Şiir, Sadece

20 Mayıs 2012 Pazar

Ne Kadar Güzel

Çayın rengi ne kadar
Sabah sabah,
Açık havada!
Hava ne kadar güzel!
Oğlan çocuk ne kadar güzel!
Çay ne kadar güzel!


Orhan Veli

İstanbul İçin

Nisan

İmkânsız şey
Şiir yazmak,
Aşıksan eğer,
Ve yazmamak,
Aylardan Nisansa.


Arzular ve Hâtıralar

Arzular başka şey,
Hâtıralar başka.
Güneşi görmeyen şehirde,
Söyle, nasıl yaşanır?


Böcekler

Düşünme,
Arzu et sade!
Bak, böcekler de öyle yapıyor.


Davet

Bekliyorum
Öyle bir havada gel ki,
Vazgeçmek mümkün olmasın.


Orhan Veli
(Nisan 1940)

Başağrısı

I

Yollar ne kadar güzel olsa,
Gece ne kadar serin olsa,
Beden yorulur,
Başağrısı yorulmaz.


II

Şimdi evime girsem bile
Biraz sonra çıkabilirim
Madem ki bu esvaplarla ayakkaplar benim
Ve madem ki sokaklar kimsenin değil.


Orhan Veli
(Nisan 1938/İnsan, 1.10.1938)

Harbe Giden

Harbe giden sarı saçlı çocuk!
Gene böyle güzel dön;
Dudaklarında deniz kokusu,
Kirpiklerinde tuz;
Harbegiden sarı saçlı çocuk!


Orhan Veli
(Mayıs 1940)

Derdim Başka

Sanma ki derdim güneşten ötürü;
Ne çıkar bahar geldiyse?
Bademler çiçek açtıysa?
Ucunda ölüm yok ya.
Hoş, olsa da korkacak mıyım zaten
Güneşle gelecek ölümden?
Ben ki her Nisan bir yaş daha genç,
Her bahar biraz daha âşığım;
Korkar mıyım?
Ah, dostum, derdim başka...


Orhan Veli

Kitabe-i Seng-i Mezar

II

Mesele falan değildi öyle,
To be or not to be kendisi için;
Bir akşam uyudu;
Uyanmayıverdi.
Aldılar, götürdüler.
Yıkandı, namazı kılındı, gömüldü.
Duyarlarsa öldüğünü alacaklılar
Haklarını helâl ederler elbet.
Alacağına gelince...
Alacağı yoktu zaten rahmetlinin.

(Ocak 1940/Varhk, 15,3.1940)


III

Tüfeğini deppoya koydular,
Esvabını başkasına verdiler.
Artık ne torbasında ekmek kırıntısı,
Ne matrasında dudaklarının izi;
Öyle bir rûzigâr ki,
Kendi gitti,
İsmi bile kalmadı yadigar.
Yalnız şu beyit kaldı,
Kahve ocağında, el yazısıyla:
«Ölüm Allahın emri,
Ayrılık olmasaydı.»


Orhan Veli
(Eylül1941/İnsan, 1.8.1943)

Dedikodu

Kim söylemiş beni
Süheylâ'ya vurulmuşum diye?
Kim görmüş, ama kim,
Eleni'yi öptüğümü,
Yüksekkaldırım'da, güpegündüz?
Melâhat'i almışım da sonra
Alemdar'a gitmişim, öyle mi?
Onu sonra anlatırım, fakat
Kimin bacağını sıkmışım tramvayda?
Güya bir de Galata'ya dadanmışız;
Kafaları çekip çekip
Orada alıyormuşuz soluğu;
Geç bunları, 'anam babam, geç,
Geç bunları bir kalem;
Bilirim ben yaptığımı.

Ya o, Muallâ'yı sandala atıp,
Ruhumda hicranın'ı söyletme hikâyesi?


Orhan Veli

Şoförün Karısı

Şoförün karısı, kıyma bana,

El etme öyle pencereden,

Soyunup dokunup;

Senin, eniştende gözün var;

Benimse gençliğim var;

Mapuslarda çürüyemem;

Başımı belâya sokma benim;

Kıyma bana.


Orhan Veli
(İşte, 15.6.1944)

Dağ Başı

Dağ başındasın;

Derdin günün hasretlik;

Akşam olmuş,

Güneş batmış,

İçmeyip de ne haltedeceksin?


Orhan Veli

Gözlerim

Gözlerim,

Gözlerim nerde?

Şeytan aldı götürdü;

Satamadan getirdi.

Gözlerim,

Gözlerim nerde?


Orhan Veli
(Ekim 1937)

Gölgem

Bıktım usandım sürüklemekten onu,

Senelerdir, ayaklarımın ucunda;

Bu dünyada biraz da yaşayalım,

O tek başına, Ben tek başıma.


Orhan Veli
(Eylül 1937/Varlık, 15.12.1937)

Sol Elim

Sarhoş oldum da

Seni hatırladım yine;

Sol elim,

Acemi elim,

Zavallı elim!


Orhan Veli

Hicret

I

Damlara bakan penceresinden
Liman görünürdü
Ve kilise çanları
Durmadan çalardı, bütün gün.
Tren sesi duyulurdu yatağından
Arada bir
Ve geceleri.
Bir de kız sevmeye başlamıştı.
Karşı apartımanda.
Böyle olduğu halde
Bu şehri bırakıp
Başka şehre gitti.

(Kasım 1937/Varlık, 15.12.1937)


II

Şimdi kavak ağaçlan görünüyor-
Penceresinden,
Kanal boyunca.
Gündüzleri yağmur yağıyor;
Ay doğuyor geceleri
Ve pazar kuruluyor, karşı meydanda.
Onunsa daima;
Yol mu, para mı, mektup mu;
Bir düşündüğü var.


Orhan Veli
(Kasım1938/Gençlik,19.5.1938)

Bayram

Kargalar, sakın anneme söylemeyin!

Bugün toplar atılırken evden kaçıp

Harbiye Nezareti'ne gideceğim.

Söylemezseniz size macun alırım,

Simit alırım, horoz şekeri alırım;

Sizi kayık salıncağına bindiririm kargalar,

Bütün zıpzıplarımı size veririm.

Kargalar, ne olur anneme söylemeyin!


Orhan Veli
(Kasım 1938/Varlık, 15.3.1940)

İnsanlar

Ne kadar severim o insanları !

O insanlar ki, renkli, silik

Dünyasında çıkartmaların

Tavuklar, tavşanlar ve köpeklerle beraber

Yaşayan insanlara benzer


Orhan Veli
(Ağustos 1937/Varlık.15.0.1937)

Rüya

Annemi ölmüş gördüm rüyamda.

Ağlayarak uyanmışım

Hatırlattı bana, bir bayram sabahı

Gökyüzüne kaçırdığım balonuma bakıp

Ağlayışımı.


Orhan Veli
(1938/İnsan, 1.10.1938)

Robenson

Haminnemdir en sevgilisi

Çocukluk arkadaşlarımın

Zavallı Robenson'u ıssız adadan

Kurtarmak için çareler düşündüğümüz

Ve birlikte ağladığımız günden beri

Biçare Güliver'in

Devler memleketinde

Çektiklerine.


Orhan Veli
(Kasım 1937/Varlık, 15.12.1937)

15 Mayıs 2012 Salı

Sabaha Kadar

Şu şairler sevgililerden beter;
Nedir bu adamlardan çektiğim?
Olur mu böyle, bütün bir geceyi
Bir mısraın mahremiyetinde geçirmek?

Dinle bakalım, işitebilir misin
Türküsünü damların, bacaların
Yahut da karıncaların buğday taşıdıklarını
Yuvalarına?

Beklemesem olmaz mı güneşin doğmasını
Kullanılmış kafiyeleri yollamak için,
Kapıma gelecek çöpçülerle,
Deniz kenarına?

Şeytan diyor ki: «Aç pencereyi;
Bağır, bağır, bağır; sabaha kadar.»


Orhan Veli
(Varlık 1939/Varlık, 15.3.1940)

Hay-Kay

Yosun kokusu

Ve bir tabak karides

Sandıkburnu'nda.








Şairin şiir el defterinde bu hay-kay'ın altında ve yine «hay-kay» başlığıyla şu şiiri bulunmaktadır:


Gemliğe doğru

Denizi göreceksin

Sakın şaşırma!


Orhan Veli

Fena Çocuk

Mektepten kaçıyorsun,

Kuş tutuyorsun.

Deniz kenarına gidip

Fena çocuklarla konuşuyorsun,

Duvarlara fena resimler yapıyorsun;

Bir şey değil,

Beni de baştan çıkaracaksın.

Sen de fena çocuksun!


Orhan Veli
(Nisan 194l/Vatan, 16.11.1952)

Çok Şükür

Bir insan daha var, çok şükür, evde;

Nefes var,

Ayak sesi var;

Çok şükür, çok şükür.


