Şiir, Sadece: Budapeşte'den Kartpostal

20 Mart 2015 Cuma

Budapeşte'den Kartpostal

benim kullandığım çamur kırmızısı
semplon treni'nden çaldığım
gergin bir pazartesi
macaristan sınırında kaldım
ölülerden tibor dery'yi sordum
geceyarısı
korku karanlığı bozuyordu

sana telefonla gyula illyes'i okudum
alışılmış konyak boğazımda duruyordu
hattın en uzak ucunda çarçabuk viyana
ümit diye ne kalmışsa kırılmış dökülüyor
hem de nasıl çırpınarak
bir daha ölmek mi hürriyet adına
istersen prusya mavisi
ya boğazına bir kurşun sıkmak

en köylü bıyıklarıyle yaslı yaslı gülüyor
birinci sahifelerde imre nagy
acı birkaç budapeşte sokak sokak
gözbebeğini çatlatan gri
karanlıkta bir lamba gibi kısılmak
kızgın yalnızlığından içeri

üç parmak derinliğinde rüzgâr gecesinin
ellerine meteor hürlükleri erguvanlar
kulaklarına bir keman aydınlığı derken
o cehennem dairesini çizmeye başlamak
sulu bir kar gözlüklerinin
kirli chagall camlarını değiştirirken
mavzer gibi sıkılayıp ümitsizliğini
ölümünü bile bambaşka bir hayat gibi
iliklerine kadar yaşamak

iliklerine kadar yaşamak
sonra bırak
ne derse desin küstah radyolar
asitli gülümsemesiyle kirleterek
yenilmişliğinin sincabi sabahını
ne söylerse söylesin yanoş kadar
sonra bırak


Attilâ İlhan
Ben Sana Mecburum

Hiç yorum yok: