Şiir, Sadece

22 Mayıs 2012 Salı

Tren Sesi

Garibim;
Ne bir güzel var avutacak gönlümü,
Bu şehirde,
Ne de bir tanıdık çehre;
Bir tren sesi duymaya göreyim,
Gözüm, iki çeşme.


Orhan Veli

Yolculuk

Rıfkı Melûl Meriç'e
Ne var ki yolculukta,
Her sefer ağlatır beni,
Ben ki yalnızım bu dünyada?
Bir sabah kızıllığında
Yola çıkarım Uzunköprü'den;
Yaylının atları şıngır mıngır;
Arabacım on dört yaşında,
Dizi dizime değer bir tazenin,
Çarşaflı, ama hafifmeşrep;
Gönlüm şen olmalı değil mi?
Nerdee!.
Söyleyin, ne var bu yolculukta?


Orhan Veli

Sakal

Hanginiz bilir, benim kadar,
Karpuzdan fener yapmasını;
Sedefli hançerle, üstüne,
Gülcemal resmi çizmesini;
Beyit düzmesini;
Mektup yazmasını;
Yatmasını,
Kalkmasını;
Bunca yılın Halimesi'ni
Hanginiz bilir, benim kadar,
Memnun etmesini?

Değirmende ağartmadık biz bu sakalı!


Orhan Veli
(Temmuz 1941)

Bir Roman Kahramanı

Çadırımın üstüne yağmur yağıyor,
Saros körfezinden rüzgâr esiyordu,
Ve ben, bir roman kahramanı,
Ot yatağın içinde,
İkinci dünya harbinde,
Başucumda zeytinyağı yakarak
Mevzuumu yaşamaya çalışıyordum
Bir şehirde başlayıp
Kimbilir nerde,
Kimbilir ne gün bitecek mevzuumu.


Orhan Veli
(Ülkü. 1.1.1945)

Söz

Aynada başka güzelsin,
Yatakta başka;
Aldırma söz olur diye;
Tak takıştır,
Sür sürüştür;
İnadına gel,
Piyasa vakti,
Mahallebiciye.

Söz olurmuş,
Olsun;
Dostum değil misin?


Orhan Veli
(Şubat 1941)

Efkarlanırım

Mektup alır, efkârlanırım;
Rakı içer, efkârlanırım;
Yola çıkar, efkârlanırım.
Ne olacak bunun sonu, bilmem.
«Kâzım'ım» türküsünü söylerler,
Üsküdar'da;
Efkârlanırım.


Orhan Veli
(Eylül 1940)

İşbu Deme Erince

İşbu deme erince
Üç kez doğdum aneden
Nice yavru uçurdum
Nice aşiyaneden

Dört doğurdum anamı
Hamil oldum babadan
Babam dokuz ayaklı
Anlama efsaneden

On tayaya emzirdim
İki yüzlü bir çocuk
Kara libas giydirdim
Gösterdim kaşaneden

Kafdağını arkama
Yüklendim etme aceb
Bahr-i muhiti içlim
Kanmadım amma neden

Altmış arşın menare
Çıktım anın üstüne
Çağıruban cihanı
Doldurdum efsaneden

Yüz tınaplı bir çadır
Diktirdim siper için
Ana tuttum yüzümü
Doldum ol kar-haneden

Fir'avn ile görüşüp
Biraz nasihat ettim
Dedi sözün tutmazam
Dönmezem Hamaneden

Yedi başlı bir yılan
Gördüm ki hakim olmuş
Süreti hayvan değil
Bilmezem amma neden

Ak sakallı bir avret
Düştü benim peşime
Zinet etmiş kendine
Lü'lü'i dürdaneden

Yetmiş iki dillice
Düdük aldım çarşıdan
Çaldım ağır sadasın
Geçti asumaneden

Bir top attım maşrıktan
Geldi düştü mağrıba
Bu bir rengin rumuzdur
Anlama efsaneden

Bir mektebe uğradım
Kuş dilini okurlar
Sivri sinek halife
Hocası pervaneden

Alaim-i semayı
Olta edip sarkıttım
Bin bıyıklı bir balık
Çıkardım deryaneden

Gördüm Nuh'un gemisin
Girdim anın içine
Buldum anda necatı
Korkmadım tüneden

Senin "İdris" hakikat
Bu rumuzat sözlerin
Anladı insan olan
Bilmedi hayvaneden


İdris-i Muhtefi

Turnam Gider Olsan Bizim Ellere

Turnam gider olsan bizim ellere
Vezir Ardahan'dan göçtü diyesin
Karşı geldi Kızılbaşın Hanları
Çıldır'da da döğüş oldu diyesin

