Şiir, Sadece

4 Ağustos 2012 Cumartesi

Anla

Akıllı derler aldır
Deli derler aldırma
Derler’i öngörürsen
Yok bakarlar adama

Derler’i songörürsen
Deli derler adama
Sen derler misin, ya da
Deyen misin, de bana


Özdemir Asaf

Anahtar

Konuşmak susmanın kokusudur.
Ya sus-git, ya konuş-gel, ortalarda kalma.
Yalan korkaklığın tortusudur.
Dürüst kaba ol, eğreti saygılı olma.


Özdemir Asaf

An

Gülüş bir yanaşım'dır bir öbür bir kişiye;
Bir'den iki kişiyi döndürür bir kişiye..
Anılarından kale yapıp sığınsa bile,
Yetmez yalnız başına bir ömür bir kişiye.


Özdemir Asaf

Altro

Şarkı söylüyormuşum
Sokaklarda,
Görmüşler.

Yere yere bakıyormuşum
Yürürken,
Duymuşlar.

Sonrasını kendileri uydurmuşlar.


Özdemir Asaf

30 Temmuz 2012 Pazartesi

Altıncı Gün

Benim söylemek için çırpındığım gecelerde,
Siz yoktunuz.


Özdemir Asaf

Aldanı - Aldatı

I


Benim düşlerimin içinde
O uyuyordu, duyuyordum.
Ben bir uykusunda onun,
Bir düş'ünde bulundum..
Uyuyordu,duyuyordu,
Avundum.


II


Benim düşlerimin içinde
O uyumuyordu, biliyordum.
Ben ne bir uykusunda onun,
Ne de bir düş'ünde bulundum..
Bulunsaydım,
Vururdum.


Özdemir Asaf

Albüm

Elimde üç tekerlekli kırmızı bir bisiklet,
Bir nohut-oda Hacıbayram’da
Denizsiz bir ada’nın kıyılarında
Görünmez arkadaşlarım..
Ne işim vardı bu rüya’da.

Bir kere, bisiklet yeşil değildi,
Başkentti, ada değildi.

Karpuz iyi çıkmadı, beni yordu.
Alemdağ ormanında kayboldum;
Herkes beni arıyordu..
Akşam oluyordu, korkuyordum.
Ne işim vardı bu rüya’da.

Alemdağ ormanı yandı, yok oldu;
Benim kayboluşum da öylece kayboldu.

Bir resimde toplanıldı bilmeden..
Birer birer dağınıldı bilmeden..
Beni buldu arayanlar sonunda..
Ama onlar silindiler resimden..
Ne işim vardı bu rüya’da.

Orda orman olsa da gene kaybolsam diyorum.
Ya da resmi yakıp ben onları bulsam diyorum.


Özdemir Asaf

Akıl Gözü

Seni bulmaktan önce aramak isterim.
Seni sevmekten önce anlamak isterim.
Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de,
Sana hep, hep yeniden başlamak isterim.


Özdemir Asaf

Ağlamak

Ağlamak
Bazı acılarda yetmez
Bazı ölümlere

Örtüsüdür bazı acıların
Örter, örtülmez
Savunur bir süre

Ağlayanlar sevinmeli
Sevin ağlayabiliyorsan
Acılar ardarda dinmeli

Durur bir nöbetçi gibi
Durur bir bekçi gibi
Zamana gülmeli-gülmeli

Sevin ağlayabiliyorsan
Unutmanın kardeşidir ağlamak
Uyur uyanır yatağında duyguların
Düşüncenin kucağında hep çocuktur
Ağlamak.


