Şiir, Sadece: Antik Acılar
Antik Acılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Antik Acılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Kasım 2014 Çarşamba

Sana Yakın

Bir dostun sıcaklığına
öylesine
yaslamak istiyorum ki başımı
ya omuzunu uzat sevgilim
ya da telleri kopuk
bir kemanı

Kanadının altına sığınacak
bir kuş arayan
eskimiş saçak gibiyim sensiz
ya da bütün balinaların
kıyıya vurup
intihar ettiği
bir deniz

Bir hitit çanağıyım
toprağa gömülü
ve sen
ilk kazısını yapan
bir arkeolog ürkekliğiyle
ellerinin arasına
al beni

Tek dileğimdir çünkü benim
sana yakın bir sunay akın


Sunay Akın
Antik Acılar

Şamandıra

Hayırsız oğluyum babamın
hiç büyümeyen
hala Topkapı'ya doğru uzanır
kimsecikler görmeden
hınzır bir çocuk gibi
kapısını çalıp
kaçarım İstanbul'un

Hayırsız oğluyum babamın
ticareti sevmeyen
para için koşturulan
yarış atlarının terlerini
bir akvaryumda toplar
içinde denizatı
beslerim

Hayırsız oğluyum babamın
yollarda dalgın yürüyen
ama adliyenin çöplüğünde
bulduğu dolmakalemi
çocuklarına getirmek için
ortasından yapıştıran temizlik işçisi
kaçmaz gözlerimden

Hayırsız oğluyum babamın
bir parka
dikilirse bir gün şairlerin heykelleri
benim yerim boş kalsın
ve payıma
hayırsız ada açıklarına

bir şamandıra bırakın


Sunay Akın
Antik Acılar

Sarmaşık

Gökdelene tırmanan
sarmaşığın
kaçıncı kata ulaştığını
görmeye yeter
yaşantım


Sunay Akın
Antik Acılar

Böcek

Usulca verir misiniz
son nefesinizi
yolunu şaşırmasın
diye yastığınızda
gezinen
böcek


Sunay Akın
Antik Acılar




Yalnızlık

Şemsiye yapımcıları
ıslanmaktan
tek kişiyi koruyacak genişlikte
kesince kumaşları
yağmur değil
yalnızlıktır yağan

Daha da hüzünlendirir her gece
kentin sokaklarını
bekçinin nefesiyle
düdüğün içinde dönen
nohut taneciğinin
yalnızlığı

Ne çok sevinirim bilseniz
bir yılan
mezarıma girerde
göğüs kafesimin kemikleri içinde
kış uykusuna
yatarsa


Sunay Akın
Antik Acılar

Alfabe

Sağır ve dilsiz
ki okşarken
sevgilisinin tenini
elleriyle hem sevişir
hem konuşur


Sunay Akın
Antik Acılar

Düğme

Gözyaşları içinde
birkaç dakika aradı
kürtaj masasından kalkarken
takılıp kopan
düğmesini


Sunay Akın
Antik Acılar

Naftalin

Eksik olan
bir yanı vardı aşkımızın
bir filminde
üç beş figüran dövüp
ata binmemesi
gibi cüneyt arkın'ın

Haberin olsun
vermedim eskiciye
yırtık ayakkabılarımı
nasıl ayrılırım ki onlardan
kapınızın önünde
az mı çıkarıp
giymiştim

Naftalinledim bende kalan yün kazağını
söylemiş miydim size
naftalin
ki güvelere karşı kullandığı
kimyasal silahıdır
anıların


Sunay Akın
Antik Acılar

Meçhul

Mahalledeki çocukların
piç diye kızdırdığı
ayakkabı boyacısı
babasının özlemiyle
önüne kurar sandığını
meçhul asker
anıtının!