Al kana boyandı Çıldır dağları
Gaziler diktiler... tuğları
Gözü kanlı Diyarbekir beyleri
Din yoluna şehit düştü diyesin

Çamur dize çıktı kan ile yaştan
Atlar dalmaz oldu serilen leşten
Kaleler yığıldı kesilen baştan
Ak gövdeler kana battı diyesin

İki alay bir araya gelince
Ara yere çarkacılar girince
Beş bin beş yüz belli atlı ölünce
Tokmak Han da kaçtı gitti diyesin

Haberimiz etsin dosta varanlar
Varıp dostun didarını görenler
Şahin şahin paşaları soranlar
Din uğruna şehit düştü desinler


Hayali

Leylam Gelir Deyu Yollar Gözledim

Leylam gelir deyü yollar gözledim
Gelmedi gözümde kaldı hayali
Gizli sırrım beyan etmem gizlerim
Serimi sevdaya saldı hayali

Yarim biçare olduğumu bilmiş
Çifte benler beyaz gerdana inmiş
Bu gece seyrettim beyazlar giymiş
Salındı karşıma geldi hayali

Yarimin sevdası vardır başımda
Uyansam karşımda yatsam düşümde
Ne canibe gitsem bile peşimde
Benim ile yoldaş oldu hayali

Der Hayali hıram ederek yürür
Gece gündüz gitmez karşımda durur
Ben seninim deyü karşımda durur
Garip gönlüm ele aldı hayali


Hayali

İçmişem Bir Dolu Olmuşum Ayık

İçmişem bir dolu olmuşum ayık
Düşmüşüm daglara olmuşum geyik
Sana derim sana sürmeli geyik
Kaçma benden kaçma avcı değilim

Avcı değilim ki düşem izine
Kaça kaça kanlar indi dizine
Sürmeler mi çektin kömür gözüne
Kaçma benden kaçma avcı değilim

Sana derim sana geyik erenler
Bize sevda sana dalga verenler
Dilerim Mevla'dan onmaz vuranlar
Kaçma benden kaçma avcı değilim

Eyder Şah Hatayi'm uçan kaçandan
Zerrece korkmazız bu tatlı candan
Gidip da'vac' olma atana benden
Kaçma benden kaçma avcı değilim


Hatayi

Şu Dünyanın Ötesine

Şu dünyanın ötesine
Vardım deyen yalan söyler
Baştan başa safasını
Sürdüm deyen yalan söyler

Ark kazarlar arkın arkın
Felek çevirmede çarkın
Bu dünyada mal ü mülküm
Vardır deyen yalan söyler

Kur'agaçta olur gazel
Kendi okur kendi yazar
Ahdi bütün hüsnü güzel
Vardır deyen yalan söyler

Avcılar avlarlar bazı
Hakk'a ederler niyazı
Daim beş vakit namazı
Kıldım deyen yalan söyler

Şah Hatayi'm der varılmaz
Varılsa da gelinmez
Rehbersiz bir yol alınmaz
Aldım deyen yalan söyler


Hatayi

Açıldı Cennet Kapısı

Açıldı cennet kapısı
Girebilirsen gel beri
Kıldan incedir köprüsü
Geçebilirsen gel beri

Can melek canıdır
Ten Süleyman tenidir
Suyum arslan kanıdır
İçebilirsen gel beri

Bahçelerin gülüyüm
Ayn-ı cem bülbülüyüm
Kırk kapı kilidiyim
Açabilirsen gel beri

Hatayi'm eyder heman
Dağı bürüdü duman
İşte İncil ü Kur'an
Seçebilirsen gel beri


Hatayi

Vardım Kırklar Yaylasına

Vardım kırklar yaylasına
Gel berü hey can dediler
Yüz sürdüm ayaklarına
Gir işte meydan dediler

Kırklar bir yerde durdular
Yerlerinden yer verdiler
Meydana sofra serdiler
El lokmaya sun dediler

Erenler gönlü ganidir
Yuduğu kalbi arıdır
Gelişin kandan bellidir
Söyle ey ihvan dediler

Gir semaa bile oyna
Silinsin pak olsun ayna
Kırk yıl bir kazanda kayna
Daha çiğsin yan dediler

Gördüğünü gözün ile
Söyleme sen sözün ile
Andan sonra bizim ile
Ol sen de mihman dediler

Düşme dünya mihnetine
Talip ol Hak hazretine
Ab-ı Kevser şerbetine
Parmacığın ban dediler

Şah Hatayi'm nedir halin
Dua edip kaldır elin
Kesegör kıybetten dilin
Cülemiz yeksan dediler


Hatayi

Bahar Eyyamı Erdi De

Bahar eyyamı erdi de
Şadoluben güldü dağlar
Şirin'e gönül verdi de
Ferhad seni deldi dağlar

Üstümüze yüce Gani
Daima zikreyle anı
Ziyaret etmeğe seni
Koç yiğitler geldi dağlar

Hiç yoktur aklım başımda
Dilber hayali düşümde
Sevgili yarin peşinde
Bana mekan oldu dağlar

Farketmem çok ile azı
Bozulmaz yazılan yazı
Arayup sende Ayvaz'ı
Şol Köroğlu buldu dağlar

Kul Muslu der yarim küstü
Bad-ı saba gibi esdi
Güz eyyamı kadem basdı
Gör nice ıssız kaldı dağlar


Geda Muslu

Gör İmdi Ne Demiş Cezayirli De II

Gör imdi ne demiş Cezayirli de
Vermeziz oğlunu bilmiş ol senin
Biz anı gönderdik Sultan Ahmed'e
Kara haberlerin almış ol senin

Yürütmeziz Akdeniz'de gemini
Hakk'ı koyup puta tuttun yönünü
Çevir İslama şol kafir dinini
Gel yezit Müslüman olmuş ol senin

Yine büktük İspanya'nın belini
On dört beyzadeyle aldık malını
Hoş eğlenir idin Mısır yolunu
Hele ettiklerin bulmuş ol senin

Geda Muslu eydür gördüm çuşunu
Gece gündüz ağla salma yaşını
Kilisenin taşlarına sür başını
Yürü var bir zaman çalmış ol senin


Geda Muslu

İspanya Cezayr'e Haber Göndermiş I

İspanya Cezayr'e haber göndermiş
Komazım oğlumu alurum demiş
Eğer vermezlerse kıyametedek
Ben de bu dert ile ölürüm demiş

Kailim beş yıla etseler vade
Cümle emlakimi veririm yade
Peşkeş verirlerse Sultan Ahmed'e
Müslüman ederler bilürüm demiş

Geda Muslu eydür görün harcını
And içti İncil'e tuttu yüzünü
Neylerim ben şimdengerü tahtımı
Varup bir Kil'sede kalurum demiş


Geda Muslu

Sultan Selim Cülusunda

Sultan Selim cülusunda
Sala dedi de yürüdü
Gidelim Mısır'a doğru
Yola dedi de yürüdü

Şamlı çıkıp kaçar köyden
Sofu beri bakmaz Hoy'dan
Mert var ise işte meydan
Gele dedi de yürüdü

Nesne yok imiş aslında
Halife değmiş yerinde
N'arar Yusuf'un şehrinde
Köle dedi de yürüdü

Almak gerek kuh-u Kaf'ı
Kırım var mı ola dahi
Horasan'da ise Şah'ı
Bulam dedi de yürüdü

Bahşi'eydür Mehdi budur
Yücemize ergir Kadir
Kılavuzsa İlyas Hızır
Yola dedi de yürüdü


Bahşi

Yeri Göğü İnsü Cinni Yarattın

Yeri göğü insü cinni yarattın
Sen ey mimar başı eyvancı mısın
Aynı günü çarhı burcu var ettin
Ey mekan sahibi rahşancı mısın

Denizleri yarattın sen kapaksız
Suları yürüttün elsiz ayaksız
Yerleri temelsiz göğü dayaksız
Durdurursun acap iskancı mısın

Kullanırsın kanatsızca rüzgarı
Kürekle mi yaptın sen bu dağları
Ne yapıp da öldürürsün sağları
Can verip alırsın sen cancı mısın

Sekiz cennet yaptın sen Adem için
Adın büyük bağışla anın suçun
Ademi cennetten çıkardın niçin
Buğday nene lazım harmancı mısın

Bir iken bin ettin kendi adını
Görmedim sen gibi iş üstadını
Yeşertirsin kurutursun odunu
Sen bağçevan mısın ormancı mısın

Cibril'e perde altında söylerdin
İnip Beytullah'a kendin dinlerdin
Bu ateşi cehennemi neylerdin
Hamamın mı var ya külhancı mısın

Hafaya çekilip seyrana durdun
Aklı yetmezlerin aklını vurdun
Kıldan ince köptü yaptın da kurdun
Akar suyun mu var bostancı mısın