Özdemir Asaf

Adsız Şiirler

Ben size ne yaptım
Çağrı mı, armağan mı, ceza mı
Ne vardı böyle karşıma geçecek
Ben ne yazılar ne çizgiler yitirdim hatırlamadım
Ne var ki sizinki onlar gibi gitmeyecek

Artık olan oldu
Gitmeniz gitmeseniz bir
Ben de düş kursam da kurmasam da
Aklıma yüzünüz gelecektir

Ben size ne yaptım,
Ne kötülüğüm dokundu size
İnanın - hoş niçin inanacaksınız-
Sizi şu ana kadar tanımazdım
İnanmak, bilmek yakışmaz size
Karşıma çıkmayacaktınız.
Karşımda bir resim gibi şimdi
Kurmadığım düşlerin çizdiği, siz
Hem gözüme hem düşünceme
Çakılıp kaldınız
Renklerinize ve biçimlerinize
Düş dışı gerçeklerin çizdiği siz

Beni benden çıkardınız
Beni benden aldınız
Göz görmeye-görmeye
Bir uzağa bıraktınız
Kendime dönmeye artık çok geç.


Özdemir Asaf

Adına

Gece, denize yanaştım.
O, sulardan geliyordu.
Duydum.
Ne iyi, dedim.

Baktım,
O, bir gemide geçiyordu.
Bağırdım.
Gel'siz, gitme'siz.

Döndüm çakıllara sordum,
Siz kimdensiniz.
Dediler durandan,
Bizi yakın edenden.

Denizi sorguya çektim.
Dedim,
Görüyor musun yaşadığımı..
Yetinemedim.

Tuttum yakaladım kendimi
Getirdim gözlerinize serdim.
Durdum, size soruyorum..
Yaşadığımı görüyor musunuz.

Yaşadığımı
Görüyor
Musunuz.


Özdemir Asaf

Adalı Ve Ben

Adalı’nın alnına yazmışlar denizi
Sonra çizgi çizgi kesmişler,
Gömleğine dikmişler
Adalı’nın.

Adalı’nın kentte durumu yaman..
Gömleğim deniz diyor
Sorunca
Ama içki başına vuruyor, zaman zaman
Direniyor Adalı;
Tam kafayı bulunca
Ben sarhoş olmam
Benim her şeyim deniz diyor,
Boyuna adadan söz ediyor.

Takılıyorum,
Adalı diyorum, sevgilin de mi deniz
Sen ondan haber ver..
Susuyor dik dik bakıyor bana
Adalı beni sever,
Adalı bana küfür etmez..
Adalı diyorum boş ver
Bir başka yere diyorum gidip içelim bu gece..
İnsan sevdiği sürece
Uykusu gelmez.

Dalıyoruz bir gecenin içine..
Adalı bi sözümü iki etmez.


Özdemir Asaf

Adalet

İnsansız adalet olmaz
Adaletsiz insan olur mu?
Olur, olmaz olur mu!
Ama, olmaz olsun


Özdemir Asaf

2 = 1

Kim o, deme boşuna...
Benim, ben.
Öyle bir ben ki gelen kapına;
Başdan başa sen.


Özdemir Asaf

29 Temmuz 2012 Pazar

2/1 - 1/2

Giderken bura için, gelince ora için,
Gününde ve gecende kendince ora için
Sakladığın kendini böldün iki yarım'a;
İki kez yaralandın bir yarım yara için.


Özdemir Asaf

28 Temmuz 2012 Cumartesi

Evlerimizi Takdim Ederim

Şu karşıdaki delikli kutuya ev derler
İnsanoğulları burada yer burada içer
Ve daha tuhaf tuhaf işler görürler
Bunların çoğu ayıp şeylerdir söylenmez
Evlerimizin üstü kapalıdır
Ve bütün şairler gökyüzüne pencereden bakarlar
Halbuki kuş yuvalarının üstü açıktır
Ve kuşlar şiir yazmazlar


Bedri Rahmi Eyüboğlu

Keçiyi Yardan

Keçiyi yardan uçuran
Bir tutam ottur
Gözümün önüne geliyor keçi
Hala cıvıl cıvıl gözlerinin içi
Ağzında ecel yeşili
Körpe ıslak
Ezilmiş yırtılmış bir çift yaprak
Uçurumun dibinde incecik bir su
Tatlı mı tatlı duru mu duru
Açmış kocaman gözlerini
Düşünür su
Canlıyken ne kadar hafifti keçi
Şimdi ne kadar ağır.


Bedri Rahmi Eyüboğlu

Pul Pul

Yedi tepeye kurulmuş
Pul pul
Gümüş gümüş balıkları
Pul pul
Işıktan sudan örülmüş
Canım İstanbul


Bedri Rahmi Eyüboğlu

Selam İle Haram

Biz dünyadan gider olduk
Kalanlara selam olsun
Ama hep böyle gidecekse bu dünya
Kalanlara haram olsun.


Bedri Rahmi Eyüboğlu

Tuz

Bir yanım tuz,
Bir yanım şeker
Tuzdan yanayım

Bir yanım deniz
Bir yanım toprak
Denizden yanayım

Bir yanım sen
Bir yanım ben
Senden yanayım


Bedri Rahmi Eyüboğlu

Elemtere Fiş

Elemtere fiş
Kem gözlere şiş
Benim bir yarim var müthiş
Bazen yedi yaşında bazen yetmiş

Elemtere fiş
Kem gözlere şiş
Benim bir yarim var müthiş
Azcık rum azcık kürd azcık ermeni
Aklına esmeye görsün.
Galata kulesinin
Tepesinden atar beni
Sonra benden önce iner, tutar beni

Elemtere fiş
Kem gözlere şiş
Benim bir yarim var müthiş
Yarısı imam yarısı keşiş
Misli menendi görülmemiş
Her parmağında bir marifet
Hünerli mi hünerli

Ayıptır söylemesi
Hemi Galatasaraylı hemi Fenerli


Bedri Rahmi Eyüboğlu

Yetim Bahçe

Senin güllerin her yerde açar
Dağda, bayırda, kırda, bozkırda
Bozkır biraz şüpheli ama
Günlerden bir gün açar mı açar
Bozkır dediğin sakar
Senin güllerin her yerde açar
Ya benim güllerim
Sevinen çocuk gözlerinde bir
Bedava iyilik yapanların gözlerinde iki
Bağışlamasını bilen yüreklerin en kuytu yerinde
açar üç
Benim güllerimle senin güllerin el ele
En güzel bahçe
Benim güllerim olmadıkça
Senin bahçelerin yetim, yitik


Bedri Rahmi Eyüboğlu

Bir Şahit Aranıyor

Yaşadım!
Erik ağaçları şahidimdir
Yıldızlar şahidimdir.

Yaşadım!
Avuçlarımın gücü yettiği kadar
Dağları, kadınları, meyveleri
Yaşadım!
İncirin dallarına yürüyen süt
Yonca tarlasından gelen nefes
Horozun ibiğinden damlayan kan
Yollar ve sevgili türküler şahidimdir.


Bedri Rahmi Eyüboğlu

Erimek

Erimek belirsizce herşeyde,
Karışmak sulara yıldızlara,
Sinmek kokusuna mor menekşenin,
Yanmak damar damar, nefes nefes,
Yaşamak tükene tükene.


Bedri Rahmi Eyüboğlu

Nafile

Simsiyah
Bembeyaz
Bomboşum
İster siyah tebeşirle çiz
İster beyaz tebeşirle
Nafile


Bedri Rahmi Eyüboğlu

Bigüzel

Seni bigüzel giymişim içime gavurun kızı
Bir kurşunda vurdular ikimizi
Gün ışır, yaprak titrer, tohum üşür
Acı güllerle kızarır hikayemizi.


Bedri Rahmi Eyüboğlu

Gitti Gider

Gönül, kararın bulurum
Ten yıpranır, elden gider.
Üstüne kilit vururum,
Kul, köle, kurban olurum
Can çekişir, elden gider.
İki gözüm iki çeşme,
Düşerim canın peşine
Yar tükenir, elden gider...


Bedri Rahmi Eyüboğlu

Yıkansın Gözlerim Yıkansın

Soyunsun gözlerimin cilasında
İçersinden aydınlanmış tarlalar
Soyunsun beyazlığı içlerinden gelen evler
Soyunsun utancını arzular
Yıkansın gözlerim yıkansın! ...

Soyunsun gözlerimin cilasında
Gelmiş, gelecek bütün kızlar,
Soyunsun hafızanın insan gözü değmemiş yerinde
Sineler, buseler, arzular
Ve bütün bir ömür
Lahzada harcansın
Yıkansın gözlerim yıkansın! ...


Bedri Rahmi Eyüboğlu

Kağıt Gemi

Kağıttan bir gemi yaptım küçücük
Ya 5 öpücük sığar içine
Ya 10 öpücük
Kız kardeşim
10 öpücük batar bu gemi dedi
Sen misin
15 öpücük
Anam sakın denize atma dedi
Doğru havuza
Sen misin
Doğru denize,
Ama ıslanmasıyla batması bir oldu.

Bir gemi daha yaparım ne çıkar
Hem bu sefer öpücük yerine
Sunturlu birkaç küfür
Daha birkaç gemi yaparım
Çok şükür...


Bedri Rahmi Eyüboğlu

Sana Büyük Şehirlerden Bahsedeceğim

Sana büyük şehirlerden bahsedeceğim.
En büyük camiler orada kurulur,
En küçük mezarlar orada kazılır
En kara yazılar orda dizilir.

Yüksek minarelerde sela verilir,
Civar hanelerde zina edilir.
Büyük şehirlerde yalan söylenir,
Halbuki küçük köylerin mezarlığı bile yoktur.

Büyük şehirlere bağlanma mehmedim.
Öyle bir şehre yerleş ki,
Küçük olsun fakat bizim olsun.
Sokaklarında tanımadık yüz,
Ensesine şamar atmayacağın kimse dolaşmasın.
Her ağacına elin,
Her karış toprağına terin değsin.
Ve kuytu evlerden birinde
Senden habersiz ölenler olmasın.


Bedri Rahmi Eyüboğlu

Can Tükenir

Kimse bilmez can nerdedir
Can tükenir can tükenir
Saçımın telinden sızar
Gözümün ferinden uçar
Can tükenir can tükenir
Her korku zerresinde ziyan
Her kımıldanışında yaprak
Can tükenir can tükenir


Bedri Rahmi Eyüboğlu

Susadım

Susadım
Üç tane elma soydular, üç tane portakal
Nafile
Bir bardak suyun yerini tutmadı
Acıktım
Kuş sütü, kuru üzüm getirdiler
Nafile
Bir çimdik somunun yerini tutmadı
Seni düşündüm sevgilim şükrederek
Su gibi aziz olasın her daim
Ekmek gibi mübarek.


Bedri Rahmi Eyüboğlu

Hüzün Geldi

Türküler bitti
Halaylar durdu
Horonlar durdu
Al damar, mor damar, şah damar sustu
Bahçeler put kesildi birer birer
Meyveler salkım saçak taş.
Bir bulut uçardı
Başı boş bedava
Yandı kül oldu.
Hüzün geldi baş köşeye kuruldu
Yoruldu yüreğim yoruldu.
Ağaç büyür arkasında koşamam
Kervan yürür peşi sıra düşemem
Yıldız akar uçsam da yetişemem.
Hüzün geldi baş köşeye kuruldu
Yoruldu yüreğim yoruldu.


Bedri Rahmi Eyüboğlu

Kusura Bakma

Kusura bakma
İçinde bulunduğum an
Bir yarın geçmişte neyleyim
Gelecekte öteki yarın
Zaman dediğin hasba üç ayaklı
Birinin canı ötekinde saklı
Şu anın canı gelecekte
Geleceğin canı geçmişte saklı


Bedri Rahmi Eyüboğlu

Arkadaş Dökümü

Evvela dişlerimiz döküldü
Sonra saçlarımız
Arkasından birer birer arkadaşlarımız
Şu canım dünyanın orta yerinde
Yalnız başına yapayalnız
Kırılmış kolumuz, kanadımız
Tatlı canımızdan usanmışız

Bir şüphedir sarmış yüreğimizi
Ya kendini aldatıyor demişiz ya bizi
Bir şüphedir demir atmış ciğerimize
Pamuk ipliği ile bağlamışlar bizi
Düğüm üstüne düğüm şöyle dursun
Bir çalım bir kurum hepimizde
Nereden inceyse oradan kopsun

