Şiir, Sadece: Tay
Tay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Eylül 2017 Perşembe

Tay

Sen nasıl taysın be
Sen nasıl tay
Sen nasıl tay...

Günlerboyu aç
Ve günde üç öğün kırbaç ...

Sen nasıl gençsin be
Sen nasıl genç
Sen nasıl genç ...

Açlık bir yana da
Boyunduruk iğrenç ...

Tayım benim
Gerilmemiş yayım benim
Kopar ipini fırla
Dağlara kaç ...

Sen bağlı durdukça
Ve sırtında kırbaç
Ferman padişahın
Dağlar da padişahındır ...


Orbay Deliceırmak

28 Ocak 2013 Pazartesi

Tay

Bu küçük, ıslak yüzlü tay,
minik kuyruğu ve ince burnuyla,
fırlayınca ışık içinden, ürperdim:
şaşkın bir bakış yerleşti yüzüme.

Önce bir dizinin üzerinde doğruldu tay,
sonra öbürünün, sonra da ayaklarından birinin;
dünya da böyle doğmuştu kaostan ansızın,
ilk anlarda böyle görünmüştü yeryüzü de.

Her yer kapkaranlıktı yeni doğan tay için
ama duyuyordu varlığını bir ışığın,
ve ağaçları, uzak bir ormandaki,
binlerce yıldırımın gürültüler yaptığı.

Yıldızların gürültüsünde uğulduyor ırmaklar,
canlı otların kokuları ile dopdolu rüzgar
ve onların arasında her şeyden önce Yeryüzü
bir şeyler fısıldayıp duruyor güzel taya.


Ion Alexandru
Türkçesi: Muzaffer Uyguner