Bu kışlara bedel bu yazı yaptın
Evvel bahara karşı güzü yaptın
Mizanı iki göz terazi yaptın
Bakkal mısın yoksa dükkancı mısın

Kazanlarda katranların kaynarmış
Yer altında balıkların oynarmış
On bu dünya kadar ejderhan varmış
Şerbet mi satarsın yılancı mısın

Esirci misin koydun cehenneme Arap
Hoca mısın okur yazarsın kitap
Aslın katip midir görürsün hesap
İntisabın mı var yok hancı mısın

Yüzbin cehennemin olsa korkmam birinden
Rahman ismi nazil değil mi senden
Gaffar-üz-zünub'um demedin mi sen
Affet günahımı yalancı mısın

Beni affeylesen düşen mi şandan
Ne dökülür ne eksilir haznenden
Şahlar bile geçer böyle isyandan
Affetsen olmaz mı noksancı mısın

Şanına düşer mi noksan görürsün
Her gönülde oturursun yürürsün
Bunca canı alıp yine verirsin
Götürüp getiren kervancı mısın

Bilirsin ben kulum sen sultanımsın
Kalpte zikrim dilde tercümanımsın
Sen benim canımda can mihmanımsın
Gönlümün yarisin yabancı mısın

Beni deli eyler kendin söylersin
İçerden Azmi'yi pazar eylersin
Yücelerden yüce seyran seylersin
İşin seyran kendin seyrancı mısın


Azmi Baba

Kaside

Elinde Bursa çakısı,
Boynunda kırmızı yazma;
Değnek soyarsın akşamlara kadar,
Fulya tarlasında.

Ben sana 'hayran,
Sen cama tırman.


Orhan Veli
(Eylül 1940)

Festival

Ekmek karnesi tamam ya,
Kömür beyannamesi de verilmiş;
Düşünme artık parasızlığı;
Düşünme yapacağın yapıyı;
El tutar, ömür yeter;
Yanna Allah kerim;
Dayan hovarda gönlüm!


Orhan Veli

Kuşlar Yalan Söyler

İnanma ceketim, inanma
Kuşların söylediklerine;
Benim mahrem-i esrarım sensin.

İnanma kuşlar bu yalanı
Her bahar söyler.
İnanma ceketim, inanma!


Orhan Veli
(Nisan 1940)

İstanbul Türküsü

İstanbul'da Boğaziçi'nde,
Bir fakir Orhan Veli'yim;
Veli'nin oğluyum,
Tarifsiz kederler içinde.

Urumelihisarı'na oturmuşum;
Oturmuş da, bir türkü tutturmuşum:
«İstanbul'un mermer taşları;
Başıma da konuyor, konuyor aman,martı kuşları;

Gözlerimden boşanır hicran yaşları;
Edalı'm,
Senin yüzünden bu hâlim.»
«İstanbul'un orta yeri sinema;
Garipliğim, mahzunluğum duyurmayın anama;
El konuşur, sevişirmiş, bana ne?
Sevdalı'm,
Boynuna vebalim!»

İstanbul'da, Boğaziçi'ndeyim;
Bir fakir Orhan Veli;
Velinin oğlu;
Tarifsiz kederler içindeyim.


Orhan Veli
(Ülkü, 1.2.1045)

20 Mayıs 2012 Pazar

Eski Karım

Nedendir, biliyor musun;
Her gece rüyama girişin,
Her gece şeytana uyuşum,
Bembeyaz çarşafların üstünde;
Nedendir, biliyor musun?
Seni hâlâ seviyorum, eski karım.

Ama ne kadınsın, biliyor musun!


Orhan Veli

Kızılcık

İlk yemişini bu sene verdi,
Kızılcık,
Üç tane;
Bir daha seneye beş tane verir;.
Ömür çok,
Bekleriz;
Ne çıkar?
İlâhi kızılcık!


Orhan Veli
(Nisan 1940)

Illusion

Eski bir sevdadan kurtulmuşum;
Artık bütün kadınlar güzel;
Gömleğim yeni,
Yıkanmışım,
Tıraş olmuşum;
Sulh olmuş.
Bahar gelmiş.
Güneş açmış.
Sokağa çıkmışım, insanlar rahat;
Ben de rahatım.


Orhan Veli
(Mart 1940/Ses, 1.4.1940)

Karmakarışık

Bir okla yaralı kalbim,
Boyacının sandığında;
Güvercinim kâğıt helvasında;
Sevgilim kayığın burnunda;
Yarısı balık,
Yarısı insan;
İn miyim?
Cin miyim?
Ben neyim?


Orhan Veli