Orhan Veli
(Yeni Ufuklar. Mayıs 1958)

Beyaz Maşlahlı Hanım

Kalender'den sandala bindi

Beyaz maşlahlı hanım.

Birelinde şemsiye,

Bir eliyle açtı yelpazesini;

Cuma günü Göksu'ya gitti

Beyaz maşlahlı hanım...


Orhan Veli
(Eylül 1940/Vatan,. 16.11.1952)

Kuş Ve Bulut

Kuşçu amca!

Bizim kuşumuz da var,

Ağacımız da.

Sen bize bulut ver sade

Yüz paralık.


Orhan Veli
(Varlık, 15.3.1940)

Resimler

Hiçbiri ona ait değil,

Fakat ne hazin isimleri var

Şu resimlerin:

«Nisan sabahı»,

«Yağmurdan sonra»

Ve «Dansöz».

Baktıkça ağlamak geliyor içimden.


Orhan Veli
(Nisan 1940/Papirüs, 1.6.1967)

Manzara

Karşı evin arkasından ay doğdu.

Akşam serinliğiçıktı.

Tramvay sesleri geliyor,

Deniz kokusu geliyor uzaktan.

Manzaradan pek fazla mütehassisim.


Orhan Veli
(Nisan 1940/Papirüs. 1.6.1967)

Hardalname

Ne budala şeymişim meğer,
Senelerdenberi anlamamışım
Hardalın cemiyet hayatındaki mevkiini.
«Hardalsız yaşanmaz.»
Bunu Abidin de söylüyordu geçende.
Daha büyük hakikatlere
Ermiş olanlara.

Biliyorum, lâzım değil ama hardal
Allah kimseyi hardaldan etmesin.


Orhan Veli
(Mart 1940/Vatan. 16.11.1952)

Ben Orhan Veli

Ben Orhan Veli,
«Yazık oldu Süleyman Efendiye»
Mısra-ı meşhurunun mübdii..
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvelâ adamım, yani
Sirk hayvanı filân değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Bir evde otururum,
Bir işte çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kıralı kadar
Mütevazıyım,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim.
Puf böreğine hele
Biterim.
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Oktay Rıfat'la Melih Cevdet'tir
En yakın arkadaşlarım.
Bir de sevgilim vardır pek muteber;
İsmini söyleyemem,
Edebiyat tarihçisi bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Meşgul olmadığım ehemmiyetsiz
Sadece üdeba arasındadır.
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya?
Onlar da bunlara benzer.


Orhan Veli
(Nisan 1940/İnkılâpçı Gençlik, 15.8.1942)

Tenezzüh

Böyle gece yansından sonra,
Ne diye ışık yanar bu dağ evinde?
Ne yaparlar acaba içerdekiler?
Konuşurlar mı, tombala mı oynarlar?
Belki o, belki bu..
Konuşurlarsa ne konuşurlar?
Muharebeden mi, vergilerden mi?
Belki de hiçbir şey yapmazlar;
Çocuklar uyumuştur,
Efendi gazete okur;
İyâli dikiş dikmektedir.
Onu da yapmazlar belki de.
Kimbilir,
Belki de yazılmaz
Ne yaptıkları.


Orhan Veli
(Şubat 1940/Vatan. 16.11.1952)

Gangster

Hitler, kendini edebiyata verecek


Şiir yazdım bunca senedir,
Ne buldum?
Eşkıyalık edeceğim bundan sonra.

Haberi olsun yol kesenlerin:
İş yok artık kendilerine
Dağ başlarında.

Mademki ekmeklerini alıyorum
Ellerinden,
Buyursunlar onlar da benim yerime.
Münhal var edebiyat âleminde.


Orhan Veli
(Eylül 1939/Vatan. 10.11.1952)

Veda

Yolum asfalt,
Yolum toprak,
Yolum meydan,
Yolum gökyüzü
Ve ben neler düşünüyorum!..
Aşkı, yağmuru,
Tramvay sesini,
Otelciyi...
Ve bir mısra mırıldanıyorum
Sıcak bir yemek lezzetinde..

*

Postacı, jandarma ve işsiz
Hâlâ gidip geliyorlar.
Yalnız Niyazi oturuyor,
Rahmetli Süleyman Efendinin oğlu,
Kahvede.
Ajans dinliyor, düşünüyor.-
«Harp olur mu,
Kıtlık olur mu?» diye.
Yahut o da biliyor,
Yakında muharebeye gideceğini.


Orhan Veli
(Ekim 1939/Vatan, 16.11.1952)

Tereyağı

Hitler amca!

Bir-gün de bize buyur.

Kâkülünle bıyıklarını

Anneme göstereyim.

Karşılık olarak ben de sana

Mutfaktaki dolaptan aşırıp

Tereyağı veririm.

Askerlerine yedirirsin.


Orhan Veli
(Eylül 1939/Vatan, 16.11.1952)

Bizim Gibi

Arzulu mudur acaba
Bir tank, rüyasında?
Ve ne düşünür tayyare
Yalnız kaldığı zaman?

Hep bir ağızdan şarkı söylemesini,
Sevmez mi acaba gaz maskeleri,
Ay ışığında?
Ve tüfeklerin merhameti yok mudur
Biz insanlar kadar olsun?


Orhan Veli
(Eylül 1939/Varlık, 15.10.1039)

Lakırdılarım

1914'de doğdum
15'de konuştum
Hâlâ konuşuyorum.

Lakırdılarım ne oldu,
Gökyüzüne mi gitti?
Belki de hepsi geri gelecek
Tayyare biçimine girip
1939'da.

Allah varsa eğer
Başka bir şey istemem ondan.
Bununla beraber istemem
Ne Allahın olmasını,
Ne de işimin
Allaha kalmasını.


Orhan Veli
(Eylül 1939/Varlık. 15.10.1939)

Karanfil

Hakkınız var, güzel değildir ihtimal

Mübalâğa sanatı kadar

Varşova'da ölmesi on bin kişinin

Ve benzememesi

Bir motorlu kıtanın bir karanfile,

«Yârin dudağından getirilmiş».


Orhan Veli
(Eylül 1939/Varlık. 15.10.1939)

Rönesans

Yarın rıhtıma gitmeli,

Rönesans çıkacak vapurdan

Bakalım, nasıl şey Rönesans?

Kılığı, kıyafeti nasıl?

Şık mı, sünepe mi?

Siyasî mi, bastonu var mı elinde?

Yoksa kâküllü, bıyıklı;

Hokkabaza mı benziyor?

Ambardan mı çıkacak, kamaradan mı?

Yoksa ateşçi filân mı?

Çalışarak mı geliyor gemide?


Orhan Veli
(Temmuz 1939/Vatan. 16.11.1952)

14 Mayıs 2012 Pazartesi

Hayat Böyle Zaten

Bu evin bir köpeği vardı;

Kıvır kıvırdı, adı Çinçon'du, öldü.

Bir de kedisi vardı: Maviş,

Kayboldu.

Evin kızı gelin oldu,

Küçük Bey sınıfı geçti.

Daha böyle acı, tatlı

Neler oldu bir yıl içinde!

Oldu ya, olanların hepsi böyle...

Hayat böyle zaten!..


Orhan Veli
(Haziran 1939/Vatan. 16.11.1952)

Şehir Haricinde

Çatlamak üzre olan tomurcuklar

Güzel günler vadetmededir.

Ve bir kadın, şehir haricinde;

Otların üstünde,

Güneşin altında,

Yüzükoyun uzanmış;

Göğsünde ve karnında

Baharı hissetmededir.


Orhan Veli
(Mayıs 1939/Vatan, 16.11.1052)

Üstüne

Kuşlar geçer bulutun üstünden,
Yağmur yağar bulutun üstüne.

Kuşlar geçer trenin üstünden,
Yağmur yağar trenin üstüne.

Kuşlar geçer gecenin üstünden,
Yağmur yağar gecenin üstüne.

Ve ay gelir, kuşlar nereye giderse..
Güneş doğar yağmurun üstüne.


Orhan Veli
(Mart 1939/Vatan, 16.11.1952)

Mangal

Akşam karanlığında bir şey görünmezmiş

Ateşten ve dumandan başka.

Kıtlık senelerinde kömürün bolluğu

Huzur ve saadet verirmiş çocuk ruhuna

Şair arkadaşım Oktay Rifat'ın...

Ve Münevver Hanım, validesi,

Balık pişirirmiş mangalda ve dumanını

Mukavvadan yelpazesiyle

Genzine doldururmuş arkadaşım.


Orhan Veli
(1938/İnsan, 1.10.1938)

Küçük Bir Kalp

Jules Supervielle'den mülhem


Asfaltın üzerinden
Bisikletle geçen kızın
Bacaklarının arasında
Bir güvercin çırpınmada
Ve küçük bir kalp,
Küçük bir kalp çarpmadadır.


