Şiir, Sadece: Rübab-ı Şikeste
Rübab-ı Şikeste etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rübab-ı Şikeste etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Haziran 2016 Çarşamba

Millet Şarkısı

Çiğnendi, yeter, varlığımız cebi ile kabre;
Doğrandı mübarek vatanın bağrı sebepsiz.
Birlikte bugün bulmalıyız derdine çare;
Can kardeşi, kan kardeşi, şan kardeşiyiz biz.
Millet yoludur, hak yoludur tutuğumuz yol;
Ey hak, yaşa, ey sevgili millet, yaşa... var ol!

Gel kardeşim, annen sana muhtaç; ona koşmak...
Koşmak ona, kurtarmak o bi-bahtı vazifen.
Karşında göğüs bağr açık, ölgün, yatıyor bak;
Onsuz yaşamaktansa beraber ölüş, ehven.
Her an o güzel sineyi hançerliyor eller;
İmdadına koşmazsak eğer malın mukarrer.

Zulmün topu var, güllesi var, kal'ası varsa,
Hakkın da bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır.
Göz yumma güneşten, ne kadar nuru kararsa,
Sönmez ebedi, her gecenin gündüzü vardır.
Millet yoludur, hak yoludur tuttuğumuz yol;
Ey hak, yaşa, ey sevgili millet, yaşa... var ol!

Vaktiyle baban kimseye minnet mi ederdi?
Yok, kalmadı haşa sana zillet pederinden.
Dünyada şereftir yaşatan milleti, ferdi;
Silkin, şu mezellet tozu uçsun üzerinden.
İnsanlığı pamal eden alçaklığı yık, ez;
Billah yaşamak yerde sürüklenmeğe değmez.

Haksızlığın envamı gördük... bu mu kanun?
En gamlı sefaletlere düştük... bu mu devlet?
Devletse de, kanunsa da, artık yeter olsun;
Artık yeter olsun bu deni zulm ü cehalet...
Millet yoludur hak yoludur tuttuğumuz yol;
Ey hak, yaşa, ey sevgili millet, yaşa... var ol!


Tevfik Fikret
Rübab-ı Şikeste
8 Temmuz 1908

Mazi...Ati

Mazi... O şimdi gölge iken, şimdi zi-hayat
Bir cism olan; o şimdi ölen, şimdi canlanan
Mevcut; evet o dalga, o girdab-ı hatırat
İnsan için nedir? Evet, insan ki doğmadan
Ölmekle uğraşır ve bu takdire katlanır,
Mazide bir taayyünü haiz midir?.. Hayır.
Ölmek, hayatı tazelemektir: Biz ölmesek,
Efkar ölür; hayat-ı beşer şahs-ı fikretin
Bir cümle-i tekamülü ... Her fikr-i müşterek,
Bir sadmedir; onunla kımıldar bu hey'etin
Zerrat-ı bi-nihayesi, zerrat-ı naimi;
Kevnin, hülasa, fikr-i beşerdir munazzimi.

Mazide kabil olsa taayyün, beka, sübut,
Ati nasıl hayal edilir? .. Bir zeki-şiken
Durgunluk ihtinak-ı melulüyle pür-süküt.
Ancak tenebbüt eyleyen, ancak pinekleyen,
Mensuh ü münhasif, mütenahnih, ateh-lika
Bir varlık... İşte, çehre-i mazi-i zi-bekaal

Mazi... o bir muallim, o bir pir, o bir peder,
Halin tutup sinirli elinden ağır, sabur,
Atiye doğru yedmeli... Ati, o pür-seher
Bir utk-ı muhtecib ki füyuzata mehd-i nur,
Etkir için sipihr-i teali bilinmeli;
Ati çıkınca ortaya, mazi silinmeli!


Tevfik Fikret
Rübab-ı Şikeste

Leyl-i Veda

Ooh, gel ... rüh-ı tabiat gibi mahmur ü hamuş,
Bu vefasız gecenin koynunda
Kalalım bir ebedi saniye dalgın, bihüş ...
Kim bilir, belki de son leyle-yi sevdamızdır;
Bunda her lahza biraz ömr-i saadet sayılır!

Ooh, bak dalgaların cezbe-yi safiyyetine;
Sanki bir hamle-yi sevdaya açık bir sine
O kadar rakid ü sakit, o kadar müstağrak,
O kadar uykuda her şey ki hemen korkulacak.

Ooh, gel gel, bu hafa-gaha beraber gidelim;
Orda sensiz geçecek günleri tazmin edelim.

Bir siyah kuş gibi amade-yi pervaz ü firar
Bu vefasız gecenin koynunda
Edelim gel, ebedi kalmak için bir ısrar...
Kim bilir belki de son lahza-yı sevdamızdır;
Hoş geçen her dem-i sevda ebediyyet sayılır!...


Tevfik Fikret
Rübab-ı Şikeste