını alırdı satın
Fatma Ana ile Şehriban Hatun
Libasın üstüne döktü Ali'nin

Ali'm ah eyledi eridi sızdı
Kanber de bu işte ayrılık sezdi
Oğlu İmam Hasan tabutu düzdü
Tabutu misk anber koktu Ali'nin

Bir nur doğdu Muhammed'in veçhinde
Zülfikar oynadı Çin ü Maçin'de
Doksan bin evliya sancak içinde
Gözleri kan ile doldu Ali'nin

Pir Sultan Abdal'ım sever hazırı
İstemişler Üveys ile Hızır'ı
Yükletmişler Ab-ı Zemzem çadırı
Deve kapısına çöktü Ali'nin


Pir Sultan Abdal

3 Mayıs 2010 Pazartesi

Eğer Dost Irmağın

Eğer dost ırmağın gözün ararsan
Serçeşme'den gelir suyun durusu
Ali Muhammet'tir Muhammet Ali
İkisi de bir elmanın yarısı

Ali'm engür ezdi kırklar da içti
Kırkı da mest oldu kendinden geçti
Muhabbetin kapısını kim açtı
Cümlesi de bir ikrarın çerisi

Ali'm yola gider menzili keser
Sofi nerde olsa yalanı basar
Bir kale yaptırmış on iki hisar
Sor nedendir duvarının örüsü

Dört kapısı vardır kırk da dükkanı
Üçyüz altmış altı gevher madeni
On yedi kişidir alıp satanı
Cümlesinin sarrafıdır birisi

O kalenin bedenine kuş konar
Kanadı üstünde kandiller yanar
Pir Sultan Abdal'ım secdeye iner
Aşık oldum gitmez benzim sarısı


Pir Sultan Abdal

30 Nisan 2010 Cuma

Emek Çektim Bir Ev Yaptım Erenler

Emek çektim bir ev yaptım erenler
Yine bu güzele bildiremedim
Bahar geldi çiçek bitti ot bitti
Toprak güldü taşı güldüremedim

Yüreğimde belli belli yaralar
Şeytan kalbin almış gözün köreler
Hakk'ın niyaz eylemeye âr eyler
Eğilip bir secde kıldıramadım

Hû demine bir ikrarı güdenin
Tu yüzüne ikrarından dönenin
Pîr Sultan'ım münafığı nâdanın
Gönül aynasını sildiremedim


Pir Sultan Abdal

28 Nisan 2010 Çarşamba

En İyi Dostundan Sakın Sen Seni

Bir öğüdüm vardır sana söyleyem
En iyi dostundan sakın sen seni
Öğüdüm dinlersen manası budur
En iyi dostundan sakın sen seni

Gelir senin ile güler de oynar
Ardınca önünce ayıbın söyler
Bir vakit gelince önüne çıkar
En iyi dostundan sakın sen seni

Senin ile hüsnün bahçesin gezer
Gönül aşk elinden satırlar yazar
Ardınca önünce kuyular kazar
En iyi dostundan sakın sen seni

Gelir senden önce yükseğe çıkar
Gözlerinden kanlı yaşını döker
Ayağın kayınca urganın çeker
En iyi dostundan sakın sen seni

Pir Sultan Abdal'ım böyle söyledi
İndi aşkın deryasını boyladı
Bunu işlemeyen kula söyledi
En iyi dostundan sakın sen seni


Pir Sultan Abdal

26 Nisan 2010 Pazartesi

Erenler Kahretti Saldı İşkile

Erenler kahretti saldı işkile
Gönlüm şifalandı gümana geldim
Ali oğlu çare eyle müşküle
Sana mürvet ile amana geldim

Can evinde muhabbetim azaldı
Gönül aşkın deryasında yüzerdi
Yarelerim sağalmışken tazeldi
Gaziler derdime dermana geldim

Hak'tan kula her ne gelirse haktır
Erkansız işlere ırızam yoktur
Erenlerin lutfu keremi çoktur
Yarem sızıladı imana geldim

Himmet edin erler bir dahi yetem
Kalbimden şekkile şüphemi atam
Zat-ı sıfat olam bir dilden ötem
Bir desti tutmaya damana geldim

Pir Sultan Abdal'ım gör bize n'oldu
Ali'nin gülbengi bize zulm oldu
Muhabbet yurduna vesvese doldu
Sen bir padişahsın demana geldim


Pir Sultan Abdal

23 Nisan 2010 Cuma

Erenlere Eş Olayım

Erenlere eş olayım
Bu yola yoldaş olayım
İçeyim sarhoş olayım
Aymak elinden gelir mi

Alna yazılmış yazıyı
Besili körpe kuzuyu
Hakk'ın yazdığı yazıyı
Bozmak elinden gelir mi

Dere tepe dümdüz olur
Gece geçip gündüz olur
Gökte kaç bin yıldız olur
Saymak elinden gelir mi

Pir Sultan'ım der Hatayi
Dilimiz söyler hatayı
Pişmedik çiğ yumurtayı
Soymak elinden gelir mi


Pir Sultan Abdal

21 Nisan 2010 Çarşamba

Erler Himmet Edin

Banaz'dan sürdüler bizi Sivas'a
Erler himmet edin ben gidiyorum
Garipçe canıma kıldılar cefa
Erler himmet edin ben gidiyorum

Gidi kafir gelir dedim imana
Kuzular ağlıyor hem yana yana
Getirip de haps ettiler zindana
Erler himmet edin ben gidiyorum

Gidi dideceğim yoldan kalmadı
Güzel Şah'a gelir dedim gelmedi
Pirimizden bize himmet olmadı
Erler himmet edin ben gidiyorum

Urganım çekildi sığındım dara
Üstüme döküldü ağ ile kara
Muhbirim üstünde çıralar yara
Erler himmet edin ben gidiyorum

Pir Sultan Abdal'ım kolum büküldü
Aktı gözüm yaşı yere döküldü
Ahir urgan boğazıma takıldı
Erler himmet edin ben gidiyorum


Pir Sultan Abdal

19 Nisan 2010 Pazartesi

Evvel Bu Dergâhtan Kısmet

Evvel bu dergâhtan kısmet
Alır da var almaz da var
Tarikate kadem basıp
Gelir de var gelmez de var

Bazını almış destine
Hizmet ederdi dostuna
Ahd ile ikrar üstüne
Durur da var durmaz da var

Olayım der isen Hızır
İrfan defterine yazıl
Hak her yerde hazır nazır
Görür de var görmez de var

Hem bizim dolumuzdan
Çıkman sakın yolumuzdan
Pir Sultan'ım halimizden
Bilir de var bilmez de var


Pir Sultan Abdal

17 Nisan 2010 Cumartesi

Yürü

Yürü bre yürü inkâr ovası
Düzlerine çadır kurulur bir gün.
Sivri sivri giden kara höyükler
İçi deşilir de yarılır bir gün.

Buluttan gelmedi Bektaş'i Veli
Dünyada öğretti erkanı yolu
Değil midir yoksa Ali'nin oğlu
Al'oğlu olduğu görülür bir gün.

Mahzuni Şerifim sözün tamamı
Bundadır çekerim gasavet gamı
Kara düşüncenin san imamı
Nerden geldiğin de görülür bir gün


Aşık Mahzuni Şerif

Yurt Sevgisi

Benim Anadolu'lum en güzel yurdum
Ey benim fakirim en yaman derdim
Haksızı sevmeyen ey güzel merdim
Vatanı düşün, vatanı düşün gel.

Zalıma gaddara elin uzatıp
Bunca haksızların hakkın gözetip
Elli milyon yetim hakkı satıp
Yutanı düşün, yutanı düşün gel.

Bu nasıl bir düzen bu nasıl emel
Bu nasıl bir plan bu nasıl temel
Bizim rehberimiz «Mustafa Kemâl»
Atamı düşün, atamı düşün gel.

Onlar beğenmiyor senin yapını
Dar gününde çalan yoktur kapını
Kendi kardeşinin idam ipini
Tutanı düşün, tutanı düşün gel.

Bu yollar barajlar halkın emeği
Halk pişirdi onlar yedi yemeği
Kitapları satıp doğru demeyi
Yakanı düşün, yakanı düşün gel.

Mahzuni ağlamak koydun yayıma
Niye borcum Avrupa'lı dayıma
Getirip keyfini kendi payıma
Katanı düşün, katanı düşün..


Aşık Mahzuni Şerif

Yollar Bizim

Hak'tan gelir, halka gider
Bizim yollar, bizim yollar
Sarplardan sarplara düştü
Bizim yollar bizim yollar.

Bizim yola giren şaşar
Hak'kın kulu yola düşer
Burnu büyüklerden aşar
Bizim yollar bizim yollar.

Nice etek öpe gider
Dost yoluna tapa gider
En sonunda ipe gider
Bizim yollar bizim yollar.

Yoktur bizde ayrı gayrı
Kimi sağlam kimi sayrı
Mahzuni Şeriften ayrı
Bizim yollar bizim yollar..


Aşık Mahzuni Şerif

Yolcu

Belki gelmezsin bu ile
Yolcu güle, yolcu güle
Sakın ha düşmeden dile
Yolcu güle, yolcu güle

Veren alacaktır canı
Toprakta kalırdın hanı
Sakın ha unutma beni
Yolcu güle, yolcu güle.

Usanmadın mı gezmeden
Böyle okuyup yazmadan
Sakın gülleri üzmeden
Yolcu güle, yolcu güle.

Mahzuni'yim yoldan kalma
Arayıp belanı bulma
Sakın sözüme darılma
Yolcu güle, yolcu güle..


Aşık Mahzuni Şerif

16 Nisan 2010 Cuma

Yazık

Yağmurlar dağlara yağar
Yazık yazık yazık yazık...
Kuru toprak sular arar
Yazık yazık yazık...

Yiğit eşkiya edilir
Silahla ardı güdülür
Hayat arar mezar bulur
Yazık yazık yazık...

Adama kıyan kıyana
Muhtaç etmişler soğana
Koca milleti soyana
Yazık yazık yazık yazık...

Mahzuni gelmez kastında
Çiçekler toprak üstünde
Tilkiler aslan postunda
Yazık yazık yazık yazık...


Aşık Mahzuni Şerif

Yarım Softa

Gücenme ey yarım softa
Avareyim de avare.
Vallah billah yemin ettim
Yönümü dönmem duvara.

Ben insana gavur demem
İnsandan gayriyi sevmem
Hurili cennet istemem
Çünkü âşıkım didara.

Canandan almışım canı
Neyleyim dini imanı
Öldürüp yüzseler beni
Mahzuni kurban Haydar'a.


Aşık Mahzuni Şerif

Yalnız Berçenek

Süleyman bey yaptı ama
Yalnız Berçenek değil
Koca Türkiye'min yolu
Yalnız Berçenek değil.

Bütün bağlar bağsız nesiz
Gece gündüzü uykusuz
Bütün köyler yolsuz susuz
Yalnız Berçenek değil.

Bir gün gittim Almanya'ya
Hiç kimse görmedim yaya
Yürüyelim doya doya
Yalnız Berçenek değil.

Süleyman bey Süleyman bey
Ağrı'da köy, burdaki köy
Gel bu fikri böylece yay
Yalnız Berçenek değil.

Mahzuni değildir nacak
Balta değildir kesecek
Bu rüzgâr tatlı esecek
Yalnız Berçenek değil.


Aşık Mahzuni Şerif

Yalan Mıdır

Dostlar benim dert çektiğim
Size göre yalan mıdır?
Müslüman malı ortaktır
Koca töre yalan mıdır?