Bu canım dünyanın orta yerinde
Hayvanlar kadar bağlanamamışız birbirimize
Yalan mı? Gözünü sevdiğim karıncalar
İşte: Hamsiler sürü sürü
Arılar bölük bölük geçer
Leylekler tabur tabur

Ya bizler? Eşref-i mahlukat! ..
Boğazımıza kadar kendi murdar karanlığımıza gömülmüşüz

Bizler bölük bölük, bizler tabur tabur
Bizler sürü sepet
Yalnız birbirimizi öldürmüşüz


Bedri Rahmi Eyüboğlu

Paramparça

Ağaç bütün
Işık bütün
Meyve bütün
Benim dünyam paramparça.

Büyük bir ayna kırılmış
Kırılıp yere dökülmüş
Kainat içine düşmüş
Düşmüş amma paramparça.

Yaprak yaprak yapıştırdım
Diyar diyar dolaştırdım
Bir alevdir tutuşturdum
Yandım amma paramparça.


Bedri Rahmi Eyüboğlu

21 Temmuz 2012 Cumartesi

Yar Yüreğin Yar

elmayı ikiye böldüler
içinden kurt çıktığın gördüler
ağacı lime lime dildiler
böceğin halinden bildiler
ferman padişahınsa dağlar bizimdir denildi
dağların bağrı deşildi
çözüldü mevsimlerin sırrı yaprak yaprak
yedi kat yerin dibinden haber getirdi
gözünü sevdiğim tohum, gözünü sevdiğim toprak
kılı kırka yardılar oğul
suyun sudan gizlisi kalmadı
suyun sudan gizlisi kalmadı
buğdayın macerası meydanda
yıldızların sırrı aşikar oldu
arı gözümüzün önünde sızdı balını
karanfil alevini
kırlangıcın alınyazısı
penceremzin önünde yazıldı
bir sensin gizlenen oğul
ağlarsın gizli gizli
seversin gizli gizli
ölürsün gizli gizli
çatlarsın arzudan, iştihadan
yer yarılır yere geçersin
söyleyemezsin
yar yüreğin yar vakit tamamdır
neler aldın dünyamızdan bunca zamandır
yar yüreğin yar gör ki neler var
belki seyyar kuşların ömrü kadar sade aydınlık
belki vişne çiçekleri kadar beyaz ılık
belki çürümüş yılanlar kadar mundar
belki mahzende yıllanmış şarap kadar lezzetli
bir aşktır fışkırıp çıkacak
ne çıkarsa bahtımıza
yar yüreğin yar bölüşelim
beraber ağlayalım dertleşelim
yar yüreğin yar yarmağa değer
bir insan tanımak oğul, bir cihan tanımağa bedel...


Bedri Rahmi Eyüboğlu

Karadut

Karadutum, çatal karam, çingenem
Nar tanem, nur tanem, bir tanem
Ağaç isem dalımsın salkım saçak
Petek isem balımsın ağulum
Günahımsın, vebalimsin.
Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan
Yoluna bir can koyduğum
Gökte ararken yerde bulduğum
Karadutum, çatal karam, çingenem
Daha nem olacaktın bir tanem
Gülen ayvam, ağlayan narımsın
Kadınım, kısrağım, karımsın.


Bedri Rahmi Eyüboğlu

9 Temmuz 2012 Pazartesi

Sitem

Önde zeytin ağaçları arkasında yar
Sene 1946
Mevsim
Sonbahar
Önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim
Dalları neyleyim.
Yar yollarına dökülmedik dilleri neyleyim.

Yar yar!..Seni kara saplı bir bıçak gibi sineme sapladılar
Değirmen misali döner başım
Sevda değil bu bir hışım
Gel gör beni darmadağın
Tel tel çözülüp kalmışım.
Yar yar
Canımın çekirdeğinde diken
Gözümün bebeğinde sitem var


Bedri Rahmi Eyuboğlu

Kara Sevda

...ve nihayet gelip çattı
Bir dilimi zehir zıkkım
Bir dilimi candan tatlı.
Masallarla indi yere
Sebil oldu cümle hikayelere
kara kara kazanlarda kaynadı
Diyar diyar al kanlara boyandı
Türkülerde ateş alev yandı tutuştu
Gördes kiliminde nakış
Minyatür bahçelerinde suret kesildi.
Ve nihayet gelip çattı
Elveda belirsiz bedava sevince
Uçan kuşa eşe dosta elveda
Bütün haşmetiyle gelip çattı
Bir dilimi zehir zıkkım
Bir dilimi candan tatlı.


Bedri Rahmi Eyüboğlu

Hava Ve Melekler

İki üç kez sevmiştim seni,
Yüzünü görmeden, adını duymadan önce.
Hani taparız ya meleklere, bize göründüklerinde
Kimi öyle bir ses, kimi belirsiz bir alev gibi.
Gene de senin bulunduğun yere geldiğimde,
Gördüğüm çok güzel, görkemli bir hiçti!
Ama ruhum etten kemikten olduğuna
Ve onlarsız bir şey yapamayacağıma göre,
Bir bedene bürünmeli ruhumun çocukluğu olan aşk da,
O da bensiz olamaz annesi gibi.
Bu yüzden senin için, nedir, kimdir, diye
"Bir sor bakalım" dedim aşk'a önce,
Sonra bıraktım bürünsün artık bedenine,
Yerlessin dudaklarına, gözlerine, alnına.
İşte böyle, aşka biraz safra yüklesem de,
"Daha dengeli olsa" derken gidişi,
Baktım öyle yüklemişim ki aşk teknesini,
Hayranlığım bile batacak hale gelmiş neredeyse.
Saçının bir teli bile aşka öyle çok iş çıkarıyor ki,
Daha uygun bir beden bulmak gerek bunun yerine.
Çünkü aşk ne hiçlikte barınabilir, ne de
Aşırı yoğun, aşırı parlak varlıklarda.
O halde; nasıl bir melek kendi kadar olmasa bile,
Saf ve cisimsiz, havadan yüz ve kanatlar takınırsa,
Benim aşkımın küresi olabilir senin aşkın da.
İşte havanın saflığıyla meleklerinki arasında
Ne fark varsa,
Sonsuza dek
O fark
Olacak aslında,
Kadının aşkıyla
Erkeğin aşkı arasında


John Donne

Pire

Bak şimdi şu pireye; bak da gör işte,
Benden esirgediğin ne denli küçük bir şey.
Benim kanımı emmiş, sıra gelmiş seninkine;
İki kan karışmış bile şu anda bu pirede.
Sence de, ne günah sayılır bu, ne ayıp, değil mi;
Ne de kızlığın elden gitti yani şimdi?
Oysa şu pire, kur falan yapmadan alıyor alacağını,
Şişiyor işte zevkten, birleştirirken iki kanı.
Yazık ki, biz beceremedik bir türlü şu kadarını.

Ah yapma, kıyma üç cana birden bir pirede;
Evlenme bir yana, daha da öte geçtik biz o pirenin bedeninde.
Bu gördüğün pire hem sensin şimdi, hem benim,
Hem de zifaf yatağımız, nikâh mabedimiz bizim.
Ailelerimiz, ve sen, karşı çıksanız da, buluşmuşuz,
Bu kapkara canlı duvarlar arasına kapanmışız.
Âdettendir diye beni öldürmek isteyebilirsin ama,
Hiç değilse kendinin katili olma,
Üç cinayetle üç günahın vebalini alma.

Yaptın yapacağını zalim, lafı ağzıma tıkadın;
Zavallının kanıyla tırnağını kızıla boyadın.
Senden bir damla kan emmiş olmaktan öte,
Suçu var mı şu pirenin şimdi, söyle?
Ama, haklı çıkmanın gururu okunuyor yüzünde;
Diyorsun ki, ne sende halsizlik var, ne bende.
Çok doğru; korkuların ne kadar boşmuş anlamışsındır herhalde!
İşte, şu pirenin ölümü senin canından ne götürdüyse,
Kaybedeceğin onur da o kadar, bana "Evet," demekle.