Sunay Akın
Antik Acılar

Jilet

Kamaralarında çıplak
kadın resimlerinin asıldığı
savaş gemisinden
bozma bir jilet
her traş oluşumda
hem okşar
hem kanatır
tenimi


Sunay Akın
Antik Acılar

Ölü Asker

Zeynep ve Derviş'e


Nasıl da çok istemiştim
savaşa gitmeden
sevgilimle evlenmeyi
ama nereden bilebilirdim
ki silahın
demirine çarpıp
saklandığım yeri belli edeceğini
parmağımdaki yüzüğün...


Sunay Akın

18 Kasım 2014 Salı

Bendeniz

Denizi sever en çok bendeniz
bir ırmak
ya da gölü değil
ama sıragöller
bana hep denizi
anımsatır

Ne kadar uzaklaşsam denizden
o denli artar
hem bir kentin
giriş tabelasına yazılan
hem de içki masasındaki
susuz rakım

Denizi sever en çok bendeniz
ve geriye
gemilerin ardında
bir anlık
bıraktığı gibi kalır
benden iz...


Sunay Akın
Antik Acılar

Cunta

Gördünüz mü keyfini
generalin
başını sıkarken
yüzünde çıkan
sivil'cenin


Sunay Akın
Antik Acılar

Madalya

Bayram yerinde canlandırılırken
kentin kurtuluşu
ayakları kesilen gazi
koltuk deyneklerini
bırakamadığı için alkışlamadığında
inandırır herkesi

Ölü askerlerin ceplerinden
topladıkları kanlı fotoğrafları
barış toplantılarında
sinema önündeki çocuklar gibi
birbirleriyle nasıl değiştirdiklerini
bilir generallerin

Kaç askeri
kendisine özendirdiğini de saymıştır
savaşın tam ortasında
kuyruğunu bırakıp
kumtorbaları arasından
evine kaçarken kertenkelenin

Bayram yerinde canlandırılırken
kentin kurtuluşu
ayakları kesilen gazi
hiç düşünmeden
değişir madalyasını
çorap kokusuna


Sunay Akın
Antik Acılar

Kafatası

Yurdundan çok uzaklarda
ölen bir askerin
kafatası
kendisini bulan
çocukların ellerinde
hiç bilmediği oyunlara
alet oluyor

İkinci defa!


Sunay Akın
Antik Acılar

Süngü

Kardeş payı
yapmak için mi
uzattın süngünü
elimdeki
elmaya


Sunay Akın
Antik Acılar

Şiirt

Avcının kıstırdığı ceylan
bir diğerine kaçıp
kolayca kurtulsun diye
omuz omuza vermiştir
yurdumun dağları

Tutuklansa yurdumdaki
böceklerin hepsi
diğerlerinden ayrı
bir hücreye konur
kitap güvesi

Ambalaj kâğıdı gibi kullanılır
başörtüsü yurdumda
bir çocukluk anısı olarak
güneşi paketler
genç kızların saçlarında

Ve sorunlarını
tartışırlar şiirin
yurdumun şairleri
tank paletleri altında
ezilirken şiirt!


Sunay Akın
Antik Acılar

Taht Ve Yüksük

Tahtların altındaki sümükleri silmezler
çünkü ata yadigarıdırlar
ve müzelerde
görmemesi için halkın
bir camekanın içinde
sergilenirler

Kapıları da hep devdir
dünyadaki sarayların
tokmağa uzanıp
sokaktaki çocuklarla
oynamasın diye
veliahtlar

Sakın beni tarihçi sanmayın
sayfalarını yırttım
yüz ünlü türk
adlı kitabın
terzi dükkanındaki resmine
içinde rastlamayınca
kılıncı dikiş iğnesi
kalkanı yüksük olan
babamın


Sunay Akın
Antik Acılar

Beyazperde

Artıyor kara çarşaflılar
yurdumun her köşesinde
neden olacak
siyaha boyanıp
kadınlara giydiriliyor
yıkılan sinemalardan
geriye kalan
onca beyaz
perde!


Sunay Akın
Antik Acılar

Filika

Batmak üzere olan
bir gemide
panik içindeyken herkes
ne de çok sevinir
ipleri çözülen
filika


Sunay Akın
Antik Acılar