Orhan Veli
(1938/Papirüs, 1.6.1967)

İçkiye Benzer Bir Şey

İçkiye benzer bir şey var bu havalarda
Kötü ediyor insanı, kötü...
Hele bir de hasretlik oldu mu serde;
Sevdiğin başka yerde,
Sen başka yerde;
Dertli ediyor insanı, dertli.

İçkiye benzer bir şey var bu havalarda,
Sarhoş ediyor insanı, sarhoş.


Orhan Veli
(Varlık, 1.9.1951)

Ali Rıza İle Ahmed'in Hikayesi

Ne tuhaftır Ali Rıza ile
Ahmedin hikâyesi!..
Birisi köyde oturur,
Birisi şehirde
Ve her sabah
Şehirdeki köye gider,
Köydeki şehire.


Orhan Veli
(1938/ İnsan. 1.10.1938)

Quantitatif

Güzel kadınları severim,
İşçi kadınları da severim,
Güzel işçi kadınları
Daha çok severim.


Orhan Veli
(Ocak 1938/Varlık, 15.3.1940)

Yatağım

Ben ki her akşam, yatağımda
Onu düşünüyorum,
Onu sevdiğim müddetçe
Yatağımı da seveceğim.


Orhan Veli
(Ocak 1938/İnsan, 1.10.1938)

Sokaktan Giderken

Sokakta giderken, kendi kendime
Gülümsediğimin farkına vardığım zaman
Beni deli zannedeceklerini düşünüp
Gülümsüyorum.


Orhan Veli
(1937/Varlık. 15.3.1940)

İntihar

Kimse duymadan ölmeliyim
Ağzımın kenannda bir parça kan bulunmalı.
Beni tanımayanlar
«Mutlak birini seviyordu» demeliler.
Tanıyanlarsa, «Zavallı, demeli,
Çok sefalet çekti...»
Fakat hakiki sebep bunlardan hiçbirisi olmamalı.


Orhan Veli
(Aralık 1937/Varlık, 15.12.1937)

Oktay'a Mektuplar

I

Ankara, 8. 12. 37 Saat 21

Kış, kıyamet
Macar Lokantası'nda yazıyorum
İlk mektubumu.Oktay'cığım
Bu gece sana bütün sarhoşlarınSelâmı var

II

Ankara. 10. 12. 37 Saat 14.30

Şu anda dışarda yağmur yağıyor
Ve bulutlar geçiyor aynadan
Ve bugünlerde Melih'le ben
Aynı kızı seviyoruz.

III

Ankara. 1.1.38 Saat 10

Bir aydanberi iş arıyorum, meteliksiz.
Ne üstte var ne başta.
Onu sevmeseydim
Belki de beklemezdim
İnsanlar için öleceğim günü.


Orhan Veli
(Varlık, 15.1,1938)

Bir Şehri Bırakmak

Bu şehirde yağmur altında dolaşılır
Limandaki mavnalara bakıp
Şarkılar mırıldanılır geceleri.
Bu şehrin sokakları çoktur,
Binlerce insan gelir gider sokaklarında...

Her akşam çayımı getiren
Ve bir beyaz Rus olmasına rağmen
Hoşuma giden garson kadın bu şehirdedir.

Bu şehirdedir
Valsler, fokstrotlar arasında
Şuman'dan, Brams'dan
Parçalar çaldığı zaman dönüp
Bana bakan ihtiyar piyanist.

Doğduğum köye müşteri taşıyan
Şirket vapurları bu şehirdedir.
Hâtıralarım bu şehirdedir.
Sevdiklerim,
Ölmüşlerimin mezarları.

Bu şehirdedir işim, gücüm,
Ekmek param...

Fakat bütün bunlara mukabil
Yine budur başka bir şehirdeki
Bir kadın yüzünden
Bıraktığım şehir.


Orhan Veli
(18 Kasım 1937/Papirüs, 1.6.1967)

İş Olsun Diye

Bütün güzel kadınlar zannettiler ki
Aşk üstüne yazdığım her şiir
Kendileri için yazılmıştır.
Bense daima üzüntüsünü çektim
Onları iş olsun diye yazdığımı
Bilmenin.


Orhan Veli
(Kasım 1937/İnsan, Ekim 1938)

Montör Sabri

Montör Sabri ile
Daima geceleyin
Ve daima sokakta
Ve daima sarhoş konuşuyoruz.
O her seferinde,
«Eve geç kaldım» diyor.
Ve her seferinde
Kolunda iki okka ekmek.


Orhan Veli
(Kasım 1937/Varlık, 1.1.1938)