Bütün canlar Hak'tan indi
Kitaplarda böyle dendi
Kuvvetli zayıfı yendi
Göre göre yalan mıdır?

Dağlar nerden kopmuş niye
Dünyalar baksın maziye
Devede can vardır diye
Küçük pire yalan mıdır?

Buz dolabı hışır hışır
Dışı yanar içi üşür
Bütün maddeler değişir
Bu bir kere yalan mıdır?

Mahzuni bir defa gelir
Niye geldiğini bilir
Hemi doğar hemi ölür
Birden bire yalan mıdır?


Aşık Mahzuni Şerif

Yakışmaz

Sana böyle melül durmak yakışmaz
Nerde senin yiğitlerin dağlarım?
İşte bundan çiğdemlerin kokuşmaz
Nerde senin yiğitlerin dağlarım?

Güneş olan güneş yüksekten inmez
Bulutun sözüne toprak gücenmez
Ey Mahzuni bizim yiğit tükenmez
Nerde senin yiğitlerin dağlarım?


Aşık Mahzuni Şerif

15 Nisan 2010 Perşembe

Vah Vah

Selam saldım rüzgar ile
Yare vardım vah, vah vah...
Ömür bitti yollar gider
Yollar durmaz vah vah, vah vah...

Dağlar bulut çöller susuz
Gecelerim tüm uykusuz
Ne haldeyim a kaygusuz
Halim sormaz vah vah, vah vah...

Sümbüldüm sarardım soldum
Yaprağı dökülmüş oldum
Şimdi uzaklarda kaldım
Gözüm görmez vah vah, vah vah...

Mahzuni'yim soldum bittim
Bindiğim dalı inciştim
İşte geldim işte gittim
Aklım ermez vah vah, vah vah...


Aşık Mahzuni Şerif

Uyan Çoban

Uyan çoban uyan sürüde kurt var
Mor koyun yaralı kuzu perişan.
Şakiler dönüyor inliyor dağlar
Mecnun çöle dargın yazı perişan.

Canavar bürünmüş kuzu postuna
Karışmış sürüye canlar kastına
Tekin defterini çekmiş üstüne
Ciğer pare pare sızı perişan.

Gemiler delinmiş yelkeni berbat
Zehire karışmış misk ile şerbet
Sanma ki cihanın sultanı rahat
Bazan dalgın gezer bazı perişan.

Uyan çoban uyku zarar getirir
Her taşın başında bir kurt oturur
Sürmeli yavruyu alır götürür
Parça parça koyma bizi perişan.

Yabaniler gezer dostun bağında
Mecnun gezemiyor dostluk dağında
Halden hale düştüm gençlik çağında
Mahzuni yan yatar sazı perişan


Aşık Mahzuni Şerif

Tembih

Yalvarırım sana millet adına
Kurban olam eskisine benzeme...
Bu millet bıkmıştır yalan dolandan
Kurban olam eskisine benzeme...

Yeniden gelenler bizi taşlamaz
Haziran ayını böyle kışlamaz
Sanma ki aşıklar şahı taşlamaz
Kurban olam eskisine benzeme...

Bunca şehitlerin başı hakkıyçün
Mustafa Kemâl'in başı hakkıyçün
Anayın babayın yaşı hakkıyçün
Kurban olam eskisine benzeme...

Mahzuni Şerifim ne kadar yersen
Feda olsun vatana başımı versem
Şu dünyada Allah'ını seversen
Kurban olam eskisine benzeme...


Aşık Mahzuni Şerif

Tavşan

Tavşan yamaca geçti
Şaka maka deriken
Kedi sirkeyi içti
Şaka maka derken...

Kuru göller su doldu
Karaman dağda kaldı
Karga padişah oldu
Şaka maka derken...

Doğdum topraktan geldim
Ha yaşadım ha öldüm
Mahzuni Şerif oldum
Şaka maka derken...


Aşık Mahzuni Şerif