John Donne

Veda

Bu yüzden, ruhlarımız tek olduğu için,
Ben gidecek olsam bile, asla kopmazlar
Birbirlerinden, hava inceliğinde
Dövülmüş altın gibi, uzayıp giderler sadece.

Bir değil, iki olsalar da tıpkı
İki sağlam ayağı gibidirler bir pergelin;
Senin ruhun, pergelin sabit ayağı,
Hiç kımıldamaz, öbürü oynamazsa yerinden.

Merkezde dursa da senin ruhun,
Öbürü uzaklara gittiği zaman,
Eğilir kulak kabartır ardından
Ve öbürü döndüğünde dikleşir yeniden.


John Donne
(Yas Tutmak Yasak - 1633)

İlahi Soneler VI

Ey Ölüm! Bazıları kudret ve dehşet görse de sende
Sakın gururlanma sen, çünkü ikisi de değilsin
Alıp götüreceğinden emin oldukların bile ölmez de
Zavallı ölüm, sen beni öldürmeye kadir değilsin.
Eğer sadece uyku ve dinlenmeden ibaretsen sen
Gerçekten de keyif verici bir şey olmalısın.
Hem en önce en iyilerimiz gidiyor seninle
Kemiklerine rahat, ruhlarına huzursun.
Kadere, şansa, krallara ve çaresizlere köle,
Varlığını savaş, zehir ve hastalıklarla sürdürürsün,
Verdiğin uykuyu bulabiliriz afyonda, büyüde bile;
Hem onlar daha iyi uyutur; Sen niye övünürsün?
Kısa bir uykusun, ebediyete uyandığımızda biteceksin,
Ölüm olmayacak artık, Ölüm o zaman sen öleceksin.


John Donne

8 Temmuz 2012 Pazar

Ağlama Ben Giderken

nasıl ayrılırlarsa bu dünyadan
sessizce erdemli insanlar
derlerken tüm dostları dört bir yandan
gidiyor galiba, hayır daha var

bırakalım biz de birbirimizi
fırtınalar koparmadan hiç öyle
günah olur göstermek sevgimizi
sevgi tekkesini bilmeyenlere

korkutucudur sarsılışı yerin
insanlar anlam vermeye çalışır
ama titreyişleri kürelerin
daha büyükse de zararsız kalır

sevgileri bedeni aşmayanlar
dayanamaz ayrılık acısına
çünkü ansızın ellerinden kaçar
sevmek dedikleri herşey adına

oysa bağlanmış ince bir sevgiyle
kendimizin bile anlamadığı
uslarımız yeter de artar diye
biz bırakırız el, göz ve dudağı

eksilmez hiç birleşmiş ruhlarımız
benim seni böyle koyup gitmemle
tam tersine çoğalır varlığımız
altın dövülüp incelmişcesine

ayrıyız çünkü, ayrıysak da eğer
bir pergelin iki bacağı gibi
sen o bacak ki görünmeden döner
açık açık döndüğünde öteki

ve ayrılmasa da bir an ortadan
eşi olduğunda uzaklaşacak
eğilip uzanır onun ardından
dönüşünü kalkıp karşılayarak

olacaksın hiç sarsılmaz desteğim
giden benim tam sen de öğle işte
yardımınla son bulacak çemberim
ve döneceğim başladığım yere.


John Donne

6 Temmuz 2012 Cuma

Yarın

Yarın belki
bin yıl ötede.


Langston Hughes

Söyle

Neden benim yalnızlığım olsun,
Neden benim şarkımmış,
Neden benim olsun ki o düşler,
ertelenmiş,
gereksiz yere
uzatılmış


Langston Hughes

Öğüt

Ahbap, bak sözüm sana,
doğmak zordur
ölmek de bayağı,
öyleyse
bir sevgi bulmaya bak kendine
ikisinin arasında.


Langston Hughes

Metronun Kalabalık Saati

İç içe
soluklar ve kokular
öylesine yan yana
iç içe
kara ve beyaz
öylesine sıkışık
yer kalmamış korkuya.


Langston Hughes

Hayret

Alacakaranlığın maviliği.
Yanmamış henüz ışıklar.
Hey bak!
Şimdi yandılar!


Langston Hughes